Yazı Detayı
03 Mart 2021 - Çarşamba 22:09
 
Çin’in Zulmü: Gördüm, Duydum ve Konuşuyorum
Mücahit GÜLER
 
 

    Şu an ateist ve zalim Çin, Doğu Türkistanlı Müslüman kardeşlerimize soykırım yapmaktadır. Cezaevleri ve toplama kampları aracılığıyla kundakdaki bebekten ihtiyar insana varıncaya kadar, her yaşa ve cinsiyete göre en aşağılık şekilde muamelede bulunmaktadır. Bununla da sınırlı kalmayan bu zalimler ‘kardeş aile projesi’ maskesiyle her eve bir Çinli casus yerleştirerek evin içindeki en namehrem konulara kadar raporlar tutulmakta ve aile kavramı yok edilmektedir. Toplama kampları aracılığıyla Müslüman kardeşlerimiz mankurtlaştırılmaktadır (istenilen şeyi itiraz etmeden yerine getiren bilinçsiz köleler). Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin insanlarla irtibatını kestiler, onlardan biri herhangi biriyle irtibata geçtiği anda ya cezaevine ya da toplama kampına gönderilmektedir. Bu sıraladığım zulümler yapılan iğrençliklerden sadece üst başlıklarından birkaç tanesiydi.

    Gel gelelim böyle aciz, biçare olan ve bir damlacık vicdana ihtiyaçları olan din kardeşlerimize biz ne yapıyoruz? Amerika Çin’in Doğu Türkistan için yaptıklarına “soykırım” ifadesini kullanırken bizler, “Çin’in toprak bütünlüğünü koruduğunu” söyleyecek kadar insanlıktan ve İslam’dan uzak açıklamalarda bulunuyoruz. Bu zulme tepki göstermemek ayrı bir günah, bu zulmü meşrulaştıracak ifadelerde bulunmak hem ayrı hem de daha büyük bir günahtır. Kardeşlerimiz orada ölürken ve o işkenceleri görmektense ölmeyi tercih edecek kadar iğrenç bir durumla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kendilerini İslam’ın temsilcileri gibi lanse edenler de Türkçülüğü savunanlar da bu ‘soykırıma’ sessiz kalmaktadır. Kendilerini ifade etmek için Çin konsolosluğunun önüne gidip kaybolan yakınlarını soran Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz bizim polislerimiz tarafından engellendi. Çin zulmüne mi kızalım yoksa zulmü dile getirenleri engelleyen kendi ülkemizdeki şuursuz insanların yaptıklarına mı kızalım? Biraz empati yaparak düşünelim. Size, karınıza, kızınıza bu zulümler yapılsa ve birileri de o zalimleri meşrulaştıracak ifadelerde ve davranışta bulunsa ‘hoşunuza’ gider miydi? İnsan olana bu misal çok bile…

   Hadi yöneticiler menfaati için ses çıkarmıyor diyelim. Peki cemaatlerin ve tarikatlerin dilleri neden lâl oldu? Bu zulümleri anlatacak mitingler düzenleyip ‘zulme kitlesel tepkiler’ meydana getirecek imanınız mı yok? Yoksa konuşmak için bir yerlerden talimat mı gerekiyor? İslami STK liderlerine sesleniyorum, sizler Allah’tan hiç mi utanmazsınız? Bu vahşete sessiz kalmayı kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz? Ahirete gidince Allah’a nasıl cevap vereceksiniz? Söz konusu ‘kendi çıkarlarınız’ olunca sesinizi sağır sultanlara iletmeyi Allah’ın emri gibi lanse edersiniz de tavuk keser gibi Müslüman öldürülürken hangi fıkha binaen susarsınız? 

     Devletimizin bu zulme gerekli tepkiyi göstermesi için evvela halkın gerekli tepkiyi göstermesinden geçmektedir. Halkımıza gerekli tepkiyi göstermek ve öğretmek sizlerin vazifesi değil midir? Sizler kanaat önderi olduğunuzu düşünüyorsanız zulmün olduğu her yerde gerekli ve kanunlar çerçevesinde yapılması gerekenleri halka izah etmek ve onları yönlendirmek zorundasınız. Bu zulmü insanların gündemine koymak ve bu zulmün durması için farkındalık projeleri üretmek en temel vazifelerinizden bir tanesi değil midir?

   Halka gelince, halkımız ise konuyu Allah’a havale etmiş durumda. Teşbihte hata olmaz derler, halkımız her gördüğü zalimin üstüne Allah’ı saldırtıyor. Yok Allah bunun belasını versin, yok şunun belasını versin, yok şuna şunu yapsın vs… Madem her işi Allah (cc) yapacak, biz ne işe yarıyoruz! Allah (cc) zalimleri bizim elimizle helak edip müminleri huzura kavuşturmayı bizim elimizle yapmayı murad etmektedir (Tevbe-14). Yeryüzündeki bütün zulümleri durdurmak bizim vazifemiz oluğu halde konuyu Allah’a havale edip iki beddua ederek gönül rahatlatıyoruz. İlk vazifemiz de bu zulmü kamoyu oluşturacak şekilde kitlesel tepkiler meydana getirmektir. Madem kanaat önderlerinin, cemaat ve tarikatlerin dili lâl olmuş, o halde her bir Müslüman ulaşabildiği kadar insana ulaşarak ve bu zulmü sürekli anlatarak kamoyu oluşturmalıdır. Bu zulmün gündeme oturması için yapılması gereken ne varsa yapalım. Zulmü durduramıyoruz, bari zulmü insanlara anlatarak safımızı belli edelim.

      İşin en acıklı kısmına gelelim. Şu an bu kardeşlerimiz Çin’in zulmü ile Amerika’nın vicdanı arasında sıkıştırılmaktadır. Bu insanlara Müslüman kardeşleri sahip çıkmadı ve şu an Amerika, Çin’i zayıflatmak için bu mazlum kardeşlerimize sahip çıkmaya başladılar. Onlara bir nevi devlet statüsü kazandırarak sözde yardım, özde ise Çin’i yıpratmaya çalışmaktadırlar. Bu insanlar ise kim kendilerine merhamet kucağı açarsa ona sarılmak zorunda kalacaktır. Müslümanları sosyalist Çin zulmünden, kapitalist ve medeniyetsiz Amerika’nın kucağına atan ve buna sessiz kalan müslümanlara yazıklar olsun. Bu yazıyı okuyanlar belki bana çoook kızacak, umrumda mı? Değil… Orada insanlık en vahşi şekilde öldürülürken kimse bana “menfaatten” söz etmesin. Bu yazıyı okuyunca yaptıklarımızdan(günahlarımızdan) dolayı ve yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızdan(farzları terk etmekten) dolayı pişmanlık duyanlardan ve gerekli tepkiyi verebilenlerden oluruz inşallah.
 
Mücahit Güler

 
Etiketler: Çin’in, Zulmü:, Gördüm,, Duydum, ve, Konuşuyorum,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Nisan 2021
Bağlılık Mı, Bağımlılık Mı, Bağımsızlık Mı?
04 Nisan 2021
ZULÜM VAR! (D)UYUYOR MUYUZ? 1
21 Mart 2021
Absürt Sözleşme İstanbul Sözleşmesi
14 Mart 2021
Değersiz Şeylerle Zenginleşmek, Değerlerinden Fakirleşmek…
13 Mart 2021
Çanakkale Şehitlerini Kapitalizme Meze Yapılmasına Sessiz Mi Kalacağız?⠀
10 Mart 2021
Duyguda radikalleşmek düşüncede taassuplaştırır, davranışta şiddete sevk eder 2
09 Mart 2021
“Duyguda radikalleşmek düşüncede taassuplaştırır, davranışta şiddete sevk eder”⠀
27 Şubat 2021
28 Şubat Bir Zihniyet Meselesidir.
20 Şubat 2021
Misalin Dünya Mı, Güneş Mi?
05 Şubat 2021
Davranışlar Düşüncelerimizin Birer İzdüşümüdür!
27 Ocak 2021
Prof. Mustafa Öztürk’ün Çıkmaz Sokağı-3
19 Ocak 2021
Dinamik Popülizm Ve Statik STK’lar 2
10 Ocak 2021
Dinamik Popülizm Ve Statik STK’lar 1
02 Ocak 2021
Yüreğini ‘‘Mekke’’ Kılana, Allah ‘‘Medine’yi’’ Bedenine Yansıtır
27 Aralık 2020
Materyalist Bir Okuma mı? Rahmani Bir Okuma mı?
21 Aralık 2020
Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlamı ve Mâhiyeti
11 Aralık 2020
Prof. Mustafa Öztürk’ün Çıkmaz Sokağı-1         
06 Aralık 2020
Mustafa Öztürk’e Gösterilen Duygusal Tepkilerin Analizi
29 Kasım 2020
“Vefat”
25 Kasım 2020
“Ey Dipdiri Meyyit”
17 Kasım 2020
Mağaramız ve Kurtuluş Yolları
10 Kasım 2020
Diziler İnsanları Zehirliyor...
04 Kasım 2020
Sayın Ahmet Hakan Niyetiniz Nedir?
30 Ekim 2020
Eleştirel Düşünme Ahlakı 3
28 Ekim 2020
Mevlid Kandil’inin Önemi Ve Mesajı
18 Ekim 2020
Cübbeli’nin Platonik Derin Devlet Sevdası
16 Ekim 2020
İnsanlığı Mahkum Etmeyelim
15 Ekim 2020
Eleştirel Düşünme Ahlakı 4
08 Eylül 2020
‘‘Davranışlar Çatışmaz, Duygular Çatışır; Davranışlar Uyuşmaz, Duygular Uyuşur’’
31 Ağustos 2020
Eleştirel Düşünme Ahlakı 1
24 Ağustos 2020
Talip Hangi Sevgiye Talipsin?
22 Ağustos 2020
Birey Olmadan İnsan Olamayız...!
08 Ağustos 2020
Ağzımızdan Çıkan Her Söz İmtihanımız, Kırdığımız Her Kalp Odunumuz Olacak…!
30 Temmuz 2020
Bu Bayramda İsmail’lerimizden Hangisini Keseceğiz?
26 Temmuz 2020
“Koç’un Bildirisini Analiz Edelim”⠀
22 Temmuz 2020
Mesele cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir…!
20 Temmuz 2020
Müminin Mesuliyeti
03 Temmuz 2020
Yerli ve Milli 3D Nesli Geliyor!
25 Haziran 2020
Hülya Avşar’a Birkaç Nasihat
13 Haziran 2020
İşlediğimiz Günahlar Kalbimizi Daraltıyor Mu?
09 Mayıs 2020
TALEP, TALİBİN AYNASIDIR
18 Nisan 2020
Musibetlerin Hikmetine Vasıl Olmak
30 Mart 2020
Din-Bilim İlişkisi
10 Mart 2020
"el-Hakim"in Hikmetsiz Yaşayan Kulları
24 Şubat 2020
KATEGORİ DIŞI MÜSLÜMANLIK…
04 Şubat 2020
Sorun Trump’ta değil, Müslümanlarda…
01 Şubat 2020
Allah'ın Kulunu Sevmesi...
Haber Yazılımı