Abdulkadir MENEK
Köşe Yazarı
Abdulkadir MENEK
 

İMAN VE HAYATA DAİR(15)

İMAN VE HAYATA DAİR(15) İnsanın ruhunda ve manevi dünyasında, birbirlerinden farklı binlerce duyguyu yaratan ve bunları fıtratımıza mükemmel bir şekilde yerleştiren Rabbimiz, bu muhteşem sanatı ile bedene muhteşem bir kabiliyet ve maneviyat yüklemiştir. İşte insanların yükselişi ve manevi mertebeleri, bu duyguların kullanılma şekline ve şiddetine bağlıdır. Bu muhteşem duyguları, fıtrata en uygun şekilde kullananlar, huzur ve ebedi saadetin formülünü bulmuş olurlar. ********** Bu zamanda kafa karıştırmak ve insanları iman konusunda şüphelere düşürmek için ortalıkta çok fazla yayın ve ifsat malzemeleri dolaşmaya devam ediyor. Bu durum imanı hedef alanların yoğun bir şekilde çalıştıklarının işaretidir. İçinde bulunduğumuz ahir zamanın en karakteristik özelliklerinden birisi de bu olsa gerektir. Müminler, bu tehlike karşısında son derece uyanık davranmalı, imanlarını kuvvetlendirmek ve başkalarının da imanlarına hizmet etmek için çok daha özenli ve dikkatli olmalı, tahrip etmeden ve şüpheye düşürmeden imanı takviye ve tamir etmenin yollarını en güzel şekilde kullanmalıdırlar. ********** Dua, Alım--i Mutlak ve Kadîr-i Mutlak olan Allah'tan istemektir. Allah isterse sebepleri yaratır ve olmaz gibi görünen bazı şeyleri yaratabilir. Mümin duaya başvururken oturmaz ve elinden gelen bütün sebeplere de başvurur. Bilimin gereklerini de yerine getirir. Fakat bunu bilmek için önce inanmak ve mümin olmak gerekir. ********** Bir müminin en büyük davası ve maksadı; imanını kurtarmak ve Allah'ın rızasına mazhar olmaktır. Her ne şekilde olursa olsun, bu dünya hayatından en büyük beklentisi, bu sonuca ulaşmaktan ibarettir. İlahi emir ve yasaklar, bu yaşadığı hayatın sınırlarını çizer. Bunun için mümin, bütün hayatını, bu maksat etrafında şekillendirir ve böylece neticelendirmenin gayreti içinde olur. ********** Müminler, dünyevi menfaat ve maddi beklenti gibi düşünceler içinde olmamalıdırlar. Bunlar gelip geçici hususlardır. Hakiki bir iman ile donanmış insanlar, fena ve fani şeylere gönüllerini bağlamaz, ebedi ve sevilmeye layık olana yönelirler. ********** Müminler, dünyanın fena ve çirkin yüzüne kapılmamak için, nazarlarını bekaya ve Baki'ye yöneltir ve yoğunlaştırırlar. Baki olan Allah'a dayanarak, ebedi saadet diyarına yönelmenin neticesinde, rıza ve saadet kapısını aralamak mümkün olacaktır. ********** Kararında durmayan ve süratle kabre doğru akıp giden bu fani dünyada, isteklerimizi azaltarak ve sahip olduğumuz nimetlerin şükrünü artırarak huzur ve mutluluğun formülünü elde edebiliriz. Daha çok maddi imkânlara sahip olmak arzusu ve hırsı, bizleri önce mutsuzluğa ve ardından da bir felakete yuvarlayabilir. ********** İnsanlar, kader canibinden kendilerine yapılan ikazlara dikkat etmeli, anlamaya çalışmalı ve bunlardan gerekli dersleri çıkarmalıdırlar. Musibet, bela ve ikazlardan gerekli dersleri çıkarmayan ve yolunu buna göre yeniden çizmek için gayret göstermeyen insanlar, kendilerine iletilen mesaja gereken önemi vermediklerinden dolayı daha büyük ikaz ve musibetlere hedef olabilirler. ********** Nimetlere sahip olmak bir imtihan vesilesi olduğu gibi, nimetlerden yoksun bırakılmak da aynı şekilde bir imtihan vesilesidir. Rabbimiz kullarını farklı şekillerde imtihana tabi tutabilir. Hikmetinin nasıl tecelli ettiğini ve bizleri nasıl bir imtihana tâbi tuttuğunu tam olarak anlamasak bile bize düşen görev, her zaman ve her şartta şükretmeye ve Rabbimizin rahmet ve inayetine güvenmeye devam etmektir. Bu iman ve kanaat duygusu, rızaya ulaşan yolun en önemli esaslarından biridir. ********** Huzur ve saadetin sırrı, kanaat ve rızada saklıdır. İnsan, Allah'ın verdiği nimetlere şükür ile mukabelede bulunup, daha iyisini elde etmek için sabır ve kanaat ile gayret gösterirse, huzur ile birlikte İlahi rızaya da mazhar olur. Abdülkadir Menek
Ekleme Tarihi: 04 Şubat 2022 - Cuma

İMAN VE HAYATA DAİR(15)

İMAN VE HAYATA DAİR(15) İnsanın ruhunda ve manevi dünyasında, birbirlerinden farklı binlerce duyguyu yaratan ve bunları fıtratımıza mükemmel bir şekilde yerleştiren Rabbimiz, bu muhteşem sanatı ile bedene muhteşem bir kabiliyet ve maneviyat yüklemiştir. İşte insanların yükselişi ve manevi mertebeleri, bu duyguların kullanılma şekline ve şiddetine bağlıdır. Bu muhteşem duyguları, fıtrata en uygun şekilde kullananlar, huzur ve ebedi saadetin formülünü bulmuş olurlar. ********** Bu zamanda kafa karıştırmak ve insanları iman konusunda şüphelere düşürmek için ortalıkta çok fazla yayın ve ifsat malzemeleri dolaşmaya devam ediyor. Bu durum imanı hedef alanların yoğun bir şekilde çalıştıklarının işaretidir. İçinde bulunduğumuz ahir zamanın en karakteristik özelliklerinden birisi de bu olsa gerektir. Müminler, bu tehlike karşısında son derece uyanık davranmalı, imanlarını kuvvetlendirmek ve başkalarının da imanlarına hizmet etmek için çok daha özenli ve dikkatli olmalı, tahrip etmeden ve şüpheye düşürmeden imanı takviye ve tamir etmenin yollarını en güzel şekilde kullanmalıdırlar. ********** Dua, Alım--i Mutlak ve Kadîr-i Mutlak olan Allah'tan istemektir. Allah isterse sebepleri yaratır ve olmaz gibi görünen bazı şeyleri yaratabilir. Mümin duaya başvururken oturmaz ve elinden gelen bütün sebeplere de başvurur. Bilimin gereklerini de yerine getirir. Fakat bunu bilmek için önce inanmak ve mümin olmak gerekir. ********** Bir müminin en büyük davası ve maksadı; imanını kurtarmak ve Allah'ın rızasına mazhar olmaktır. Her ne şekilde olursa olsun, bu dünya hayatından en büyük beklentisi, bu sonuca ulaşmaktan ibarettir. İlahi emir ve yasaklar, bu yaşadığı hayatın sınırlarını çizer. Bunun için mümin, bütün hayatını, bu maksat etrafında şekillendirir ve böylece neticelendirmenin gayreti içinde olur. ********** Müminler, dünyevi menfaat ve maddi beklenti gibi düşünceler içinde olmamalıdırlar. Bunlar gelip geçici hususlardır. Hakiki bir iman ile donanmış insanlar, fena ve fani şeylere gönüllerini bağlamaz, ebedi ve sevilmeye layık olana yönelirler. ********** Müminler, dünyanın fena ve çirkin yüzüne kapılmamak için, nazarlarını bekaya ve Baki'ye yöneltir ve yoğunlaştırırlar. Baki olan Allah'a dayanarak, ebedi saadet diyarına yönelmenin neticesinde, rıza ve saadet kapısını aralamak mümkün olacaktır. ********** Kararında durmayan ve süratle kabre doğru akıp giden bu fani dünyada, isteklerimizi azaltarak ve sahip olduğumuz nimetlerin şükrünü artırarak huzur ve mutluluğun formülünü elde edebiliriz. Daha çok maddi imkânlara sahip olmak arzusu ve hırsı, bizleri önce mutsuzluğa ve ardından da bir felakete yuvarlayabilir. ********** İnsanlar, kader canibinden kendilerine yapılan ikazlara dikkat etmeli, anlamaya çalışmalı ve bunlardan gerekli dersleri çıkarmalıdırlar. Musibet, bela ve ikazlardan gerekli dersleri çıkarmayan ve yolunu buna göre yeniden çizmek için gayret göstermeyen insanlar, kendilerine iletilen mesaja gereken önemi vermediklerinden dolayı daha büyük ikaz ve musibetlere hedef olabilirler. ********** Nimetlere sahip olmak bir imtihan vesilesi olduğu gibi, nimetlerden yoksun bırakılmak da aynı şekilde bir imtihan vesilesidir. Rabbimiz kullarını farklı şekillerde imtihana tabi tutabilir. Hikmetinin nasıl tecelli ettiğini ve bizleri nasıl bir imtihana tâbi tuttuğunu tam olarak anlamasak bile bize düşen görev, her zaman ve her şartta şükretmeye ve Rabbimizin rahmet ve inayetine güvenmeye devam etmektir. Bu iman ve kanaat duygusu, rızaya ulaşan yolun en önemli esaslarından biridir. ********** Huzur ve saadetin sırrı, kanaat ve rızada saklıdır. İnsan, Allah'ın verdiği nimetlere şükür ile mukabelede bulunup, daha iyisini elde etmek için sabır ve kanaat ile gayret gösterirse, huzur ile birlikte İlahi rızaya da mazhar olur. Abdülkadir Menek
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.