Yazı Detayı
19 Ekim 2021 - Salı 21:38
 
ZAMAN
Nihat GÜÇ
 
 
ZAMAN “Zaman her şeyin ilacıdır.” sözünü bilmeyenimiz yoktur. Bu söylemin doğruluğunu ve yanlışlığını tartışacak değilim. Çünkü bu tartışmanın sonunda bu sözün doğru olduğunu kabul edenler olabileceği gibi yanlış olduğunda diretenler de çıkacaktır. Peki şöyle bir soru soracak olursam umarım yanlış anlaşılmam. “Zaman mı bizim sorunlarımızı çözüyor yoksa sorunlar mı bizim zamanımızı eritiyor? İnsan mı zamana hakim yoksa zamana mahkum mu insan? Aslında bu; “Zindan insanın düşüncesinde mi yoksa insan kendisinin inşa ettiği zindanın içinde mi?” sorusuna benziyor? Halbuki olayları iyi tetkik edecek olursak zindan Yusuf (a.s.)’u kuşatmadı bilakis Yusuf (a.s.) zindanı kuşattı. Bazı sorunların cevabının zaman kavramına yüklenen manaya bağlı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yönetemediğimiz unsurların mahkumu olduğumuza göre zamanı yönetememek mahkumiyetimizin birinci basamağını oluşturması lazım gelmez mi? Peki Müslümanlar olarak kaçıncı basamakta yer alıyoruz? İnsanoğlunun zamana mahkum olduğunu iddia edenlere; “Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.” (Casiye/24) ayetinin nasıl anlaşılması gerektiğini sormak gerek. Zamanın da bir sahibi olmalı diye düşünüyorum. Olmalı demenin de ötesinde zamanın bir sahibinin olduğuna inanıyorum. Hem de yakinen. Sahibi olmayan hiçbir şeyin var olduğunu düşünmek bile hoşuma gitmiyor. Ama zamanın her şeye ve herkese güneş gibi yüzünü aynı şekilde göstermediği de bir başka hakikat. Zaman; Kimi insan için bitmez bilmeyen bir kabus, kimi insan için sonu gelmez bir çile, kimi insan için bitmek-tükenmek bilmeyen bir neşe... Evet! Zaman kimi insan için çevreyi gözetlemeye yarayan bir pencere görevini üstlenirken kimi insan için de girip çıkmaya yarayan bir kapı olmaktadır. Hatta kimi insan için de duman tüttürmeye yarayan bir bacaya dönüştüğüne şahidiz. Hemen her şey zamanla olmaktadır. Zamanla öğreniyoruz, zamanla büyüyoruz ve zamanla olgunlaşıyoruz. Zamanla dünyaya geldiğimiz gibi zamanla da dünyadan el etek toplayarak yola revan oluyoruz. Birçok bilgiye zamanla ulaşabiliyoruz. Bazen ulaştığımız bir bilginin içselleştirilmesi ve davranışa dönüştürülmesi ne yazık ki mümkün olmamaktadır. Sanırım ismini bilip bilmeme meselesi değil bahse konu olan. Her gün şahit oluyoruz tabiatta meydana gelen gelişmelere, yapılan iş ve işlemlere. Zayıf, güçsüz ve sınırlı bir varlık olmamız hasebiyle takat yettiremiyoruz birçok şeye. Güç yettiriyor olsak da güneşin doğumu ve batımı arasında tahakküm altına alamadığımız bir çok şey cereyan ediyor kainatta. Ama çoğu kez farkına bile varmıyoruz veya varamıyoruz olanlara. Fehm eden bir kalple, idrak eden bir gözle, künhüne varan bir yürekle cereyan eden hadiselere yaklaşacak olursak farklılaşacaktır her şey zihnimizde. En önemlisi de cereyan eden bir olayın esrarını ve niçinini çözersek birer hazineye dönüşür bizim için. Ama meydana gelen gelişmelere; hissizleşen yüreğimizle, tıkanan kulağımızla, kapanan gözümüzle yönelecek olursak sonuca ulaşmamız mümkün değildir. Kalp gözü köreldiğinde meydana gelen tüm gelişmeler sıradan bir olay olarak görünmeye başlar insana. Şayet kalp gözümüzü açarak kıymetini tespit edebilirsek tabiatta deveran eden gelişmeleri, her biri kıymetli bir kitap, değeri tespit edilemeyen bir servet nevinden olur bizim için. Bazı gelişmeler çok kısa vadede intizama binerken kimi gelişme ise epey zamana ihtiyaç hissetmektedir. Farkında olduğumuz vakıalar da vardır, farkına varmadan terki diyar eden vakıalar da… Mesela bir bitkinin yeşermesi isabet edecek bir damla yağmura ihtiyaç hissederken; bir insanın büyümesi, kıvamına gelmesi, kendisinden beklenenleri ifa etmesi yıllara ihtiyaç vardır. Yeni doğan bir çocuğun yetişkin bir kişilik muamelesine tabi tutulması için en az on sekiz yıl gereklidir. Halbuki insanın kendisi epey zamana ihtiyaç hissederken; tüm oluşumlar ve tüm gelişmeler kainatın en önemli varlığı olan insan içindir. Bu durum neden böyle? Her bir oluşum farklı bir muameleyi gerektirmesinin sebeb-i hikmeti ne ola? Bu durum bize neyi anlatıyor/hatırlatıyor acaba? Üzerinde durulması gereken asıl nokta bu diye düşünüyorum. Kalın sağlıcakla. Nihat Güç
 
Etiketler: ZAMAN,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
27 Kasım 2021
Kur’an’ı Anlama Ve Yorumlama Sorunu -1-
24 Kasım 2021
Medeniyet
19 Kasım 2021
UZLAŞI
15 Kasım 2021
Her Şeyin Bir Tadı Vardır -3-
04 Kasım 2021
Her Şeyin Bir Tadı Vardır -2-
30 Ekim 2021
Her Şeyin Bir Tadı Vardır -1-
28 Ekim 2021
Hey Dostum!
14 Ekim 2021
Peygamberleşmek- 2-
09 Ekim 2021
PEYGAMBERLEŞMEK-1
05 Ekim 2021
Eleştirinin Eleştirisi -2-
01 Ekim 2021
Eleştirinin Eleştirisi -1-
25 Eylül 2021
Evirmek Çevirmek
20 Eylül 2021
KABULLERİMİZ VE RETLERİMİZ
12 Eylül 2021
Korku
30 Ağustos 2021
Düşünce Ve Davranış
26 Ağustos 2021
BİR TİYATRO
22 Ağustos 2021
BİR DE DİNDAR DEMEYİN!
16 Ağustos 2021
MİLLİYETÇİLİK BİR KÖRLÜKTÜR.
06 Ağustos 2021
Şeytan’ın İnsana Yaklaşım Tarzı
31 Temmuz 2021
Namaz -VI-
23 Temmuz 2021
Rehber-2
17 Temmuz 2021
Rehber-1-
24 Haziran 2021
Şirk Ve Müşrik
20 Haziran 2021
Neler oluyor bu Millete!
17 Haziran 2021
FERASET
09 Haziran 2021
Düşünce Biçimi
05 Haziran 2021
Yalana Farklı Bir Bakış
29 Mayıs 2021
KUR'AN GÖZLÜĞÜ
17 Mayıs 2021
İslam'i Tavır
12 Mayıs 2021
Mescid-i Aksa
10 Mayıs 2021
Maneviyat
07 Mayıs 2021
Tanıyor Muyuz?
28 Nisan 2021
Namaz-III-
24 Nisan 2021
Boş Köşeyi Dönmek
20 Nisan 2021
Namaz-II-
17 Nisan 2021
Namaz-I-
12 Nisan 2021
Kazanmak Veya Kaybetmek
05 Nisan 2021
Dini Bir Eğitim
30 Mart 2021
Müslümanca Düşünmek
23 Mart 2021
Gazeteci
16 Mart 2021
O Gün
12 Mart 2021
Hz. Ömer Mi Dediniz?
10 Mart 2021
İnanç Meselesi
05 Mart 2021
Süfli Yükselişler
01 Mart 2021
Sevda!
20 Şubat 2021
İnsanoğlu Bu
18 Şubat 2021
Kendimizi Unutmayalım!
15 Şubat 2021
Nasıl Bir Doğru?
12 Şubat 2021
SİZ NE DERSİNİZ, BİLMEM.
08 Şubat 2021
Aynanın Karşısındayım
04 Şubat 2021
Bir Kıssa, Bir Nasihat
29 Ocak 2021
Muhasebe!
27 Ocak 2021
Benim Derdim.
Haber Yazılımı