Mesut BALYEMEZ
Köşe Yazarı
Mesut BALYEMEZ
 

GELDİ 28 ŞUBAT..

GELDİ 28 ŞUBAT.. Hani bir çocuk şarkımız vardır ya. “Bugün 23 Nisan Neşe doluyor İnsan” diye. 23 Nisan'da nasıl neşeleniyorsam her 28 Şubat geldiğinde de derin bir acı ve hüzün kaplar beni. 15 Temmuz gibi 28 Şubat'ta hem benim, hem de ülkem adına utanç verici bir gündür. “Bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat Postmodern Darbesinin 25 yılı geride kalıyor. 1995 yılında yapılan genel seçimlerde Refah Partisi yüzde 21 oyla TBMM’deki 550 sandalyenin 158’ini kazanmıştı. Görüşmeler neticesinde Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında, Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi koalisyonuyla 28 Haziran 1996’da 54. hükümet kuruldu.  Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi iktidarı ile o güne dek devletten geçinen sülükler, Rahmetli Hocamızın deyimi ile “Rantiyeciler” Türkiye Cumhuriyetinin 54. Hükümeti seçim dışı ayak oyunları ile devirme planlarını yürürlüğe koydular. Sıradan vatandaşın 100 yılda kazanacağı parayı bir gecede repodan kazanan, devlete borç veren kısacası paradan para kazanan, topluma yarardan çok zararları olan zümre, memura ve işçiye yüksek zamlar yapmasına rağmen ülkemiz tarihinde ilk defa denk bütçeyi yapan, kamu parasını ortak bir havuzda toplayan Erbakan Hükümetinden rahatsız olunca geçmişte de yaptıkları gibi karanlık ellerini ülkenin üzerinde gezdirmeye başladılar. Anlayacağınız, ülkelerin siyasi tercihlerini kendi istekleri doğrultusunda değiştirmeye çalışan toplum mühendisleri CIA destekli planlarını yürürlüğe koydular. Camii çıkışı bir grup “Şeriat İsteriz” diye yürüdüler diye, Başbakan Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN, tarikat ve cemaat liderlerine Başbakanlıkta iftar daveti verdi diye özellikle sol basın ve medya öyle bir şamata yaptı ki zannedersiniz ki ülkeye“Şeriat” geldi, gelecek. Korkmayın ya! Şeriat falan gelmez. Bu ülkede camiiden çıkan bir grup “Şeriat İsteriz” derken yine camiiden çıkan bir grup ta “Kahrolsun Şeriat” demedi. 28 Şubatta yapılan MGK toplantısında askerin, Başbakan Erbakan’a dayattığı maddelere bakan biri “Bu askerler nerenin askeri” diye sormadan edemez. Muhtemeldir ki ellerine o metni CIA verdi. MGK toplantısı neticesinde alınan kararlar birçok insan üzerinde hakikaten onanmaz yaralar açtı. Aslında 28 Şubat Erbakan’a değil, İslam’a yapılmıştı. Alınan kararlara bakıldığında bunu açıkça görebiliyorsunuz. 28 Şubat kararları ile birçok mütedeyyin asker ordudan, birçok memur da kamudan atıldı, birçok dini vakıf ve dernek kanunsuzca kapatıldı. Türbanlı öğrencilerin eğitim hakkı ellerinden alındı. Kılık kıyafet özgürlüğü ve eğitim alma hakkı ayrı ayrı anayasal hak olmasına rağmen bu hakları engellendi ve başlarını açmayanlar üniversite kapılarından geri döndürüldü. Kesintisiz eğitim garebeti getirildi bunun neticesinde Sanat Okulları ile Sanayide ihtiyaç duyulan nitelikli eleman eksikliği başladı. Birkaç karar daha alındı tabii ama en önemli olanlar yukarıda saydıklarımdı. Darbeci generallerden biri “28 Şubat bin yıl Sürecek” demişti. O gün alınan kararlar fiiliyatta bin yıl sürmedi belki ama yapmış olduğu etki ve yarattığı travma bin yıl değil belki de on bin yıl sürecek. O açıdan bakarsan adam haklı. O yıllarda Fetönün henüz orduya hakim olmadığı düşünülürse muhtemeldir ki din ile alâkası olmayan, belki mason, belki sabetaycı generallerin planladığı bu postmodern darbe sonrasında ülkede adalet sistemi de raydan çıktı. Adalet mekanizmasını kendi istekleri doğrultusunda döndürmekten geri kalmadılar.    O dönemlerde üniversitelerde türbanlı öğrenciler için ikna odaları kurulmuş, inancı gereği başını kapatan kızlar, başlarını açmaya zorlanmıştı. Türban üstü peruk garabeti de o zamanlar ortaya çıktı. Askeriye ve kamu da cadı avı başlamıştı. Evlerinde veya çalıştığı odalarda gizli gizli namaz kılanlar hakkında ihbarlar yağıyordu. Herkes birbirini ispiyonluyordu. O zamanlar böyle bir karmaşa ortamı da yaratıldı. 28 Şubat sürecinde neredeyse mikrofonu eline geçiren herkes asıl görevi ülkemizin değerlerine savaş açmak olan Tv kanallarında boy göstererek, türbanlı kadınlarımıza, kızlarımıza her türlü iftirayı atmakta beis görmedi, İslam’a olan kinlerini aleni olarak kustu.  İkna odalarında, ikna edilemeyen kızlarımız kampüslere alınmadı. Başörtüsü taktığı için sınıftan atılarak arkadaşlarının yanında küçük düşürülen, güvenlikçi ve polis dayağına maruz kalan, sürüklenen, hatta uydurma gerekçelerle mahkemelerden ceza alan kızlarımız oldu.   Bu ikna odaları ve kamudaki cadı avı, öğrenciler ve çalışanlar üzerinde unutulması mümkün olmayan ruhsal travmalara yol açtı. Eşi başörtülü olduğu için yüzlerce asker ordudan atıldı. İşin tuhafı yargıya başvurma hakları dahi yoktu. Gerçi yargıya başvursalar ne olacaktı ki askeri idare mahkemelerinin hakim ve savcılarının, 1. Derece Amirleri olan generallerin isteklerine aykırı bir karar vermeleri mümkünmüydü? Elbette değildi. 28 Şubat’ın mimarları ne Anayasa, ne yasa, ne de devlet teamülleri dinlediler. Erbakan’ın zorla istifa ettirilmesi sonrasında, Cumhurbaşkanı Demirel, Hükümeti kurma görevini seçimde ikinci çıkan Doğruyol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller’e vermesi gerekirken, Parlamento içerisinden bir Milletvekiline verdi. Bir grup Milletvekili Doğruyol Partisinden istifa ettirilerek Yeni bir parti kurduruldu ve bu partinin desteği ile ANASOL-D Hükümeti kuruldu. Aradan 25 Yıl geçmesine rağmen hâlâ haklarını almayan, asker ve kamu çalışanları olduğunu duyuyoruz. 15 Temmuz kalkışmasını yapan Fetö’ye mensup kamudan atılmış asker ve memurlar tüm sosyal haklarını almışken, hâlâ 28 Şubat mağdurlarının olması yürekleri yakmakta. 20 Yıldır ülkede tek başına iktidar olan AK Parti bu konuda daha somut adımlar atmalıdır. 28 Şubat kararlarını alanların yargılandığı gibi, uygulatan ve uygulayanlarda yargılanmalıdır. Bu konudaki zaman aşımı kaldırılmalıdır. 28 Şubatın medya ve sivil ayağına dokunulmalıdır. 28 Şubat kararlarından dolayı mağduriyetleri giderilmeyenler var en kısa sürede mağduriyetleri giderilmelidir. Allah'ın azabı, gazabı ve laneti 28 Şubat kararlarını alanların, uygulatanların ve uygulayanların üzerine olsun. Zalimler için yaşasın Cehennem. Sağlıcakla… Mesut BALYEMEZ 0 530 516 40 00 Mesutb44@gmail.com
Ekleme Tarihi: 26 Şubat 2022 - Cumartesi

GELDİ 28 ŞUBAT..

GELDİ 28 ŞUBAT.. Hani bir çocuk şarkımız vardır ya. “Bugün 23 Nisan Neşe doluyor İnsan” diye. 23 Nisan'da nasıl neşeleniyorsam her 28 Şubat geldiğinde de derin bir acı ve hüzün kaplar beni. 15 Temmuz gibi 28 Şubat'ta hem benim, hem de ülkem adına utanç verici bir gündür. “Bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat Postmodern Darbesinin 25 yılı geride kalıyor. 1995 yılında yapılan genel seçimlerde Refah Partisi yüzde 21 oyla TBMM’deki 550 sandalyenin 158’ini kazanmıştı. Görüşmeler neticesinde Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında, Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi koalisyonuyla 28 Haziran 1996’da 54. hükümet kuruldu.  Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi iktidarı ile o güne dek devletten geçinen sülükler, Rahmetli Hocamızın deyimi ile “Rantiyeciler” Türkiye Cumhuriyetinin 54. Hükümeti seçim dışı ayak oyunları ile devirme planlarını yürürlüğe koydular. Sıradan vatandaşın 100 yılda kazanacağı parayı bir gecede repodan kazanan, devlete borç veren kısacası paradan para kazanan, topluma yarardan çok zararları olan zümre, memura ve işçiye yüksek zamlar yapmasına rağmen ülkemiz tarihinde ilk defa denk bütçeyi yapan, kamu parasını ortak bir havuzda toplayan Erbakan Hükümetinden rahatsız olunca geçmişte de yaptıkları gibi karanlık ellerini ülkenin üzerinde gezdirmeye başladılar. Anlayacağınız, ülkelerin siyasi tercihlerini kendi istekleri doğrultusunda değiştirmeye çalışan toplum mühendisleri CIA destekli planlarını yürürlüğe koydular. Camii çıkışı bir grup “Şeriat İsteriz” diye yürüdüler diye, Başbakan Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN, tarikat ve cemaat liderlerine Başbakanlıkta iftar daveti verdi diye özellikle sol basın ve medya öyle bir şamata yaptı ki zannedersiniz ki ülkeye“Şeriat” geldi, gelecek. Korkmayın ya! Şeriat falan gelmez. Bu ülkede camiiden çıkan bir grup “Şeriat İsteriz” derken yine camiiden çıkan bir grup ta “Kahrolsun Şeriat” demedi. 28 Şubatta yapılan MGK toplantısında askerin, Başbakan Erbakan’a dayattığı maddelere bakan biri “Bu askerler nerenin askeri” diye sormadan edemez. Muhtemeldir ki ellerine o metni CIA verdi. MGK toplantısı neticesinde alınan kararlar birçok insan üzerinde hakikaten onanmaz yaralar açtı. Aslında 28 Şubat Erbakan’a değil, İslam’a yapılmıştı. Alınan kararlara bakıldığında bunu açıkça görebiliyorsunuz. 28 Şubat kararları ile birçok mütedeyyin asker ordudan, birçok memur da kamudan atıldı, birçok dini vakıf ve dernek kanunsuzca kapatıldı. Türbanlı öğrencilerin eğitim hakkı ellerinden alındı. Kılık kıyafet özgürlüğü ve eğitim alma hakkı ayrı ayrı anayasal hak olmasına rağmen bu hakları engellendi ve başlarını açmayanlar üniversite kapılarından geri döndürüldü. Kesintisiz eğitim garebeti getirildi bunun neticesinde Sanat Okulları ile Sanayide ihtiyaç duyulan nitelikli eleman eksikliği başladı. Birkaç karar daha alındı tabii ama en önemli olanlar yukarıda saydıklarımdı. Darbeci generallerden biri “28 Şubat bin yıl Sürecek” demişti. O gün alınan kararlar fiiliyatta bin yıl sürmedi belki ama yapmış olduğu etki ve yarattığı travma bin yıl değil belki de on bin yıl sürecek. O açıdan bakarsan adam haklı. O yıllarda Fetönün henüz orduya hakim olmadığı düşünülürse muhtemeldir ki din ile alâkası olmayan, belki mason, belki sabetaycı generallerin planladığı bu postmodern darbe sonrasında ülkede adalet sistemi de raydan çıktı. Adalet mekanizmasını kendi istekleri doğrultusunda döndürmekten geri kalmadılar.    O dönemlerde üniversitelerde türbanlı öğrenciler için ikna odaları kurulmuş, inancı gereği başını kapatan kızlar, başlarını açmaya zorlanmıştı. Türban üstü peruk garabeti de o zamanlar ortaya çıktı. Askeriye ve kamu da cadı avı başlamıştı. Evlerinde veya çalıştığı odalarda gizli gizli namaz kılanlar hakkında ihbarlar yağıyordu. Herkes birbirini ispiyonluyordu. O zamanlar böyle bir karmaşa ortamı da yaratıldı. 28 Şubat sürecinde neredeyse mikrofonu eline geçiren herkes asıl görevi ülkemizin değerlerine savaş açmak olan Tv kanallarında boy göstererek, türbanlı kadınlarımıza, kızlarımıza her türlü iftirayı atmakta beis görmedi, İslam’a olan kinlerini aleni olarak kustu.  İkna odalarında, ikna edilemeyen kızlarımız kampüslere alınmadı. Başörtüsü taktığı için sınıftan atılarak arkadaşlarının yanında küçük düşürülen, güvenlikçi ve polis dayağına maruz kalan, sürüklenen, hatta uydurma gerekçelerle mahkemelerden ceza alan kızlarımız oldu.   Bu ikna odaları ve kamudaki cadı avı, öğrenciler ve çalışanlar üzerinde unutulması mümkün olmayan ruhsal travmalara yol açtı. Eşi başörtülü olduğu için yüzlerce asker ordudan atıldı. İşin tuhafı yargıya başvurma hakları dahi yoktu. Gerçi yargıya başvursalar ne olacaktı ki askeri idare mahkemelerinin hakim ve savcılarının, 1. Derece Amirleri olan generallerin isteklerine aykırı bir karar vermeleri mümkünmüydü? Elbette değildi. 28 Şubat’ın mimarları ne Anayasa, ne yasa, ne de devlet teamülleri dinlediler. Erbakan’ın zorla istifa ettirilmesi sonrasında, Cumhurbaşkanı Demirel, Hükümeti kurma görevini seçimde ikinci çıkan Doğruyol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller’e vermesi gerekirken, Parlamento içerisinden bir Milletvekiline verdi. Bir grup Milletvekili Doğruyol Partisinden istifa ettirilerek Yeni bir parti kurduruldu ve bu partinin desteği ile ANASOL-D Hükümeti kuruldu. Aradan 25 Yıl geçmesine rağmen hâlâ haklarını almayan, asker ve kamu çalışanları olduğunu duyuyoruz. 15 Temmuz kalkışmasını yapan Fetö’ye mensup kamudan atılmış asker ve memurlar tüm sosyal haklarını almışken, hâlâ 28 Şubat mağdurlarının olması yürekleri yakmakta. 20 Yıldır ülkede tek başına iktidar olan AK Parti bu konuda daha somut adımlar atmalıdır. 28 Şubat kararlarını alanların yargılandığı gibi, uygulatan ve uygulayanlarda yargılanmalıdır. Bu konudaki zaman aşımı kaldırılmalıdır. 28 Şubatın medya ve sivil ayağına dokunulmalıdır. 28 Şubat kararlarından dolayı mağduriyetleri giderilmeyenler var en kısa sürede mağduriyetleri giderilmelidir. Allah'ın azabı, gazabı ve laneti 28 Şubat kararlarını alanların, uygulatanların ve uygulayanların üzerine olsun. Zalimler için yaşasın Cehennem. Sağlıcakla… Mesut BALYEMEZ 0 530 516 40 00 Mesutb44@gmail.com
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.