Ercan AKPINAR

02 Aralık 2018 Pazar 12:50 DİĞER KÖŞE YAZILARI

UNUTTURULAN İSTANBUL İŞGALİ !!!!!!!!

Not: Balkan Harbi’nde, Selanik’e yürüyen Bulgar kuvvetlerinin süvari subaylarının içinde Bulgaristan’ın Paris elçisi ihtiyat subayı olarak görev yapmıştır.
Bu harpte ordunun önünde herkesten önce kılıç sallayan, tüfek atan, kan akıtan Bulgar aydınlarının sayısıyla, ülkemizdeki aydınlardan aynı görevi yapanların sayısıyla kıyaslamak incelemek ve araştırmak önemli bir mesele olsa gerek.

UNUTTURULAN İSTANBUL İŞGALİ !!!!!!!!

İşgale gelen Avrupa devletlerinin orduları, İstanbul’daki Müslüman halkın şerefi ve namusuyla oynamaktan çekinmiyor, hatta “keyfi” olarak insanların canlarını dahi alabiliyorlardı.
Fransız askerleri tarafından öldürülen Galata Köprüsü’nde görevli Şuayip Efendi ve Yeşilköy’deki Mustafa adlı bir kişi, bu keyfi ölümlere örnektir.
Yunan askerleri, İstanbul’da olmanın sarhoşluğu içindeydi,.
Caddelerde dolaşırken “Ayasofya’yı alacağız.
Türkleri kovacağız” diye şarkılar söylüyor ve bunları halkın da duyabileceği bir şekilde yüksek sesle söylüyorlardı.
Ayrıca gördükleri insanları darp etmekten çekinmeyen bu askerler, yolda denk geldikleri insanların feslerini yere atarak çiğnemekten de büyük keyif alıyorlardı.
Bununla yetinmeyen Yunan askerleri,Tuzla’da ezan okuyan bir müezzine ateş ederek dini değerlerimizi de ayaklar altına almaktan çekinmediklerini gösterecekti.
,Üstelik Ümreniye’de ezan okuyan müezzine ateş açan İngiliz askerleri de bu alanda Yunan askerlerini geride bırakmayacaktı.
Müslüman halk, İngiliz askerleri tarafından sanki Türk olmakla suçmuş gibi
”Sen Türk, Türk “ denilerek aşağılanmaya çalışılıyordu.
Spor müsabakalarında binaya asılı olan Osmanlı sancağı indiriliyor ve yere atılıyordu.
Üsküdar’da ise bir evin penceresinde asılı Osmanlı sancağı yere indiriliyor ancak bu defa da İngiliz askerlerinin kılıçları ile parçalanıyordu.
Kadıköy’de Rüsumat memuru Süleyman efendi’nin elleri 3 yunan askeri tarafından bağlanıyor ve ailesine gözlerinin önünde tecavüz ediliyordu.
Bu sırada yunan askerleri ”Defolun gidin buradan.
Biz sizi birden öldürmeyeceğiz.
Her gün birer parçanızı kesme suretiyle öldüreceğiz.”diyerek tehdit etmekten geri durmuyorlardı.
Bir İngiliz polisi de İçerenköy’de bir kasabın yaşadığı evin kapısını kıracak ve karısına tecavüz etmeye kalkacaktı.
İtilaf devletlerinin Galata’daki pasaport dairesinden izin almadan İstanbul halkından kimse Anadolu tarafına gidemiyordu.
Edirne tarafına gitmek istediğinizde de Fransız zabıtasından vize almamız gerekiyordu,
29 Haziran 1920’den itibaren de artık Yunan konsolosluğundan da izin almanız gerekecekti.
Tüm bu yaşananlar İstanbul halkının zihninden silinmeyecekti.
İşgal kuvvetleri  İstanbul’dan gittikten yıllar sonra 30 kasım 1925 günü İstanbul’da yayımlanan Halk gazetesi halkı işgal döneminde yaşadıları anılarını yazmaya davet etti.
Türk askerlerinin İngiliz askerleriyle kavgasına şahit olan bir vatandaşın anısı şu şekilde idi: “Güzel İstanbul’un işgal altında inlediği bir gün Beyoğlu’nda geçiyordum.
Karşı kaldırımda bir Türk askeri dikkatimi çekti. elindeki çıkından ve sefer tasından anlaşıldığına göre bu zabitin evine yemek götüren bir emir eri idi.
Düşük omuzları hayattan bezgin kasvetli çehresiyle ve ayağında yırtık çarıklarıyla kendisini bırakmış başını eğmiş gözleri öne müteveccih sessiz sedasız yürüyordu.
Birdenbire karşıdaki barın kapısı açıldı.
Üç İngiliz askeri göründü uzun boyları ve kanlı gözleriyle bu mukaddes toprakların geçici hakimleri birbirleriyle kaba kaba şakalaşarak Türk askerinin önüne kadar geldiler.
İçlerinden en kuvvetlisi ve vücutlusu hiç yoktan Türk askerinin önünde bir boksör vaziyeti takındı ve saniye geçmeden Türk askerinin yüzüne dehşetli bir yumruk indirdi.
Bu şiddetli yumruğun yakıcı tesiratı altında şaşalayan Türk askeri hiç bozmadan hiç ses çıkarmadan yoluna devam etmek istedi.
Fakat bu yumruğu sağdan soldan iki darbe daha takip etti.
İşte o zaman Türk yoluna devamdan vazgeçti.
Elindeki çıkını ve sefer tasını dökülmemesi için kaldırımın kenarına itinalı bir şekilde yerleştirdi
Başını kaldırdı İngiliz askeri bir boksör gibi yumruklarını hazırlamış karşısındakinin can alacak bir yerine vurmak için vaziyet alıyordu.
Arkadaşları da katılırcasına gülüyorlardı.
Fakat dördüncü darbede karşılık geldi.
Artık işgal, mahpus, zindan, ölüm tanımayan Türk, karşısında kendisinin iki misli büyüklükte olan İngiliz askeriyle kavgaya girişti.
İlk nazarda bu etli, kanlı İngiliz askerinin hayatından bezgin bir Türk erinin bir anda hakkından geleceğini tahmin eden ve eğlenceli bir manzara seyredeceklerine emin ve memnun olan İngiliz askerleri seyirci vaziyeti takındılar ve etraftan mücadeleye iştirake hazırlanan Rum palikaryalarına da mani oldular.

Kavga iki dakika kadar devam etti.
Ta çocukluğundan beri boks talimleri yapan, daima vücudunu konserve ve havyarla besleyen bu İngiliz askeri, Türk’ün vurduğu talimsiz bir iki yumrukla tramvay yoluna boylu boyunca uzandı.

Bu yazı bir araştırma yazısıdır.
Kaynak: Özgür Tarih
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ANKARA ⇓
İmsak 06:22
Güneş 07:52
Öğle 12:47
İkindi 15:10
Akşam 17:30
Yatsı 18:55
DÖVİZ KURLARI
USD 5.3331     EURO 6.0801     IMKB 92336     ALTIN 213,572    
ANKARA