Mehmet Özçelik

10 Nisan 2018 Salı 15:40 DİĞER KÖŞE YAZILARI

EHL-İ SÜNNETTEN AYRILAN GÖRÜŞLER

Ehli sünneti diğer batıl mezheblerden ayıran temel fark,iman ve ameldeki istikamet ve orta yolu takip etmesidir.

İfrat ve tefritten uzak bir görüş ve yaşantı ortaya koymasıdır.

Ehli sünnetin görüşleri hayatın denge unsurudur.

Fikir ve düşüncedeki denge ve düzen, hayatında düzenini sağlamaktadır.
Sahili selamete götüren nurlu bir yoldur.

Ana yoldur.

Efendimizin kapsamlı ve külli yoludur.

İfrat ve tefrit üzerine gidenler ise dine hizmette değil hezimette bulunuyorlar.
Dine yaklaştırıcı değil,uzaklaştırmaya hatta soğuyup kopmaya başlıyorlar.
-İhtilafı körükleyenler fitne ateşini körüklemekte ve cevapları verilmektedir.
Mesela; Hz. Âdem indirildiği yer ile ilgili olarak cennet değil de dünyada bir bahçe olarak zayıf görüş öne çıkarılmaya çalışılmaktadır.

*Eğer Allahın Adem ve Havva için, İnin cennetten, dediği yer dünyada her hangi bir yer olmuş olsaydı, bu insanın ölüp de tekrar oraya gitmesine gerek kalmazdı.
Yani tüm kainat çapında bir kıyametin kopmasına gerek olmaksızın, dünyada muhasebe ve sorgu yapılır, kıyamet kopacaksa da burada o kıyamet gerçekleşerek, varlıklar bulundukları yerle sınırlı kalırlardı.

Oysa olay kainat çapındaki bir olaydır.

-Cehennemin ebediliğ cennet için kullanılan lafızlarla beraber zikredildiği halde, cehennemin ebedi olmadığını söyleyenler sadece Firavun ve Nemrudu değil, şeytanı bile cehennemden çıkarmaya çalışmaktadırlar.

Ehli sünnet ve diğer mezheplerin genel görüşleri şöylece sıralanmaktadır;
-“Ehl-i Sünnet’in genel görüşleri:

• Allah vardır, birdir, eşi benzeri yoktur ve ona mahsus sı-
fatları vardır.
• Allah, her şeyin yaratıcısıdır.
• İman, dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibarettir.
• İman ve amel birbirinden farklıdır. Amel imanın birparçası değildir. İnandığı halde dinin emir ve yasaklarınıyerine getiremeyen kimse haramları helal saymadıkçadinden çıkmaz.
• İnsanlar hür irade sahibidirler ve yaptıklarındansorumludurlar.
• Muhammed peygamberlerin sonuncusudur. O’ndan sonra peygamber gelmeyecektr. Onun peygamberliği evrenseldir,tüm cihana şamildir.
• Kur’an Allah'ın vahyidir ve Allah’tan geldiği gibidir, değişmemiştr.
• İnsanlar öldükten sonra tekrar diriltileceklerdir. Cennetve cehennem haktır, el’an yaratılmışlardır. Allah ahirettemüminler tarafından görülecektir.
• İlk dört halifenin hilafet sırası, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer,Hz. Osman ve Hz. Ali, şeklindedir.
• Bir mümine kâfir demek doğru değildir. Ehl-i kıble (namaz kılan bir kimse) tekfr edilemez.
Ehl-i Sünnet, ana bünyeyi temsil etmektedir ve diğer mezheplerin genel dinî hareketten kopmalarından sonra geride kalan çoğunluğun ortak adı olmuştur. Bu sebeple prensipleri dedaha kapsamlı ve daha kuşatcı bir özellik taşımaktadır.



-Selefilik:
Mu’tezile ekolünün akaid konularındaki aklî yorum ve açıklamalarına karşı çıkan ve özellikle nass’daki müteşabih (farklıanlayış ve yoruma müsait) ifadelerin yorumlanmasına şiddetlekarşı çıkan Selef âlimlerinin müteşabihat ile ilgili görüşleri şu yeditemel prensip üzerine bina edilmiştr:

• Takdis: Cenab-ı Allah’ı şanına uygun düşmeyen şeylerdentenzih etmek.
• Tasdik: Kur’an-ı Kerim ve hadislerde Allah’ın isim ve sıfatları hakkında nasıl bir ifade kullanılmış ve ne söylenmişse, onları olduğu gibi kabul etmek; yani, Allah’ı bizzat kendisinin ve peygamberinin tanıttığı gibi bilip tasdiketmek.
•Aczini itiraf etmek: Bilhassa Nass-ta geçen müteşabih ifadeler konusunda tevil ve yorum yapmadan, bu konudaaczini kabul etmek.
• Sükût (susmak): Yine nass’ta geçen müteşabih ifadelerianlamayanların, bunlar hakkında soru sormayıp susmaları.
• İmsak (uzak tutma): Müteşabih ifadeler üzerinde yorumve te’vilden kendini alıkoymak.
• Keff: Müteşabih olan hususlarla zihnen bile meşgul olmamak.
• Ma’rifet ehlini teslim: Müteşabihe giren konuları bilmesimümkün olan Hz. Peygamber, Sahabe, uzman ve otoriteâlimlerin söylediklerini kabul ve tasdik etmek.

-Eş’arîliğin bazı görüşleri:

• İman: Eş‘arî kelâmcılarının çoğunluğuna göre iman Hz.Peygamber’i, vahiy yoluyla Allah’tan alıp tebliğ ettiği vebize kadar sağlam yöntemlerle ulaşan hususlarda kalben tasdik etmekten ibarettir. Eş‘arî başta olmak üzereBeyhakī ve Beyzâvî gibi bazı âlimler ise kalpteki tasdikindille ifade edilmesini de şart koşmuşlardır.
• Ma’rifetullah (Allah’ın bilinmesi): Akıl hiçbir şeyi vacipkılamaz. Akıl, Allah’ı bulabilecek güçte bile olsa, Allah’ı bilmek dinen vaciptr. Aklen inanmayı zorunlu kılacak birdurum söz konusu değildir. Şeriatan, dinden- haberi olmayan insan, hiç bir şeyden sorumlu değildir.
• Nübüvvet (Peygamberlik): Nübüvvet için erkek olmakşart değildir. Kadın da peygamber olabilir.
• Güç Yetirilemeyen Şeyle Teklif: Allah’ın insanın gücünündışında kalan bir şeyin yapılmasını emretmesi ve kullarınıbununla mükellef tutması caizdir. Ama böyle bir durumvaki olmamıştr.
• Şefaat: Şefaat haktr ve kıyamet günü gerçekleşecektr.
• Rü’yet (Allah’ın görülmesi): Yüce Allah’ın ahirettemü’minler tarafndan gözle görülmesi mümkündür vegörülecektir.

-Maturîdîliğin bazı görüşleri.

• İman, dil ile ikrar, kalp ile tasdik’ten ibarettir.
• Amel imandan bir cüz değildir. Allah Kur’an’da bu ikisiniayrı kullanmıştır.
• İnsanın akıl yoluyla Allah’ın varlığına ulaşmasımümkündür.
• Kur’an Allah’ın kelamıdır; kelam Allah’ın zat ile beraberolan ezeli bir sıfatıdır. Ancak Kur’an harfleri ve sesleri sonradan yaratlmışttır.
• İnsanın fiillerini Allah yaratır, insan kesb eder. İnsan bütün fillerinden sorumludur.
• Cüzi irade yaratılmamıştır. Allah kudretiyle yaratır, kultercih eder ve bu tercihinden dolayı sorumludur.
• Büyük günah işleyen kimse günahı helal saymadıkça dinden çıkmaz.
• Allah, Ahiret’te görülecektir. Fakat biz bunun keyfyetinibilemeyiz.

-Hâricîlerin görüşlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:

• İslam’ın en ideal uygulaması Hz. Ebu Bekir ve Ömer döneminde olmuştur.
• Halife olmak için Kureyşli olmak şart değildir.
• Zalim yöneticilere isyan etmek zorunludur.
• Amel ile iman bir bütündür. Büyük günah işleyen kişi dinden çıkarak kâfir olur.
• Hz. Osman ilk altı yıldan sonra, Hz. Ali de hakem olayınıkabul ettiği için küfre düşmüştür.

-Mürcie’nin bazı görüşlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

• Büyük günah sebebiyle insan imandan çıkmaz, küfre dedüşmez. Fâsık olur. Durumu Allah’a kalmıştr.
• İman; Allah’ı ve Resulünü bilmek ve tanımaktır. Küfür Allah’ı bilmemektir.
• Amel imanın parçası olmadığından amele bağlı olarakiman artmaz veya eksilmez.

-Şianın Görüşleri ise;

Şöyle ki;
• Hz. Ali’nin halifeliği ayet ve hadisle bildirilmiş olsaydı, Hz.Peygamber’in (s.a.v.) vefatının hemen sonrasında ashab(ensar ve Muhacirler) halife seçimiyle meşgul olmazdı.
• Hz. Ali’nin halifeliği döneminde de bu tip fikir ve görüşlererastlanmamaktadır.
• Hz. Ali’nin hakem olayına razı olması da Şia’nın iddialarınıboşa çıkarmaktadır.
Şia birbirinden farklı düşünen bir çok kola ayrılmıştır. Bununlaberaber genel olarak Şia’nın bazı görüşleri şöyle sıralanabilir:
1. Hz. Peygamberden sonra Müslümanların en üstünü Hz.Ali’dir. Halifelik ve imamet, çözümü insanlara bırakılabilecek işlerden değildir. Şia’ya göre imamet meselesi dinin asıllarındandır vebir kimsenin mü’min olabilmesi için imametikabul etmesi gerekir.
İmamet nass ve tayin iledir.
2. İmamlar peygamberler gibi büyük ve küçük günahlardankorunmuşlardır. (Masum imam anlayışı)




-Mutezilenin Görüşleri ise;

.Mutezilenin Temel İlkeleri (Usul-i Hamse):
• Tevhid: Allahın sıfatları zatının aynıdır. Allah zat ile bilir,zat ile görür. Mutezile Allah’ın sıfatlarını reddeder. Allah’ınzat dışında ayrıca sıfatları yoktur.
• Adalet: İnsan yaptığından sorumludur. Mutezile’ye göreinsanın yaptıklarından sorumlu tutulabilmesi için kendi fiillerini kendisinin yaratması gerekir. İnsanın yaptıklarını daAllah yaratsaydı insan bu fiillerinden sorumlu tutulamazdı. Mutezile bu konudaki görüşü sebebiyle Ehl-i Sünnetinkader anlayışının dışına çıkmış, ilahi takdiri yok sayarak,insanın kendi kaderini kendisinin belirlediğini söylemiştr.
• El-Menzile beynel menzileteyn: Büyük günah işleyen netam mümin ne de kâfirdir. Bu ikisi arasındadır. Eğer tövbeetmeden ölürse ebedi olarak cehennemde kalacak, tövbe
ederse mü’min olarak cennete girecektir.
• El Va’d ve’l Va’id: Allah’ın adaleti iyilikleri mükâfatlandırmayı, kötülüklere ceza vermeyi zorunlu kılar. Mutezile busebeple günah işledikten sonra tövbe etmeyen kulu Allah’ın bağışlamasını ve şefaatı reddeder.
El Emr bil Maruf ven Nehy anil Münker: İyiliği emir kötülükten sakındırmak her
kul için zorunludur.

-CebriyeninGörüşleri ise;


• İnsan herhangi bir şey yapmaya kadir değildir; Allah tarafndan yazılmış ve yaratılmış fiilleri yapmaya mecburdur.
İnsanın iradesi de hürriyeti de yoktur.
• Allah, yarattıkların vasıflandığı sıfatlarla vasıflanmaz. Allah’ın sıfatları yoktur.
• Allah’ın ilmi ve kelamı hâdistir, sonradan yaratılmıştır.
• Yapılan iyilik ve kötülüklere sevap ve cezanın verilmesizorunludur. Allahın af ve mağfiret, Peygamberin şefaatı kabul edilemez.
• Cennet ve Cehennemin sonu vardır.
• İman, Allah’ı bilmektir.
• Allah ne dünyada ne ahirette görülmez.”
 

 
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ANKARA ⇓
İmsak 04:18
Güneş 05:52
Öğle 12:53
İkindi 16:38
Akşam 19:42
Yatsı 21:09
DÖVİZ KURLARI
USD 4.0976     EURO 4.9891     IMKB 107306     ALTIN 173,919    
*ANKARA