Dr. Vehbi KARA
Köşe Yazarı
Dr. Vehbi KARA
 

Sabetaylar Hesap Sorar Fakat Kimse Onları Sorgulayamaz

Sabetaylar Hesap Sorar Fakat Kimse Onları Sorgulayamaz Yıllar önce “Karakaşi-Kapani Kavgası ve Türkiye’nin Siyasi Hayatına Etkileri” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazı Bursa merkezli bir sivil toplumunun dikkatini çekmişti. Benden “Sabetay Tarikatı” hakkında bir seminer vermemi istemişlerdi. Güzel bir mekânda yaklaşık 2 saat boyunca Türklerin karşı karşıya kaldığı en dehşetli ve yıkıcı bir örgüt olan Sabetaycılık hakkında sunum yaptım. Geç saatlere kadar soru üstüne sorular soruldu. Dilim döndüğü ve elimden geldiği kadar bu sinsi yapılanmayı anlatmaya çalıştım. Bu çalışmalardan sonra özellikle sosyal medyada Sabetay Tarikatı hakkında çok sayıda yazılar yazılıp çizilmeye başlandı. Fakat ne yazık ki; Osmanlı devletinin yıkılmasında ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda önemli roller üstlenen bu gizli örgüt hakkında üniversitelerimizde ciddi bir akademik çalışma hala yapılmamıştır. Çünkü Sabetaycılara hesap sormak mümkün değildir. Lakin onlar daima hesap soracak pozisyonda olmuşlardır. Devletin en önemli makamlarını işgal edip Müslümanları hiç durmadan ezmişlerdir. Nerede namaz kılanları aşağılayan, içki içmeyenlerle dalga geçen birisini görürseniz biliniz ki; bunlar ya Sabetay Tarikatı mensubu ya da Ermeni veya Rum dönmesidir. Bir Müslüman bin yıldan beri atalarının dini olan İslam’a ve kurallarına laf söyletmez. Başı örtülü diye Müslüman kadınlarına eziyet etmez. Medya kuruluşlarımızda da bu tarikat doğru dürüst tartışılmamaktadır. Tarihçiler ise elden geldiğince Sabetaycıları örtüp gizlemeye çalışmaktadır. Çünkü tarihsel olayları ve ortaya çıkan gerçekleri değerlendirmek, sorgulamak Türkiye’de hala suçtur. Akla gelmedik belalarla karşı karşıya kalıp hiç ummadığınız bir noktada başınıza çorap örülmesi mukadderdir. Milli İstihbarat Teşkilatımız ise bu tehlikeli Tarikat hakkında asla elini taşın altına sokmaz. Çünkü netameli bir konudur. Bu nedenle yöneticiler sessiz kalmayı tercih etmektedir. Hâlbuki başta silahlı kuvvetler olmak üzere devletin en önemli kurumlarına sızma becerisini gösteren bu tarikat sorgulanmak ve takip edilmek zorundadır. Zira her 8-10 yılda bir yapılan askeri darbelerin ardında bu gizli örgüt bulunmaktadır. İsmet İnönü’nün tek partili şeflik döneminde Sabetay Tarikatının bir kısmı hakkında soruşturmalar açıldığını biliyoruz. Özellikle 1942'de çıkarılan “Varlık Vergisi” kapsamında “D harfi ile damgalanan” ve ağır vergi ödemek zorunda kalan Sabetaycılar, yine de gayrimüslimlerin rağmına birçok ayrıcalıktan yararlanmışlardır. Elbette Müslüman gibi göründükleri için kendilerinden alınan vergiye karşı çıkmışlardır. Fakat Sabetaycıların aynı zamanda Yahudi isimleri olduğu ve gizlice Yahudilerin “Kabala ekolüne” göre ibadet ettikleri o tarihteki istihbarat elemanlarının gözünden kaçmamıştır. Varlık vergisi de dâhil olmak üzere Sabetay Tarikatına ait konuları, yazmak çizmek oldukça tehlikeli olduğundan bu işi çok az sayıda kişi yapabilmektedir. Çünkü hala devlet kurumları başta olmak üzere basın, üniversite ve işveren kuruluşlarının yöneticilerinden bir kısmı bu gizli Sabetay Tarikatının üyesidir. Bu nedenle gazeteci, akademisyen ve tarihçilerden bunların içyüzünü açıklayan çalışmaları beklemek hayaldir. Bunu ancak vatanını seven ve işsiz kalma korkusu taşımayan cesur insanlar yapabilir. Sabetay Tarikatının 2021 Türkiye’sinde hala gizliliğini sürdürebilmesi izahı zor gibi görünse de bana göre çok basit izahı vardır. Fakat şimdilik söylemeyeceğim. Zira şu ana kadar yazılan kitaplardan ve yapılan çalışmalardan şu hususu gayet iyi bir şekilde anlayabiliyoruz: Gizliliği en çok isteyen Sabetay Tarikatının liderleridir. Mason Locaları ve Lions Kulüplerinin faaliyetlerini gizli yapması nedeniyle Sabetay tarikatının liderleri bu kuruluşları adeta işgal etmişlerdir. Kendi aralarında menfaat işbirliğine dayalı bu yapıyı destekleyen zavallı Müslümanlar da vardır. Hayatın anlamını maddi servet kazanmakta gören ve manevi duyguları iflas etmiş insanlardan bu gizli tarikatı deşifre etmesini beklemek boş ve ham bir hayaldir. Fakat Türkler, İslam’ın bahadır evladı olduklarından kendilerini en umulmadık anda arkasından bıçaklayan bu gizli örgütün pisliklerini açığa çıkaracaklardır. Bundan hiç şüphe etmiyorum. Soyadı kanunu sayesinde kökenlerini gizleyip Türk gibi görünen Sabetay Tarikatı mensupları neredeyse bütün siyasi partilerin yönetici kadrolarında yer edinmişlerdir. Bu sayede kendi aralarındaki gizli ağı deşifre etmeden güçlerini muhafaza etmesini gayet iyi bilirler. Bu nedenle siyasi partiler; Sabetaycıların tuzaklarına düşmemek için dikkatli olmak zorundadırlar. Türkiye Müslümanları çok kısa bir dönem için Sabetaycıların kendi aralarında ortaya çıkan kanlı bıçaklı kavgalarından istifade etmişlerdir. Yakubiler neredeyse tamamen asimile oldukları için bu gurubu dikkate almaya gerek yoktur. Fakat Karakaşi ve Kapani gurupları yüzyıllardan beri hala birbirleri ile çatışmaya devam etmektedirler. İşte bu noktada gizleyemedikleri çıkar ve güç kavgalarından istifade etmek mümkündür. Bu konu Türkiye tarihinin en gizli ve karanlıkta kalmış yönlerinden bir tanesini göstermektedir. Örneğin İttihad ve Terakki partisinin önemli yöneticilerinden sadece iki tanesi bu konuda araştırılması gereken hususların başında gelmektedir. Osmanlı’nın Maliye Bakanı Cavid Bey ve İttihad Terakki Partisinin en önemli yöneticisi Doktor Nazım, İzmir Suikastı bahanesi ile yargılanmış ve idam edilerek ortadan kaldırılmışlardır. Doktor Nazım ve Bakan Cavid Bey’in Sabetaycıların Karakaşi kolundan olduğu bilinmektedir. Fakat sorgulanırken kendisine İzmir Suikasti ile ilgili ciddi bir soru sorulmadığı mahkeme tutanaklarından anlaşılmaktadır. Fakat eyleme geçmemiş ve hazırlık aşamasında olduğu anlaşılan bu suçla alakalı olarak idam edilmişlerdir. Ne dersiniz hiç sorgulanmayan fakat daima hesap soran bu gizli tarikata hiç olmaz ise bu konuda sıra gelmiş midir? Vesselam… Dr. Vehbi Kara Windows için Posta ile gönderildi
Ekleme Tarihi: 19 Ekim 2021 - Salı

Sabetaylar Hesap Sorar Fakat Kimse Onları Sorgulayamaz

Sabetaylar Hesap Sorar Fakat Kimse Onları Sorgulayamaz Yıllar önce “Karakaşi-Kapani Kavgası ve Türkiye’nin Siyasi Hayatına Etkileri” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazı Bursa merkezli bir sivil toplumunun dikkatini çekmişti. Benden “Sabetay Tarikatı” hakkında bir seminer vermemi istemişlerdi. Güzel bir mekânda yaklaşık 2 saat boyunca Türklerin karşı karşıya kaldığı en dehşetli ve yıkıcı bir örgüt olan Sabetaycılık hakkında sunum yaptım. Geç saatlere kadar soru üstüne sorular soruldu. Dilim döndüğü ve elimden geldiği kadar bu sinsi yapılanmayı anlatmaya çalıştım. Bu çalışmalardan sonra özellikle sosyal medyada Sabetay Tarikatı hakkında çok sayıda yazılar yazılıp çizilmeye başlandı. Fakat ne yazık ki; Osmanlı devletinin yıkılmasında ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda önemli roller üstlenen bu gizli örgüt hakkında üniversitelerimizde ciddi bir akademik çalışma hala yapılmamıştır. Çünkü Sabetaycılara hesap sormak mümkün değildir. Lakin onlar daima hesap soracak pozisyonda olmuşlardır. Devletin en önemli makamlarını işgal edip Müslümanları hiç durmadan ezmişlerdir. Nerede namaz kılanları aşağılayan, içki içmeyenlerle dalga geçen birisini görürseniz biliniz ki; bunlar ya Sabetay Tarikatı mensubu ya da Ermeni veya Rum dönmesidir. Bir Müslüman bin yıldan beri atalarının dini olan İslam’a ve kurallarına laf söyletmez. Başı örtülü diye Müslüman kadınlarına eziyet etmez. Medya kuruluşlarımızda da bu tarikat doğru dürüst tartışılmamaktadır. Tarihçiler ise elden geldiğince Sabetaycıları örtüp gizlemeye çalışmaktadır. Çünkü tarihsel olayları ve ortaya çıkan gerçekleri değerlendirmek, sorgulamak Türkiye’de hala suçtur. Akla gelmedik belalarla karşı karşıya kalıp hiç ummadığınız bir noktada başınıza çorap örülmesi mukadderdir. Milli İstihbarat Teşkilatımız ise bu tehlikeli Tarikat hakkında asla elini taşın altına sokmaz. Çünkü netameli bir konudur. Bu nedenle yöneticiler sessiz kalmayı tercih etmektedir. Hâlbuki başta silahlı kuvvetler olmak üzere devletin en önemli kurumlarına sızma becerisini gösteren bu tarikat sorgulanmak ve takip edilmek zorundadır. Zira her 8-10 yılda bir yapılan askeri darbelerin ardında bu gizli örgüt bulunmaktadır. İsmet İnönü’nün tek partili şeflik döneminde Sabetay Tarikatının bir kısmı hakkında soruşturmalar açıldığını biliyoruz. Özellikle 1942'de çıkarılan “Varlık Vergisi” kapsamında “D harfi ile damgalanan” ve ağır vergi ödemek zorunda kalan Sabetaycılar, yine de gayrimüslimlerin rağmına birçok ayrıcalıktan yararlanmışlardır. Elbette Müslüman gibi göründükleri için kendilerinden alınan vergiye karşı çıkmışlardır. Fakat Sabetaycıların aynı zamanda Yahudi isimleri olduğu ve gizlice Yahudilerin “Kabala ekolüne” göre ibadet ettikleri o tarihteki istihbarat elemanlarının gözünden kaçmamıştır. Varlık vergisi de dâhil olmak üzere Sabetay Tarikatına ait konuları, yazmak çizmek oldukça tehlikeli olduğundan bu işi çok az sayıda kişi yapabilmektedir. Çünkü hala devlet kurumları başta olmak üzere basın, üniversite ve işveren kuruluşlarının yöneticilerinden bir kısmı bu gizli Sabetay Tarikatının üyesidir. Bu nedenle gazeteci, akademisyen ve tarihçilerden bunların içyüzünü açıklayan çalışmaları beklemek hayaldir. Bunu ancak vatanını seven ve işsiz kalma korkusu taşımayan cesur insanlar yapabilir. Sabetay Tarikatının 2021 Türkiye’sinde hala gizliliğini sürdürebilmesi izahı zor gibi görünse de bana göre çok basit izahı vardır. Fakat şimdilik söylemeyeceğim. Zira şu ana kadar yazılan kitaplardan ve yapılan çalışmalardan şu hususu gayet iyi bir şekilde anlayabiliyoruz: Gizliliği en çok isteyen Sabetay Tarikatının liderleridir. Mason Locaları ve Lions Kulüplerinin faaliyetlerini gizli yapması nedeniyle Sabetay tarikatının liderleri bu kuruluşları adeta işgal etmişlerdir. Kendi aralarında menfaat işbirliğine dayalı bu yapıyı destekleyen zavallı Müslümanlar da vardır. Hayatın anlamını maddi servet kazanmakta gören ve manevi duyguları iflas etmiş insanlardan bu gizli tarikatı deşifre etmesini beklemek boş ve ham bir hayaldir. Fakat Türkler, İslam’ın bahadır evladı olduklarından kendilerini en umulmadık anda arkasından bıçaklayan bu gizli örgütün pisliklerini açığa çıkaracaklardır. Bundan hiç şüphe etmiyorum. Soyadı kanunu sayesinde kökenlerini gizleyip Türk gibi görünen Sabetay Tarikatı mensupları neredeyse bütün siyasi partilerin yönetici kadrolarında yer edinmişlerdir. Bu sayede kendi aralarındaki gizli ağı deşifre etmeden güçlerini muhafaza etmesini gayet iyi bilirler. Bu nedenle siyasi partiler; Sabetaycıların tuzaklarına düşmemek için dikkatli olmak zorundadırlar. Türkiye Müslümanları çok kısa bir dönem için Sabetaycıların kendi aralarında ortaya çıkan kanlı bıçaklı kavgalarından istifade etmişlerdir. Yakubiler neredeyse tamamen asimile oldukları için bu gurubu dikkate almaya gerek yoktur. Fakat Karakaşi ve Kapani gurupları yüzyıllardan beri hala birbirleri ile çatışmaya devam etmektedirler. İşte bu noktada gizleyemedikleri çıkar ve güç kavgalarından istifade etmek mümkündür. Bu konu Türkiye tarihinin en gizli ve karanlıkta kalmış yönlerinden bir tanesini göstermektedir. Örneğin İttihad ve Terakki partisinin önemli yöneticilerinden sadece iki tanesi bu konuda araştırılması gereken hususların başında gelmektedir. Osmanlı’nın Maliye Bakanı Cavid Bey ve İttihad Terakki Partisinin en önemli yöneticisi Doktor Nazım, İzmir Suikastı bahanesi ile yargılanmış ve idam edilerek ortadan kaldırılmışlardır. Doktor Nazım ve Bakan Cavid Bey’in Sabetaycıların Karakaşi kolundan olduğu bilinmektedir. Fakat sorgulanırken kendisine İzmir Suikasti ile ilgili ciddi bir soru sorulmadığı mahkeme tutanaklarından anlaşılmaktadır. Fakat eyleme geçmemiş ve hazırlık aşamasında olduğu anlaşılan bu suçla alakalı olarak idam edilmişlerdir. Ne dersiniz hiç sorgulanmayan fakat daima hesap soran bu gizli tarikata hiç olmaz ise bu konuda sıra gelmiş midir? Vesselam… Dr. Vehbi Kara Windows için Posta ile gönderildi
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.