Akif BEDİR

mail.haber111@gmail.com 07 Mart 2018 Çarşamba 09:50 DİĞER KÖŞE YAZILARI

İÇİNE ŞEYTAN KAÇMIŞ KİŞİLER

 
Çalışma arası TV de zapping yapıyorum. Bir kanalda “Abdülhamid’i anmak ve anlamak” diye bir program görünce yaşadığımız yüzyılda Abdülhamid’i çok iyi anlamalı ve de anlatmalıyız diye düşünüp izlemeye başladım.
 
Bir beyefendi muhteşem bir dua yaptı. “Âmin” derken gönül tellerimin titrediğini hissedebiliyordum. Açılış için birileri konuşuyor konuya ufaktan değinip geçiyordu. Programın başlamasını ciddi ciddi beklemeye başlamıştım.
 
Bir belediye başkan vekili çıktı kürsüye. Selam faslına başlarken izleyiciler arasında oturan cumhurbaşkanımızın oğlu için Bilal Erdoğan Hazretleri diye methiye dizince yanlış mı anladım diye eşimin teyidine ihtiyaç duydum. Doğrusu midem bulanmıştı.
 
Düşündüm… Bu zat ilim ve fazilet sahibi mi? İmani meselelerde, uhrevi işlerde, fazilette, ahlaki konularda ve Allah’a yakınlıkta en ileride olan kişi mi? Bize manevi konularda yol gösterici mi? El cevap, kocaman bir hayır…
 
Böyle bir programda, insanı mest eden bir duadan sonra sırf yalakalık, küçük hesaplar için yapılan bir seviye kaybıydı.  
 
Beklentiler uğruna, sırf çıkar için, peşin bir karşılığı olduğu için “kula kul olma” bu olsa gerek diye düşündüm.
 
Günde kırk kere “İyyakenabüdü ve iyyakenestain” “Allah’ım, yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” diyerek Allah’a (cc) söz verip, kendi varlığımızın sahibi Rabbimize ait olduğumuzu gösterecek sonra…
 
Fatiha Suresi’nin bu ayeti Allah’ın dışında hiç kimseyi ve hiç bir şeyi tapınmaya layık bilmemek, yalnızca Allah’ın emrine boyun eğmek ve O’nun dışında hiç kimsenin karşısında kulluk etmeyip sadece O’na teslim olmayı emretmiyor mu?
 
İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “İyyakena’budu”, kulun Allah’a doğru rağbetini, yakınlaşmasını ve O’na kulluğunu göstermesi ve amelini başkasına değil, yalnızca O’na has kılmayı ortaya koymasıdır. “İyyakeneste’in”, Allah’a çok ibadet etmek için O’ndan yardım talep etmek, verilen nimetlerin devamını isteyip O’ndan yardım ummaktır”.
 
“Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ı bırakıp ta bir kısmımız diğer bir kısmımızı Rabler edinmeyelim…” (Ali İmran-64)
 
Kulluk denilince akıllara ilk gelen şey köleliktir. Hâlbuki gerçek kulluk, insanları kölelikten, esaretten, cehaletten, zulümden ve sömürülmekten kurtaran tek kurtuluş yoludur. İnsan Rabbine kul oldukça özgürleşir, O’na kul olmadıkça köleleşir. 
 
Kulluğun amacı, Allah’ın rızasına ulaşmak, takva sahibi olmak, bununla dünya hayatını düzene koymak, iyi bir insan, iyi bir Müslüman olabilmek ve öldükten sonra ebedi hayatta da cenneti kazanmaktır.
 
Resulullah (sav) Efendimiz’in sevgili kızı Hazret-i Fatıma’ya yaptığı ikaz ibrete şayandır: “Ey Allah’ın Resulü olan Muhammed’in kızı Fatıma… Allah katında makbul olan salih ameller işle… (Babanın peygamber olduğuna güvenme) çünkü ben, (kulluk yapmadığınız takdirde) sizi Allah’ın azabından kurtaramam.” 
 
“Ey Resulullah’ın kızı Fatıma… Sen de kendini Allah’tan satın almaya çalış, zira senin için de bir şey yapamam.”
 
O Fatıma (ra) ki, Resulullah’ın (sav) neslini devam ettiren “Nur Yumağı”…
 
Nebiler Efendisinin Zehra’sı, son çiçeği...
 
Kızlarının en küçüğü...
 
Aklı, zekâsı, güzelliği, dünyaya düşkün olmaması, takvası ve güzel ahlâkı ile bütün insanlığa örnek olan Resulullah’ın (sav) son sevdası…
 
Cennet gençlerinin efendileri Hz. Hasan ve Hüseyin'in anneleri...
 
Hz. Ali (ra) efendimizin zevcesi...
Eli değirmen döndüren “Fatıma ana” diye anılan bir sultane anne... 
Beyi ve çocuklarıyla ehl-i beyt’i teşkil eden ümmetin hanımlarının seyyidesi... 
Cennet hurilerinin hanımefendisi... 
 
Bu ikazlar Allah’a karşı bir hüsnü edebin ifadesi olduğu gibi, şımarıklığı önlemek, bazı makamdaki yakınlarına güvenenlere ders vermek, son sözün Allah’a ait olduğuna işaret etmek, başkalarına güvenerek ihlasta gevşeklik yapmanın sakıncasına dikkat çekmek gibi hakikatleri ders vermeye yöneliktir, diye düşünüyorum.
 
Dolayısıyla, salih kullara duyulan muhabbet, hürmet, aidiyet, mensu­biyet ve hüsn-i zan duygularını, ebedî kurtuluş hususunda şer’i bir nass kat’iyyetinde görmek, kişiye manen zarar verir.
 
Allah’tan başka ilah yoktur deyip kalbinde bir sürü ilah besleyenlere veyl olsun.
 
Makama, rütbeye, kazanca, kâra, kuvvete güven duyup, boyun bükenlere veyl olsun.
 
Beklentiyi, faydayı, sana vermeye muktedir olanları düşünüp hareket edenlere veyl olsun.
 
Bunlar kalpleriyle bunlara güvenir, fakat Allah’a güvendikleri izlenimi verirler. Onların Allah’ı zikretmeleri genellikle kalpleriyle değil, dilleriyle olur.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ANKARA ⇓
İmsak 06:24
Güneş 07:54
Öğle 12:49
İkindi 15:10
Akşam 17:31
Yatsı 18:56
DÖVİZ KURLARI
USD 5.3614     EURO 6.0963     IMKB 91091     ALTIN 214,414    
ANKARA