Ercan AKPINAR

02 Nisan 2018 Pazartesi 09:35 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ZEYTİNDALI OPERASYONU BİTERKEN

 Artık teknoloji çağındayız.
 Teknoloji çağı lafını sadece bir popüler terim olarak görmek hatasına düşmeyelim. Bu öyle bir devir ki; savaşlardan seyahatlere her şeyi yeniden dizayn etti. Bilginin de bu yeni döneme uyum sağlayıp korkunç bir hızla yayılması başlı başına büyük bir dikkati hak ediyor. Bu başlı başına bir savaş sahası olmuş durumda. Bu bilgi savaşlarının en büyük amacı da zihinleri ve ortamı saldırganın hedeflerine alıştırmak. Adolf Hitler’in propaganda bakanı Goebbels bu işi en erken keşfedenlerden birisidir. İki ünlü cümlesi vardır; ‘’Bir yalanı ne kadar tekrar edersen o kadar inandırıcı olursun’’ ve ‘’Söylediğin yalanlar büyüdükçe inandırıcılığı da artar.’’
 Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Silahli Kuvvetleri; ülkemizin ve milletimizin bekası için başladığı Zeytindalı Harekatını alnının akıyla tamamladı, şimdi gözünü diğer şer bölgelerine dikti. Şüphesiz ki; terörün kökü kazınmadıkça Türkiye'de durmayacak. Bununla beraber; Zeytindalı Operasyonu sürerken maruz kaldığımız bazı İç – Dış kaynaklı psikolojik operasyonlara da dikkat çekmek lazım. Bunlar muhtemeldir ki Türkiye’nin meşru mücadelesi derinleştikçe şiddetlenerek devam edecek.
 Kavramları netleştirerek milletimize anlatmakta fayda var.
  • Zeytindalı Harekatı ya da devamında gelecek operasyonlar savaş değildir! Egemenlik hakları, meşru anlaşmalarla ve hukuksal olarak net olan bir devletin sınırında oluşan ve terör üreten bir bölgeye uluslararası yasalar çerçevesinde müdahale etmesidir. Temel amacı; varlık sebebine uyumlu düşen bir şekilde vatandaşlarının güvenliğini sağlamaktır. Savaş; en az iki devlet veya en az iki ordu arasında yaşanan çatışmadır. Meşru devlet ile gayri meşru terör örgütleri arasında savaş olmaz. Burası mühim; operasyona savaş deyip ‘’Savaşa hayır’’ diye bağıranlar ya fark etmeden ya da bilinçli olarak psikolojik bir saldırının sözcülüğünü yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin eli kanlı bir terör örgütüyle Suriye ve Irak’da yaptığı mücadele bizim tarafımızdan da ‘’savaş’’ olarak nitelendirildiği anda, bir sonraki adımda catışmalar Türkiye sınırları içine kaydırılmaya calışılarak buradaki terörle mucadele de ‘’Iç Savaş’’ olarak nitelendirilecektir. Bu noktadan sonra karşımıza getirilecek olan dış devletlerin mudahil olacağı bir ‘’Çözüm’’ önerisi ve Türkiye’yi bölme planlarıdır. Bu sebepledir ki PKK ve destekcileri ‘’Savaş’’ naraları atmakta ve bu kelimeyi özenle kullanmaktadır. Dikkat edelim; Yugoslavya başta olmak üzere bir çok bölünme süreci ‘’İç Savaş’’ ile başlamıştır. Elbette Allah’a şükür ki bizde Yugoslavya gibi cepheleşmiş bir halk ve nefretle saf tutmus insanlar yok; millet ve devlet zora düştüğünde bir birine en zıt ideolojideki insanlarin el ele gönül gönüle şehit olmaya gittiklerini 15 Temmuz’da da, Fırat Kalkanında da, Zeytindalı Harekatında da gördük; ama bu sinsi kelime oyunlarına karşı da uyanık olalım. Neden karşıdakilerin ‘’Savaş’’ dedirtmek için bu kadar hassas olduğunu anlayalım. Diğer taraftan; Kahraman Mehmetcik tarafından yürütülen bu harekatları‘’Savaşa hayır’’ diye hedef etmenin, terör örgütlerine vereceği cesareti de göz ardı etmeyelim.
  • Türkiye, Zeytindalı Harekatı ve devamında demokratik ilerleyişinden ayrılmamakta ya da fire vermemektedir, harekatı insani boyutta büyük dikkatle yürütülmektedir. Yine bazı çevrelerde bu operasyonlar ve mücadeleyi 12 Eylül sonrasıyla bağdaştırarak Türkiye’nin ‘’Eskiye dönüş’’ yaptığını ima edenler çıkmaktadır. Türkiye ne çektiyse darbelerden çekti. Darbelerde yapılan politikalar terör örgütlerine ve illegal yapılara en büyük alanı açan süreçlerdir. Şimdi; bu operasyonları o dönemin politikalarıyla özdeşleştirmeye calışan bazı odaklar; mücadele sahasında ve 2002 yılından bu yana izlediğimiz devlet – millet kucaklaşmasında kaybettiklerini bu sinsi hamlelerle kazanmaya çalışıyorlar. Siyasi hayatını ve iktidarını darbelerle hesaplaşmaya adamış, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı darbe girişiminden dimdik çıkmış Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Yeni Türkiye’yi, 12 Eylülcülerin Türkiyesiyle bir göstermeye çalışıyorlar. Yetmiyor; operasyonların sivilleri ve hatta Kürt Kökenli kardeşlerimizle, Suriye’de Arap yerel halkı hedef aldığını bağırıp çağırıyorlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, operasyon sürerken katıldığı Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında  bu hain plana cevabını şöyle verdi;  ‘’ Birileri ısrarla bize bu operasyon kısa sürsün, sınırlı olsun diye güya telkinde bulunuyor. Ben de o birilerine telefon görüşmelerinde özellikle söyledim; eğer biz devlet olarak sahip olduğumuz askeri gücü hoyratça kullanmaya kalksak, tanklarımızla, toplarımızla, uçaklarımızla, helikopterlerimizle önümüze gelen her şeyi dümdüz edip geçsek, bu operasyon birkaç günlük iştir. Ama biz en az kendi askerlerimizin emniyeti kadar karşımızdaki güçlerin kalkan olarak kullanmaktan çekinmediği masum sivillerin can ve mal güvenliğini de hesaba katıyoruz. Çünkü biz Afrin’i işgale gitmiyoruz, tam tersine orayı terör örgütlerinden temizleyerek asli sahipleri için yaşanabilir bir yer haline getirmeye çalışıyoruz. Nasıl El Rai, Cerablus, El Bab, bu bölgedeki 2 bin kilometrekarelik alanı 100 bin insanın tekrar topraklarına, evlerine dönerek yerleşmelerine imkan sağladıysak, işte Afrin’de de aynısını yapacağız. Ve bizim ülkemizde 3,5 milyon şu anda mülteci var. Biz bu mülteci kardeşlerimizin kendi topraklarına dönmesini sağlayacağız. Afrin’deki bu mücadele bunun içindir, İdlib’deki bu mücadele bunun içindir. Bunu bilmeyen Batı, bunu da öğrensin. 3,5 milyon mülteci Suriye’den bize geldi, acaba size ne kadar mülteci geldi? Acaba ülkenizde ne kadar mülteci var? Biz topraklarından, evlerinden ayrılmış olan bu insanlara tekrar topraklarına dönebilmelerinin şu anda yollarını açıyoruz(…) Ya bu işi yapacaksak, teröre karşı mücadeleyi vereceksek beraber vereceğiz, yoksa biz de teröre karşı mücadelede kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz, bunun başka izahı yok. Biz kendi kendimize yeteriz, tarihte nasıl yettiysek bugün de yeteriz. Ama amaçları terörle mücadelede değil de Türkiye’nin sınırları boyunca bir terör koridoru oluşturmak, sonra da onun üzerinden bölgede bitip tükenmek bilmeyen bir kan ve can pazarı kurmak olanlara cevabımız şudur: Biz Suriye’deki son terörist ortadan kalkana, bu ülke asli sahipleri için emin bir yer haline gelene kadar operasyonlarımızı sürdüreceğiz.’’
 Türkiye bölgedeki halka etnik – mezhep ayrımı yapmadan sadece terörden kurtarılmış bir hayat müjdelemiyor, aynı zamanda insani yardım; erzak – tıbbi – ekonomik yardımlar da götürüyor. Keza; TSK bölgedeki halka akrabalık bağlarını vurgulayarak operasyonu ve amaçları açıklıyor. İşin sonucunda; sınırımızın içindeki terör operasyonlarına halkımız nasıl destek veriyor ve memnuniyet duyuyorsa, sınırın ötesinde de bölgenin sakinleri bizim operasyonlarımızdan mutluluk duyuyor ve destek veriyorlar. Can güvenliği, mal güvenliği ve hatta ilaç – erzak krizi yaşayan; terörist zulmünü yaşayan insanlar, Türk Askerinin boynuna sarılıyor, çocuklarını muayene ettirirken hayır dualarını milletimizden eksik etmiyorlar. Terör örgütü sivilleri canlı kalkan etmeye kalkarken, bu kadar insani amaçlarla hareket eden Türkiye’yi ‘’Sivil katliamı yapmak, Kürt – Arap kimliğine saldırmak, İşgalcilik yapmak’’ ile suçlayan gafletin amacı da bu gerçekleri perdelemek ve Türkiye – Erdoğan’ı zor durumda bırakmak.
 
  • Ortadoğu’da İnsanlar idarecileri gibi düşünüyorlar; Türkiye’nin operasyonlarından rahatsızlar! Koca bir yalan. Bakınız; Ortadoğu’da demokrasi değil krallıklar – diktatörler var. Devlet Başkanlarının neredeyse hiç biri seçimle gelmemiş. Doğal olarak kendi halklarının değil, Fahreddin Paşa gibi bir kahramana hakaret edecek kadar dış güçlerin yörüngesinde şahıslar devletleri yönetiyor. Rahatsız olan da bu kukla kadrolar, insanlar değil. Halk; bölgedeki bu sorunlardan bıkmış durumda ve Harekatlarımıza negatif baktıklarına dair bir veri ortada yok.
 Burada akıl dışı ve enteresan bir tavır da Avrupa’dan görüyoruz. Avrupa Türkiye’ye karşı o kadar ön yargıl ki; Türkiye’nin sınır kontrolünü ve güvenliğini sağlamasının kendilerine gelecek göç – insan ve hatta terör sayısını azaltacağını, dolayısıyla Fırat Kalkanı, Zeytindalı ve gelecek operasyonların kendileri açısından da olumlu şeyler olduğunu göremiyorlar. Avrupa bu hatayı tekrarlamakta ısrarcı. Yıllar önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘’Suriye’de güvenli bölge oluşturulsun, AB Mülteciler konusunda sözlerini tutsun.’’ cağrilarını kulak arkası eden, Göçmen Dalgası tavan yapınca ‘’Haklıymışsınız’’ diye gelen Avrupa yine aynı telden çalıyor. 2015 – 16 yıllarında hain bir darbe girişimine giden yolun taşlarını döşemeyi amaçlayan terör sarmalındaki Türkiye’ye dalga geçercesine ‘’Terörle mücadele yasanızı yumuşatın’’ deyiveren hatta dayatan, Türkiye’nin ‘’Türkiye ne kadar güvendeyse Avrupa o kadar güvendedir.’’sözünü tehdit algılayan Avrupa daha sonra verilen mesajin terörün küresel bir sorun olduğu ve Suriye – Irak’dan çıkan terörün Türkiye kadar tüm Dünya’yiı etkileyeceğini yaşadığı şok saldırılardan sonra anladı. Şimdi; daha ılımlı bir tavır takınıyor Türkiye’ye karşı operasyonlara karşı yorumlar yapmakla beraber. Yine de ortak çıkarlar ve yaşanan olaylar gereği, Türkiye haklı olarak daha açık ve net destek bekliyor. Süphesiz ki burada Avrupa Populist siyasetçilerinin Türkiye karşıtlığını oy uğruna yükselttikten sonra şimdi geri adım atmaktan çekinmeleri en temel etken.
 İnanıyorum ki Avrupa ve hatta tüm Dünya; Zeytindalı ve devamının Küresel Barış – Güvenlik noktasındaki fedakar katkılarını görecek ve takdir edecektir. Bu operasyonların insanlık adına bir insiyatif alınarak yapıldığını ve her toplumun faydasına olduğunu idrak edecektir.
 Zeytindalı harekatı ve kapsamında olduğu terörle mücadele süreci; Mehmetciğin  canını ortaya koyarak kahramanca yürüttükleri bir milli – küresel barış harekatıdır. Tüm insanlık bundan kazançlı çıkacaktır, tüm insanlık daha güvenli şekilde başını yastığa koyacaktır. Mehmetcik; insanlık onurunu da kurtarmaktadır.
Allah Mehmetlerimizin yardımcısı, şehadete yürüyen yiğitlerimizin mekanı cennet olsun.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ANKARA ⇓
İmsak 06:24
Güneş 07:54
Öğle 12:49
İkindi 15:10
Akşam 17:31
Yatsı 18:56
DÖVİZ KURLARI
USD 5.3427     EURO 6.0574     IMKB 91387     ALTIN 213,255    
-1°ANKARA