Yazı Detayı
19 Şubat 2020 - Çarşamba 20:34
 
Sevgisiz ve sevimsiz gündeme isyan
Akif BEDİR
mail.haber111@gmail.com
 
 

Yazımı yazmak için bilgisayarımın başına geçiyorum. Fikir kelebeği olup gökyüzünde uçuşarak tuşlara dokunmak yerine yüreğimde karalar bağlayan sarmallarla boğuşuyor, tökezliyorum. Bugün bir yanım geç ekrana yaz derken, diğer yanım hüzünlü bir boyun eğişle suskunluğu yeğliyor.  

Yüreğimde bir boşluk var, hissediyorum ve ben bu boşluğun içinde bir o yana bir bu yana savruluyorum. Suskunluğumu ve hüznümü içime atarak kendime saklamak istiyorum.

Bugün içimden bir şey yazmak gelmiyor. Sevgisiz bir dünyada yaşananları görüp, duyup, dinledikçe yüreğimden akan satırların peşinden giderek, güzele, hayra, ışığa ulaşacak yolu bulmak istiyorum.

Yeryüzünü sarıp sarmalayan benlik sevdasını, bu uğurda akıtılan kan ve korkudan titreyen dudakları ile akan gözyaşlarını düşünmeyip, düşündüğüm kadarıyla güzel bir şeyler yazsam mı diye çabalasam da bencillik tohumundan nasiplenip sevgisizlik rüzgârlarında savrularak büyüyen “acı gerçekler” birer birer aşılması gereken engeller olarak önüme çıkıyorlar.

Kötümserliğin pozitif olan karşısındaki ezici gücü her şeyi silip süpürüyor. Aklıma gelen camdan kelimelerin her biri bir yerlere çarpıp kırılıyor. Hayatım boyunca bir şeyin kırılma ve çatlama sesinin insanı bu kadar gerebileceğini, çaresiz bırakıp acılar çektirebileceğini bilemezdim. 

Suskunluğumu, hüzünlerimi kimseyle paylaşmıyor, yüreğimin en derininde kendime saklayarak kötümserliğin, arka sokak niyetlerin esiri oluyorum.

Fakat bu var oluş bir itiraz dalgası büyütüyor kalbimin ta derinliklerinde. Niye hep olumsuzluklar, acılar, gözyaşları ve hüzün var yeryüzünde. Bugün niye güzel bir haber beklemeyeyim, niye bugün güzel bir hikâye dinlemeyeyim, bugün niye gülen insanlarla olmayı tercih etmeyeyim.

 Bugün güzel şeyler düşünüp, güzel şeyler hayal edip düşündüğüm kadar yazmayayım. Bugün güzel duygulara uyanmak istiyor, gönülleri okşayacak konuları kaleme almak istiyorum diye haykırıyor gönül bağımın bülbülleri.

Her şeye rağmen “mutluluk”, bütün kötülükleri yok edecek “sevgi”, yaratandan ötürü yaratılanı sevebilecek bir yürek arayışı içinde içimde saklananları dışarı atmak istiyorum. Fakat yeryüzünü saran “sevgisizlik halkaları” bütün insanlığın kalbine hükmediyor.   

Hayatın içinden ölüm ve zafer haberleri, akan gözyaşlarını hedef alan silah sesleri  umutları, sevinçleri, acıları, hayalleri, beklentileri buharlaştırıyor. Akıl ekranında beliren güzel kelimeler çarçabuk silinirken, filizlenip hayat bulmaya çalışan güzel şeylerin ömrü bir kelebeğin ömrü kadar kısa oluyor ve yok içinde varlığını yitiriyor.

 Hayat birilerine güzel şeyler verirken, birilerinden hayallerini, düşüncelerini, umutlarını, yarınlarını alıyor. Gözyaşlarını, damarından kanını çalıyor.

Oysa yüreğimin hayra, güzele, coşkuya çırpıntısının “ruhumun sevinci” olmasını arzuluyor, güzeli görme rüyasıyla gözlerimi ufuklara dikmek istiyorum. Güzel şeylerin sorgulayıcısı olma, sevgi rüzgârıyla savrularak insanlar için “gönül çelen” olma, kalemini haktan ve halktan yana kullanma isteği maalesef hayat bulamıyor kendine.

Dünya gündeminde hâkimiyetini kurmuş olan kan ve gözyaşı, vakti ağlama vakti olarak ilan etmiş ve karşısında kıs kıs gülüyor. Dünya üzerinde oluşturulan “islamifobya” harekâtı geleceğe yön verip şekillendirirken Müslüman ülkeler birbirinin altını oyup, sadece seyrediyor.

Sevgisiz bir dünyada, silahların gölgesinde yaşamaya mecbur edilen insan her hareketinin, her adımının, her kelimesinin, her tebessümünün hesabını yapar oluyor. Varoluş türküsünü söyleyebilmek için çaresizlik içinde çıkmaz sokaklarda kendisine yol ararken kendisini yok oluş rüzgârlarında savrulurken buluyor.

Yazılı ve görsel medyada kendine yer bulup öne çıkanlar hep negatif enerji yüklüyor insana. Hep olumsuzluk eki taşıyan haberler, hep insanın yüreğini burkan, yüzünü buruşturan resimler.

Yeryüzünün diğer parçalarında durum farklımı sanki? Suriye'de Esed rejiminin askerleri İdlip’te yaşam alanı bırakmadı, Arakan’da katledilen masumların bulunan mezarları, İsrail’in hain Kudüs planı, Filistin’de sivil halka sıkılan kurşunlar, Libya’da akıtılan kardeşkanı haberleri kendi halkının hayat seviyesini üst seviyelerde tutmak için, sömürü düzeni adına insanlığa sunulan ölüm fermanlarıdır.

 Her sayfası iç geçiren haberlerin sıralandığı gazeteler, her haberinde hüzün, kan, gözyaşı bulunan televizyon haberleri ve bunları allayıp pullayan yorumcular, köşelerinden sızlayan dünyanın gözyaşları dökülen kalemşorlar ve bütün bunların sadece izleyicisi konumundaki insanımız da artık güzel şeyler okumak, olumlu gelişmeler karşısında duygulanmak, insanı sevindiren haberleri izlemeyi arzuluyor ve bekliyor.

Bütün bunlar, dili olmayan kalplerin bizarlığının resmi ve beklentisi. İnşallah o günleri de görüp yaşarız diye bir bahar beklentisi ta derinlerde bekleyişte…   

 
Etiketler: Sevgisiz, ve, sevimsiz, gündeme, isyan,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Mart 2020
Kıssadan hisse
12 Mart 2020
Oyun içinde oyun
11 Mart 2020
Kara virüs
08 Mart 2020
Çılgın Türkler
26 Şubat 2020
Gidişat nereye?
12 Şubat 2020
Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
05 Şubat 2020
Uşaklık ve yavşaklık aynı bedende buluştu
29 Ocak 2020
Tabiat lisanıyla uyarı
22 Ocak 2020
Gölgesiyle savaşan DON KİŞOT
15 Ocak 2020
Orta oyunu
08 Ocak 2020
Bütün hesapların üstünde bir hesap vardır
01 Ocak 2020
Neyi, niçin kutluyoruz?
25 Aralık 2019
Maaşlı köle mi, maaşsız kraliçe mi?
19 Aralık 2019
Herkes işine bakacak
11 Aralık 2019
Gök bayrak yere düşmez, düşmeyecektir
04 Aralık 2019
Artık çok mu oluyoruz?
27 Kasım 2019
Kara mizah
21 Kasım 2019
Bu şarkı burada bitmez…
13 Kasım 2019
Kızımın seçtikleri
06 Kasım 2019
Örtülü bir Haçlı savaşı
30 Ekim 2019
Çünkü biz Türk’üz
23 Ekim 2019
Türkiye’nin höstü
16 Ekim 2019
Mıntıka temizliği
09 Ekim 2019
İnsanlık senden nefret ediyor
05 Ekim 2019
Dünya beşten büyük mü?
02 Ekim 2019
Dünya beşten büyük mü?
25 Eylül 2019
Trump’ın “favori diktatörü” zor durumda
18 Eylül 2019
Benim sadık yarım kara topraktır
11 Eylül 2019
Yanık yürekler, kanı ve kanlı siyaseti yenecektir
04 Eylül 2019
Türkiye’nin yeni bir AK Parti’ye ihtiyacı var
28 Ağustos 2019
Sömürüye hayır…
21 Ağustos 2019
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovamayacaksınız
14 Ağustos 2019
Ders olsun
07 Ağustos 2019
Değişmezseniz değiştirilirsiniz
31 Temmuz 2019
Erbakan’ın ilk icraatı
24 Temmuz 2019
Gönül, dava, millet adamı
17 Temmuz 2019
Enerji ve kan sarmalı
13 Temmuz 2019
15 Temmuz’u anarken
03 Temmuz 2019
Önce kendi kapını temizleyeceksin
26 Haziran 2019
Biz nerede yanlış yaptık
20 Haziran 2019
Ayakta ölmek diz üstü yaşamaktan iyidir
10 Haziran 2019
Haydi, vatanseverler göreve
08 Haziran 2019
SANA YAZDIM.
22 Mayıs 2019
Hayır bildiğiniz şeyler şer, şer bildiğiniz şeyler hayır olabilir
15 Mayıs 2019
Neyi, niçin bekliyoruz?
08 Mayıs 2019
Gazze’de insanlık ölüyor
01 Mayıs 2019
Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete
24 Nisan 2019
Şimdi birlik beraberlik, kardeşlik, kucaklaşma zamanı
17 Nisan 2019
AKİF BEDİR
10 Nisan 2019
Ah gençlik ah
04 Nisan 2019
Son söz milletin
28 Mart 2019
Şimdi tam zamanı
20 Mart 2019
Sabredin…
13 Mart 2019
Bu kadar da olmaz
06 Mart 2019
Yanlış hesap milletten döner
27 Şubat 2019
Bir varmış bir yokmuş
20 Şubat 2019
Oyun içinde oyun
13 Şubat 2019
Gayret bizden yardım Allah’tan
06 Şubat 2019
Mesele demokratik değerler değil, YAĞMA
30 Ocak 2019
Şeytanın yeni oyunu
23 Ocak 2019
Çamura gönül tohumu atmak
16 Ocak 2019
Bak şu konuşana
09 Ocak 2019
Ülke muhalefetini arıyor
02 Ocak 2019
Yılbaşında neyi kutladık
26 Aralık 2018
Bak şu konuşana…
19 Aralık 2018
Yeni bir parti ihtiyaç mı?
12 Aralık 2018
Etme bulma dünyası
05 Aralık 2018
Sokaktaki insan ne istiyor?
28 Kasım 2018
Alperen manifestosu
21 Kasım 2018
Veyl olsun…
14 Kasım 2018
Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?
07 Kasım 2018
Neler oluyor bize?
31 Ekim 2018
Millet soruyor, sorguluyor artık
Haber Yazılımı