Akif BEDİR

mail.haber111@gmail.com 18 Ekim 2018 Perşembe 10:36 DİĞER KÖŞE YAZILARI

TARİHTEN DERS ALMAK

Bugün köşemde tarihten anekdotlar aktarıp yorumu sizlerin yapmasını, yorum yaparken de sizlere vereceğim anahtar kelimeleri kullanmanızı isteyeceğim. Yorumlarınızı şimdiden merak ediyorum.
 
Anekdot 1:
19.yüzyılda Almanya’nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu. Fransızlar, her sene nehrin Almanların kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı. O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses çıkaramıyorlardı.  Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına durumu yazıp imdat istemekte bulurlar.
 
Mektupta söyle denmektedir:
“Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyet’in de halifesisiniz. Bizi şu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkânı sağlayın
 
Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen padişah, asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabi bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollanır. Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp mektubu okurlar:
 
“Fransızlar korkak adamlardır. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir. Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerinde dolaştırın. Karşıdan gören Fransızlar için bu kâfidir
 
Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetiyle nehir kıyısında dolaşmaya başlarlar. Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanların sevinç çığlıkları atmalarına sebep olur:
 
“Osmanlılardan imdat geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini de terk ederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar. Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz. Zulüm sona ermiştir
 
Bu olay, Mülhaymlilerin gönüllerinde taht kurmuştur. Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülhaym’a bağlı Karlsruhe müzesine koyup ziyarete açarlar. Şehrin en yüksek binasına da Osmanlı bayrağı asarlar. Ayrıca, halen olayın yıldönümünde de şehirde bir karnaval düzenleyip, hadiseyi temsilen kutlarlar.
 
Bu olay, Osmanlı’nın sadece bir yeniçeri kıyafetiyle Almanları, Fransızların elinden ve talandan kurtardığını gösteren maziden elmas bir tablo olarak kalmıştır.
 
Anahtar kelimelerimiz: papaz, casusluk, ajan, FETÖ, PKK, 35 yıl, 3 yıla fit olmak, bağımsız yargı, gizli tanık, efelik, devletin vakarı, kuyruğu dik tutmak, dik durmak, karizmayı çizdirmek, büyük devlet, büyük konuşmak, tükürdüğünü yalamak, yas tutmak, bağımsızlaşma mücadelesi, takas, kirli ilişki, elini kolunu sallayarak gitmek, yargının bağımsızlığı, millî çıkarlarını korumak, milli güvenlik sorunu,bedel ödemek, susmak, yargı kararı, adaletin kestiği parmak, yargıya karışmamak, küresel güç, Trump, teselli mesajları, dolar, kriz, niye, hesap sormak, yalan. 
 
Anekdot 2:
İran Seferi, Hazreti Ömer’in hilâfeti zamanında yapılmış ve bol miktarda ganimet elde edilmişti. Ganimetler arasında kıymetli kumaşlar da vardı. Harpten dönüldükten sonra ganimetler ashap arasında dağıtılmış ve herkes hissesine düşeni almıştı.
 
Hazreti Ömer, kendisininki ile oğlu Abdullah’ın kumaş hissesini birleştirerek üzerine bir hırka diktirdi.
 
Bir Cuma günü üzerindeki yeni hırkasıyla hutbe irad etmeye çıkıp:
“Ey mü’minler beni dinleyin ve bana itaat edin” diye seslendiği zaman, ashaptan biri ayağa kalktı ve:
“Üzerindeki elbisenin hesabını vermedikçe seni dinlemiyor ve sana itaat da etmiyoruz. Çünkü ganimetten bize düşenle bir elbise yapmak imkânsızdı. Sen nasıl oluyor da elbise olabilecek kumaş alabiliyorsun” dedi.
Hazreti Ömer o ashabın konuşmasını dinledikten sonra, oğlu Abdullah’a:
“Ey Ömer’in oğlu kalk cevap ver” dedi. Abdullah bin Ömer, ayağa kalktı:
“Allah’a yemin ederim ki, babamın üzerindeki kumaşın yarısı benim hisseme düşen kumaştır. Babam ikimizinkini birleştirdikten sonra elbise yaptı” diyerek meseleyi izah etti. 
Hazreti Ömer’in oğlunu dinleyen sahabe tekrar ayağa kalkarak:
“Ya Ömer, şimdi konuş. Hem seni dinliyor ve hem de itaat ediyoruz” dedi. Hazreti Ömer de ancak ondan sonra hutbesini okumaya devam etti.
 
Anahtar kelimelerimiz: neye layık iseniz o şekilde idare olunursunuz, adalet, hesap sorabilme, gerçek demokrasi, tasarruf etmek, niye hep biz, asgari ücret, fakirlik sınırı, ölüm var, aile efradı, yalakalık, ben de hata yapabilirim, hayal dünyası, yönetenler de sorgulanmalı, at gözlüğüyle hareket edip etrafı görmeyen, olayları tek taraflı inceleyen, eleştirmeyen, eleştirilmeyen, olumsuzlukları görmek istemeyen, reddeden, kendi bildiğini okuyan.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ANKARA ⇓
İmsak 06:04
Güneş 07:32
Öğle 12:40
İkindi 15:13
Akşam 17:36
Yatsı 18:59
DÖVİZ KURLARI
USD 5.3183     EURO 6.0945     IMKB 94237     ALTIN 209,633    
13°ANKARA