Asiye Türkan
Köşe Yazarı
Asiye Türkan
 

KUL OLALIM. YOKSA KÜL OLACAĞIZ!

KUL OLALIM. YOKSA KÜL OLACAĞIZ! 3. dünya savaşının yaşayan tanıkları olan bizler, pamuk ipliğine bağlı hayatlarda kurduğumuz hayal dünyasında korkulu gözlerle yaşam gayretine düştük. Her gün yeni acılara kulaklarımızla ve gözlerimizle şahit olduk. Akabinde hiç yaşamamış gibi tekrar hayatımızın rutinleşen işlerine döndük. Her gece felaket tellalları en uç noktalarda çığlıklarını attı. Çoğu zaman bu bağırmalara bizler de destek verdik. Bilgi çöplüğüne dönmüş beyinlerimiz her gördüğünden ve duyduğundan etkilendi. Zamanla etkileyen durumunda olup bilgi çöplerini çoğalttık. Maskeli mutlu görülen yüzler mutluluk naraları attı. Bizler, açlıktan ve soğuktan ölen bedenlere kör olduk. İnsanlığın her zaman kan kaybettiğinin farkında olduk. Lakin kan verme gayretine girmedik, her geçen gün İNSANLIĞIN ölümüne şahit olduk. Açık hava tımarhanesine dönmüş dünyada, patlamaya hazır bomba durumunda olan insanlar durumuna geldik. Her duyulan söylemleri düşünmeden, yargılamadan, sorgulamadan anlam dünyamıza dahil ettik. Yeni gerilimlerin başlangıcı haline getirdik. Daha büyük sorunları tetikledik. Ya gelecekten ümidi olmayan, her baktığından acıları okuyan, hayallerinin üzerini örten, içine kapanarak dünyaya küsen, ya da her şeye isyan ederek elindeki imkânları sonuna kadar dünya için harcayan, egoistleşen paranoyak tiplere döndük. Hayatta doğru bilerek tuttuğumuz her parçanın en önemli olduğunu düşündük. Diğer parçaları tutanların söylemlerini önemsizleştirdik. Akabinde birçok düşmanlar kazandık. Her yaşanan günün akşamında terazinin kefesine konulacak güzellikleri gün ve gün erittik. Her gün hayatımıza dahil edilen kuralları kuzu gibi uyarken, evdeki huzurumuzdan, yavrularımızın geleceğinden hatta ahiretimizden bile vaz geçtik. Ateş ocağa düştüğünde “Yansın bu dünya.” deyip, bu zamana kadar edebiyatını yaptığımız doğruların üzerini örttük. Kendimiz gibi düşünmeyenleri düşman gördük. Adaletsizliğe düştük. Hâlbuki Âlemlerin yegâne sahibi olan Hak Teâlâ Maide suresinin 8. ayetinde; “…Bir kavme olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevk etmesin…” buyurmamış mıydı? Adaletin hâkim olmadığı ve haksızlıklara maruz kalma düşüncesi insanları her zaman teröre hazır duruma getirir. Terörün dini yoktur. Mazlumlar öncelikle teröre kurban giden canlardır. Düşünmeden dünyasına kabul ettiği doğrular uğruna canını verenler de kandırılmış bedenlerdir. Geleceğimizi karartma derdinde olup kan emen vampirler mevcut olduğu, ekinlere fesat katarak insanlığı bitirici projelere imza atanlar olduğu, kadın ve erkeği birbirine düşman edici eylem ve söylemler yayıldığı hatta gelecek nesillerimizin kadın mı erkek mi olacağı kendi seçimine terkedildiği müddetçe akan kanlar durmayacaktır. Kırmızı görmüş boğanın durumu her birimizin malumudur. Kırmızı görmeyi isteyen boğalar olduğu müddetçe bu arenalarda akan kanlar durmayacaktır. Hayat hiçbir zaman boşluk kabul etmez. Boşluğun olmadığı hiçbir alan yoktur. Hayatını Hak ile doldurmayan batıl ile dolacak ve bu da insanı zindanlarda bırakacaktır. Ebedi düşmanımız olan şeytan günah işlememizin elbette gerekçesi değildir. Lakin şeytan bu boşluktan faydalanmayacak kadar da bilgisiz değildir. Doğru yolun üzerinde oturup doğrularla kandıracağını söyleyen ebedi düşmanımız şeytan bizi doğrularla kandıracaktır. Buna kendi kafasındaki kültüründen aldığı doğruları, Allah’ın vahyinde benzeşen ayetler ile doğrulatacaktır. Yaşanan olumsuzlukları da göstererek “Ben senin iyiliğini istiyorum, saltanatı ve ölümsüzlüğü vaat ediyorum.” diyecektir. Nasıl ki tarih tekerrürden ibaret ise, yaşanan olaylar da her zaman tekrardır. Şeytan insanlığın ilk atası Hz. Adem’i ve eşini Allah adıyla aldatmıştır. Şimdilerde de durum farklı değildir. Şeytan her zamanki gibi iş başındadır. İnsanoğlunun boşluğundan faydalanmakta ve o boşluktan girmektedir. Tuttuğumuz hakikatin bir parçasıdır. Bütünü görmeden hüküm vermek, karayı görmeden sevinmek gibidir. Hâlbuki görmediğimiz yerden gelen büyük bir dalga vardır. Boğulmak da an meselesidir. Bilgi çöplüğünden bir parça alan her birey, kendi bilgisinin en doğru ve ne önemli bilgi olduğunu savunur durumdadır. Her kim ne kadar iyi pazarlama yapıyorsa bu dünyada kazanan, malı, makamı, şanı, şöhreti artırandır. Ahiret ise, gidince görülecektir. Vicdanların önü örtülmemeli, öncelikle insan olunmalı, insan kalma gayreti içinde olunmalıdır. Rabbe kul olma gayretine girilmelidir. Zira Rabbe kul olmayanlar, kül olmaya mahkumdur. KUL OLALIM. YOKSA KÜL OLACAĞIZ...Zira Alemlerin sahibi “Keşke toprak olaydım” denilecek bir gün için yakın bir azap ile bizleri uyarmıştır. Doğruların, güzelliklerin, mutlulukların, başarıların hepsinden de önemlisi vicdanların örtülmediği temiz ve pırıl pırıl bir gelecek umudu ile… Ves-selam... Aile Danışmanı: Asiye Tanrıöver Türkan
Ekleme Tarihi: 05 Temmuz 2022 - Salı

KUL OLALIM. YOKSA KÜL OLACAĞIZ!

KUL OLALIM. YOKSA KÜL OLACAĞIZ! 3. dünya savaşının yaşayan tanıkları olan bizler, pamuk ipliğine bağlı hayatlarda kurduğumuz hayal dünyasında korkulu gözlerle yaşam gayretine düştük. Her gün yeni acılara kulaklarımızla ve gözlerimizle şahit olduk. Akabinde hiç yaşamamış gibi tekrar hayatımızın rutinleşen işlerine döndük. Her gece felaket tellalları en uç noktalarda çığlıklarını attı. Çoğu zaman bu bağırmalara bizler de destek verdik. Bilgi çöplüğüne dönmüş beyinlerimiz her gördüğünden ve duyduğundan etkilendi. Zamanla etkileyen durumunda olup bilgi çöplerini çoğalttık. Maskeli mutlu görülen yüzler mutluluk naraları attı. Bizler, açlıktan ve soğuktan ölen bedenlere kör olduk. İnsanlığın her zaman kan kaybettiğinin farkında olduk. Lakin kan verme gayretine girmedik, her geçen gün İNSANLIĞIN ölümüne şahit olduk. Açık hava tımarhanesine dönmüş dünyada, patlamaya hazır bomba durumunda olan insanlar durumuna geldik. Her duyulan söylemleri düşünmeden, yargılamadan, sorgulamadan anlam dünyamıza dahil ettik. Yeni gerilimlerin başlangıcı haline getirdik. Daha büyük sorunları tetikledik. Ya gelecekten ümidi olmayan, her baktığından acıları okuyan, hayallerinin üzerini örten, içine kapanarak dünyaya küsen, ya da her şeye isyan ederek elindeki imkânları sonuna kadar dünya için harcayan, egoistleşen paranoyak tiplere döndük. Hayatta doğru bilerek tuttuğumuz her parçanın en önemli olduğunu düşündük. Diğer parçaları tutanların söylemlerini önemsizleştirdik. Akabinde birçok düşmanlar kazandık. Her yaşanan günün akşamında terazinin kefesine konulacak güzellikleri gün ve gün erittik. Her gün hayatımıza dahil edilen kuralları kuzu gibi uyarken, evdeki huzurumuzdan, yavrularımızın geleceğinden hatta ahiretimizden bile vaz geçtik. Ateş ocağa düştüğünde “Yansın bu dünya.” deyip, bu zamana kadar edebiyatını yaptığımız doğruların üzerini örttük. Kendimiz gibi düşünmeyenleri düşman gördük. Adaletsizliğe düştük. Hâlbuki Âlemlerin yegâne sahibi olan Hak Teâlâ Maide suresinin 8. ayetinde; “…Bir kavme olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevk etmesin…” buyurmamış mıydı? Adaletin hâkim olmadığı ve haksızlıklara maruz kalma düşüncesi insanları her zaman teröre hazır duruma getirir. Terörün dini yoktur. Mazlumlar öncelikle teröre kurban giden canlardır. Düşünmeden dünyasına kabul ettiği doğrular uğruna canını verenler de kandırılmış bedenlerdir. Geleceğimizi karartma derdinde olup kan emen vampirler mevcut olduğu, ekinlere fesat katarak insanlığı bitirici projelere imza atanlar olduğu, kadın ve erkeği birbirine düşman edici eylem ve söylemler yayıldığı hatta gelecek nesillerimizin kadın mı erkek mi olacağı kendi seçimine terkedildiği müddetçe akan kanlar durmayacaktır. Kırmızı görmüş boğanın durumu her birimizin malumudur. Kırmızı görmeyi isteyen boğalar olduğu müddetçe bu arenalarda akan kanlar durmayacaktır. Hayat hiçbir zaman boşluk kabul etmez. Boşluğun olmadığı hiçbir alan yoktur. Hayatını Hak ile doldurmayan batıl ile dolacak ve bu da insanı zindanlarda bırakacaktır. Ebedi düşmanımız olan şeytan günah işlememizin elbette gerekçesi değildir. Lakin şeytan bu boşluktan faydalanmayacak kadar da bilgisiz değildir. Doğru yolun üzerinde oturup doğrularla kandıracağını söyleyen ebedi düşmanımız şeytan bizi doğrularla kandıracaktır. Buna kendi kafasındaki kültüründen aldığı doğruları, Allah’ın vahyinde benzeşen ayetler ile doğrulatacaktır. Yaşanan olumsuzlukları da göstererek “Ben senin iyiliğini istiyorum, saltanatı ve ölümsüzlüğü vaat ediyorum.” diyecektir. Nasıl ki tarih tekerrürden ibaret ise, yaşanan olaylar da her zaman tekrardır. Şeytan insanlığın ilk atası Hz. Adem’i ve eşini Allah adıyla aldatmıştır. Şimdilerde de durum farklı değildir. Şeytan her zamanki gibi iş başındadır. İnsanoğlunun boşluğundan faydalanmakta ve o boşluktan girmektedir. Tuttuğumuz hakikatin bir parçasıdır. Bütünü görmeden hüküm vermek, karayı görmeden sevinmek gibidir. Hâlbuki görmediğimiz yerden gelen büyük bir dalga vardır. Boğulmak da an meselesidir. Bilgi çöplüğünden bir parça alan her birey, kendi bilgisinin en doğru ve ne önemli bilgi olduğunu savunur durumdadır. Her kim ne kadar iyi pazarlama yapıyorsa bu dünyada kazanan, malı, makamı, şanı, şöhreti artırandır. Ahiret ise, gidince görülecektir. Vicdanların önü örtülmemeli, öncelikle insan olunmalı, insan kalma gayreti içinde olunmalıdır. Rabbe kul olma gayretine girilmelidir. Zira Rabbe kul olmayanlar, kül olmaya mahkumdur. KUL OLALIM. YOKSA KÜL OLACAĞIZ...Zira Alemlerin sahibi “Keşke toprak olaydım” denilecek bir gün için yakın bir azap ile bizleri uyarmıştır. Doğruların, güzelliklerin, mutlulukların, başarıların hepsinden de önemlisi vicdanların örtülmediği temiz ve pırıl pırıl bir gelecek umudu ile… Ves-selam... Aile Danışmanı: Asiye Tanrıöver Türkan
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.