Yazı Detayı
28 Ağustos 2019 - Çarşamba 13:18
 
EKİP ZAMANI ve ŞURANIN ÖNEMİ (1)
HALİL KÖPRÜCÜOĞLU
mail.haber111@gmail.com
 
 

“Müslümanlar vücudun azaları ve fabrikanın çarkları hükmündedirler.” fikri beni çok etkiler. Hakikaten bir göz, diğer gözü tenkit etse, onunla uyumlu çalışmasa, artık realiteyi görmek imkânsızlaşır. Ellerimiz için de rekabet bizim perişaniyetimiz ile sonuçlanır. 

Bütün azalarımız için ahenk içinde olmak zarureti vardır. Yoksa hayat, hayatlıktan çıkar; zulüm kaynağı haline gelir. Birbirlerinin kusurunu görmeden, tenkitsiz, ahenkle çalışsalar; hem onlar için, hem de daha önemlisi ortaya çıkardıkları vücut için harika, saadetli bir hayatı meydana getirirler. Ayni sonuç rekabet halindeki çarklardan meydana gelen fabrika için de söz konusudur ki böyle rekabet halindeki çarklar, fabrikayı karıştıracağı için sahibi, fabrikayı, bütün bütün dağıtacaktır. Rekabetsiz oluş, ahenkli çalışma, onlar için de harika neticeler, güzellikler ortaya çıkaracaktır elbette...

Farklı düşünce ve anlayışta olmak, farklı yaratılmış olmanın tabii neticesidir. Cenab-ı Hak böyle istemiştir. Ve bunda da muhakkak birçok rahmet ve hikmet vardır. Belki imtihan sebebi, belki de olaylara farklı bakışla hakikati daha iyi kavramak murat edilmiştir. Beşer bu farklı karakterlere rağmen,  ahenk ve intizamı, birlik ve beraberliği kendi iradesiyle temin etme, bu gücü, saadeti yakalamak mecburiyetindedir.

Ancak insan sayısınca farklı karakterler olduğu için, müşterek yaşayışta bizler arasında problemler oluyor. Fakat herkes ayrı özelliklerde yaratıldığı için ”ayni meşrepte olunması da caiz değildir” Çünkü o ayrılık hikmetlidir ve o farklı bakışları ve algılamaları kaldırmak da adeta imkansızdır.

Yıllar önce seyrettiğim bir TV. Reklamı, beni, bu düstura bağlı olarak çok etkilemişti. Dört beş karelik bir reklamın, her hafta bir karesi yayınlanmıştı. İlk karede bir kadın kasılmış, korkmuş bir vaziyette geriye doğru uzanıyor. İkinci hafta bir adamın ona doğru hızla koştuğunu görüyorsunuz. Üçüncü karede koşan adam kadının üzerine atlamıştır; beraber biraz ileriye, yere düşerler... Siz her kareden sonra, farklı sonuçlara ulaşır, değişik değerlendirmeler yaparsınız. Kadına saldıran o alçak adama çok kızar, “Onun canına okumak lazım” bile dersiniz.... Ancak son kare gelince, yukarıdan düşen ağır bir cismin öldürücü tesirinden kurtarmak için  kadının üstüne atlayan adamın, bu fedakarlığı karşısında, kendinizden ve tahminlerinizden utanırsınız. 

Olaylara değişik vecihlerden bakabilmek her zaman kolay değildir. Ve bunun için, belki değişik açılardan bakabilen arkadaşlara muhakkak ihtiyaç vardır.
“Ümmetimin ihtilafı rahmettir.” hadisi bize müthiş ve sağlam bir ufuk kazandırmaktadır. 

Maksatta ve esasta ittifak eden müminlerin, yüksek teknolojinin farklı cihazları gibi olayları, realiteyi değerlendirmesi elbette çok faydalı neticeler çıkaracaktır. Bu insanlığın en önemli ihtiyacıdır. Farklı açılardan samimi bakış imkânı elbette her şeyi lehimize değiştire bilecek bir durumdur.

Farklı yaratılış ve üstün vasıflı oluş insanın özelliğidir ama bu üstün özellikli, farklı kalplerin telifine de elbette ihtiyaç vardır ki onu da meşveret halledecektir. Ancak burada da “Sıkı tutmayınız.”emrine riayet önem arz etmektedir.

Hal-i alem: ”Meşveret ediniz, ancak sıkı tutmayınız” düsturunu bağlayıcı bir kaide olarak nazarımıza arz ediyor. Çünkü bu Âlem-i kevn’ü fesat daha fazlasına imkân vermiyor. Aynı manayı bir başka açıdan destekleyen bir fikir de: “İttifak ediniz, yani ihtilafa düşmeyiniz. ” düsturudur.
“Hiç bir günahkar başkasının günahını yüklenmez”(6/164) emrinin bu asra bakan veçhelerinden birisi olsa gerektir ki, “Bir mümindeki, bize göre kötü olan bazı  sıfatlar yüzünden, mümine adavet ederek yüzlerce muhabbete layık sıfatları da  kötü görülemez” denilmiştir. Çünkü, bütün iyi sıfatların, iyi insanların bir ve beraber olmasına bu asırda çok ihtiyaç vardır. Ve “Dokuz cani bir masum olsa o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılamaz” harika bir düstur olarak önümüze konmuştur.

Bu ihtiyaç o kadar şiddetlidir ki, başka asırlarda güzel hasletler olarak addedilen -“..çok kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymettar şeylere sarf edeceğim” demeye, bu asırda:  “....çekilerek ittifakı zaifleştirmeyiniz.”emriyle mani olunmaktadır.

Çünkü “Ehl-i iman aşiretine karşı tecavüz vaziyetini almış birbiri içindeki daireler gibi yüz daireden fazla daire var”dır. Ve “Tevfik-i İlâhinin ve diyanetteki izzetin medarı ehl-i imanla ittifaktır”

Çünkü: ”Ehl-i dalaletin cemaat halinde olması sebebiyle, deha da olsa ferdi mukavemet artık imkansızdır. Buna karşı ”Çekişip uğraşmayın, gücünüz gider.” (Enfal-43), ”İyilik ve takvada yardımlaşınız. ”(Maide-2) emirleri gibi yüzer ayet ve hadisin emrettikleri uhuvvet, muhabbet ve teavünü yapmak mecburiyetimiz vardır. 

Ne mutlu müşterek yaşamının kanunlarına uyup iki cihan saadetini elde edenlere. Yazıklar olsun insan gibi çok yüksek olarak yaratıldığı halde beraber yaşama kültüründen mahrum olup beraberliğin müthiş zevkine eremeyenlere....

 
Etiketler: EKİP, ZAMANI, ve, ŞURANIN, ÖNEMİ, (1),
Yorumlar
Haber Yazılımı