Yazı Detayı
23 Eylül 2020 - Çarşamba 11:48
 
Darbeci Generaller Keyif Sürerken Mağdur Ettikleri Askerlerin Durumu
Dr. Vehbi KARA
 
 
Değerli Yazar Abdurrahman Dilipak ile bir panel arasında sohbet ederken “bize dua edin mücadelemizde başarılı olalım” demiştim. Bana “mahkemelere gidin mücadele yeri orasıdır” demişti. Kendisine “22 yıldır başka ne yapıyoruz ki” diyememiştim. Hiç olmaz ise burada yazayım da içimde kalmasın…

Evet, 28 Şubat 1997 darbecilerinden hesap sormak için binlerce kişi içinden seçilen 500 kişilik davacılar içerisinde ben de vardım. Mahkeme kapılarında on bine yakın askeri ordudan uzaklaştıran, Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu raporları ile sabit olan 330 Milyar dolarlık banka hortumlama ve ülkeyi krize sokma suçu ile ilgili olarak; darbeci generallere dava açtık.

Yıllar süren davalardan sonra mahkeme, darbeci generaller için “müebbet hapis” cezası verdi. Yetmedi temyiz mahkemesinden de bu karar onaylanarak kesinleşti. Fakat müebbet hapis cezası yiyen bir zamanların çevik generalleri hala orduevlerinde keyif çatmaya devam ediyorlar. Daha kötüsü bu generaller öldüğü zaman törenle gömülüyorlar. Milli Savunma Bakanı ve kamu yöneticileri bu merasimlerde bulunmaktan çekinmiyor.

12 Eylül 1980 darbecisi Kenan Evren’e yapılan muamelenin aynısı yapılıyor. Mahkeme ve Yargıtay cezasını onayladığı halde bu ağır cezalar infaz edilmiyor. Bir kişi çıkıp söylesin; müebbet yiyip sokakta dolaşan, dünyanın neresinde vardır?

Gelgelelim 80 Milyon insanı mağdur eden bu darbecilerin en çok eziyet ettiği biz askerlerin durumuna. Evet, bende 28 Şubat döneminde Yüzbaşı rütbesinde iken Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararı ile ordudan atılmış bir askerim. Suçumuz ise evlere şenlikti. “Gözünün üstünde kaşın var” sözü gibi bize de “eşinin üstünde başörtüsü var” denilerek mesleğimizden olmuştuk.

Feto’cu askerler derhal eşlerinin başlarını açmış darbeci generallerin gözüne girmişlerdi. Benim gibi binlerce asker ise böyle bir onursuzluğa kalkışmadığımız için kapının önüne konulmuştuk. Bu acımasız ve zalim 28 Şubat süreci, Ak Parti hükümetleri zamanında da devam etmişti. Yine binlerce asker dindar olduğu için resen emekli edilmişlerdi.

Resen emekli denilmesine bakmayın; resmen ordudan atılmıştık. Kamu kurumlarında çalışmamıza izin verilmediği gibi büyük firmalara girerek çalışmamıza dahi engel oluyorlardı. O tarihlerde Başbakan olan Erdoğan, sadece “şerh” koymakla yetiniyor YAŞ kararlarını ve ikili- üçlü kararnameleri imzalamaya devam ediyordu.

Nihayet orduda eşi başörtülü asker kalmayınca bu durum sona erdi. Sonra da “artık kimse başörtülü diye ordudan atılmıyor” demeçleri verilmeye başladı. Yahu! kim kaldı ki ordudan atasın. Kalan birkaç kişi de; düzmece boşanma kararı alıp eşinden ayrılarak bu darbeci güruhun şerrinden kurtulmaya çalışıyordu.

Nihayetinde 2010 Anayasa referandumundaki değişiklik ile YAŞ kararlarının yargı denetimine alınması kabul edildi. 2011 Yılında çıkarılan kanunla benim gibi şanslı yaklaşık 1300 kişiye sosyal güvenlik primleri yatırılarak emeklilik hakları iade edildi. Bizim şansımız YAŞ kararı ile ayrılmamızdı. Fakat kararname ile atılan arkadaşlarımıza “zırnık” dahi verilmedi. Öyle ki kamuoyunda meydana getirilen hava ile “sizin başka bir suçunuz mu vardı” denilerek ayrıca bir eziyet daha yaşadılar.

Şarkı sözünde geçtiği gibi “28 Şubat darbecilerine sevdanın yolları, biz mağdurlara ise kurşunlar” düşmüştü. Kararname mağdurları ise resmen domdom kurşunu yemişti.

Devlet Denetleme Kurumu yani ombudsmanlık YAŞ ve Kararname yolu ile ordudan atılan askerler hakkında devlete tavsiye kararı çıkararak mağduriyetlerin giderilmesini istedi. Fakat Ak Parti hükümeti bu kararı kulak arkası ederek resmen görmezlikten geldi. Hala Erdoğan Hükümetinden bu haksız kararların düzeltilmesini ve mağdurlara tazminat ödenmesini bekliyoruz.

İş kanunlarında “tek taraflı haksız fesih” durumlarında, daima mağdur edilen kişiye tazminat ödenir. Tamam! faşist darbecilerin güçlü olduğu zamanlarda ordudan atılma kararlarına istemeyerek de olsa imza atıyordunuz. Bu konuda “sizi affettik” diyelim. Fakat yıllardan beri tek parti olarak iktidarda bulunduğunuz halde bu zulmün devamına seyirci kalmanız, hiç yenilir yutulur bir hata değildir. Biz, eşlerimiz, çocuklarımız affetse dahi vicdan sahibi kimse bu duyarsızlığı affetmez. Hele hele müebbet yemiş darbeciler keyifle rakılarını yudumlarken böyle bir muameleye tabi olmak kabul etmesi çok zor bir durumdur.

Yazının bu kısmında ise kamuoyunda az bilinen bazı hususları aydınlatmak istiyorum. Yazının uzunluğuna bakıp üşengeçlik yapanlar okumasın. Bunlara minnet edecek değilim. Lakin benden başka kimse doğru dürüst bu hususları dile getirmediği için dikkatle değerlendirmek gereklidir.

Peki, YAŞ ve Kararname mağduru askerler ile ilgili gerçekler nelerdir? Madde madde sayalım…

Bu kişiler hakkında memuriyetten çıkartılmayı gerektiren mahkeme kararı yoktur. Memuriyetten çıkarmayı gerektiren bir mahkûmiyeti olanlar; “Tart – İhraç” cezası alırlar. Demek ki resen emekli işlemi, hukuksuz ve keyfi bir uygulamadır.Resen emeklilik tabirinin “emeklilik” ile bir ilgisi yoktur. Kamuoyunu aldatmak veya yumuşatmak için hukuksuz böylesi işlere, bu isim verilmiştir.Bu uygulamalar askeri darbe ve ihtilaller döneminde artmış sivil yönetimlere ise dayatılmıştır. Asıl amaç; ordu içinden darbeye karşı çıkacak olanların temizlenmesidir.Küçük rütbeliler için mahkeme kararı olmadan yapılan bu uygulama, uygulamaya imza atan generaller için asla tercih edilmemiştir. Çeşitli nedenlerle mahkeme kararı ile suçlanan generaller söz konusu olunca haklarında açığa alma işlemi tesis edilmiştir.

Zamanın Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları görsel ve yazılı medyaya “dava açılmış olması resen emekli olmayı gerektiremez, kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur” diyerek farklı muameleye tabi olmuşlardır. Yani ona öyle buna böyle mantığını sergilemişlerdir. Bu düşünce dahi resen emekli edilen askeri personele “disiplinsizlik” yaftası vuranların, her askerde en azından bir parça bulunması gereken “adalet, onur, hakperestlik” ilkelerinden ne derece uzak kalındığının ispatıdır. Gerçek disiplinsizlikler; darbe dönemlerinde ortaya çıkmış ve mahkeme kararları ile sabit olmuştur.

YAŞ kararı ile ordudan atılanlar ile kararname mağdurlarının atılma sebepleri aynı maddelerdir. Başörtüsü, namaz kılma, içki içmeme gibi hiçbir yerde suç olarak görülmeyen maddeler kullanılmıştır. Yegane fark; YAŞ mağdurlarına Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) yolu kapalı, kararname mağdurlarına açık olmasıdır. Zaten Askeri mahkemeler, anayasa ve kanun değişikliği ile kaldırılarak böylesine keyfi tutumların önüne geçilmiştir. Meclis Anayasa komisyonunun oybirliği ile üzerinde anlaştığı ilk madde AYİM in hukuksuz bir yapı olup kaldırılması gerektiğidir. Tüm askeri yargının kaldırılması gerekliliği üzerinde komisyon mutabakatı meydana gelmiştir. Meclis darbeleri araştırma komisyonunun raporuna göre de AYİM in bir mahkeme hüviyeti yoktur. Taraflı, emir altında, hukuki zeminden uzak, askeri vesayet ürünüdür. Kuruluşu itibari ile üyeleri hâkimlik vasıflarından uzak, bir kısmı bizatihi hukukçu olmayan kurmay subaylardan kurulu mahkeme heyetinin; emir ve komutası altında bulunduğu generallere ve idare aleyhine karar vermesi zaten mümkün değildir.AİHM’nin kararları, resen emeklilere tek hak arama noktası olarak gösterilmiştir. Üst mahkemesi olmayıp kararına itiraz mercii yine kendisi olan bu mahkemeler kapatılarak büyük bir hukuksuzluğun önüne geçilmiştir.6191 Sayılı Kanun, kısmen de olsa YAŞ mağdurlarının uğradığı zulme son vermiştir. Ancak, “yargı yolu açık” diyerek askeri yargıyı adres göstermekle mağdur edilen kararname ile resen emekli askerlere hiçbir hak iade edilmemiştir.Aynı kanun maddeleri esas alınarak, zulme uğrayan insanlara açıklama olarak Anayasal bir kurum olan AYİM kaldırılmadan olmaz denmiştir. Fakat askeri yargı kaldırıldıktan sonra gereği yapılmamıştır. Derin bir sessizlik başlamıştır.15 Temmuz işgal girişiminden önce ordudan atılan bizlerin dile getirdiği fakat dikkate alınmayan FETÖ örgütünün darbeci generallerle birlikte hareket ettiği darbe gecesi tankların harekete geçmesi ile ispatlanmıştır. 15 Temmuz 2016 Tarihinde ordudan atılan askerler; darbecilerin tanklarını durdurmak için sivil halk ile birlikte hareket ederek; darbeyi başarısızlığa mahkum etmişlerdir.FETÖ ile beraber hareket eden cuntacı yapı “karala, suç uydur, isnat et, ordudan at” yöntemi ile vicdansızca hareket etmiştir. Vatanperver askerler; başörtüsü gibi söyleyeni bile utandıran bir suçla çok sevdikleri mesleklerinden uzaklaştırılmışlardır.Basın ve medya kurumları generalleri sık sık manşete taşıyarak dindar insanların ekmeği ile oynamıştır. Bu medya patronlarını ve dillerinden düşürmedikleri generalleri; daha sonra bankaları hortumlayan yönetim kurullarında gördük. Ne yazık ki FETÖ yargısı tarafından aklanan hortumcu işadamları ve generaller, şu anda zevk ve sefa içinde yaşamaktadırlar. Müebbet yemiş generallere dokunamazken bunlara ne diyelim ki? Allah izan nasip etsin!

Daha söylenecek çok söz var lakin şimdilik yeterlidir, vesselam…

Dr. Vehbi KARA
 
Etiketler: Darbeci, Generaller, Keyif, Sürerken, Mağdur, Ettikleri, Askerlerin, Durumu,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Ekim 2020
Türk ve İslam Tarihinin En Büyük Bozgunu
26 Ekim 2020
Topyekün Eğitim Reformunda Yapılması Gerekenler
22 Ekim 2020
Zaman Tarikat Değil Reyting Zamanıdır
16 Ekim 2020
FETÖ’yü ve Deccali Tanıma Rehberi
15 Ekim 2020
Emekli İnkılapçı Subaylar Kadar Olamadık
15 Ekim 2020
Emekli İnkılapçı Subaylar Kadar Olamadık
13 Ekim 2020
Faiz Yerine Karzı Hasen Ne Güzeldir
10 Ekim 2020
Adalet Kavramı ve Türkiye Cumhuriyeti
06 Ekim 2020
Karabağ Harekatı Yarım Kalmasın
03 Ekim 2020
Dünyanın En Dalavereci Ülkesi
20 Eylül 2020
İntizam ve Terakkiden İstanbul Sözleşmesine Sosyal Değişim
17 Eylül 2020
Bediüzzaman’ın Mesleği Kardeşlik Üzerinedir
13 Eylül 2020
Materyalist Eğitim Bakanlığı Nasıl Milli Olur?
11 Eylül 2020
Avrupa Alimlerini Suçüstü Yakalayan Adam
09 Eylül 2020
Aileyi Yok Etmek Maksadıyla Ankara’da Kotarılan Kararlar
08 Eylül 2020
Modern Köleliğin Sonu Kitabı
04 Eylül 2020
Gıybet ve Arkadan Konuşma Hakkında
01 Eylül 2020
Halifelik Kurumu Nasıl Teşekkül Etmelidir?
31 Ağustos 2020
Meclis Uhdesindeki Halifelik Yeniden İhya Edilmelidir
28 Ağustos 2020
Bediüzzaman’ın Medresetüz Zehra Projesi
24 Ağustos 2020
İstanbul’umuzun Beyrut Gibi Olmaması İçin Kanal İstanbul Gereklidir
23 Ağustos 2020
Kayıt Dışı Ekonomi ve Çözümleri Kitabı
19 Ağustos 2020
Hani Avrupa Ayağa Kalkacaktı?
14 Ağustos 2020
Yalancının Mumu 51 Senedir Yanıyor
11 Ağustos 2020
Kadına Şiddet Şapka İle Başladı
08 Ağustos 2020
Fuat Sezgin’in Arapçanın Üstünlüğüne Dair Görüşleri
04 Ağustos 2020
Dinsizler Kuran’ın Tercümesini Niçin İstiyorlar?
03 Ağustos 2020
Necip Fazıl Kısakürek’i Farklı Gösteriyorlar
28 Temmuz 2020
Ölümü Unutmuş İnsanlara Bir İbret Dersi
19 Temmuz 2020
Böyle Anayasa Olmaz
17 Temmuz 2020
Feto’nun Dümen Suyuna Giren Dinsiz Olur
16 Temmuz 2020
Darbecilerinin Verdiği Kararların Hükümsüz Sayılması
12 Temmuz 2020
Ayasofya Kararı Sonrasında Neler Olacak?
09 Temmuz 2020
Kuran Nedir ve Tarifi Nasıldır?
07 Temmuz 2020
Faiz En Büyük Günahlardan Bir Tanesidir
04 Temmuz 2020
Kapitalizm Kadını Köle Olarak Kullanıyor
03 Temmuz 2020
Allah Selamet Versin
27 Haziran 2020
İnsanlarla Dalga Geçiyorlar
25 Haziran 2020
Ölen Ölür Kalan Sağlar Bizimdir Politikası
24 Haziran 2020
Sınıfsız Toplum İlkelliğin Temelidir
23 Haziran 2020
İnsanlar Hürriyeti Elde Etseler de Yine Abdullahtırlar
21 Haziran 2020
Bahriye’de 15 Yıl Kitabı
13 Haziran 2020
Hutbenin Arapça Okunmasının Hikmetleri
11 Haziran 2020
Hutbe Ne Zamandan Beri Türkçe Okunuyor?
10 Haziran 2020
Cuma Hutbesinin Tesirli Olması İçin
09 Haziran 2020
Feto’nun Derin İlişkiler Süreci
06 Haziran 2020
FETÖ Elebaşı Gülen’i Tanıyalım
12 Mayıs 2020
Korona Sonrası Dönemde İşsiz Kalmanın Sonuçları
08 Mayıs 2020
FETÖ Elebaşı Gülen’i Tanıyalım
04 Mayıs 2020
Modern Köleliğin Sonu
03 Mayıs 2020
CAMİDE DANS VAR
30 Nisan 2020
Lut Kavminin Sapkınları Hala Yaşıyor
28 Nisan 2020
İNSAN DÜNYAYA NEDEN GÖNDERİLMİŞ
26 Nisan 2020
Libya’da Yedi Düvel ile Savaşıyoruz
21 Nisan 2020
Alkollü İçki Serbest Sigara Haram
18 Nisan 2020
Korona Sonrası Dönem ve Yeni Bir Dünya Gerçeği
17 Nisan 2020
Bediüzzaman Said Nursi’nin Memuriyet Hizmeti
12 Nisan 2020
Özel Mülkiyet ve Hürriyet Devri
09 Nisan 2020
19 Mayıs 1915’te Çanakkale’de Neler Oldu?
31 Mart 2020
Uzaktan Kumanda İle Çalışma Şekilleri
30 Mart 2020
Çalışma İlişkilerinde Yeni Dönem
26 Mart 2020
Korona Virüsünün Hatırlattığı İnsanın Büyük Yolculuğu
25 Mart 2020
Miraç Mucizesinin Hediyeleri Nelerdir?
22 Mart 2020
Cevşen Duasını Bir de Okuyanlardan Dinleyin
19 Mart 2020
Cuma Namazı Hür İnsanlar İçin Farzdır
17 Mart 2020
Hastalıkların Hikmeti Hakkında
12 Mart 2020
Tunus’a Silah İhracatı
10 Mart 2020
Rusya’nın da Karizması Çizildi
08 Mart 2020
Kem Söz Sahibine Aittir
08 Mart 2020
Şia ve Vahhabi Kıskacında Kalan Müslümanlar
29 Şubat 2020
TOPLU VURDUKÇA YÜREKLER ONU TOP SİNDİREMEZ
27 Şubat 2020
Rusya’nın Boğazını Sıkma Zamanı Geldi
24 Şubat 2020
Kızıl Elma Değil Misak-ı Milli Esastır
20 Şubat 2020
Asker Ülkeyi Savunmak ve Savaşmak İçin Beslenir
15 Şubat 2020
Bir Tek Sigara Kaldı
14 Şubat 2020
Türk Tokadının Sesi Tahran’dan Duyulmalıdır
11 Şubat 2020
Atanmışlar Seçilmişlere Karşı Asker Gibi Selam Durmalıdır
09 Şubat 2020
SURİYE VE FİLİSTİN'İN GELECEĞİ
06 Şubat 2020
İki Dünyada Hesap Veremezsiniz
04 Şubat 2020
İDLİB OPERASYONU BAŞLAMAK ÜZERE
01 Şubat 2020
DEPREM VİRÜS VE HİKMETLERİ
30 Ocak 2020
Deccal Aldatıcı Demektir
27 Ocak 2020
Mehdi İnkârcıları Bilsinler Ki
25 Ocak 2020
Kadınların İş Hayatı İçin Zorlanmasına Gerek Yoktur
23 Ocak 2020
İslam Ülkeleri Ortak Savunma Araçları Üretimi
21 Ocak 2020
MİLLETİMİZİ SİNSİCE FAİZE ALIŞTIRIYORLAR
18 Ocak 2020
İRAN YALAN CUMHURİYETİ
16 Ocak 2020
Yalancılık ve FETÖ İlişkisi
13 Ocak 2020
Haydut ABD Muavenet’imizi Vurmuştu
11 Ocak 2020
ADNAN TANRİVERDİ PAŞA'YA NİÇİN SALDIRIYORLAR?
07 Ocak 2020
ASKER VATAN MENFAATİ UĞRUNA ÖLMEK İÇİN VARDIR.
04 Ocak 2020
Keşifler Çağının Öncüsü Müslüman Amiral Zheng He
02 Ocak 2020
Abdülhamid Han’ın Konya Suyolu ve Köprüsü Projesi
31 Aralık 2019
PARİS ELÇİSİ YİRMİSEKİZ MEHME T ÇELEBİ ’NİN KANAL RAPORU
28 Aralık 2019
SOKULLU ’NUN YAPAMADIĞI STALİN'İN BAŞARDIĞI SUYOLU
26 Aralık 2019
Batılılar Müslümanları Nasıl Aldatıyor?
24 Aralık 2019
Menemen Hürriyeti Boğma Operasyonudur
21 Aralık 2019
HOCAM, BEN DE O SÜRÜ'NÜN BİR NEFERİYİM.
21 Aralık 2019
ALKOL VE KADINA ŞİDDET
19 Aralık 2019
İslam Ülkeleri Arasında Savunma İşbirliği Neden İstenmiyor?
18 Aralık 2019
Barış Pınarı Harekâtı ve Geleceğe Yansımaları
14 Aralık 2019
Dünyanın En Tehlikeli Suyollarından Bir Tanesi İstanbul Boğazı’dır
06 Aralık 2019
BATIDA VE TÜRKİYE'DE KADINA ŞİDDET
30 Kasım 2019
BATIDA VE TÜRKİYE ’DE KADINA ŞİDDET
30 Kasım 2019
İCTİHAD KAPISI AÇIK MIDIR?
26 Kasım 2019
Darbeci General Büyükanıt’a Hakkımızı Helal Etmiyoruz
22 Kasım 2019
Deniz Harp Okulunda Değişenler ve Değişmeyenler
Haber Yazılımı