Burhan Bozgeyik
Köşe Yazarı
Burhan Bozgeyik
 

Mürtedleştirme Operasyonu

Mürtedleştirme Operasyonu “Son bir buçuk asırda Anadolu’muzda ortaya çıkan en büyük tehlike nedir?” sorusuna herkes farklı cevap verir. Bana göre bu vatanda ortaya çıkan en büyük tehlike “mürtedleştirme operasyonu”dur. Tarihimize baktığımızda şanlarla, zaferlerle, fetihlerle dolu olduğunu görürüz. Dünyanın yetmiş iki buçuk devletini önümüzde diz çöktürmüşüz. Asırlar boyunca zillet çukurunda yuvarlanan düşmanlarımız bizi mağlup etmek için çok geniş araştırmalar yapmışlar ve neticede, bize izzet elbisesini giydirenin İslâmiyet’in temel değerleri olduğunu keşfetmişler. İşte o andan itibaren de müthiş bir projeyi hayata geçirmeye başlamışlar. Bu projenin adına kısaca “mürtedleştirme” diyebiliriz. Hedefleri, Müslüman’ı Hıristiyan ve Yahudi yapmak değildi. Sadece ve sadece inancından bir milim saptırmaktı. Bunu yaptıkları takdirde hedeflerine ulaşmış olacaklardı. Zira o bir milimlik kayma ile kişi İslâm dâiresinden çıkabilmekte ve mürted olabilmekteydi. Bu gayeye ulaşabilmek için yüzlerce azınlık okulları açtılar, sivil toplum kuruluşlarını devreye soktular. Mürted yaptıklarının hayatını korumak için de Sultan II. Abdülhamid’i devirmiş olan İttihatçılara baskı yaparak “Mürted kanunu” ile ilgili düzenlemeleri değiştirdiler. İslâm hukukuna göre bir kimse mürted olmayı gerektiren bir söz söylediğinde veya bir davranışta bulunduğunda yakalanır, mahkemeye çıkarılır. Aklında bir noksanlık olup olmadığına bakılır. Daha sonra ulemâ tarafından sözlerinin ve davranışlarının yanlışlığı anlatılır. Şayet o kişi pişmanlığını belirtip tevbe ederse, bırakılır. Ancak o kişi bir daha asla “itibarlı” mevkilere getirilmez. Mahkemelerde şâhit yapılmaz. Ölünceye kadar “damgalı eşek gibi” gezip durur. Şayet o kimse sözlerinde ve davranışlarında ısrar ederse mürted muâmelesi görür. Yani idam edilir ve mal varlığı hazineye devredilir. İşte bunun için Avrupa ülkelerinin baskısıyla bu “mürtedlerin idam edilmesi” hükmü kaldırılmıştır. Bu ülke insanlarının yakasından elini çekmeyen zındıka komitesi daha sonra mürtedleştirme operasyonuna devam etmiştir. Bunun için de kendileri azınlık okulları benzeri müesseseler açmak yerine sözde Müslüman gözüken kişilere bu işi yaptırmışlardır. FETÖ’nün yaptığı gibi. İşte bizim 30 yıldır kendimizi paralamamıza rağmen anlatamadığımız husus da budur. Bu yapılan “devleti ele geçirme operasyonu” işin bir yönüdür. Bize göre en tehlikeli olan da bu yapının “mürtedleştirme operasyonu”nun amiral gemisi olma rolüdür. Hz. Âdem Aleyhisselam ile Hz. Havva validemize “cahil” diyen ve bunu şarkıda dile getiren kadının babası, FETÖ’nün elebaşısının ülkemizdeki bir numaralı adamıdır. Bakınız, bu işin “korkunç” yönü nedir? O şarkının sözlerini mırıldananlar dahi mürted olmaktadırlar. Yıllar önce “Takva Yolu” isimli kitabımız için araştırmıştım. Osmanlıca bir eserde “Elfaz-ı Küfür” bahsi vardı. İşte orada ve pek çok eserde belirtildiği üzere peygamberlerden birine hakaret eden mürted olur. Hz. Meryem validemize dil uzatan edepsizin yaptığı gibi Kur’an-ı Kerim’deki âyetlerle sâbit iffet timsali ve cennet hanımlarının efendisi Hazret-i Meryem validemize dil uzatan mürted olur.  Allah’ın hükümlerinden bir tanesini kabul etmeyen ya da istihza eden mürted olur. Son zamanlardaki tartışmalar niçin hiç bu zâviyeden bakılıp ele alınmaz. Oysa konunun can alıcı kısmı budur. Müslüman mürted oldu mu, işi bitmiş demektir. O kimse kolayca vatan hâini de olur. 15 Temmuz darbe girişiminde örneği görüldüğü gibi… Yeri gelmişken şu sözde politikacılara, sözde gazetecilere, sözde “fikir hürriyeti, sanat hürriyeti” edebiyatçılarına da bir çift söz söylemek istiyorum. Beyler, bayanlar, bu yapılan “sanat hürriyeti” değil, halt etmektir, İslâm’ın değerlerine hakaret etmektir. Beşerin atası, bin bir Esmâ-i İlahiye’yi en mükemmel bir şekilde bilen Hz. Âdem’e ve onun nurlu hanımına cahil demek, Hz. Meryem validemizin iffetine dil uzatmak, insanlıktan istifa etmek demektir. Allahu Azimüşşan, hükümleriyle alay eden bazılarını maymun ve domuz suretine çevirmiştir. Bunların suretinin ve siretinin ne hale geldiğini göreceğiz. Mukaddesatımızı değil de hakaretçiyi destekleyen o politikacılara diyeceğim şudur: Sizler elbet bizim kapımıza geleceksiniz. Bundan sonra değil camide diz çöküp Yasin okumak, hatim indirseniz faydasız. Bu vesile ile sizi ve sizler gibileri tanımış olduk. Burhan Bozgeyik
Ekleme Tarihi: 24 Ocak 2022 - Pazartesi

Mürtedleştirme Operasyonu

Mürtedleştirme Operasyonu “Son bir buçuk asırda Anadolu’muzda ortaya çıkan en büyük tehlike nedir?” sorusuna herkes farklı cevap verir. Bana göre bu vatanda ortaya çıkan en büyük tehlike “mürtedleştirme operasyonu”dur. Tarihimize baktığımızda şanlarla, zaferlerle, fetihlerle dolu olduğunu görürüz. Dünyanın yetmiş iki buçuk devletini önümüzde diz çöktürmüşüz. Asırlar boyunca zillet çukurunda yuvarlanan düşmanlarımız bizi mağlup etmek için çok geniş araştırmalar yapmışlar ve neticede, bize izzet elbisesini giydirenin İslâmiyet’in temel değerleri olduğunu keşfetmişler. İşte o andan itibaren de müthiş bir projeyi hayata geçirmeye başlamışlar. Bu projenin adına kısaca “mürtedleştirme” diyebiliriz. Hedefleri, Müslüman’ı Hıristiyan ve Yahudi yapmak değildi. Sadece ve sadece inancından bir milim saptırmaktı. Bunu yaptıkları takdirde hedeflerine ulaşmış olacaklardı. Zira o bir milimlik kayma ile kişi İslâm dâiresinden çıkabilmekte ve mürted olabilmekteydi. Bu gayeye ulaşabilmek için yüzlerce azınlık okulları açtılar, sivil toplum kuruluşlarını devreye soktular. Mürted yaptıklarının hayatını korumak için de Sultan II. Abdülhamid’i devirmiş olan İttihatçılara baskı yaparak “Mürted kanunu” ile ilgili düzenlemeleri değiştirdiler. İslâm hukukuna göre bir kimse mürted olmayı gerektiren bir söz söylediğinde veya bir davranışta bulunduğunda yakalanır, mahkemeye çıkarılır. Aklında bir noksanlık olup olmadığına bakılır. Daha sonra ulemâ tarafından sözlerinin ve davranışlarının yanlışlığı anlatılır. Şayet o kişi pişmanlığını belirtip tevbe ederse, bırakılır. Ancak o kişi bir daha asla “itibarlı” mevkilere getirilmez. Mahkemelerde şâhit yapılmaz. Ölünceye kadar “damgalı eşek gibi” gezip durur. Şayet o kimse sözlerinde ve davranışlarında ısrar ederse mürted muâmelesi görür. Yani idam edilir ve mal varlığı hazineye devredilir. İşte bunun için Avrupa ülkelerinin baskısıyla bu “mürtedlerin idam edilmesi” hükmü kaldırılmıştır. Bu ülke insanlarının yakasından elini çekmeyen zındıka komitesi daha sonra mürtedleştirme operasyonuna devam etmiştir. Bunun için de kendileri azınlık okulları benzeri müesseseler açmak yerine sözde Müslüman gözüken kişilere bu işi yaptırmışlardır. FETÖ’nün yaptığı gibi. İşte bizim 30 yıldır kendimizi paralamamıza rağmen anlatamadığımız husus da budur. Bu yapılan “devleti ele geçirme operasyonu” işin bir yönüdür. Bize göre en tehlikeli olan da bu yapının “mürtedleştirme operasyonu”nun amiral gemisi olma rolüdür. Hz. Âdem Aleyhisselam ile Hz. Havva validemize “cahil” diyen ve bunu şarkıda dile getiren kadının babası, FETÖ’nün elebaşısının ülkemizdeki bir numaralı adamıdır. Bakınız, bu işin “korkunç” yönü nedir? O şarkının sözlerini mırıldananlar dahi mürted olmaktadırlar. Yıllar önce “Takva Yolu” isimli kitabımız için araştırmıştım. Osmanlıca bir eserde “Elfaz-ı Küfür” bahsi vardı. İşte orada ve pek çok eserde belirtildiği üzere peygamberlerden birine hakaret eden mürted olur. Hz. Meryem validemize dil uzatan edepsizin yaptığı gibi Kur’an-ı Kerim’deki âyetlerle sâbit iffet timsali ve cennet hanımlarının efendisi Hazret-i Meryem validemize dil uzatan mürted olur.  Allah’ın hükümlerinden bir tanesini kabul etmeyen ya da istihza eden mürted olur. Son zamanlardaki tartışmalar niçin hiç bu zâviyeden bakılıp ele alınmaz. Oysa konunun can alıcı kısmı budur. Müslüman mürted oldu mu, işi bitmiş demektir. O kimse kolayca vatan hâini de olur. 15 Temmuz darbe girişiminde örneği görüldüğü gibi… Yeri gelmişken şu sözde politikacılara, sözde gazetecilere, sözde “fikir hürriyeti, sanat hürriyeti” edebiyatçılarına da bir çift söz söylemek istiyorum. Beyler, bayanlar, bu yapılan “sanat hürriyeti” değil, halt etmektir, İslâm’ın değerlerine hakaret etmektir. Beşerin atası, bin bir Esmâ-i İlahiye’yi en mükemmel bir şekilde bilen Hz. Âdem’e ve onun nurlu hanımına cahil demek, Hz. Meryem validemizin iffetine dil uzatmak, insanlıktan istifa etmek demektir. Allahu Azimüşşan, hükümleriyle alay eden bazılarını maymun ve domuz suretine çevirmiştir. Bunların suretinin ve siretinin ne hale geldiğini göreceğiz. Mukaddesatımızı değil de hakaretçiyi destekleyen o politikacılara diyeceğim şudur: Sizler elbet bizim kapımıza geleceksiniz. Bundan sonra değil camide diz çöküp Yasin okumak, hatim indirseniz faydasız. Bu vesile ile sizi ve sizler gibileri tanımış olduk. Burhan Bozgeyik
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.