HALİL KÖPRÜCÜOĞLU
Köşe Yazarı
HALİL KÖPRÜCÜOĞLU
 

Risale-i Nur, müminleri, Kur’an, Sünnet ve İslam’ın temel eserlerine bağlar-(Herkes Kur’an’dan direkt istifade edilebilir mi?)

<p>6- Hem, bu asrın bizim gibi yaralı ve sıradan insanları tefsir, i&ccedil;tihat vb. &ouml;nemli işlere kalkışamazlar, kalkışmamalılar. Bizleri Kur&rsquo;an&rsquo;dan direkt istifadeye &ccedil;ağıran arkadaşlarımız da meal vermekten, o tefsirlerden aktarmaktan başka bir şey yapamazlar, yapamıyorlar, yapamayacaklardır.&Ccedil;&uuml;nk&uuml; şu &Uuml;stadımıza ait metinler, i&ccedil;tihat gibi, tefsir vb. konularda da ge&ccedil;erlidir:&rdquo;İ&ccedil;tihat kapısı a&ccedil;ıktır, ancak bu zamanda oraya girmeye maniler vardır&rdquo; hakikatı &ccedil;er&ccedil;evesinde, bu meseleyi de ele alırsak;&ldquo;&hellip;M&uuml;nkerat zamanında ve &Acirc;d&acirc;t-ı ec&acirc;nibin istil&acirc;sı &acirc;nında ve Bidaların kesreti vaktinde ve Dal&acirc;letin tahribatı heng&acirc;mında, İ&ccedil;tihad namıyla, yeni eserler yazmak i&ccedil;in- Kasr-ı İsl&acirc;miyetten yeni kapılar a&ccedil;ıp, Duvarlarından muharriplerin girmesine vesile olacak delikler a&ccedil;mak, İsl&acirc;miyete cinayettir.Dinin zaruriy&acirc;tı ki, i&ccedil;tihad onlara giremez; &ccedil;&uuml;nk&uuml; kat&rsquo;&icirc; ve muayyendirler. Hem o zaruriyat, kut ve gıda h&uuml;km&uuml;ndedirler. Şu zamanda terke uğruyorlar ve tezelz&uuml;ldedirler. Ve b&uuml;t&uuml;n himmet ve gayreti, onların ikamesine ve ihy&acirc;sına sarf etmek l&acirc;zım gelirken, İsl&acirc;miyetin nazariyat kısmında ve selefin i&ccedil;tihad&acirc;t-ı s&acirc;fiy&acirc;ne ve h&acirc;lis&acirc;nesiyle, b&uuml;t&uuml;n zamanların h&acirc;c&acirc;tına dar gelmeyen efk&acirc;rları olduğu halde, onları bırakıp, hevesk&acirc;r&acirc;ne yeni i&ccedil;tihadlar yapmak, bid&rsquo;ak&acirc;r&acirc;ne bir hıyanettir.&rdquo;Ayrıca şunlar da Risale-i Nur&rsquo;un hakaikindendir.&ldquo;&hellip;&acirc;lem meşherinde, i&ccedil;timaiy&acirc;t-ı insaniye ve medeniyet-i beşeriye &ccedil;arşısında, her asırda birer met&acirc; mergub olup reva&ccedil; buluyor. S&ucirc;kunda, ani &ccedil;arşısında teşhir ediliyor, rağbetler ona celb oluyor, nazarlar ona tevecc&uuml;h ediyor, fikirler ona m&uuml;ncezib oluyor. Mesel&acirc;, şu zamanda siyaset met&acirc;ı ve hayat-ı d&uuml;nyeviyenin temini ve felsefenin reva&ccedil;ları gibi&hellip;Ve Selef-i Salih&icirc;n asrında ve o zamanın &ccedil;arşısında en mergub met&acirc;, H&acirc;lık-ı Sem&acirc;v&acirc;t ve Arzın marziyatlarını ve bizden arzularını, kel&acirc;mından istinbat etmek ve nur-u N&uuml;b&uuml;vvet ve Kur&rsquo;&acirc;n ile, kapatılmayacak derecede a&ccedil;ılan ahiret &acirc;lemindeki saadet-i ebediyeyi kazandırmak ves&acirc;ilini elde etmek idi.İşte, o zamanda zihinler, kalbler, ruhlar, b&uuml;t&uuml;n kuvvetleriyle Yerler ve G&ouml;kler Rabbinin marziy&acirc;tını anlamaya m&uuml;teveccih olduğundan, i&ccedil;timaiy&acirc;t-ı beşeriyenin sohbetleri, muhavereleri, vukuatları, ahvalleri ona bakıyordu. Ona g&ouml;re cereyan ettiğinden, her kimin g&uuml;zelce bir istidadı bulunsa, onun kalbi ve fıtratı, şuursuz olarak her şeyden bir ders-i marifet alır, o zamanda cereyan eden ahval ve vukuat ve muhaverattan taall&uuml;m ediyordu.G&uuml;ya her bir şey ona bir muallim h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;ip, onun fıtrat ve istidadına, i&ccedil;tihada bir istidad-ı ihzar&icirc; telkin ediyordu. Hatt&acirc; o derece şu fıtr&icirc; ders tenvir ediyordu ki, yak&icirc;n idi ki kisbsiz i&ccedil;tihada kabiliyeti ola, ateşsiz nurlana... İşte, şu tarzda fıtr&icirc; bir ders alan bir m&uuml;staid, i&ccedil;tihada &ccedil;alışmaya başladığı vakit, kibrit h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;en istidadı, n&ucirc;run al&acirc; n&ucirc;r sırrına mazhar olur, &ccedil;abuk ve az zamanda m&uuml;&ccedil;tehid olurdu.Amma şu zamanda, Medeniyet-i Avrupa&rsquo;nın tahakk&uuml;m&uuml;yle, Felsefe-i tabiiyenin tasallutuyla, Şer&acirc;it-i hayat-ı d&uuml;nyeviyenin ağırlaşmasıyla Efk&acirc;r ve kul&ucirc;b dağılmış, himmet ve in&acirc;yet inkısam etmiştir. Zihinler m&acirc;neviy&acirc;ta karşı yaban&icirc;leşmiştir.İşte bunun i&ccedil;indir ki, şu zamanda birisi, d&ouml;rt yaşında Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı hıfz edip &acirc;limlerle m&uuml;bahase eden S&uuml;fyan İbni Uyeyne olan bir m&uuml;&ccedil;tehidin zek&acirc;sında bulunsa, S&uuml;fyan&rsquo;ın i&ccedil;tihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhta&ccedil;tır. S&uuml;fyan on senede i&ccedil;tihadı tahsil etmişse, şu adam y&uuml;z seneye muhta&ccedil;tır ki tahsil edebilsin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, S&uuml;fyan&rsquo;ın iptid&acirc;-yı tahsil-i fıtr&icirc;si, sinn-i temyiz zamanından başlar. Yavaş yavaş istidadı m&uuml;heyy&acirc; olur, nurlanır, herşeyden ders alır, kibrit h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;er.Amma onun naziri, şu zamanda, &ccedil;&uuml;nk&uuml; zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi hayat-ı d&uuml;nyeviyede sersem olmuş, istidadı i&ccedil;tihaddan uzaklaşmış. Elbette f&uuml;nun-u hazırada tevağğul&uuml; derecesinde, istidadı i&ccedil;tihad-ı şer&rsquo;&icirc; kabiliyetinden uzaklaşmış ve ul&ucirc;m-u arziyede tefenn&uuml;n&uuml; derecesinde, i&ccedil;tihadın kabul&uuml;nden geri kalmıştır.Onun i&ccedil;in, ben de onun gibi zek&icirc;yim, ni&ccedil;in ona yetişemiyorum? diyemez ve demeye hakkı yoktur ve yetişemez. &Uuml;&ccedil; nokta-i nazar, şu zamanın i&ccedil;tihad&acirc;tını arziye yapar, sem&acirc;v&icirc;likten &ccedil;ıkarıyor. Halbuki, şeriat sem&acirc;viyedir; ve i&ccedil;tihad&acirc;t-ı şer&rsquo;iye dahi, onun ahk&acirc;m-ı mesturesini izhar ettiğinden, sem&acirc;viyedirler.&hellip;şu zamanın nazarı ise, maslahat ve hikmeti illet yerine ikame edip ona g&ouml;re h&uuml;kmediyor. Elbette b&ouml;yle i&ccedil;tihad arziyedir, sem&acirc;v&icirc; değildir&hellip;evvel&acirc; ve bizzat saadet-i d&uuml;nyeviyeye bakıyor ve ahk&acirc;mları ona tevcih ediyor. Halbuki, şeriatın nazarı ise, evvel&acirc; ve bizzat saadet-i uhreviyeye bakar; ikinci derecede, &acirc;hirete vesile olmak dolayısıyla, d&uuml;nyanın saadetine nazar eder. Demek, şu zamanın nazarı, ruh-u şeriattan yaban&icirc;dir. &Ouml;yle ise şeriat namına i&ccedil;tihad edemez&hellip;&rdquo;(Bkz, 27.S&ouml;z)7- İlahi mesajın huzuruna ve kurtarıcılığına her zamankinden daha fazla ihtiyacı olan asrımız insanlarının y&uuml;reklerimizi par&ccedil;a par&ccedil;a edecek acı hakikatleri gibi pek &ccedil;ok mesele ile muhatap olan bizlere, bir m&uuml;jde veriyor. Asrın insanının &ccedil;ok yaralı halini bilen Rabbimizin l&uuml;tfuyla, Kur&rsquo;an&rsquo;ın temel mesajlarını asrın fehmine kısa ve selametli bir yolla aktaracak bir yol ihsan etmesinin m&uuml;jdesini verir &Uuml;stadımız:&ldquo;İ&#39;lem eyy&uuml;he&#39;l-aziz! Tevfik-i İl&acirc;h&icirc; refiki olan adam, tarikat berzahına girmeden zahirden hakikate ge&ccedil;ebilir. Evet, Kur&#39;&acirc;n&#39;dan, hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle g&ouml;rd&uuml;m ve bir par&ccedil;a aldım. Ve keza, maksud-u bizzat olan ilimlere ul&ucirc;m-u &acirc;liyeyi okumaksızın is&acirc;l edici bir yol buldum. Ser&icirc;&uuml;sseyir olan bu zamanın evl&acirc;dına, kısa ve sel&acirc;met bir tar&icirc;ki ihsan etmek rahmet-i h&acirc;kimenin ş&acirc;nındandır.&rdquo; (Mesnevi, 277)Telviat-ı Tis&rsquo;a&rsquo;da o harika kalbi yolu, b&uuml;t&uuml;n incelikleriyle anlatır.&ldquo;&hellip;şimdi, s&uuml;nnet-i Peygamber&icirc; dairesinde, b&uuml;t&uuml;n on iki b&uuml;y&uuml;k tarikatın hul&acirc;sası olan ve tariklerin en b&uuml;y&uuml;k dairesi bulunan Risale-i Nur dairesi i&ccedil;ine, her tarikat ehli kendi tarikatı dairesi gibi g&ouml;r&uuml;p girmek l&acirc;zım ve elzem olduğunu bu zaman g&ouml;sterdi.&rsquo; (Emirdağ II, 423)Yani tasavvufun 12 tarzının da hedefi olan b&uuml;t&uuml;n hakaikin tamamının Risale-i Nurda olduğunu da hem o s&ouml;yler; hem bizler bizzat yaşayarak g&ouml;rmekteyiz. Rabbim onlardan da binlerce razı olsun. (Bkz: Mektubat, 627)8-Ayrıca &Uuml;stadımız iyi, kabule şayan, doğru ve yeterli bir tefsirin -belki kendisini de dahil ederek- yazılabilmesinin tek şahıs tarafından m&uuml;mk&uuml;n olamayacağını anlatırken, b&uuml;t&uuml;n esbabıyla -27. S&ouml;ze de ilaveten- &ccedil;ok &ouml;nemli şeyler ekler:&ldquo;Kur&rsquo;&acirc;n-ı Az&icirc;m&uuml;şşan, b&uuml;t&uuml;n zamanlarda gelip ge&ccedil;en nev-i beşerin tabakalarına, milletlerine ve fertlerine hitaben Arş-ı &Acirc;l&acirc;dan irad edilen İl&acirc;h&icirc; ve ş&uuml;mull&uuml; bir nutuk ve umum&icirc;, Rabban&icirc; bir hitabe olduğu gibi;Bilinmesi, bir ferdin veya k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir cemaatin iktidarından hari&ccedil; olan ve bilhassa bu zamanda, d&uuml;nya maddiyatına ait pek &ccedil;ok fenleri ve ilimleri camidir. Bu itibarla, zamanca, mek&acirc;nca, ihtisasca d&acirc;ire-i ihatası pek dar olan bir ferdin fehminden ve karihasından &ccedil;ıkan bir tefsir, bihakkın Kur&rsquo;&acirc;n-ı Az&icirc;m&uuml;şşana tefsir olamaz.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ın hitabına muhatap olan milletlerin, insanların ahval-i ruhiyelerine ve maddiyatlarına, cami bulunduğu ince fenlere, ilimlere bir fert, v&acirc;kıf ve sahib-i ihtisas olamaz ki, ona g&ouml;re bir tefsir yapabilsin.Hem bir ferdin mesleği ve meşrebi taassuptan h&acirc;li olamaz ki, hakaik-i Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;iyeyi g&ouml;rs&uuml;n, b&icirc;tarafane beyan etsin. Hem bir ferdin fehminden &ccedil;ıkan bir d&acirc;v&acirc;, kendisine has olup, başkası o d&acirc;v&acirc;nın kabul&uuml;ne d&acirc;vet edilemez&mdash;meğer ki bir nevi icmaın tasdikine mazhar ola.Binaenaleyh, Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ın ince m&acirc;n&acirc;larının ve tefsirlerde dağınık bir surette bulunan mehasininin ve zamanın tecr&uuml;besiyle fennin keşfi sayesinde tecell&icirc; eden hakikatlerinin tesbitiyle, herbiri birka&ccedil; fende m&uuml;tehassıs olmak &uuml;zere muhakkık&icirc;n-ı ulemadan y&uuml;ksek bir heyetin tetkikatıyla, tahkikatıyla bir tefsirin yapılması l&acirc;zımdır&hellip;Evet, Kur&rsquo;&acirc;n-ı Az&icirc;m&uuml;şşanın m&uuml;fessiri, y&uuml;ksek bir deha sahibi ve n&acirc;fiz bir i&ccedil;tihada malik ve bir vel&acirc;yet-i k&acirc;mileyi haiz bir z&acirc;t olmalıdır. Bilhassa bu zamanlarda, bu şartlar ancak y&uuml;ksek ve az&icirc;m bir heyetin tesan&uuml;d&uuml;yle ve o heyetin tel&acirc;huk-u efk&acirc;rından ve ruhlarının tenas&uuml;b&uuml;yle birbirine yardım etmesinden ve h&uuml;rriyet-i fikirlerinden ve taassuplarından &acirc;z&acirc;de olarak tam ihl&acirc;slarından doğan d&acirc;hi bir şahs-ı m&acirc;nev&icirc;de bulunur. İşte, Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı ancak b&ouml;yle bir şahs-ı m&acirc;nev&icirc; tefsir edebilir.&rdquo; (İ.İcaz, 17)B&ouml;yle denirken, bu konuda ciddi birikimli bazı arkadaşların, direkt istifadeden nasıl bahsettiklerine şaşıyorum. İnşallah bu gibi teklifler bir zuhul neticesinde ortaya &ccedil;ıkmış, bilgi zehirlenmesi veya enenin tasarrufuyla olmamıştır!&ldquo;İsl&acirc;miyet&rsquo;in mağz ve l&uuml;bb&uuml;n&uuml; terk ederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve su-i fehim ve su-i edeple İsl&acirc;miyetin hakkını ve m&uuml;stehak olduğu h&uuml;rmeti ifa edemedik. T&acirc;, o da bizden nefret ederek evh&acirc;m ve hay&acirc;l&acirc;tın bulutlarıyla sarılıp tesett&uuml;r eyledi. Hem de hakkı var. Zira biz İsrailiy&acirc;tı us&ucirc;l&uuml;ne ve hik&acirc;y&acirc;tı akaidine ve mecazatı hakaikine karıştırarak kıymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi d&uuml;nyada tedip i&ccedil;in zillet ve sefalet i&ccedil;inde bıraktı. Bizi kurtaracak, yine onun merhametidir. &Ouml;yle ise, ey ihvan-ı m&uuml;slim&icirc;n! Geliniz, ona tarziye vereceğiz.&nbsp; Elbirliğiyle dest-i sadakati uzatacağız, biat edeceğiz. Onun habl&uuml;&rsquo;l-metinine (Kur&rsquo;an&rsquo;ına) sarılacağız.Hem de bil&acirc;-perva olarak il&acirc;n ederim: Beni ge&ccedil;miş asırların efk&acirc;rına karşı m&uuml;barezeye heyecan ve şecaate getiren ve y&uuml;zer senelerden beri sevk&uuml;&rsquo;l- ceyş ile kuvvet bulan hay&acirc;l&acirc;t ve evh&acirc;mın m&uuml;dafaasına beni gayrete getiren itikadım ve yak&icirc;nimdir ki: Hak neşv&uuml;nema bulacaktır&mdash;eğer &ccedil;endan toprakta gizlense ve taraftar ve m&uuml;ltezimleri muzaffer olacaklardır&mdash;eğer &ccedil;endan zaman ve zeminin merhametsizliğinden az ve zayıf olsalar...Hem de itikadımdır ki: İstikbale h&uuml;k&uuml;m s&uuml;recek ve her kıt&rsquo;asında h&acirc;kim-i mutlak olacak, yalnız hakikat-i İsl&acirc;miyettir. Evet, saadet-saray-ı istikb&acirc;lde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İsl&acirc;miyet olacaktır. Onu fethedecek yalnız odur; emareler g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlar.Zira mazi kıt&rsquo;asında, vahşet&acirc;b&acirc;d sahralarında hayme-nişin taassup ve taklid; veyahut cehlistan &uuml;lkesinde menzil-nişin m&uuml;zahrefat ve istibdad olanlara, şeriat-ı garr&acirc;nın galebe-i mutlak ve istil&acirc;-i t&acirc;mmına sed ve m&acirc;ni olan sekiz emir, &uuml;&ccedil; hakikatle z&icirc;r &uuml; zeber olmuşlardır ve oluyorlar. O m&acirc;niler ise, ecnebilerde taklit ve cehalet ve taassup ve kıss&icirc;slerin riyaseti; ve bizdeki m&acirc;ni ise, istibdad-ı m&uuml;tenevvi ve ahl&acirc;ksızlık ve m&uuml;şevveşiyet-i ahval ve at&acirc;leti inta&ccedil; eden yeistir ki, şems-i İsl&acirc;miyetin k&uuml;sufa y&uuml;z tutmasına sebep olmuşlardır.&hellip;birinci m&acirc;ni ve bel&acirc; budur: Bizle ecnebiler, bazı zevahir-i İsl&acirc;miyet ve bazı mesail-i f&uuml;nun ortasında hayal-i b&acirc;tıl ile tevehh&uuml;m eylediğimiz m&uuml;sademet ve m&uuml;nakazattır. &Acirc;ferin maarifin himmet-i feyy&acirc;z&acirc;nesine ve f&uuml;nunun himmet-i merd&acirc;nesine ki, meyl-i taharr&icirc;-i hakikat ve muhabbet-i insaniyet ve meyl-i insaf olan hakaiki te&ccedil;hiz ederek o m&acirc;nilere g&ouml;nderip z&icirc;r &uuml; zeber etmiş ve ediyor. Evet, en b&uuml;y&uuml;k sebep ki, bizi d&uuml;nya rahatından ve ecnebileri ahiret sa&acirc;detinden mahrum eden, şems-i İsl&acirc;miyeti m&uuml;nkesif ettiren, su-i tefehh&uuml;m ile tevehh&uuml;m-&uuml; M&Uuml;SADEMET ve MUHALEFETTİR.Fey&acirc; lilacep! K&ouml;le efendisine, hizmetk&acirc;r reisine ve veled pederine nasıl d&uuml;şman ve muarız olabilir? Halbuki İsl&acirc;miyet f&uuml;nunun seyyidi ve m&uuml;rşidi ve ul&ucirc;m-u hakikiyenin reis ve pederidir&hellip; Bazı zevahir-i diniyeyi f&uuml;nunun bazı mesailine muarız tahayy&uuml;l ederek &uuml;rkt&uuml;ler.Ey benim şu kitabıma im&rsquo;&acirc;n-ı nazar ile nazar eden z&acirc;t! Mal&ucirc;mun olsun, bu kitapla istediğim hizmet budur:İsl&acirc;miyet&rsquo;te olan tarik-i m&uuml;stak&icirc;mi g&ouml;stermekle ehl-i tefrit olan a&rsquo;d&acirc;-yı dinin teşk&icirc;k&acirc;tını red ve y&uuml;zlerine vurmakla beraber; tarik-i m&uuml;stak&icirc;min &ouml;teki c&acirc;nibini ve sad&icirc;k-ı ahmak &uuml;nvanına l&acirc;yık olan ehl-i ifrat ve zahirperestlerin tevehh&uuml;mlerini tard ve asılsızlığını g&ouml;stermek ve asıl rehber-i hakikat ve &acirc;lem-i İsl&acirc;miyetin ikbal ve istikbaline yol a&ccedil;an ve sırat-ı m&uuml;stak&icirc;mde kem&acirc;l-i &uuml;mid-i zaferle &ccedil;alışan muhakkik&icirc;n-i İsl&acirc;m ve &acirc;kıl sıddıklara yardım etmek ve kuvvet vermektir. Elhasıl, maksadım, ol elmas kılınca (Kur&rsquo;an Hakikatlerine- saykal vurmaktır.Maatteess&uuml;f, benimle şu zamanın kıt&rsquo;asında iştirak eden c&uuml;mlesi, eğer &ccedil;endan sureten on &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; asrın evl&acirc;dıdırlar, fakat fikir ve terakki cihetiyle kurun-u vust&acirc;nın YADİG&Acirc;RLARIDIRLAR. G&uuml;ya muasırlarımız 3.asrın nihayetinden 13. asra kadar ge&ccedil;miş olan asırların fihristesi veyahut enm&ucirc;zeci veyahut melez bir kavimdirler. Hatt&acirc; bu zamanın &ccedil;ok bedihiyatı, onlarca mevhumat sayılır.&rdquo; (Muhakemat:17)9- Bizler Risale-i Nurdan aldığımız dersle S&uuml;nnet-i Seniyyeye ittiba etmeyi en b&uuml;y&uuml;k hedef ittihaz ederiz. Nurlardan Efendimizi (asm) ve O&rsquo;nun en geniş anlamıyla maddi-manevi kem&acirc;l&acirc;tını kavradık elhamd&uuml;lillah. Kur&rsquo;an ve Hadisleri samimi takipte, ciddi gayretteyiz.Risalelerin baskılarında artık Arap&ccedil;a metinlerin olmadığı sayfalarda bile, onlarca rakamla dipnot halinde, pek &ccedil;ok Ayet ve Hadis metinlerinin Nurlarda metin olarak, mana olarak bulunduğu, adeta tamamen onlardan nakledilen manalarla v&uuml;cut bulduğu da aşikardır. Bug&uuml;nlerde birka&ccedil; sayfalık Besmele metinlerinde elliye yakın &Acirc;yet ve Hadis mealiyle &ouml;rt&uuml;şen manalar tespit edilmiştir ki bu onun en &ouml;nemli vasıflarındandır. Sempozyumlarda da bu mana pek &ccedil;ok ilim adamı tarafından d&uuml;nyaya ilan edilmiştir. Yani Nurlar hemen tamamen Ayet ve Hadis metinlerinden alınmış gibidir.Evet; &ldquo;Vel&acirc;yet yolları i&ccedil;inde en g&uuml;zeli, en m&uuml;stakimi, en parlağı, en zengini, S&uuml;nnet-i Seniyyeye ittib&acirc;dır. Yani, a&rsquo;m&acirc;l ve harek&acirc;tında S&uuml;nnet-i Seniyyeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p ona t&acirc;bi olmak ve taklit etmek ve muamel&acirc;t ve ef&rsquo;&acirc;linde ahk&acirc;m-ı şer&rsquo;iyeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p rehber ittihaz etmektir. İşte bu ittib&acirc; ve iktida vasıtasıyla, &acirc;di ahv&acirc;li ve &ouml;rf&icirc; muameleleri ve fıtr&icirc; hareketleri İBADET şekline girmekle beraber, her bir ameli, s&uuml;nneti ve şer&rsquo;i o ittib&acirc; noktasında d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rmekle, bir tahattur-u h&uuml;km-&uuml; şer&rsquo;&icirc; veriyor. O tahattur ise, Sahib-i Şeriati d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;yor. O d&uuml;ş&uuml;nmek ise, Cen&acirc;b-ı Hakkı hatıra getiriyor. O hatıra, bir nevi huzur veriyor. O halde, m&uuml;temadiyen &ouml;m&uuml;r dakikaları huzur i&ccedil;inde bir ibadet h&uuml;km&uuml;ne getirilebilir. İşte bu CADDE-İ K&Uuml;BR&Acirc;, vel&acirc;yet-i k&uuml;br&acirc; olan ehl-i veraset-i n&uuml;b&uuml;vvet olan SAHABE ve SELEF-İ S&Acirc;LİH&Icirc;NİN caddesidir.&ldquo; (Bkz: Mektubat, 637)Bizler her h&acirc;l&uuml;k&acirc;rda Risalelerimizle o caddeden y&uuml;r&uuml;meye &ccedil;alışıyoruz10- Onlarca Uluslararası Sempozyumda y&uuml;zlerce ilim adamı &Uuml;stadımızın eserlerinin Kur&rsquo;an ve S&uuml;nnet ve dahi İslam&rsquo;ın, imanın bu asırda ihtiya&ccedil; duyulan, h&uuml;cum edilen b&uuml;t&uuml;n meselelerinde şahane ve yeterli oluğunu tasdik ederek d&uuml;nyaya ilan ettiğini bizler g&ouml;rd&uuml;k, dinledik, kayıtlarımızda bulunmaktadır.11-Eğer bu memlekette ve de b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada İman ve İslam canlanmışsa, Kom&uuml;nizm bu &uuml;lkeye girememiş, d&uuml;nyada &ouml;mr&uuml;n&uuml; tamamlamışsa; elbette ihl&acirc;slı tasavvuf ehli ve b&uuml;t&uuml;n İsl&acirc;m i&ccedil;in &ccedil;alışan halislerle beraber, Risale-i Nurların, Nur Talebelerinin Kur&rsquo;an ve İmana ait m&uuml;kemmel cehdleri vardır diyebiliriz.Bazı Nur talebeleri d&uuml;nyanın her yerinde yılardır okuma programları yapıyorsa; hemen y&uuml;z senedir, bu memlekette b&uuml;t&uuml;n menfi cereyanlara, ihtil&acirc;llere, dinin ortadan kaldırılmasına kadar zalimane &ccedil;alışmalara rağmen, milyonlarca m&uuml;min bulunuyorsa yine bunun arkasında Kur&rsquo;an ve S&uuml;nnete tam tabi olmaya &ccedil;alışan Nur Talebeleri ve diğer halis ehl-i iman vardır. Hatta bizzat şahit olduğumuz bir vakıayı anlatmam gerekiyor. (Bkz, Risale Haber)Moğolistan&rsquo;da Altay Dağları yakınlarında bir k&ouml;ye gidilecekti. &Ouml;nceden haber g&ouml;nderilmişti. Ancak hizmet i&ccedil;in alınan ciple yol da olmadığından tamamen dağlardan gidince vaktinde ulaşılamadı. Fakat ulaştığımızda Kazak T&uuml;rkleri ağırlıklı k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n bizleri beklediğini m&uuml;şahede ettik. Kalabalığa arkadaşlarımız Rabbimiz, Peygamberimiz (asm) ile ilgili ve gayemizi de ortaya koyan şeyler s&ouml;ylemeye &ccedil;alışan arkadaşlarımız b&uuml;y&uuml;k bir heyecanla dinlendi. Zaten &ouml;nceden de oralardaki arkadaşımız, kardeşimiz o dağlardaki b&uuml;t&uuml;n ke&ccedil;e &ccedil;adırlara gidip Kur&rsquo;an Hakikatlerini defalarca anlattığından, k&ouml;y&uuml;n &ouml;nde gelen bir yaşlısı aynen şunları haykırdı. &ldquo;T&uuml;rkler b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyaya İslam&rsquo;ı anlatmışlar. Ama buralara gelip bizlere anlatmamışlardı. Kıyamette onların yakasına yapışacak, şik&acirc;yet edecektim. Bizler bu dağlarda hayvanlar gibi yaşıyorduk. Ama mademki onların evlatları, Nur Talebeleri bu kadar uzaktan, iman i&ccedil;in Kur&rsquo;an i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k meşakkatlerle buralara geldiler, İslamiyet&rsquo;i en ihtiya&ccedil; duyulan meseleleriyle bize anlattılar, kurtardılar bizleri, hakkımız helal olsun, Allah onlardan, &Uuml;stad Bedi&uuml;zzaman&rsquo;dan razı olsun&rdquo; diyerek herkesi ağlattı.Risale-i Nurları okuyanlar, diğer temel İslam&icirc; Eserleri ciddi şekilde okurlar, evlerinde, bilgisayarlarında bulundururlar. Dershanelerinde daha da &ouml;tesi b&uuml;t&uuml;n ge&ccedil;miş asırların Tefsirleri, Hadis K&uuml;lliyatları, hemen b&uuml;t&uuml;n ulemaca da İslam&rsquo;ın klasik temel kitapları gibi kabullenilen b&uuml;t&uuml;n kitapları bulundurulur, hatta yalnız cemaatlerin değil herkesin istifadesine okuma salonlarıyla, ikramlarıyla sunulur. Hatta değişik İslam&icirc; sahalarda bu işi iyi bilen hocalarla talep edilen sahalarda, isteyenlere kursların a&ccedil;ıldığını da bizzat memleketim Manisa&rsquo;da yıllardır yapıldığını bu arkadaşlarıma, ağabeylerime, b&uuml;t&uuml;n okuyuculara s&ouml;ylemeliyim.Netice olarak;&quot;Risale-i Nur, bu asrı ve gelecek asırları tenvir edecek olan bir mu&#39;cize-i Kur&#39;&acirc;niyedir&quot; deyip, Nura ait hizmeti, zamanın en b&uuml;y&uuml;k meselesi olarak kabul eder, bu ehemmiyetle davranırız... (T, 577)&ldquo;Ehl-i dal&acirc;let, muvakkat hayata karşı m&uuml;cadele ediyorlar. Bizler, &ouml;l&uuml;me karşı nur-u Kur&#39;&acirc;n ile cidaldeyiz. Onların en b&uuml;y&uuml;k meselesi &mdash;muvakkat olduğu i&ccedil;in&mdash; bizim meselemizin en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;ne &mdash;bekaya baktığı i&ccedil;in&mdash;mukabil gelmiyor.&rdquo; (T, 596)Bizler Kur&rsquo;an&rsquo;ı da, S&uuml;nneti de, İslam&rsquo;ın b&uuml;t&uuml;n temel hakikatlerini de yukarıdaki hikmetli sebeplerle Nurlarda bulduğumuz i&ccedil;in ve daha &ccedil;ok onları okuyoruz. Her zaman evlerimizde, dershanelerimizde Kur&rsquo;an ve tefsirleri, Hadis K&uuml;lliyatları, fıkıh kaynakları bulundurur, daima hatimler yaparak d&uuml;nyalarımızı O&rsquo;nun (asm) nuruyla doldurur, onların tebliğini hayatımızın en &ouml;nemli ve &ouml;ncelikli vazifesi olarak g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Gerisi l&acirc;f u g&uuml;zaftır...</p> <p>Halil K&Ouml;PR&Uuml;C&Uuml;OĞLU</p>
Ekleme Tarihi: 27 Mart 2021 - Cumartesi

Risale-i Nur, müminleri, Kur’an, Sünnet ve İslam’ın temel eserlerine bağlar-(Herkes Kur’an’dan direkt istifade edilebilir mi?)

<p>6- Hem, bu asrın bizim gibi yaralı ve sıradan insanları tefsir, i&ccedil;tihat vb. &ouml;nemli işlere kalkışamazlar, kalkışmamalılar. Bizleri Kur&rsquo;an&rsquo;dan direkt istifadeye &ccedil;ağıran arkadaşlarımız da meal vermekten, o tefsirlerden aktarmaktan başka bir şey yapamazlar, yapamıyorlar, yapamayacaklardır.&Ccedil;&uuml;nk&uuml; şu &Uuml;stadımıza ait metinler, i&ccedil;tihat gibi, tefsir vb. konularda da ge&ccedil;erlidir:&rdquo;İ&ccedil;tihat kapısı a&ccedil;ıktır, ancak bu zamanda oraya girmeye maniler vardır&rdquo; hakikatı &ccedil;er&ccedil;evesinde, bu meseleyi de ele alırsak;&ldquo;&hellip;M&uuml;nkerat zamanında ve &Acirc;d&acirc;t-ı ec&acirc;nibin istil&acirc;sı &acirc;nında ve Bidaların kesreti vaktinde ve Dal&acirc;letin tahribatı heng&acirc;mında, İ&ccedil;tihad namıyla, yeni eserler yazmak i&ccedil;in- Kasr-ı İsl&acirc;miyetten yeni kapılar a&ccedil;ıp, Duvarlarından muharriplerin girmesine vesile olacak delikler a&ccedil;mak, İsl&acirc;miyete cinayettir.Dinin zaruriy&acirc;tı ki, i&ccedil;tihad onlara giremez; &ccedil;&uuml;nk&uuml; kat&rsquo;&icirc; ve muayyendirler. Hem o zaruriyat, kut ve gıda h&uuml;km&uuml;ndedirler. Şu zamanda terke uğruyorlar ve tezelz&uuml;ldedirler. Ve b&uuml;t&uuml;n himmet ve gayreti, onların ikamesine ve ihy&acirc;sına sarf etmek l&acirc;zım gelirken, İsl&acirc;miyetin nazariyat kısmında ve selefin i&ccedil;tihad&acirc;t-ı s&acirc;fiy&acirc;ne ve h&acirc;lis&acirc;nesiyle, b&uuml;t&uuml;n zamanların h&acirc;c&acirc;tına dar gelmeyen efk&acirc;rları olduğu halde, onları bırakıp, hevesk&acirc;r&acirc;ne yeni i&ccedil;tihadlar yapmak, bid&rsquo;ak&acirc;r&acirc;ne bir hıyanettir.&rdquo;Ayrıca şunlar da Risale-i Nur&rsquo;un hakaikindendir.&ldquo;&hellip;&acirc;lem meşherinde, i&ccedil;timaiy&acirc;t-ı insaniye ve medeniyet-i beşeriye &ccedil;arşısında, her asırda birer met&acirc; mergub olup reva&ccedil; buluyor. S&ucirc;kunda, ani &ccedil;arşısında teşhir ediliyor, rağbetler ona celb oluyor, nazarlar ona tevecc&uuml;h ediyor, fikirler ona m&uuml;ncezib oluyor. Mesel&acirc;, şu zamanda siyaset met&acirc;ı ve hayat-ı d&uuml;nyeviyenin temini ve felsefenin reva&ccedil;ları gibi&hellip;Ve Selef-i Salih&icirc;n asrında ve o zamanın &ccedil;arşısında en mergub met&acirc;, H&acirc;lık-ı Sem&acirc;v&acirc;t ve Arzın marziyatlarını ve bizden arzularını, kel&acirc;mından istinbat etmek ve nur-u N&uuml;b&uuml;vvet ve Kur&rsquo;&acirc;n ile, kapatılmayacak derecede a&ccedil;ılan ahiret &acirc;lemindeki saadet-i ebediyeyi kazandırmak ves&acirc;ilini elde etmek idi.İşte, o zamanda zihinler, kalbler, ruhlar, b&uuml;t&uuml;n kuvvetleriyle Yerler ve G&ouml;kler Rabbinin marziy&acirc;tını anlamaya m&uuml;teveccih olduğundan, i&ccedil;timaiy&acirc;t-ı beşeriyenin sohbetleri, muhavereleri, vukuatları, ahvalleri ona bakıyordu. Ona g&ouml;re cereyan ettiğinden, her kimin g&uuml;zelce bir istidadı bulunsa, onun kalbi ve fıtratı, şuursuz olarak her şeyden bir ders-i marifet alır, o zamanda cereyan eden ahval ve vukuat ve muhaverattan taall&uuml;m ediyordu.G&uuml;ya her bir şey ona bir muallim h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;ip, onun fıtrat ve istidadına, i&ccedil;tihada bir istidad-ı ihzar&icirc; telkin ediyordu. Hatt&acirc; o derece şu fıtr&icirc; ders tenvir ediyordu ki, yak&icirc;n idi ki kisbsiz i&ccedil;tihada kabiliyeti ola, ateşsiz nurlana... İşte, şu tarzda fıtr&icirc; bir ders alan bir m&uuml;staid, i&ccedil;tihada &ccedil;alışmaya başladığı vakit, kibrit h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;en istidadı, n&ucirc;run al&acirc; n&ucirc;r sırrına mazhar olur, &ccedil;abuk ve az zamanda m&uuml;&ccedil;tehid olurdu.Amma şu zamanda, Medeniyet-i Avrupa&rsquo;nın tahakk&uuml;m&uuml;yle, Felsefe-i tabiiyenin tasallutuyla, Şer&acirc;it-i hayat-ı d&uuml;nyeviyenin ağırlaşmasıyla Efk&acirc;r ve kul&ucirc;b dağılmış, himmet ve in&acirc;yet inkısam etmiştir. Zihinler m&acirc;neviy&acirc;ta karşı yaban&icirc;leşmiştir.İşte bunun i&ccedil;indir ki, şu zamanda birisi, d&ouml;rt yaşında Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı hıfz edip &acirc;limlerle m&uuml;bahase eden S&uuml;fyan İbni Uyeyne olan bir m&uuml;&ccedil;tehidin zek&acirc;sında bulunsa, S&uuml;fyan&rsquo;ın i&ccedil;tihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhta&ccedil;tır. S&uuml;fyan on senede i&ccedil;tihadı tahsil etmişse, şu adam y&uuml;z seneye muhta&ccedil;tır ki tahsil edebilsin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, S&uuml;fyan&rsquo;ın iptid&acirc;-yı tahsil-i fıtr&icirc;si, sinn-i temyiz zamanından başlar. Yavaş yavaş istidadı m&uuml;heyy&acirc; olur, nurlanır, herşeyden ders alır, kibrit h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;er.Amma onun naziri, şu zamanda, &ccedil;&uuml;nk&uuml; zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi hayat-ı d&uuml;nyeviyede sersem olmuş, istidadı i&ccedil;tihaddan uzaklaşmış. Elbette f&uuml;nun-u hazırada tevağğul&uuml; derecesinde, istidadı i&ccedil;tihad-ı şer&rsquo;&icirc; kabiliyetinden uzaklaşmış ve ul&ucirc;m-u arziyede tefenn&uuml;n&uuml; derecesinde, i&ccedil;tihadın kabul&uuml;nden geri kalmıştır.Onun i&ccedil;in, ben de onun gibi zek&icirc;yim, ni&ccedil;in ona yetişemiyorum? diyemez ve demeye hakkı yoktur ve yetişemez. &Uuml;&ccedil; nokta-i nazar, şu zamanın i&ccedil;tihad&acirc;tını arziye yapar, sem&acirc;v&icirc;likten &ccedil;ıkarıyor. Halbuki, şeriat sem&acirc;viyedir; ve i&ccedil;tihad&acirc;t-ı şer&rsquo;iye dahi, onun ahk&acirc;m-ı mesturesini izhar ettiğinden, sem&acirc;viyedirler.&hellip;şu zamanın nazarı ise, maslahat ve hikmeti illet yerine ikame edip ona g&ouml;re h&uuml;kmediyor. Elbette b&ouml;yle i&ccedil;tihad arziyedir, sem&acirc;v&icirc; değildir&hellip;evvel&acirc; ve bizzat saadet-i d&uuml;nyeviyeye bakıyor ve ahk&acirc;mları ona tevcih ediyor. Halbuki, şeriatın nazarı ise, evvel&acirc; ve bizzat saadet-i uhreviyeye bakar; ikinci derecede, &acirc;hirete vesile olmak dolayısıyla, d&uuml;nyanın saadetine nazar eder. Demek, şu zamanın nazarı, ruh-u şeriattan yaban&icirc;dir. &Ouml;yle ise şeriat namına i&ccedil;tihad edemez&hellip;&rdquo;(Bkz, 27.S&ouml;z)7- İlahi mesajın huzuruna ve kurtarıcılığına her zamankinden daha fazla ihtiyacı olan asrımız insanlarının y&uuml;reklerimizi par&ccedil;a par&ccedil;a edecek acı hakikatleri gibi pek &ccedil;ok mesele ile muhatap olan bizlere, bir m&uuml;jde veriyor. Asrın insanının &ccedil;ok yaralı halini bilen Rabbimizin l&uuml;tfuyla, Kur&rsquo;an&rsquo;ın temel mesajlarını asrın fehmine kısa ve selametli bir yolla aktaracak bir yol ihsan etmesinin m&uuml;jdesini verir &Uuml;stadımız:&ldquo;İ&#39;lem eyy&uuml;he&#39;l-aziz! Tevfik-i İl&acirc;h&icirc; refiki olan adam, tarikat berzahına girmeden zahirden hakikate ge&ccedil;ebilir. Evet, Kur&#39;&acirc;n&#39;dan, hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle g&ouml;rd&uuml;m ve bir par&ccedil;a aldım. Ve keza, maksud-u bizzat olan ilimlere ul&ucirc;m-u &acirc;liyeyi okumaksızın is&acirc;l edici bir yol buldum. Ser&icirc;&uuml;sseyir olan bu zamanın evl&acirc;dına, kısa ve sel&acirc;met bir tar&icirc;ki ihsan etmek rahmet-i h&acirc;kimenin ş&acirc;nındandır.&rdquo; (Mesnevi, 277)Telviat-ı Tis&rsquo;a&rsquo;da o harika kalbi yolu, b&uuml;t&uuml;n incelikleriyle anlatır.&ldquo;&hellip;şimdi, s&uuml;nnet-i Peygamber&icirc; dairesinde, b&uuml;t&uuml;n on iki b&uuml;y&uuml;k tarikatın hul&acirc;sası olan ve tariklerin en b&uuml;y&uuml;k dairesi bulunan Risale-i Nur dairesi i&ccedil;ine, her tarikat ehli kendi tarikatı dairesi gibi g&ouml;r&uuml;p girmek l&acirc;zım ve elzem olduğunu bu zaman g&ouml;sterdi.&rsquo; (Emirdağ II, 423)Yani tasavvufun 12 tarzının da hedefi olan b&uuml;t&uuml;n hakaikin tamamının Risale-i Nurda olduğunu da hem o s&ouml;yler; hem bizler bizzat yaşayarak g&ouml;rmekteyiz. Rabbim onlardan da binlerce razı olsun. (Bkz: Mektubat, 627)8-Ayrıca &Uuml;stadımız iyi, kabule şayan, doğru ve yeterli bir tefsirin -belki kendisini de dahil ederek- yazılabilmesinin tek şahıs tarafından m&uuml;mk&uuml;n olamayacağını anlatırken, b&uuml;t&uuml;n esbabıyla -27. S&ouml;ze de ilaveten- &ccedil;ok &ouml;nemli şeyler ekler:&ldquo;Kur&rsquo;&acirc;n-ı Az&icirc;m&uuml;şşan, b&uuml;t&uuml;n zamanlarda gelip ge&ccedil;en nev-i beşerin tabakalarına, milletlerine ve fertlerine hitaben Arş-ı &Acirc;l&acirc;dan irad edilen İl&acirc;h&icirc; ve ş&uuml;mull&uuml; bir nutuk ve umum&icirc;, Rabban&icirc; bir hitabe olduğu gibi;Bilinmesi, bir ferdin veya k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir cemaatin iktidarından hari&ccedil; olan ve bilhassa bu zamanda, d&uuml;nya maddiyatına ait pek &ccedil;ok fenleri ve ilimleri camidir. Bu itibarla, zamanca, mek&acirc;nca, ihtisasca d&acirc;ire-i ihatası pek dar olan bir ferdin fehminden ve karihasından &ccedil;ıkan bir tefsir, bihakkın Kur&rsquo;&acirc;n-ı Az&icirc;m&uuml;şşana tefsir olamaz.&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ın hitabına muhatap olan milletlerin, insanların ahval-i ruhiyelerine ve maddiyatlarına, cami bulunduğu ince fenlere, ilimlere bir fert, v&acirc;kıf ve sahib-i ihtisas olamaz ki, ona g&ouml;re bir tefsir yapabilsin.Hem bir ferdin mesleği ve meşrebi taassuptan h&acirc;li olamaz ki, hakaik-i Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;iyeyi g&ouml;rs&uuml;n, b&icirc;tarafane beyan etsin. Hem bir ferdin fehminden &ccedil;ıkan bir d&acirc;v&acirc;, kendisine has olup, başkası o d&acirc;v&acirc;nın kabul&uuml;ne d&acirc;vet edilemez&mdash;meğer ki bir nevi icmaın tasdikine mazhar ola.Binaenaleyh, Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ın ince m&acirc;n&acirc;larının ve tefsirlerde dağınık bir surette bulunan mehasininin ve zamanın tecr&uuml;besiyle fennin keşfi sayesinde tecell&icirc; eden hakikatlerinin tesbitiyle, herbiri birka&ccedil; fende m&uuml;tehassıs olmak &uuml;zere muhakkık&icirc;n-ı ulemadan y&uuml;ksek bir heyetin tetkikatıyla, tahkikatıyla bir tefsirin yapılması l&acirc;zımdır&hellip;Evet, Kur&rsquo;&acirc;n-ı Az&icirc;m&uuml;şşanın m&uuml;fessiri, y&uuml;ksek bir deha sahibi ve n&acirc;fiz bir i&ccedil;tihada malik ve bir vel&acirc;yet-i k&acirc;mileyi haiz bir z&acirc;t olmalıdır. Bilhassa bu zamanlarda, bu şartlar ancak y&uuml;ksek ve az&icirc;m bir heyetin tesan&uuml;d&uuml;yle ve o heyetin tel&acirc;huk-u efk&acirc;rından ve ruhlarının tenas&uuml;b&uuml;yle birbirine yardım etmesinden ve h&uuml;rriyet-i fikirlerinden ve taassuplarından &acirc;z&acirc;de olarak tam ihl&acirc;slarından doğan d&acirc;hi bir şahs-ı m&acirc;nev&icirc;de bulunur. İşte, Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı ancak b&ouml;yle bir şahs-ı m&acirc;nev&icirc; tefsir edebilir.&rdquo; (İ.İcaz, 17)B&ouml;yle denirken, bu konuda ciddi birikimli bazı arkadaşların, direkt istifadeden nasıl bahsettiklerine şaşıyorum. İnşallah bu gibi teklifler bir zuhul neticesinde ortaya &ccedil;ıkmış, bilgi zehirlenmesi veya enenin tasarrufuyla olmamıştır!&ldquo;İsl&acirc;miyet&rsquo;in mağz ve l&uuml;bb&uuml;n&uuml; terk ederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve su-i fehim ve su-i edeple İsl&acirc;miyetin hakkını ve m&uuml;stehak olduğu h&uuml;rmeti ifa edemedik. T&acirc;, o da bizden nefret ederek evh&acirc;m ve hay&acirc;l&acirc;tın bulutlarıyla sarılıp tesett&uuml;r eyledi. Hem de hakkı var. Zira biz İsrailiy&acirc;tı us&ucirc;l&uuml;ne ve hik&acirc;y&acirc;tı akaidine ve mecazatı hakaikine karıştırarak kıymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi d&uuml;nyada tedip i&ccedil;in zillet ve sefalet i&ccedil;inde bıraktı. Bizi kurtaracak, yine onun merhametidir. &Ouml;yle ise, ey ihvan-ı m&uuml;slim&icirc;n! Geliniz, ona tarziye vereceğiz.&nbsp; Elbirliğiyle dest-i sadakati uzatacağız, biat edeceğiz. Onun habl&uuml;&rsquo;l-metinine (Kur&rsquo;an&rsquo;ına) sarılacağız.Hem de bil&acirc;-perva olarak il&acirc;n ederim: Beni ge&ccedil;miş asırların efk&acirc;rına karşı m&uuml;barezeye heyecan ve şecaate getiren ve y&uuml;zer senelerden beri sevk&uuml;&rsquo;l- ceyş ile kuvvet bulan hay&acirc;l&acirc;t ve evh&acirc;mın m&uuml;dafaasına beni gayrete getiren itikadım ve yak&icirc;nimdir ki: Hak neşv&uuml;nema bulacaktır&mdash;eğer &ccedil;endan toprakta gizlense ve taraftar ve m&uuml;ltezimleri muzaffer olacaklardır&mdash;eğer &ccedil;endan zaman ve zeminin merhametsizliğinden az ve zayıf olsalar...Hem de itikadımdır ki: İstikbale h&uuml;k&uuml;m s&uuml;recek ve her kıt&rsquo;asında h&acirc;kim-i mutlak olacak, yalnız hakikat-i İsl&acirc;miyettir. Evet, saadet-saray-ı istikb&acirc;lde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İsl&acirc;miyet olacaktır. Onu fethedecek yalnız odur; emareler g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlar.Zira mazi kıt&rsquo;asında, vahşet&acirc;b&acirc;d sahralarında hayme-nişin taassup ve taklid; veyahut cehlistan &uuml;lkesinde menzil-nişin m&uuml;zahrefat ve istibdad olanlara, şeriat-ı garr&acirc;nın galebe-i mutlak ve istil&acirc;-i t&acirc;mmına sed ve m&acirc;ni olan sekiz emir, &uuml;&ccedil; hakikatle z&icirc;r &uuml; zeber olmuşlardır ve oluyorlar. O m&acirc;niler ise, ecnebilerde taklit ve cehalet ve taassup ve kıss&icirc;slerin riyaseti; ve bizdeki m&acirc;ni ise, istibdad-ı m&uuml;tenevvi ve ahl&acirc;ksızlık ve m&uuml;şevveşiyet-i ahval ve at&acirc;leti inta&ccedil; eden yeistir ki, şems-i İsl&acirc;miyetin k&uuml;sufa y&uuml;z tutmasına sebep olmuşlardır.&hellip;birinci m&acirc;ni ve bel&acirc; budur: Bizle ecnebiler, bazı zevahir-i İsl&acirc;miyet ve bazı mesail-i f&uuml;nun ortasında hayal-i b&acirc;tıl ile tevehh&uuml;m eylediğimiz m&uuml;sademet ve m&uuml;nakazattır. &Acirc;ferin maarifin himmet-i feyy&acirc;z&acirc;nesine ve f&uuml;nunun himmet-i merd&acirc;nesine ki, meyl-i taharr&icirc;-i hakikat ve muhabbet-i insaniyet ve meyl-i insaf olan hakaiki te&ccedil;hiz ederek o m&acirc;nilere g&ouml;nderip z&icirc;r &uuml; zeber etmiş ve ediyor. Evet, en b&uuml;y&uuml;k sebep ki, bizi d&uuml;nya rahatından ve ecnebileri ahiret sa&acirc;detinden mahrum eden, şems-i İsl&acirc;miyeti m&uuml;nkesif ettiren, su-i tefehh&uuml;m ile tevehh&uuml;m-&uuml; M&Uuml;SADEMET ve MUHALEFETTİR.Fey&acirc; lilacep! K&ouml;le efendisine, hizmetk&acirc;r reisine ve veled pederine nasıl d&uuml;şman ve muarız olabilir? Halbuki İsl&acirc;miyet f&uuml;nunun seyyidi ve m&uuml;rşidi ve ul&ucirc;m-u hakikiyenin reis ve pederidir&hellip; Bazı zevahir-i diniyeyi f&uuml;nunun bazı mesailine muarız tahayy&uuml;l ederek &uuml;rkt&uuml;ler.Ey benim şu kitabıma im&rsquo;&acirc;n-ı nazar ile nazar eden z&acirc;t! Mal&ucirc;mun olsun, bu kitapla istediğim hizmet budur:İsl&acirc;miyet&rsquo;te olan tarik-i m&uuml;stak&icirc;mi g&ouml;stermekle ehl-i tefrit olan a&rsquo;d&acirc;-yı dinin teşk&icirc;k&acirc;tını red ve y&uuml;zlerine vurmakla beraber; tarik-i m&uuml;stak&icirc;min &ouml;teki c&acirc;nibini ve sad&icirc;k-ı ahmak &uuml;nvanına l&acirc;yık olan ehl-i ifrat ve zahirperestlerin tevehh&uuml;mlerini tard ve asılsızlığını g&ouml;stermek ve asıl rehber-i hakikat ve &acirc;lem-i İsl&acirc;miyetin ikbal ve istikbaline yol a&ccedil;an ve sırat-ı m&uuml;stak&icirc;mde kem&acirc;l-i &uuml;mid-i zaferle &ccedil;alışan muhakkik&icirc;n-i İsl&acirc;m ve &acirc;kıl sıddıklara yardım etmek ve kuvvet vermektir. Elhasıl, maksadım, ol elmas kılınca (Kur&rsquo;an Hakikatlerine- saykal vurmaktır.Maatteess&uuml;f, benimle şu zamanın kıt&rsquo;asında iştirak eden c&uuml;mlesi, eğer &ccedil;endan sureten on &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; asrın evl&acirc;dıdırlar, fakat fikir ve terakki cihetiyle kurun-u vust&acirc;nın YADİG&Acirc;RLARIDIRLAR. G&uuml;ya muasırlarımız 3.asrın nihayetinden 13. asra kadar ge&ccedil;miş olan asırların fihristesi veyahut enm&ucirc;zeci veyahut melez bir kavimdirler. Hatt&acirc; bu zamanın &ccedil;ok bedihiyatı, onlarca mevhumat sayılır.&rdquo; (Muhakemat:17)9- Bizler Risale-i Nurdan aldığımız dersle S&uuml;nnet-i Seniyyeye ittiba etmeyi en b&uuml;y&uuml;k hedef ittihaz ederiz. Nurlardan Efendimizi (asm) ve O&rsquo;nun en geniş anlamıyla maddi-manevi kem&acirc;l&acirc;tını kavradık elhamd&uuml;lillah. Kur&rsquo;an ve Hadisleri samimi takipte, ciddi gayretteyiz.Risalelerin baskılarında artık Arap&ccedil;a metinlerin olmadığı sayfalarda bile, onlarca rakamla dipnot halinde, pek &ccedil;ok Ayet ve Hadis metinlerinin Nurlarda metin olarak, mana olarak bulunduğu, adeta tamamen onlardan nakledilen manalarla v&uuml;cut bulduğu da aşikardır. Bug&uuml;nlerde birka&ccedil; sayfalık Besmele metinlerinde elliye yakın &Acirc;yet ve Hadis mealiyle &ouml;rt&uuml;şen manalar tespit edilmiştir ki bu onun en &ouml;nemli vasıflarındandır. Sempozyumlarda da bu mana pek &ccedil;ok ilim adamı tarafından d&uuml;nyaya ilan edilmiştir. Yani Nurlar hemen tamamen Ayet ve Hadis metinlerinden alınmış gibidir.Evet; &ldquo;Vel&acirc;yet yolları i&ccedil;inde en g&uuml;zeli, en m&uuml;stakimi, en parlağı, en zengini, S&uuml;nnet-i Seniyyeye ittib&acirc;dır. Yani, a&rsquo;m&acirc;l ve harek&acirc;tında S&uuml;nnet-i Seniyyeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p ona t&acirc;bi olmak ve taklit etmek ve muamel&acirc;t ve ef&rsquo;&acirc;linde ahk&acirc;m-ı şer&rsquo;iyeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p rehber ittihaz etmektir. İşte bu ittib&acirc; ve iktida vasıtasıyla, &acirc;di ahv&acirc;li ve &ouml;rf&icirc; muameleleri ve fıtr&icirc; hareketleri İBADET şekline girmekle beraber, her bir ameli, s&uuml;nneti ve şer&rsquo;i o ittib&acirc; noktasında d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rmekle, bir tahattur-u h&uuml;km-&uuml; şer&rsquo;&icirc; veriyor. O tahattur ise, Sahib-i Şeriati d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;yor. O d&uuml;ş&uuml;nmek ise, Cen&acirc;b-ı Hakkı hatıra getiriyor. O hatıra, bir nevi huzur veriyor. O halde, m&uuml;temadiyen &ouml;m&uuml;r dakikaları huzur i&ccedil;inde bir ibadet h&uuml;km&uuml;ne getirilebilir. İşte bu CADDE-İ K&Uuml;BR&Acirc;, vel&acirc;yet-i k&uuml;br&acirc; olan ehl-i veraset-i n&uuml;b&uuml;vvet olan SAHABE ve SELEF-İ S&Acirc;LİH&Icirc;NİN caddesidir.&ldquo; (Bkz: Mektubat, 637)Bizler her h&acirc;l&uuml;k&acirc;rda Risalelerimizle o caddeden y&uuml;r&uuml;meye &ccedil;alışıyoruz10- Onlarca Uluslararası Sempozyumda y&uuml;zlerce ilim adamı &Uuml;stadımızın eserlerinin Kur&rsquo;an ve S&uuml;nnet ve dahi İslam&rsquo;ın, imanın bu asırda ihtiya&ccedil; duyulan, h&uuml;cum edilen b&uuml;t&uuml;n meselelerinde şahane ve yeterli oluğunu tasdik ederek d&uuml;nyaya ilan ettiğini bizler g&ouml;rd&uuml;k, dinledik, kayıtlarımızda bulunmaktadır.11-Eğer bu memlekette ve de b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada İman ve İslam canlanmışsa, Kom&uuml;nizm bu &uuml;lkeye girememiş, d&uuml;nyada &ouml;mr&uuml;n&uuml; tamamlamışsa; elbette ihl&acirc;slı tasavvuf ehli ve b&uuml;t&uuml;n İsl&acirc;m i&ccedil;in &ccedil;alışan halislerle beraber, Risale-i Nurların, Nur Talebelerinin Kur&rsquo;an ve İmana ait m&uuml;kemmel cehdleri vardır diyebiliriz.Bazı Nur talebeleri d&uuml;nyanın her yerinde yılardır okuma programları yapıyorsa; hemen y&uuml;z senedir, bu memlekette b&uuml;t&uuml;n menfi cereyanlara, ihtil&acirc;llere, dinin ortadan kaldırılmasına kadar zalimane &ccedil;alışmalara rağmen, milyonlarca m&uuml;min bulunuyorsa yine bunun arkasında Kur&rsquo;an ve S&uuml;nnete tam tabi olmaya &ccedil;alışan Nur Talebeleri ve diğer halis ehl-i iman vardır. Hatta bizzat şahit olduğumuz bir vakıayı anlatmam gerekiyor. (Bkz, Risale Haber)Moğolistan&rsquo;da Altay Dağları yakınlarında bir k&ouml;ye gidilecekti. &Ouml;nceden haber g&ouml;nderilmişti. Ancak hizmet i&ccedil;in alınan ciple yol da olmadığından tamamen dağlardan gidince vaktinde ulaşılamadı. Fakat ulaştığımızda Kazak T&uuml;rkleri ağırlıklı k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n bizleri beklediğini m&uuml;şahede ettik. Kalabalığa arkadaşlarımız Rabbimiz, Peygamberimiz (asm) ile ilgili ve gayemizi de ortaya koyan şeyler s&ouml;ylemeye &ccedil;alışan arkadaşlarımız b&uuml;y&uuml;k bir heyecanla dinlendi. Zaten &ouml;nceden de oralardaki arkadaşımız, kardeşimiz o dağlardaki b&uuml;t&uuml;n ke&ccedil;e &ccedil;adırlara gidip Kur&rsquo;an Hakikatlerini defalarca anlattığından, k&ouml;y&uuml;n &ouml;nde gelen bir yaşlısı aynen şunları haykırdı. &ldquo;T&uuml;rkler b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyaya İslam&rsquo;ı anlatmışlar. Ama buralara gelip bizlere anlatmamışlardı. Kıyamette onların yakasına yapışacak, şik&acirc;yet edecektim. Bizler bu dağlarda hayvanlar gibi yaşıyorduk. Ama mademki onların evlatları, Nur Talebeleri bu kadar uzaktan, iman i&ccedil;in Kur&rsquo;an i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k meşakkatlerle buralara geldiler, İslamiyet&rsquo;i en ihtiya&ccedil; duyulan meseleleriyle bize anlattılar, kurtardılar bizleri, hakkımız helal olsun, Allah onlardan, &Uuml;stad Bedi&uuml;zzaman&rsquo;dan razı olsun&rdquo; diyerek herkesi ağlattı.Risale-i Nurları okuyanlar, diğer temel İslam&icirc; Eserleri ciddi şekilde okurlar, evlerinde, bilgisayarlarında bulundururlar. Dershanelerinde daha da &ouml;tesi b&uuml;t&uuml;n ge&ccedil;miş asırların Tefsirleri, Hadis K&uuml;lliyatları, hemen b&uuml;t&uuml;n ulemaca da İslam&rsquo;ın klasik temel kitapları gibi kabullenilen b&uuml;t&uuml;n kitapları bulundurulur, hatta yalnız cemaatlerin değil herkesin istifadesine okuma salonlarıyla, ikramlarıyla sunulur. Hatta değişik İslam&icirc; sahalarda bu işi iyi bilen hocalarla talep edilen sahalarda, isteyenlere kursların a&ccedil;ıldığını da bizzat memleketim Manisa&rsquo;da yıllardır yapıldığını bu arkadaşlarıma, ağabeylerime, b&uuml;t&uuml;n okuyuculara s&ouml;ylemeliyim.Netice olarak;&quot;Risale-i Nur, bu asrı ve gelecek asırları tenvir edecek olan bir mu&#39;cize-i Kur&#39;&acirc;niyedir&quot; deyip, Nura ait hizmeti, zamanın en b&uuml;y&uuml;k meselesi olarak kabul eder, bu ehemmiyetle davranırız... (T, 577)&ldquo;Ehl-i dal&acirc;let, muvakkat hayata karşı m&uuml;cadele ediyorlar. Bizler, &ouml;l&uuml;me karşı nur-u Kur&#39;&acirc;n ile cidaldeyiz. Onların en b&uuml;y&uuml;k meselesi &mdash;muvakkat olduğu i&ccedil;in&mdash; bizim meselemizin en k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;ne &mdash;bekaya baktığı i&ccedil;in&mdash;mukabil gelmiyor.&rdquo; (T, 596)Bizler Kur&rsquo;an&rsquo;ı da, S&uuml;nneti de, İslam&rsquo;ın b&uuml;t&uuml;n temel hakikatlerini de yukarıdaki hikmetli sebeplerle Nurlarda bulduğumuz i&ccedil;in ve daha &ccedil;ok onları okuyoruz. Her zaman evlerimizde, dershanelerimizde Kur&rsquo;an ve tefsirleri, Hadis K&uuml;lliyatları, fıkıh kaynakları bulundurur, daima hatimler yaparak d&uuml;nyalarımızı O&rsquo;nun (asm) nuruyla doldurur, onların tebliğini hayatımızın en &ouml;nemli ve &ouml;ncelikli vazifesi olarak g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Gerisi l&acirc;f u g&uuml;zaftır...</p> <p>Halil K&Ouml;PR&Uuml;C&Uuml;OĞLU</p>
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.