Yazı Detayı
12 Nisan 2021 - Pazartesi 06:53
 
TOPRAĞA VERDİĞİMİZ DEĞERLER
Cevahir AYDIN
seyyahsepet@gmail.com
 
 
TOPRAĞA VERDİĞİMİZ DEĞERLER Akrabalık ilişkileri/Haklı Olmak Birlikte olma halini temsil eden akrabalık; aile büyüdükçe, farklılıklar artıp etki alanı büyüdükçe talep alanı çeşitlenmeye ve genişlemeye başlar. Atadan dededen kalanlar, kazanılan imkanlar, eğitim durumu, evlilik durumu, büyüklük küçüklük, sizin veya bizim kavgaları vs. konusu uzar gider. Tüm bunların akabinde bu ilişkiler yumağı iktidar savaşına girer bir zaman sonra. Zira beklenti zamanla hırsı öfkeyi tetikler. Fayda beklentisi artmaya başladıkça, kapasitesi aynı olan, kısıtlı kaynaktan beklenen talep fazla olur, çakışmalar başlar. Ev, araba, kariyer, yaşam standardı kıyaslamaları huzursuzlukların temel kaynağını oluşturur. Dillendirilen konular, kıyaslamalar, arızalara takılmalar, dünü bugüne taşıyıp yarınlara huzursuzluk biriktirmeler bu kaynaktan beslenir. Bu işaretler bizim toplumsal bir arızamızı göstermektedir. Biz bireyselleşemiyoruz. Bir grubun, çarpık da olsa ailevi ilişkilerin içinde kalmayı tercih ediyoruz. Bazen zorunlulukla bazen çıkmak istemediğimiz konfor alanı tercihimizden kaynaklı o alanı terk edemiyoruz, çarpık ilişkiler yumağı da olsa güvenli geldiğinden o alana sıkışıp kalıyoruz. Çünkü o topluluklar içerisinde insan daha güçlü hissediyor. Güçlü ve güvende olmak için soyadımızla, aile yapımızla birlikte olmak istiyoruz. Sonra ailenin içerisinde imkanlar kıyaslanıp “Olanın, olmayana borcu vardır” sözü gelişiyor. Bizde iki türlü hareket bu; anne babanın artık bir yere çekilmesi gerekiyor. Bireyin aile sisteminden uzaklaşıp kendi kanatları ile uçması gerekiyor. Zira kendi kanatları ile uçmayı öğrenmiş müstakil hayatlarını kurmuş kişilerin akrabalık ilişkileri daha kalitelidir. Herkes birbirinden borç değil, herkes birbirine hediye sunmuş olur. Tam aksi durumda kimse bireyselleşip güçlenemediğinde, aynı kaynakları birlikte kullanmaya çalışacağından sürekli huzursuzluk oluşur. Ama bireyselleşmişler, kendi güçlerini keşfetmiş ve bulmuş olanlar, bayramda seyranda orada burada bir araya geldiklerinde herkes birbirine en güler yüzünü hediyeleşmeyi sunarlar. Çıkarsızlık, safiyane akrabalık grup birlikteliği herkese fayda sağlarken, bu ilişkilerden medet ummak fayda devşirmeye çalışmak arızalıdır. Ki bu arızalar zamanla başkalarının hayatına müdahaleye varan dedikodu ve rahatsız edici konuşmalara kadar uzanır ve ilişkileri yorar. Bireylerin gündelik hayatında, bayramda seyranda, hastalıkta cenazede, çalışma hayatında veya özel günlerinde nasıl yaşadığı, konfor alanındaki imkanlarını sorgulamak konuşmak ortaya dökmek tam anlamıyla bireyin güven alanını ihlaldir. Yapılan ihlaller neticesinde rahatsız olanlarla rahatsız edenler arasında küsmeler, kırgınlıklar, anlaşmazlıklar hayatı yaşanılmaz kılar. Herkesin birbirine saygı duyması, muhatabının (akraba veya öz kardeş de olsa) müstakil bir hayatının olduğunu, kendi sistemi olduğunu, kendi hayatı olduğunu, kendi tekamülünde yürüdüğünü bilmesi, görmesi, onaylaması, kabul etmesi ve bunu muhatabına sunması gerekir. Bunları yaparsak akrabalık çok güzel bir şey. Bunu yapamadığımızda ortak suç işliyoruz. Bu suç ilişkisi bizi zamanla hasta dahi edebiliyor. Kendimizi ifade edemediğimiz için bir türlü uzaklaşamadığımız için nazikçe hayır diyemediğimiz için, çok büyük baskı unsuru olarak karşılaştığımız o kıskaçtan çıkamadığımız için agresif çıkışlarla karşılıklı haklara giriyoruz. Biraz nefes alacağımız bireysel alana çıkma cesareti göstermeyince, ne başarılar başarı oluyor ne mutluluklar mutluluk ne de hüzünler hüzün oluyor. Her duygunun veya imkanın tadı da kalitesi de düşüyor maalesef. Daima işin içinde hased, yargı, kavga, dövüş oluyor. Oysa bu hayat çok kısa bir hayat. Yarınlarda yaşanacak pişmanlıklar gelmeden önce; herkesi özgür bırakmalı, herkesten herşeyi talep etmemeli yaşam alanına girmekten, konuşmaktan sorgulamaktan kaçınmalıyız vesselam… Cevâhir / Küçük Dünyam Yazıları
 
Etiketler: TOPRAĞA, VERDİĞİMİZ, DEĞERLER,
Yorumlar
Haber Yazılımı