Yazı Detayı
06 Temmuz 2020 - Pazartesi 09:41
 
"İBİBİKLER ÖTTÜĞÜNDE ORDAYIM "
Mehmet Nuri BİNGÖL
 
 
Bahar mevsimi malum katarına renk renk, desen desen, toy ve şenlik çiçeklerini; kırlarda, sahra ve yaylalarda uçuşan irili ufaklı böcek, böcekçik; kuzulayan “en’am” ve vahşi hayvan yavrularını doldurarak gelmiş, her vakit, her zemin ve canlı cansız her masnuya selam durmuştu.
     Genç ulak kan ter içindeki atını mahmuzlayarak bir sonraki konak yerindeki “hangah”a ulaşmaya çalışırken, bir yandan da çevreyi gözlüyor, dinliyor, hatta kokluyordu.
     Bir yandan atını mahmuzlarken bir yandan da düşündü. Geniş ve debiliydi dere. Meriç ile kavuşmaya can atan minik akıntılarının oyduğu kıyılarında oturup azığını yese ve dinlense ne iyi olurdu, ama ah zaman, ah vazife…
     Bir an önce Edirne’ye varmalı, oranın muhafazasına memur Şehzade Bayezıd’ı hadiseden haberdar etmeliydi.
     Aniden hatırladı. Güneşin, ikindideki menziline ulaşmaya ramak vardı ve kendisi öğleyi kılmamıştı daha. En iyisi, en büyük vazifeyi yapmak için diğer mecazi vazifelere ara vermekti.
     “Tevekkeltü ’Alalah” diye mırılandı.
      Zaten hangaha ulaşması için mesafe pek azalmıştı. Güneşin bulunduğu sema kısmına göz attı; öğleyi kaçırması kati gibiydi. O yüzden mola vermeli; hem Rabb’ine borcunu eda etmeli, hem Allah ne verdiyse bir şeyler atıştırmalıydı.İbibik ötüşleriyle örülen gürgen, meşe, abanoz, akasya dallarıyla örtük yemyeşil alemde vefadar atı da, kendisi de azıcık soluklanmalıydı.
     Düşündüğünü hayat sahnesine mevzilendirdi hemen. Türlü nebatların, otçukların baharda cömertçe sergilendiği ve sunulduğu eğimli araziden çaya doğru indi.   Abdestini tazeleyip öğleyi seferi olarak kılan Ulak Hasan birkaç lokma yedikten sonra, hangahta değiştireceği atına atladığı gibi cepkeninin kollarını geriye atarak tekrar yola çıktı.
     “Edirne’ye akşama varmadan ulaşmalıyım…” diye düşünürken, hadisenin koca bir “Devlet-i Aliye-i İslamiye” ( Osmanlı'nın orijinal adı) için korkulmayacak seviyede olduğu fikriyle rahatlasa da, diğer yandan “Fitne küfürden eşeddir.” Ayeti gereğince tedbirli olmanın gerekten öte azim bir şart olduğunda karar kıldı.

***

     Hangahın inşa tarihi pek eski değildi. Cennetmekan Sultan Fatih’ten sonra tahta oturan Bayezıd-ı Veli zamanından kalmaydı.
     Meriç Nehri’ne ulaşan “Kire” suyunun kenarına mütevazi bir dost yüzünü hatırlatırcasına hazırlanmıştı. Sadece misafirleri ağırlamak değil, aynı zamanda sefer vakitlerinde askere moral vermek, İstanbul ve Edirne’ye yollanılan ulakların at ve erzak ihtyaçlarını gidermek maksadıyla da inşa edilmişti...
     Hangahın işletmesi uhdesine verilmiş Musa Çelebi babacan bir kişiliğe sahipti. Gelenlerin bedi ve manevi ihtiyaçlarını gidirmek, onları huzurla doldurmak için çevrenin tertip ve düzenine de büyük ehemmiyet veriyordu.
     Ulak Hasan Edirne tarafına meyletmiş güneşi, atını ılgar ettirerek kovalarken, son mola yeri olduğunu iyi bildiği – çünkü bu yoldan defalarca geçmişti- konak yerinin etrafında Musa Çelebi tarafından hususi bir ihtimamla yetiştirilen –yetiştirilmesine ön ayak olunan- fırdolayı ağaç kümesini görünce atını rahvana aldı, gönlü bir bahar sabahı gibi açıldı. Orada da ibibik değil, cırcır sesleri duydu en kesif biçimde...
     Güneş, batı ufkuna selam vermesinden tatlı bir turuncuya kavuşmuştu. Anaşılan geceden önce varamayacaktı mahalli maksuduna.   
     Gökler sabahki gibi tamaman bulutsuz ve pürüzsüz  mavi atlas görünüşünde değildi hem; daha önce fark ettiği birkaç bulut parçacığı an an irileşiyor, durmadan renk değiştiriyor, kül rengileşiyordu.
     “Kırkikindi” yağmurlarından birine yakalmayı hiç istemezdi. Zira zemindeki çamur bataklıkla kolkola girerek hızını yavaşlatırdı sonra...
     Eğer yağmura konak yerinde iken yakalanırsa en iyisi dinmesini beklemek olacaktı. Aslında orada fazla kalmaya niyeti yoktu ama; at değiştirip karnını doyurmaya bile bakmadan ikindiyi kılarak yola koyulmaktı asıl niyeti. Şehzade Beyazıd’a vereceği haber hem “Devlet-i Aliye-i İslamiye”nin ( Osmanlı'nın) geleceği ve birliği, hem de İslam’ın ittihadı noktasından mühimdi.
     Gerçi “fitne ü fücur” hareketi Anadolu’yu yıllarca kasıp kavuran Celali şakisinin isyanı kadar geniş muhtevalı ve Fars diyarının “Şiilik” bahanesiyle Anadolu’yu ve Musul, Bağdat, Irak, Halep, Şam vilayetlerini sarsacak kadar şümullu değildi, ama “Devlet-i Aliye”nin Avrupa’nın göbeğine ulaşmasına mani olması bir yana, Roma’ya giden yolu açıcı fetihlerinin önünü alacak bir gelişmeydi; dış sınırlarını, serhadlarını Nemçe, Macar, Alman ve Avusturya kuvvetlerince tırtıklanmasını netice verecek kadar vahimdi.
     Büyüklerinden dinlediği II. Bayezıd devrindeki “Cem Sultan” hadisesi gibi Osmanlı’nın elini ve dilini bağlayacak kadar mide bulandırdırıcı bir sineği andırmıyordu.
     "Haçlı marı" Bizans'ın çökmesiyle umudunu ihtilaf çıkarmada bulmuş, Kanuni'nin öldürttüğü Mustafa'nın aslında ölmeyip, saklandığı yerden çıkarak SELANİK taraflarında bir " Devlet-i Bektaşiye" ( Gerçekte kızılbaş)   kurmak için harekete GEÇİRİLDİĞİ şeklinde müessir ve müessif bir havadisti!
 
Mehmet Nuri BİNGÖL 
 
Etiketler: , "İBİBİKLER, ÖTTÜĞÜNDE, , ORDAYIM, ",
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Ağustos 2020
NUR'UN İKİ KURMAYINDAN BIRİ: Mustafa SUNGUR
08 Ağustos 2020
YİNE İSPANYOL SİYASETİ VEYA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
04 Ağustos 2020
OSMANLI'NIN TÖRESİ SÜNNET'İN TAA KENDİSİ...
30 Temmuz 2020
“Doğruyu Her Yerde Deme”mek, ama Hangi Makamda?
27 Temmuz 2020
Ne Fâcia! “Güneydoğu Nurculara Kal”mış!
24 Temmuz 2020
Kelam-ı Ezeli ve Hutbenin Arapça Okunması
24 Temmuz 2020
“Sarp Ufuklar”ın Hikâyesi
19 Temmuz 2020
NUR"LARIN (AHİRZAMANDAKİ) MAKAMI VE BÜTÜNLÜK...
16 Temmuz 2020
15 TEMMUZ'DA BİZE KEFEN Mİ BİÇMEK? ( Darbr darbe dirildik hamdolsun)
15 Temmuz 2020
Düşünme Özgürlüğüne Set Haline Dönüşmüş Bir Kanun: 5816
13 Temmuz 2020
Ayasofya Davası İçin Her Nakil Seslendirildi de...
11 Temmuz 2020
Ayasofya Davamız ve Muhafazakar Aydınlar
01 Temmuz 2020
" DİN EDEBTİR" ( HAD DİNİ BİLMEK...)
28 Haziran 2020
İHLAS, HAL-İ ALEM SİYASETİ VE " SİYASET-İ İSLAMİYE"
26 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA SOHBET-2
24 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA MUSAHABE YAHUT MUHASEBE…
23 Haziran 2020
"HAKİKİ MEŞVERET"
21 Haziran 2020
İT, "TÜREVİ" CHP'NİN HALİ PÜR-MELALİ VE TİR TİR TİTREMEK!
19 Haziran 2020
" HEYYİ HEY!!!"
17 Haziran 2020
AĞABEYİM ( İktibas)
14 Haziran 2020
Said Molla, Şeyh Said ve Molla Said (Bediüzzaman) BİR mi?..
11 Haziran 2020
AYASOFYA FETHİ VE ZİNCİRLER...
09 Haziran 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
07 Haziran 2020
Bir Portre: Prof. Dr. Mehmet Kaplan
05 Haziran 2020
SÜNNET İTİKADINDA MEHDİ (AS)
01 Haziran 2020
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
24 Mayıs 2020
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ...
16 Mayıs 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
11 Mayıs 2020
Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
05 Mayıs 2020
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
29 Nisan 2020
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
27 Nisan 2020
FARİZA DENECEK KADAR AZİM VE EHEM MESELE
25 Nisan 2020
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
19 Nisan 2020
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
13 Nisan 2020
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
28 Mart 2020
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
19 Mart 2020
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
08 Mart 2020
"Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar..."
08 Mart 2020
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
03 Mart 2020
VATANI SEVMEK...
27 Şubat 2020
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
21 Şubat 2020
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
20 Şubat 2020
HALİLULLAH (AS.) YA DA MENFAAT PUTUNU KIRMAK...
19 Şubat 2020
BALTANIN SAPI...
14 Şubat 2020
Maydanoz ve Limon
10 Şubat 2020
KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK...
10 Şubat 2020
FASL-I PAŞA
09 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
08 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
05 Şubat 2020
“SEYDA!”
29 Ocak 2020
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
22 Ocak 2020
Doğubayezıd Hâni
17 Ocak 2020
“Elif Öğretmen” ve Romancı Hüseyin Yılmaz
13 Ocak 2020
FİKİR CÜCELİĞİ
10 Ocak 2020
TARİH; GERÇEK AYNASI
03 Ocak 2020
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
28 Aralık 2019
İDİLHAN, İLHANLI VE EL-MEGİDDO OVASI!..
26 Aralık 2019
“Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez.”
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
21 Aralık 2019
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
19 Aralık 2019
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
16 Aralık 2019
KİMLERE?
08 Aralık 2019
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
05 Aralık 2019
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
24 Kasım 2019
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI... ( BEDİÜZZAMAN- EL: 266)
18 Kasım 2019
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
10 Kasım 2019
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
10 Kasım 2019
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
10 Kasım 2019
"ÜFÜRÜKTEN TEYYARE" KRİPTO VAZİFE
09 Kasım 2019
KISIR DÖNGÜ YAHUT "FASİT TEVİLAT"
17 Ekim 2019
SAVAŞ DEĞİL HAREKAT, İŞGAL DEĞİL FETİH!
17 Ekim 2019
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI TAM ANLAMIŞ...
17 Ekim 2019
31 MART “MEŞ’UM” VAKASI
17 Ekim 2019
HADİSLER KUR'AN'IN HAKİKİ TEFSİRİ, TERCÜMANIDIR
13 Ekim 2019
EDEBİYAT HAKKINDA BAZI NOTLAR
01 Ekim 2019
"… Bir gün de hesap” Dönünce Olacaklar Olur.
27 Eylül 2019
Hakikata Şahit Tarih; Ama Resmi Olmayanı ...
26 Eylül 2019
YOKUŞTU VE DÖNEMEÇLE SÜSLÜYDÜ YOLLAR
21 Eylül 2019
KİMİ "HATİAT"I TASHİH İÇİN "PALA" MI GEREK?...
18 Eylül 2019
İMAM ALİ ŞAMİL( ŞEYH ŞAMİL)
17 Eylül 2019
“FASL-I PAŞA”
16 Eylül 2019
Ha Çeçenya, Ha Suriye
13 Eylül 2019
Fetih Misyonu ve “Yakın Tutulan Düşman!”
12 Eylül 2019
"SİYASET-İ HAZIRA" GÜNLÜK POLİTİKA, "SİYASET-İ ALİYE" İSE İMANİ HİZMETTİR.
08 Eylül 2019
BİR BAŞKA ÇEŞME
07 Eylül 2019
Tahassür
29 Ağustos 2019
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
Haber Yazılımı