Abdulkadir MENEK
Köşe Yazarı
Abdulkadir MENEK
 

ARNAVUTLUK’TA ENVER HOCA DÖNEMİ VE SONRASI

<div style="color: rgb(80, 0, 80); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">1925 yılında Ahmet Zogu ile başlayan ve yirmi yıl kadar s&uuml;ren bir d&ouml;nemin ardından Enver Hoca 1945 yılında, 2. D&uuml;nya Savaşının ardından y&ouml;netimi ele ge&ccedil;irerek tam bir kom&uuml;nist diktat&ouml;rl&uuml;k kurdu. Enver Hoca&rsquo;nın mutlak bir baskı ve zul&uuml;m &uuml;zerine kurduğu y&ouml;netimi 1985 yılındaki &ouml;l&uuml;m&uuml;ne kadar ve kesintisiz olarak kırk yıl kadar s&uuml;rd&uuml;.<br /> Enver Hoca, y&ouml;netimi boyunca b&uuml;t&uuml;n dinlere karşı amansız bir savaş a&ccedil;tı. &Ouml;zellikle halkın b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğunun M&uuml;sl&uuml;man olması sebebiyle, İslam dinini Arnavutluk topraklarından tamamen silmek i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; yola başvurdu.<br /> Okullarda tam bir &lsquo;&rsquo;Ateizm&rsquo;&rsquo; eğitimi verilmeye başlandı. &Uuml;lkenin resmi inancının da ateizm olduğu b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyaya ilan edildi. Din lehinde en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;alışma ve gayrete m&uuml;saade edilmedi ve buna teşebb&uuml;s edenler de sorgusuz ve sualsiz bir şekilde şiddetle cezalandırıldı.<br /> Enver Hoca&rsquo;nın kırk yıl s&uuml;ren din d&uuml;şmanlığı ve ateizm gayretleri sonucu maalesef halkın dini inan&ccedil;ları b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de tahrip edilmiş ve dini kimliği &ouml;nemli d&uuml;zeyde ortadan kaldırılmıştır.<br /> 1908 yılında doğmuş olan Enver Hoca, M&uuml;sl&uuml;man bir aileden geliyordu. Almış olduğu eğitimin etkisi ile kom&uuml;nist ideolojiyi benimsemeye başladı. &Ccedil;ok fanatik bir Stalin hayranı olan Enver Hoca, bu d&ouml;nemde Sovyetler Birliği ile &ccedil;ok sıkı ilişkiler kurdu. Stalin&rsquo;den daha fazla Stalincilik yaptığını s&ouml;yleyenler mevcuttur. Arnavutluk&rsquo;u Varşova Paktı&rsquo;na &uuml;ye yaptı.<br /> Stalin&rsquo;in &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra bu ilişkilerde belirgin bir durgunluk g&ouml;zlenmeye başlandı. Sovyetler Birliği&rsquo;nin 1968 yılında &Ccedil;ekoslovakya&rsquo;yı işgalinin ardından Varşova Paktı&rsquo;ndan ayrıldı. Bu d&ouml;nemde &Ccedil;in ile yakın ilişkiler kurmaya başladı.<br /> Enver Hoca, 1978 yılında Mao&rsquo;nun &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra, bu &uuml;lkenin Mao&rsquo;nun &ccedil;izgisinden &ccedil;ıktığını iddia ederek &Ccedil;in&rsquo;den de uzaklaşmayı tercih etti. Kendi i&ccedil;ine kapanmaya ve kendine mahsus bir kom&uuml;nizm rejimi uygulama stratejisi izledi. Bu d&ouml;nemden sonra Kom&uuml;nist ideolojiyi benimseyenler arasında &lsquo;&rsquo;Enver Hocacılar&rsquo;&rsquo; diye bir grup ortaya &ccedil;ıkmaya başladı.<br /> Enver Hoca, camiler başta olmak &uuml;zere &uuml;lkede bulunan b&uuml;t&uuml;n ibadethane ve medreseleri yıktırdı. Bu d&ouml;nemde sadece Tiran&rsquo;da kırktan fazla cami bulunuyordu. &Uuml;st&uuml;n sanat yapısını beğendiği i&ccedil;in Ethem Bey Camisini yıktırmamış ve burayı da m&uuml;ze olarak kullanmıştır. 18. Y&uuml;zyılda yapılan Ethem Bey Camisi 1990&rsquo;lı yıllarda yeniden camiye &ccedil;evrilmiş ve yakın zamanda da TİKA tarafından restore edilmeye başlanmıştır. Bu ziyaretimiz esnasında restorasyon &ccedil;alışmaları devam ettiği i&ccedil;in İskender Bey Meydanına bakan bu caminin i&ccedil;ini g&ouml;rebilme imkanına sahip olamadık.<br /> Kom&uuml;nist rejim başlamadan &ouml;nce Arnavutluk&#39;taki her yerleşim b&ouml;lgesinde hizmet veren camiler varlığını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;rken, dini h&uuml;rriyetlerin yeniden tanındığı 1990&rsquo;lı yıllarda ayakta kalabilen cami sayısı sadece elliydi. Bu camilerde farklı ama&ccedil;larla kullanıldığı i&ccedil;in yıkılmaktan kurtulan camilerdi. Bu camiler de yeniden restore edilerek peyderpey hizmet vermeye başladılar.<br /> 1945 yılından itibaren Enver Hoca d&ouml;neminde hi&ccedil;bir Arnavut&rsquo;un Hacca gitmesine izin verilmedi. Cuma namazını kılmak neredeyse imk&acirc;nsız hale getirildi. Ramazan aylarının a&ccedil;ık bir şekilde ihya edilmesi yasaklandı. &Ccedil;ok katı ve acımasız bir dinsizlik politikası uygulanmaya başlandı.<br /> Enver Hoca, 11 Nisan 1985&#39;te &ouml;l&uuml;nceye kadar y&ouml;netimde kaldı. Ondan sonra Cumhurbaşkanlığına Ramiz Alia se&ccedil;ildi.<br /> Sovyetler Birliği&#39;nde başlayan değişim r&uuml;zg&acirc;rlarından en son etkilenen Doğu Avrupa &uuml;lkesi Arnavutluk olmuştur. &Uuml;lke y&ouml;netiminin, halkın dışarıyla bağlantısını kesmesinin ve d&uuml;nyadaki gelişmelerden doğru bir şekilde haber almasını engellemesinin bunda b&uuml;y&uuml;k etkisi olmuştur. Temmuz 1990&#39;ın başlarında Tiran&#39;da bazı kişilerin yabancı b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;iliklere sığınması olaylarına kadar g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde ciddi bir olay yaşanmamıştı.<br /> Arnavutluk Cumhurbaşkanı Ramiz Aliya, ilk başlarda rejimi muhafaza i&ccedil;in bazı adımlar atmaya &ccedil;alıştı. Ancak meydana gelen olaylar ve halkın da &ccedil;ok yoğun bir şekilde ve &ccedil;eşitli vesilelerle rahatsızlığını ifade etmeye başlaması, &ccedil;ok hızlı bir şekilde reform yanlısı bir politika izlenmesinin yolunu a&ccedil;tı. Farklı g&ouml;r&uuml;şte bazı partilerin kurulmasına izin verildi. Y&ouml;netimi eleştirmeye başlayan bazı yayın organları da yayınlanmaya başlandı.<br /> Ramiz Aliya pazar sistemine dayalı bir ekonomik modeli uygulamaya koydu. 22 Mart 1992&rsquo;de yapılan genel se&ccedil;imlerden, tavrını demokrasiden yana koyan Demokrat Parti zaferle &ccedil;ıktı. Ramiz Aliya istifa etmek zorunda kaldı ve Demokrat Parti Genel Başkanı Sali Berişa Cumhurbaşkanı olarak se&ccedil;ildi. Bu se&ccedil;im ile birlikte Arnavutluk&rsquo;ta yeni bir d&ouml;nem başlamış oldu.<br /> Son yıllarda, yapılan bunca tahribatın ardından, dini anlamda bazı &ccedil;alışmaların yapıldığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Başkent Tiran&rsquo;ın merkezi bir b&ouml;lgesinde, temeli 2015 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atılan Namazg&acirc;h Camisinin inşaatı devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ve T&uuml;rkiye Diyanet Vakfı tarafından yaptırılan cami, d&ouml;rt minareli ve Balkanların en b&uuml;y&uuml;k camisi olacak şekilde inşa ediliyor.&nbsp; Bu yılın sonlarında ibadete a&ccedil;ılması planlanan camide on bin kişi aynı anda namaz kılabilecek.<br /> Misyoner grupların da bu &uuml;lke de &ccedil;ok ciddi faaliyetleri bulunmaktadır. Dinsizlik propagandasının etkisi altında kalan ve bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde İslam&rsquo;dan uzaklaşan &ccedil;ok sayıda insanı kazanmak ve kendi dinlerini kabul ettirmek i&ccedil;in Katolik ve Ortodoks g&ouml;n&uuml;ll&uuml;lerin b&uuml;y&uuml;k meblağlar harcayarak yaptıkları &ccedil;alışmaların etkili sonu&ccedil;lar verdiği de ifade edilmektedir. Arnavutluk&#39;un g&uuml;ney kesimlerinde Yunanistan h&uuml;k&uuml;metinin de desteği ile Misyoner gruplar tarafından, y&uuml;zde doksanı M&uuml;sl&uuml;man olan ve camisi bulunmayan bazı k&ouml;ylere bile kiliseler yapılmış ve &ccedil;alışmalar aralıksız bir şekilde devam etmektedir.<br /> Arnavutluk, son yıllarda hem ekonomik ve hem de sosyal alanda &ouml;nemli atılımlara imza atmaya &ccedil;alışıyor. Avrupa Birliği ile &ccedil;ok iyi ilişkiler kurmuş durumda. Arnavutluk vatandaşları, Avrupa Birliği &uuml;lkelerinde vizesiz seyahat etme hakkını elde etmiş durumdalar. 2009 yılında NATO &uuml;yesi olarak kabul edildi.<br /> Arnavutluk dışında; Kosova, Makedonya, Yunanistan, Karadağ ve Sırbistan&rsquo;da da &ccedil;ok sayıda Arnavut k&ouml;kenli insan yaşamaktadır. Bu nedenle sosyal ve siyasal etkisini sadece kendi sınırları ile ifade etmek yetersiz kalır. Arnavut&ccedil;a bilen bir kişinin bu sebeple hi&ccedil;bir yabancılık &ccedil;ekmeden b&uuml;t&uuml;n Balkanları gezebileceği ifade edilmektedir.<br /> T&uuml;rkiye&rsquo;de de y&uuml;zbinlerce Arnavut k&ouml;kenli insanın hayatına devam ettiği bilinmektedir. Osmanlılardan beri Arnavutluk&rsquo;tan g&ouml;&ccedil;men olarak İstanbul&rsquo;a gelenlerin yoğun olarak yerleştiği b&ouml;lgeye Arnavutk&ouml;y isminin verildiği bilinmektedir.<br /> &Ccedil;ok sıkı bir k&uuml;lt&uuml;rel etkileşim sonucu Arnavut kaldırımı, Arnavut ciğeri, Arnavut b&ouml;reği, Arnavut biberi gibi tabirler T&uuml;rk&ccedil;e &rsquo;de &ccedil;ok kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda T&uuml;rkiye ile de &ccedil;ok &ouml;nemli ekonomik antlaşmalar imzalanmış, &uuml;lkemiz ile olan ticaret hacmi, &ouml;nemli oranda y&uuml;kselmiştir.<br /> İslamiyet&rsquo;i esas manasına ve ruhuna uygun bir şekilde ve b&uuml;t&uuml;n &uuml;lkede bir sistematik d&acirc;hilinde anlatacak gayretli insanlara ihtiya&ccedil; bulunmaktadır. Aslen bu b&ouml;lgenin bir evladı olan Mehmet Akif&rsquo;in dediği gibi;<br /> Doğrudan doğruya Kur&rsquo;an&rsquo;dan alıp ilhamı<br /> Asrın idrakine s&ouml;yletmeliyiz İslam&rsquo;ı<br /> mısralarında ifade ettiği hakikate, b&uuml;t&uuml;n Avrupa ve d&uuml;nya ile birlikte Arnavutluk&rsquo;ta &ccedil;ok bariz bir ihtiyacın olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu b&uuml;y&uuml;k misyonu &uuml;stlenmek i&ccedil;in de şu anda T&uuml;rkiye&rsquo;den ve bu &uuml;lkenin insanlarından başka bir alternatif g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.&nbsp;</div>
Ekleme Tarihi: 11 Eylül 2019 - Çarşamba

ARNAVUTLUK’TA ENVER HOCA DÖNEMİ VE SONRASI

<div style="color: rgb(80, 0, 80); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">1925 yılında Ahmet Zogu ile başlayan ve yirmi yıl kadar s&uuml;ren bir d&ouml;nemin ardından Enver Hoca 1945 yılında, 2. D&uuml;nya Savaşının ardından y&ouml;netimi ele ge&ccedil;irerek tam bir kom&uuml;nist diktat&ouml;rl&uuml;k kurdu. Enver Hoca&rsquo;nın mutlak bir baskı ve zul&uuml;m &uuml;zerine kurduğu y&ouml;netimi 1985 yılındaki &ouml;l&uuml;m&uuml;ne kadar ve kesintisiz olarak kırk yıl kadar s&uuml;rd&uuml;.<br /> Enver Hoca, y&ouml;netimi boyunca b&uuml;t&uuml;n dinlere karşı amansız bir savaş a&ccedil;tı. &Ouml;zellikle halkın b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğunun M&uuml;sl&uuml;man olması sebebiyle, İslam dinini Arnavutluk topraklarından tamamen silmek i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; yola başvurdu.<br /> Okullarda tam bir &lsquo;&rsquo;Ateizm&rsquo;&rsquo; eğitimi verilmeye başlandı. &Uuml;lkenin resmi inancının da ateizm olduğu b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyaya ilan edildi. Din lehinde en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;alışma ve gayrete m&uuml;saade edilmedi ve buna teşebb&uuml;s edenler de sorgusuz ve sualsiz bir şekilde şiddetle cezalandırıldı.<br /> Enver Hoca&rsquo;nın kırk yıl s&uuml;ren din d&uuml;şmanlığı ve ateizm gayretleri sonucu maalesef halkın dini inan&ccedil;ları b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de tahrip edilmiş ve dini kimliği &ouml;nemli d&uuml;zeyde ortadan kaldırılmıştır.<br /> 1908 yılında doğmuş olan Enver Hoca, M&uuml;sl&uuml;man bir aileden geliyordu. Almış olduğu eğitimin etkisi ile kom&uuml;nist ideolojiyi benimsemeye başladı. &Ccedil;ok fanatik bir Stalin hayranı olan Enver Hoca, bu d&ouml;nemde Sovyetler Birliği ile &ccedil;ok sıkı ilişkiler kurdu. Stalin&rsquo;den daha fazla Stalincilik yaptığını s&ouml;yleyenler mevcuttur. Arnavutluk&rsquo;u Varşova Paktı&rsquo;na &uuml;ye yaptı.<br /> Stalin&rsquo;in &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra bu ilişkilerde belirgin bir durgunluk g&ouml;zlenmeye başlandı. Sovyetler Birliği&rsquo;nin 1968 yılında &Ccedil;ekoslovakya&rsquo;yı işgalinin ardından Varşova Paktı&rsquo;ndan ayrıldı. Bu d&ouml;nemde &Ccedil;in ile yakın ilişkiler kurmaya başladı.<br /> Enver Hoca, 1978 yılında Mao&rsquo;nun &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra, bu &uuml;lkenin Mao&rsquo;nun &ccedil;izgisinden &ccedil;ıktığını iddia ederek &Ccedil;in&rsquo;den de uzaklaşmayı tercih etti. Kendi i&ccedil;ine kapanmaya ve kendine mahsus bir kom&uuml;nizm rejimi uygulama stratejisi izledi. Bu d&ouml;nemden sonra Kom&uuml;nist ideolojiyi benimseyenler arasında &lsquo;&rsquo;Enver Hocacılar&rsquo;&rsquo; diye bir grup ortaya &ccedil;ıkmaya başladı.<br /> Enver Hoca, camiler başta olmak &uuml;zere &uuml;lkede bulunan b&uuml;t&uuml;n ibadethane ve medreseleri yıktırdı. Bu d&ouml;nemde sadece Tiran&rsquo;da kırktan fazla cami bulunuyordu. &Uuml;st&uuml;n sanat yapısını beğendiği i&ccedil;in Ethem Bey Camisini yıktırmamış ve burayı da m&uuml;ze olarak kullanmıştır. 18. Y&uuml;zyılda yapılan Ethem Bey Camisi 1990&rsquo;lı yıllarda yeniden camiye &ccedil;evrilmiş ve yakın zamanda da TİKA tarafından restore edilmeye başlanmıştır. Bu ziyaretimiz esnasında restorasyon &ccedil;alışmaları devam ettiği i&ccedil;in İskender Bey Meydanına bakan bu caminin i&ccedil;ini g&ouml;rebilme imkanına sahip olamadık.<br /> Kom&uuml;nist rejim başlamadan &ouml;nce Arnavutluk&#39;taki her yerleşim b&ouml;lgesinde hizmet veren camiler varlığını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;rken, dini h&uuml;rriyetlerin yeniden tanındığı 1990&rsquo;lı yıllarda ayakta kalabilen cami sayısı sadece elliydi. Bu camilerde farklı ama&ccedil;larla kullanıldığı i&ccedil;in yıkılmaktan kurtulan camilerdi. Bu camiler de yeniden restore edilerek peyderpey hizmet vermeye başladılar.<br /> 1945 yılından itibaren Enver Hoca d&ouml;neminde hi&ccedil;bir Arnavut&rsquo;un Hacca gitmesine izin verilmedi. Cuma namazını kılmak neredeyse imk&acirc;nsız hale getirildi. Ramazan aylarının a&ccedil;ık bir şekilde ihya edilmesi yasaklandı. &Ccedil;ok katı ve acımasız bir dinsizlik politikası uygulanmaya başlandı.<br /> Enver Hoca, 11 Nisan 1985&#39;te &ouml;l&uuml;nceye kadar y&ouml;netimde kaldı. Ondan sonra Cumhurbaşkanlığına Ramiz Alia se&ccedil;ildi.<br /> Sovyetler Birliği&#39;nde başlayan değişim r&uuml;zg&acirc;rlarından en son etkilenen Doğu Avrupa &uuml;lkesi Arnavutluk olmuştur. &Uuml;lke y&ouml;netiminin, halkın dışarıyla bağlantısını kesmesinin ve d&uuml;nyadaki gelişmelerden doğru bir şekilde haber almasını engellemesinin bunda b&uuml;y&uuml;k etkisi olmuştur. Temmuz 1990&#39;ın başlarında Tiran&#39;da bazı kişilerin yabancı b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;iliklere sığınması olaylarına kadar g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde ciddi bir olay yaşanmamıştı.<br /> Arnavutluk Cumhurbaşkanı Ramiz Aliya, ilk başlarda rejimi muhafaza i&ccedil;in bazı adımlar atmaya &ccedil;alıştı. Ancak meydana gelen olaylar ve halkın da &ccedil;ok yoğun bir şekilde ve &ccedil;eşitli vesilelerle rahatsızlığını ifade etmeye başlaması, &ccedil;ok hızlı bir şekilde reform yanlısı bir politika izlenmesinin yolunu a&ccedil;tı. Farklı g&ouml;r&uuml;şte bazı partilerin kurulmasına izin verildi. Y&ouml;netimi eleştirmeye başlayan bazı yayın organları da yayınlanmaya başlandı.<br /> Ramiz Aliya pazar sistemine dayalı bir ekonomik modeli uygulamaya koydu. 22 Mart 1992&rsquo;de yapılan genel se&ccedil;imlerden, tavrını demokrasiden yana koyan Demokrat Parti zaferle &ccedil;ıktı. Ramiz Aliya istifa etmek zorunda kaldı ve Demokrat Parti Genel Başkanı Sali Berişa Cumhurbaşkanı olarak se&ccedil;ildi. Bu se&ccedil;im ile birlikte Arnavutluk&rsquo;ta yeni bir d&ouml;nem başlamış oldu.<br /> Son yıllarda, yapılan bunca tahribatın ardından, dini anlamda bazı &ccedil;alışmaların yapıldığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Başkent Tiran&rsquo;ın merkezi bir b&ouml;lgesinde, temeli 2015 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atılan Namazg&acirc;h Camisinin inşaatı devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ve T&uuml;rkiye Diyanet Vakfı tarafından yaptırılan cami, d&ouml;rt minareli ve Balkanların en b&uuml;y&uuml;k camisi olacak şekilde inşa ediliyor.&nbsp; Bu yılın sonlarında ibadete a&ccedil;ılması planlanan camide on bin kişi aynı anda namaz kılabilecek.<br /> Misyoner grupların da bu &uuml;lke de &ccedil;ok ciddi faaliyetleri bulunmaktadır. Dinsizlik propagandasının etkisi altında kalan ve bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde İslam&rsquo;dan uzaklaşan &ccedil;ok sayıda insanı kazanmak ve kendi dinlerini kabul ettirmek i&ccedil;in Katolik ve Ortodoks g&ouml;n&uuml;ll&uuml;lerin b&uuml;y&uuml;k meblağlar harcayarak yaptıkları &ccedil;alışmaların etkili sonu&ccedil;lar verdiği de ifade edilmektedir. Arnavutluk&#39;un g&uuml;ney kesimlerinde Yunanistan h&uuml;k&uuml;metinin de desteği ile Misyoner gruplar tarafından, y&uuml;zde doksanı M&uuml;sl&uuml;man olan ve camisi bulunmayan bazı k&ouml;ylere bile kiliseler yapılmış ve &ccedil;alışmalar aralıksız bir şekilde devam etmektedir.<br /> Arnavutluk, son yıllarda hem ekonomik ve hem de sosyal alanda &ouml;nemli atılımlara imza atmaya &ccedil;alışıyor. Avrupa Birliği ile &ccedil;ok iyi ilişkiler kurmuş durumda. Arnavutluk vatandaşları, Avrupa Birliği &uuml;lkelerinde vizesiz seyahat etme hakkını elde etmiş durumdalar. 2009 yılında NATO &uuml;yesi olarak kabul edildi.<br /> Arnavutluk dışında; Kosova, Makedonya, Yunanistan, Karadağ ve Sırbistan&rsquo;da da &ccedil;ok sayıda Arnavut k&ouml;kenli insan yaşamaktadır. Bu nedenle sosyal ve siyasal etkisini sadece kendi sınırları ile ifade etmek yetersiz kalır. Arnavut&ccedil;a bilen bir kişinin bu sebeple hi&ccedil;bir yabancılık &ccedil;ekmeden b&uuml;t&uuml;n Balkanları gezebileceği ifade edilmektedir.<br /> T&uuml;rkiye&rsquo;de de y&uuml;zbinlerce Arnavut k&ouml;kenli insanın hayatına devam ettiği bilinmektedir. Osmanlılardan beri Arnavutluk&rsquo;tan g&ouml;&ccedil;men olarak İstanbul&rsquo;a gelenlerin yoğun olarak yerleştiği b&ouml;lgeye Arnavutk&ouml;y isminin verildiği bilinmektedir.<br /> &Ccedil;ok sıkı bir k&uuml;lt&uuml;rel etkileşim sonucu Arnavut kaldırımı, Arnavut ciğeri, Arnavut b&ouml;reği, Arnavut biberi gibi tabirler T&uuml;rk&ccedil;e &rsquo;de &ccedil;ok kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda T&uuml;rkiye ile de &ccedil;ok &ouml;nemli ekonomik antlaşmalar imzalanmış, &uuml;lkemiz ile olan ticaret hacmi, &ouml;nemli oranda y&uuml;kselmiştir.<br /> İslamiyet&rsquo;i esas manasına ve ruhuna uygun bir şekilde ve b&uuml;t&uuml;n &uuml;lkede bir sistematik d&acirc;hilinde anlatacak gayretli insanlara ihtiya&ccedil; bulunmaktadır. Aslen bu b&ouml;lgenin bir evladı olan Mehmet Akif&rsquo;in dediği gibi;<br /> Doğrudan doğruya Kur&rsquo;an&rsquo;dan alıp ilhamı<br /> Asrın idrakine s&ouml;yletmeliyiz İslam&rsquo;ı<br /> mısralarında ifade ettiği hakikate, b&uuml;t&uuml;n Avrupa ve d&uuml;nya ile birlikte Arnavutluk&rsquo;ta &ccedil;ok bariz bir ihtiyacın olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu b&uuml;y&uuml;k misyonu &uuml;stlenmek i&ccedil;in de şu anda T&uuml;rkiye&rsquo;den ve bu &uuml;lkenin insanlarından başka bir alternatif g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.&nbsp;</div>
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.