Yazı Detayı
13 Nisan 2021 - Salı 22:18
 
ALLAH İÇİN VAZGEÇMEK
Levent TOPALOĞLU
 
 
ALLAH İÇİN VAZGEÇMEK Allah’ın ve Resul’ünün selam ve bereketi üzerinize olsun. De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu gerçekleştirinceye kadar bekleyin. Allah günaha saplanmış kimseleri hidayete erdirmez. (Tevbe 24) İslam’ın derin anlamlarından biri de vazgeçmektir. İnsan kendisine verilmiş şu hayatı yaşarken, istekleri ve niyetleri üzerine tercihlerde bulunur. Onun için hayatında değer verdikleri ve daha az değer verdikleri ya da değer vermedikleri vardır. Değer verdiklerini elde ederse mutlu olur, değer vermediklerini elde etmiş olursa istediği mutluluğu yakalayamaz, belki de mutsuz olur. Değer verme kavramı kişinin ailesinden, toplumundan, evrensel kanunlardan, inancından vb… oluşan değişken bilgiler bütünlüğüdür. Biz neye değer veriyoruz? Sorgulamamız gereken budur. Hayatımızda inancımız önemli bir yerde ise yaşamımızı onun üzerine bina etmemiz gerekir. İnancımıza göre düşünmeye başladığımızda anlamalıyız ki; bizim önemli kavramımız Allah ve Resulüdür. Madem önemli bulduklarımız ve değer verdiklerimiz bizi mutlu ediyor, Allah ve Resulüne değer vermek bizi asıl mutlu edecek şeydir. Bu mutluluğun özü ise her fiilde Allah’ın rızasını önde tutmak, O’nun sözlerini, emirlerini yere düşürmemekle olur. Değerli olan Allah’ın sözü ise değersiz olan şu nefs dürtüsünü tercih etmemektir. Allah’ımızın şu isteğini, O’nu memnun etmek düşüncesi ile sözünü yere düşürmemek adına nefsin arzusundan vazgeçmektir. Bu anlamda kendisi dışında her şeyden‘’vazgeçmek’’ Rabbimizin bizden istediği yaşam şeklidir. Yukarıda ki ayet bunu çok iyi ifade etmektedir. Yunus Emre Hz.lerinin ‘’Masiva derdini gönül yüzünden Tevhid ile sildim elhamdülillah’’ sözü de bu hakikati ifade etmektedir. O halde İslam Allah’tan başka her şeyden vazgeçmek demektir. Vazgeçmenin aşamaları da üç türlüdür. İşte şu ayeti okuduğumuzda elde ettiğimiz bilgiyi biliyor olmak ve doğruluğunu kabul ediyor olmak İLMELYAKİN bir vazgeçmektir. Allah için anamızdan, babamızdan, evladımızdan, malımızdan, mülkümüzden, Allah’ın bize emanet olarak verdiği her şeyden, sahiplenmeden vazgeçmemiz gerektiğini biliyor olmamızdır. Bu aşamadaki vazgeçmemiz gerektiğini biliyor olmamız, istenilen düzeydeki bir vazgeçiş mertebesi olmasa da, o mertebe ve makama çıkışın ilk basamağıdır diyebiliriz. Fakat vazgeçmemiz gerektiğini bilmek, vazgeçebileceğimiz anlamına gelmemektedir. İşte bir musibetle malımız elden çıktığında, belki sevdiklerimizden birinin veya bir kaçının elimizden alınmasıyla yaşadığımız gerçek karşısında, ‘’Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz’’ diyebilmek, o gerçeği yaşamış olmanın ardından teslimiyet gösterebilmek, Allah’ın kaderimize yazdığı şu yazgıyı olgunlukla karşılayabilmek, Allah’ın memnuniyetini tercih edip, nefsin yaygarasından vazgeçmek ise AYNELYAKİN bir vazgeçmektir ki, burada bir fedakarlık bulunduğundan, Allah katında bir kıymeti bulunur. Belki kendimizin dışındakileri feda etmek kimilerince daha kolay olur. Fakat, değer verdiği uğruna kendini, hayatını canını feda edebilmek en zor kısımdır. İşte Yüce Rabbimiz bizden hayatımızı ve sonunda canımızı dahi kendisi için feda etmemizi istemektedir. Bu ise HAKKALYAKİN derecede bir vazgeçmedir. Tabir-i caizse bizlere; ‘’Eğer beni seviyorsanız, Bana başka her şeyden daha fazla değer veriyorsanız, hayatınızı Ben’im istediğim şekilde yaşayınız, canınızı dahi Ben’im uğruma veriniz’’ demekte ve istemektedir. Bu sebepledir ki; Yaşamını Allah’a adayan da, O’nun için ölen de Şehid’dir ve şehidler ölmez. Bunun için Allah aşıkları ölmez. ‘’Ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez’’ sözünün buraya anlamı dayanır. Evet; aslında tek bir hakikat vardır. O da Allah ve Resulünün değerli olması ve O’na kıyas edilen her şeyin değersiz olması gerçeğidir. ‘’Ölmeden önce ölünüz’’ hadisi bu hakikati kavrayıp, yaşantımızı Allah namına sürdürmemizi, O’nun dışındaki her şeyden vazgeçmemizi tavsiye etmektedir. Peki; ölmeden evvel ölmeye ikna olmamışsak ve Allah’ın istediği gibi bir hayat yaşamamakta diretiyorsak ya da kabullenmiyorsak netice ne olabilir? Hayat geçiyor ve bir yerde biteceğini biliyoruz. O an geldiğinde vazgeçmediklerimiz elimizden alınacak. Belki değersiz nefsin arzularına verdiğimiz değer sebebiyle ölüm anında, kurtulmak için imanımızı şeytana teslim edebilmek ihtimali çok yükselecektir. Ahirete intikal ettiğimizde ise o değer verdiklerin Ben’den çok mu değerliydi sorgusu ile karşı karşıya kalacağımız söz konusudur. Halbu ki; imanda, ihsanda Allah adına her şeyden vazgeçmede hemen, şimdi ‘’Cennet’’ gibi bir lezzet bulunmaktadır. Allah için vazgeçtiğin o zevkten daha büyük manevi zevk ve lezzet; Allah için başka her şeyden vazgeçmektir. Görene, köre ne! LEVENT TOPALOĞLU
 
Etiketler: ALLAH, İÇİN, VAZGEÇMEK,
Yorumlar
Haber Yazılımı