Mesut BALYEMEZ
Köşe Yazarı
Mesut BALYEMEZ
 

İKTİDAR SOKAKTA DEĞİL SANDIKTADIR.

İKTİDAR SOKAKTA DEĞİL SANDIKTADIR. Dolar ve piyasalardaki aşırı yükselmenin suni olduğunu ve Türk ekonomisine zarar verme amaçlı küresel bir saldırı yapıldığını anlamamak için akıl tutulması yaşamanız lazım. Bir ülkede dövizin yükselmesinin en büyük sebebi faizin düşüşü olmasıdır. Faiz oranları azımsanmayacak kadar yüksekken, yüzde 15'lerin üzerinde seyrederken 20 Eylül’de 8.67 Tl olan dolar bir anda neden 13,65 oldu? Ham ayçiçeğine zammı geldimi ki yağı birkaç ayda yüzde 300 zamlandı. Buğday hasat mevsimi değil iken Kasım ayında un fiyatları bir anda nasıl yüzde 400 zamlandı. Hem de fabrikalar, silolar ayçiçek, yağ, buğday dolu iken. Ülkemizde buğday, ayçiçek kıtlığı var da biz mi bilmiyoruz? Hem yerli üretim var, hem de ithal ediliyor. İhracat artarak devam ediyor. Hatta ihracatın ithalata oranı hızlı bir şekilde lehimize dönüyor. Yani ihracatımız artarak devam ederken, ithalatımız ona göre azalıyor. Gerçi bunda dövizin yükselmesinin de etkisi var. Döviz, altın böyle durup dururken patlamaz. Devlet baskılar da bir anda devalüasyon yaparsa, amenna ama öyle bir durum da yok. Ülkemiz’in ekonomisi üzerinde büyük bir oyun oynanıyor. Açıkçası bize ekonomik savaş ilan edildi. Aklıselim herkes biliyor ki bu bir küresel saldırıdır. Siyasi olarak dize getiremedikleri Ülkemizi ekonomik olarak diz çöktürmeye uğraşıyorlar. Hal böyle iken bizdeki muhalefet ne diyor. İlk önceleri buldukları her fırsatta “Her şeyi küresel güçlere, dış mihraklara yüklemeyin beceremiyorsunuz, halk size güvenmiyor” diyerek algı oluşturdular. Sonraları “Bu iktidardan öyle seçimle falan kurtulmak mümkün değil, ya büyük felaketler olacak, ya da dış destekli büyük isyanlar çıkartılacak dediler. Yani halk oyu ile gelmiş iktidarı demokrasi ile değil ancak zorbalıkla indirebilirsiniz” dediler. Dünyanın baş belası ABD bunu aleni olarak söyledi: "Biz bu iktidarı askeri darbe ile değil içerideki dostlarımıza destek vererek devireceğiz" dedi. Muhalefet ise dışarıya "Dış müdahale şart. Bu ülkeye yatırım yapmayın, yardım yapmayın, her platformda sıkıştırın. Dışlayın, itibarsızlaştırın, Yabancı sermaye girişini engelleyin. Ülke ekonomik olarak dibe vursun, terör ile mücadele edilmesin, savunma sanayisini geliştirmesine izin verilmesin, doları, euroyu yükseltin” Yani kısacası Türkiye’yi batırın dediler. İçeride memurlara ve bürokrasiye “Hükümetin dediklerini yapmayın, benim dediklerimi yapın. Hükümete itaat edenler, bize biat etmeyenler yarın biz gelince hesap verecekler” Dediler yani bir nevi devlet memurlarını tehdit ettiler. Bazen açık açık, bazen de laf arasına gizleyerek söylediler. Sonra, büyük Şeytan girdi devreye. Döviz ve altın tavan yaptı. Öncelikle temel gıda maddeleri ve neredeyse iğneden ipliğe yüzde yüzden fazla zamlar geldi. Dolar yükseldi diye her şeye zam gelirken nedense kolaya zam gelmedi. Buda ilginç. Bu ülkede var olan faiz lobisi bu tür dumanlı havalarda bu işten büyük bir rant elde ediyor. Dolayısı ile istikrarsızlık onların işine geliyor. Doğal olarak da istikrarsızlığın olması için gerekli tetiklemeyi yapmaktan geri kalmıyorlar. Global sömürü artık askeri işgallerden ziyade kağıt para ve bankalar üzerinden yapılıyor. Ellerindeki en büyük argüman da faiz. Sen buna engel olmak istersen, başka enstrümanlarla cevap verecekleri çok açık. Zaten enflasyon uygulanan ekonomik politikaların sonucu; faiz de enflasyonun oluşması üzerine var olan bir şey. Enflasyon tırmanırken, faizi düşürmek bir anlamda adamların ekmeğine yağ sürmektir. Yanlış anlaşılmasın faizi destekleyen değil aksine şiddetle karşı duranlardanım. Ancak mevcut durumda faizi enflasyon oranının altına düşürmek başka sıkıntıları da beraberinde getirebilir. Tabi ki güçlü bir ekonomiye sahip olduğumuzda faizin sıfır olduğunu görmeyi isteriz o başka. Faizi enflasyonun çok üzerinde vermekte sorunlara sebep olur. O zaman faiz lobisininin dümen suyuna girersin. Çok altında verirsen bu sefer para eöviz ve altına kaçar. Tabi bu da özellikle ithal mallarda fahiş artışlara sebep olur. Tıpkı bu günlerdeki gibi. Fiyat yükselirse ne olur. Mallar satılmaz, stoklar artar, üretimde daralma yaşanır, işsizlik artar. Yani kısacası iki ucu necis derler ya o misal. Faizi 0 yapsanız enflasyon sıfır olacak mı? Olmaz. Tabi Ekonomimizdeki bu dalgalanma Hükümeti devirmek isteyenlerin de ekmeğine yağ sürdü. Önce Gezi, sonra 15 Temmuz'da beceremediklerini yeniden deneme kararı aldılar. Birkaç üniversitede bir şeyler denediler ama istedikleri olmadı. Şimdi terörü destekleyen, terör suçundan cezaevinde yatan zatın emri ile meydan meydan dolaşıp halkı hareketlendirmek istiyorlar. Hayrola daha seçime nerden baksanız bir buçuk yıl var bu neyin meydana inmesi. Korku salınmak isteniyor. Ha 15 Temmuzda canı bahasına meydanları dolduran Halk korkar mı? Korkmaz.. Geçen gün haberlerde gördüm TÜİK’ten randevu alamayan Anamuhalefet lideri yanındakilerle birlikte TÜİK’in kapısına dayanmış. Eğer hakikaten randevu istenmiş ise Anamuhalefet liderine randevu vermemek ayıp. Randevu verilmedi diye TÜİK’in kapısına zorba gibi dayanmak daha da ayıp. Böyle bir Muhalefet olabilir mi? Fikir üretmesi gerekenler küfür üretiyorsa asla İktidar alternatifi olamazlar. Ülkeni kötüleyerek, sırf hükümet gitsin diye her türlü yola başvurmak siyaset değildir. Aslında mevcut hükümetin en büyük şansı muhalefettir. Böyle bir muhalefet oldukça İktidar daha çok seçim kazanır. Muhalefete düşen yıkıcı değil yapıcı bir politika izlemek olmalı. Kol kırılır yen içinde kalır demişler. Biz içimizde tartışır, konuşur doğruyu buluruz. Başka mahallenin kabadayıları ile mahallemizin çocuklarını dövmeye kalkmak bizim kitabımızda yazmaz. Unutmayın ki Ülke batarsa hepimiz batarız. İktidarlar sandıkla gelir sandıkla gider. Demokrasi budur. Bunun dışında başka bir yol aramak bu aziz Vatana ihanettir. Ülke kaosa gitsin diye sokak hareketlerini destekleyen dış mihraklar var. Mersin’de sorosçular muhalefetten önce sokağa çıkıp bildiriler dağıtmaya başlamış bile. Aklı başında hiç kimse bu oyuna gelmemeli. Belli ki Demirtaş denilen terör sevicisinin işareti ile sokaklar ısıtılmak isteniyor. Böyle bir ihtimal belirir ise hükümet derhal olağanüstü hal ilan ederek, herhangi bir tatsızlığa izin vermemeli. Karanlık odakların hevesini kursağında bırakmalı. İktidar sokakta değil sandıkta aranmalı. İktidar’ın sandıktan geçtiğini herkes kabullenmeli. İktidardan memnun olmayan sandık ortaya konduğunda gide oyunu kullanır. Allah ülkemiz üzerinde kaos çıkarma planı olanlara fırsat vermesin. Amin Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sağlıcakla… Mesut BALYEMEZ 05305164000 mesutb44@mail.com
Ekleme Tarihi: 05 Aralık 2021 - Pazar

İKTİDAR SOKAKTA DEĞİL SANDIKTADIR.

İKTİDAR SOKAKTA DEĞİL SANDIKTADIR. Dolar ve piyasalardaki aşırı yükselmenin suni olduğunu ve Türk ekonomisine zarar verme amaçlı küresel bir saldırı yapıldığını anlamamak için akıl tutulması yaşamanız lazım. Bir ülkede dövizin yükselmesinin en büyük sebebi faizin düşüşü olmasıdır. Faiz oranları azımsanmayacak kadar yüksekken, yüzde 15'lerin üzerinde seyrederken 20 Eylül’de 8.67 Tl olan dolar bir anda neden 13,65 oldu? Ham ayçiçeğine zammı geldimi ki yağı birkaç ayda yüzde 300 zamlandı. Buğday hasat mevsimi değil iken Kasım ayında un fiyatları bir anda nasıl yüzde 400 zamlandı. Hem de fabrikalar, silolar ayçiçek, yağ, buğday dolu iken. Ülkemizde buğday, ayçiçek kıtlığı var da biz mi bilmiyoruz? Hem yerli üretim var, hem de ithal ediliyor. İhracat artarak devam ediyor. Hatta ihracatın ithalata oranı hızlı bir şekilde lehimize dönüyor. Yani ihracatımız artarak devam ederken, ithalatımız ona göre azalıyor. Gerçi bunda dövizin yükselmesinin de etkisi var. Döviz, altın böyle durup dururken patlamaz. Devlet baskılar da bir anda devalüasyon yaparsa, amenna ama öyle bir durum da yok. Ülkemiz’in ekonomisi üzerinde büyük bir oyun oynanıyor. Açıkçası bize ekonomik savaş ilan edildi. Aklıselim herkes biliyor ki bu bir küresel saldırıdır. Siyasi olarak dize getiremedikleri Ülkemizi ekonomik olarak diz çöktürmeye uğraşıyorlar. Hal böyle iken bizdeki muhalefet ne diyor. İlk önceleri buldukları her fırsatta “Her şeyi küresel güçlere, dış mihraklara yüklemeyin beceremiyorsunuz, halk size güvenmiyor” diyerek algı oluşturdular. Sonraları “Bu iktidardan öyle seçimle falan kurtulmak mümkün değil, ya büyük felaketler olacak, ya da dış destekli büyük isyanlar çıkartılacak dediler. Yani halk oyu ile gelmiş iktidarı demokrasi ile değil ancak zorbalıkla indirebilirsiniz” dediler. Dünyanın baş belası ABD bunu aleni olarak söyledi: "Biz bu iktidarı askeri darbe ile değil içerideki dostlarımıza destek vererek devireceğiz" dedi. Muhalefet ise dışarıya "Dış müdahale şart. Bu ülkeye yatırım yapmayın, yardım yapmayın, her platformda sıkıştırın. Dışlayın, itibarsızlaştırın, Yabancı sermaye girişini engelleyin. Ülke ekonomik olarak dibe vursun, terör ile mücadele edilmesin, savunma sanayisini geliştirmesine izin verilmesin, doları, euroyu yükseltin” Yani kısacası Türkiye’yi batırın dediler. İçeride memurlara ve bürokrasiye “Hükümetin dediklerini yapmayın, benim dediklerimi yapın. Hükümete itaat edenler, bize biat etmeyenler yarın biz gelince hesap verecekler” Dediler yani bir nevi devlet memurlarını tehdit ettiler. Bazen açık açık, bazen de laf arasına gizleyerek söylediler. Sonra, büyük Şeytan girdi devreye. Döviz ve altın tavan yaptı. Öncelikle temel gıda maddeleri ve neredeyse iğneden ipliğe yüzde yüzden fazla zamlar geldi. Dolar yükseldi diye her şeye zam gelirken nedense kolaya zam gelmedi. Buda ilginç. Bu ülkede var olan faiz lobisi bu tür dumanlı havalarda bu işten büyük bir rant elde ediyor. Dolayısı ile istikrarsızlık onların işine geliyor. Doğal olarak da istikrarsızlığın olması için gerekli tetiklemeyi yapmaktan geri kalmıyorlar. Global sömürü artık askeri işgallerden ziyade kağıt para ve bankalar üzerinden yapılıyor. Ellerindeki en büyük argüman da faiz. Sen buna engel olmak istersen, başka enstrümanlarla cevap verecekleri çok açık. Zaten enflasyon uygulanan ekonomik politikaların sonucu; faiz de enflasyonun oluşması üzerine var olan bir şey. Enflasyon tırmanırken, faizi düşürmek bir anlamda adamların ekmeğine yağ sürmektir. Yanlış anlaşılmasın faizi destekleyen değil aksine şiddetle karşı duranlardanım. Ancak mevcut durumda faizi enflasyon oranının altına düşürmek başka sıkıntıları da beraberinde getirebilir. Tabi ki güçlü bir ekonomiye sahip olduğumuzda faizin sıfır olduğunu görmeyi isteriz o başka. Faizi enflasyonun çok üzerinde vermekte sorunlara sebep olur. O zaman faiz lobisininin dümen suyuna girersin. Çok altında verirsen bu sefer para eöviz ve altına kaçar. Tabi bu da özellikle ithal mallarda fahiş artışlara sebep olur. Tıpkı bu günlerdeki gibi. Fiyat yükselirse ne olur. Mallar satılmaz, stoklar artar, üretimde daralma yaşanır, işsizlik artar. Yani kısacası iki ucu necis derler ya o misal. Faizi 0 yapsanız enflasyon sıfır olacak mı? Olmaz. Tabi Ekonomimizdeki bu dalgalanma Hükümeti devirmek isteyenlerin de ekmeğine yağ sürdü. Önce Gezi, sonra 15 Temmuz'da beceremediklerini yeniden deneme kararı aldılar. Birkaç üniversitede bir şeyler denediler ama istedikleri olmadı. Şimdi terörü destekleyen, terör suçundan cezaevinde yatan zatın emri ile meydan meydan dolaşıp halkı hareketlendirmek istiyorlar. Hayrola daha seçime nerden baksanız bir buçuk yıl var bu neyin meydana inmesi. Korku salınmak isteniyor. Ha 15 Temmuzda canı bahasına meydanları dolduran Halk korkar mı? Korkmaz.. Geçen gün haberlerde gördüm TÜİK’ten randevu alamayan Anamuhalefet lideri yanındakilerle birlikte TÜİK’in kapısına dayanmış. Eğer hakikaten randevu istenmiş ise Anamuhalefet liderine randevu vermemek ayıp. Randevu verilmedi diye TÜİK’in kapısına zorba gibi dayanmak daha da ayıp. Böyle bir Muhalefet olabilir mi? Fikir üretmesi gerekenler küfür üretiyorsa asla İktidar alternatifi olamazlar. Ülkeni kötüleyerek, sırf hükümet gitsin diye her türlü yola başvurmak siyaset değildir. Aslında mevcut hükümetin en büyük şansı muhalefettir. Böyle bir muhalefet oldukça İktidar daha çok seçim kazanır. Muhalefete düşen yıkıcı değil yapıcı bir politika izlemek olmalı. Kol kırılır yen içinde kalır demişler. Biz içimizde tartışır, konuşur doğruyu buluruz. Başka mahallenin kabadayıları ile mahallemizin çocuklarını dövmeye kalkmak bizim kitabımızda yazmaz. Unutmayın ki Ülke batarsa hepimiz batarız. İktidarlar sandıkla gelir sandıkla gider. Demokrasi budur. Bunun dışında başka bir yol aramak bu aziz Vatana ihanettir. Ülke kaosa gitsin diye sokak hareketlerini destekleyen dış mihraklar var. Mersin’de sorosçular muhalefetten önce sokağa çıkıp bildiriler dağıtmaya başlamış bile. Aklı başında hiç kimse bu oyuna gelmemeli. Belli ki Demirtaş denilen terör sevicisinin işareti ile sokaklar ısıtılmak isteniyor. Böyle bir ihtimal belirir ise hükümet derhal olağanüstü hal ilan ederek, herhangi bir tatsızlığa izin vermemeli. Karanlık odakların hevesini kursağında bırakmalı. İktidar sokakta değil sandıkta aranmalı. İktidar’ın sandıktan geçtiğini herkes kabullenmeli. İktidardan memnun olmayan sandık ortaya konduğunda gide oyunu kullanır. Allah ülkemiz üzerinde kaos çıkarma planı olanlara fırsat vermesin. Amin Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sağlıcakla… Mesut BALYEMEZ 05305164000 mesutb44@mail.com
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.