Mehmet MEMDOĞLU

10 Nisan 2018 Salı 15:36 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ANNEANNEMİN DUASI!...

Hani, bazen hayatta unutamadığımız anlar olur ya. İşte, her hatırladığımda bizi o güzel günlerin büyülü dünyasına alıp götüren güzel bir hatıram...
 
Yıl 1985, liseyi yeni bitirmiş, genç ve delikanlı çağlarım.  Yaz dönemi Elazığ’da kalıyor ve diğer arkadaşlarım gibi inşaat işçiliği yapıyorum. Yaz aylarında gündelik işler de olsa, iş bulup çalışabiliyoruz. Tüm arkadaşlarım gibi benim de endişem kış ayları...
 
Nasip bu ya, o kış Elazığ’da çalışabilecek bir iş bulduk. Rabbim cümlesine ve o kış bize ustalık eden Rahmi Usta’ya da rahmet etsin inşallah. Rahmi Usta’nın marketi andıran genişçe bir bakkaliye dükkânı vardı, yetmiş yaşlarındaydı ve gözleri çok iyi görmüyordu. Alışveriş yapan müşterilerine para üstü verirken, kimi zaman fazla para verdiği de oluyordu. Bu sebeple dükkânda yanında çalışmamı istemiş, ben de kabul etmiştim.
 
O yıl, çok sert ve soğuk bir kış yaşanmıştı. Kaldığımız evler, kerpiçten yapılmış eski evlerdi. Bu sebepledir ki evleri ısıtmakta güçlük çekiyorduk. Yaşlı annem ve babam, Elazığ merkeze otuz kilometre uzaklıktaki Mollasorik köyünde ikamet ediyorlardı. Çalıştığım dükkânın işleri hafta sonlarında daha da yoğunlaştığından, ben de her hafta değil de on beş günde bir ancak köye, anne ve babamı ziyaret edebiliyor, ihtiyaçlarını karşılayabiliyordum.
 
Zor ve zahmetli bir kışı geride bırakmış, baharın tüm canlılığının yaşandığı Nisan ayındaydık. Köydeki anne ve babamı ziyarete gideceğim hafta sonu öncesi, “Annemi bir arayayım da ne tür ihtiyaçları var, temin edeyim” düşüncesiyle, köye telefon ettim. Tabi o dönem köydeki her evde telefon bulunmuyordu. Var olan tek telefon, muhtarın evindeydi. Köyün telefonunu aradım, telefona çıkan köy muhtarının kızına: “Zahmet olmazsa annemi telefona çağırabilir misiniz?” dedikten beş dakika sonra yeniden telefonu aradığımda, rahmetli annem cevap verdi. Tüm ihtiyaçlarını not ettiğimde annemin: “Oğlum! Ninen de misafirimizdir, sakın nineni unutma” hatırlatmasına: “Baş üstüne annem, merak etme sen!” diyerek telefonu kapattım.
 
Rahmetli ninen çok cesur bir kadındı. Otuz üç yaşında dul kalmış, altı çocuğuna bizatihi kendisi bakmak zorunda kalmıştı. Düşünün! 1960’lı yıllarda Suriye’ye ticaret için gidip, getirdikleri (kaçak) malları zorlukla da olsa satarak, geçimlerini temin edenleri…
 
O ninem ki ticaret için Suriye’ye giden ve karıştığı bir kavga nedeniyle Suriye yetkilileri tarafından yakalanan dayımı getirmek için, silah kuşanıp Suriye’ye gitmiş ve dayım ile birlikte geri dönmüş cesur ve yiğit bir kadındı…
 
O ninem ki gece saat on ikide kalkar, sabah namazına kadar geceyi namaz ve zikir ile geçirirdi…
 
Anne ve babamın ihtiyaçlarını hazırladıktan sonra, “Nineme ne alsam acaba?” diye düşünmeye başladım. Nihayetinde, ninem için kışlık bir çorap ve bir tülbent aldım. İkisini güzelce paketledikten sonra, köye gitmek için ilçe belediye otobüsüne bindim, köye en yakın yer olan Belhan Geçidi’nde ( 10 Kilometre)  indim. Belhan’da bizi, “çisilçisil” yağan yağmur karşılamıştı. Otuz kilo yük ile yağmur eşliğinde, bir saat yürüdükten sonra ancak köye varabilmiştim. Eve girdiğinde iliklerime kadar ıslandığımdan yan odaya geçtim.  Üzerimi değiştirdim, ninemi, babamı ve annemi ziyaret edip ellerini öptüm. Isınmak için sobaya yaklaştım, tabi her zaman olduğu gibi, çay yine hazırdı.
 
Arka salona giden annem nineme seslendi: “Anne buraya kadar gelebilir misin? Torunun senin için bir hediye almış.” Ninem diğer odaya gidince, ben de arkasında gittim, bir de ne göreyim? Yetmiş beş yaşındaki ninem oturmuş ağlıyor. Kendisine: “Ne oldu nine? Yanlış bir şey mi yaptım?” dediğimde, rahmetli ninem bana doğru döndü ve gözlerimin içine bakarak: “Oğlum bu yaşıma kadar hiçbir torunumdan hediye almış değilim, çok sevindim ve duygulandığım için ağlıyorum” deyince, açıkçası biz de hem duygulanmış, hem sevinmiştik. Odadan ayrıldığım esnada, Ninem iki elini açtı ve “Yarabbi! Sen, Rahman ve Rahim’sin. Torunumun üzerine rahmetini ve bereketini yağdır…” dedi ve uzun uzadıya dualar etmeyi sürdürdü...
 
Keyifle ve mutlulukla yemek yiyip, çay içtikten sonra, Elazığ’a dönmek için yola koyuldum.
 
Öyle inanıyorum ki,  bu gün helal bir kazanç elde edebiliyorsak, bu; o ruhları şad olası yaşlılarımızın (dedemiz, ninemiz, annemiz, babamız…) dualarının hürmetine, Allah’ın bizlere bahşettiği bir lütuftur…
 
Dua, insanın haddini ve acizliğini bilerek, Allah’tan (c.c) talepte bulunmasıdır…
 
Dua, yolda kalmışların, masum ve mazlumların Rabbine iltica ettiği en güvenilir yol, en sağlam kaledir…
 
Dua; mazlumun ahı, Müslümanın kalkanı ve silahıdır…
 
Zikir olmakla birlikte, anne ve babaların çocuklarına en büyük armağanı ve tükenmeyen mirasıdır dua…
 
Dua ile kalın efendim...
 
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ANKARA ⇓
İmsak 06:23
Güneş 07:54
Öğle 12:48
İkindi 15:10
Akşam 17:31
Yatsı 18:55
DÖVİZ KURLARI
USD 5.3654     EURO 6.0874     IMKB 90399     ALTIN 214,824    
ANKARA