Abdulkadir MENEK
Köşe Yazarı
Abdulkadir MENEK
 

‘’MAVİ KELEBEKLER’’ VE PETER HANDKE

<div style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Bosna&rsquo;daki savaş M&uuml;sl&uuml;man Boşnaklara karşı bir &ouml;fke ve katliam savaşı olarak cereyan etti. Sırplar ve onları destekleyen g&uuml;&ccedil;lerin en b&uuml;y&uuml;k maksadı, ş&uuml;phesiz Avrupa&rsquo;nın ortalarında bir M&uuml;sl&uuml;man devlete izin vermemek ve burada yaşayan M&uuml;sl&uuml;manları tamamen saf dışı bırakmaya &ccedil;alışmak şeklinde bir seyir izledi.<br /> Sırplar ve bazen de Hırvatlar, bu amacı ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; ahlaksız yola, zulme ve kıyıma, hi&ccedil;bir insani kaygı taşımadan tevess&uuml;l ettiler. Srebrenitsa&rsquo;da uygulanan dehşetli soykırım, işte bu &ouml;fke ve d&uuml;şmanlığın ulaştığı korkun&ccedil; boyutların adeta bir g&ouml;stergesi olarak hafızalara kazındı.<br /> Savaşın başlarında organize olmayan ve bu saldırılara hazırlıklı olmayan bir&ccedil;ok Boşnak şehri, Sırplar tarafından kolaylıkla ele ge&ccedil;irildi. Bu sıralarda etrafı tepelerle &ccedil;evrili olan Srebrenitsa benzeri bazı yerleşim yerleri kendilerini uzun s&uuml;re savunmaya devam ettiler. Birleşmiş Milletler ise, bunca katliamın ardından, aralarında Srebreitsa&rsquo;nın da bulunduğu altı yerleşim birimini 1993 yılında &lsquo;&rsquo;G&uuml;venli B&ouml;lge&rsquo;&rsquo; olarak ilan etti ve buralara asker g&ouml;nderdi.<br /> 1995 yılının Mayıs ayında Sırplar Saraybosna&rsquo;daki saldırılarını arttırdı. Bu saldırıların artması &uuml;zerine NATO, Sırpların mevzilendikleri b&ouml;lgelere karşı hava saldırıları d&uuml;zenlendi. Sırplar da bu saldırılara karşı BM tarafından g&uuml;venli b&ouml;lge olarak ilan edilen yerleşim yerlerine saldırılar d&uuml;zenleyerek &uuml;&ccedil; y&uuml;z kadar BM askerini rehin aldı ve Srebrenitsa&rsquo;yı ele ge&ccedil;irmek &uuml;zere hareke ge&ccedil;ti.<br /> M&uuml;sl&uuml;man Boşnaklar, bu saldırılar &uuml;zerine BM&rsquo;e başvurarak korunmaları i&ccedil;in yardım talebinde bulundular. &lsquo;&rsquo;G&uuml;venli B&ouml;lge&rsquo;&rsquo; olarak ilan edildiği i&ccedil;in burada yaşayan Boşnakların silahları da ellerinden alınmış ve yardım talepleri de karşılıksız bırakılmıştı. Bu şekilde Srebrenitsa&rsquo;da yaşayan Boşnaklar silahsız ve savunmasız bir şekilde ve BM şemsiyesi altındaki Hollandalı askerler tarafından korunmayarak Sırplara hedef haline getirildi.<br /> 1995 yılının Temmuz ayında Sırp Komutan General Mladi&ccedil; komutasındaki birlikler, BM Bayrağı ile şehirde bulunan Hollandalı komutan ile anlaşarak ellerini kollarını sallayarak şehre girmiş, Hollandalı askerlerin destek ve yardımı ile b&uuml;y&uuml;k bir katliam ger&ccedil;ekleştirmişlerdir. Kadın ve &ccedil;ocuklar ayrıldıktan sonra askerlik &ccedil;ağına gelme yaşından başlayarak b&uuml;t&uuml;n erkekler otob&uuml;slere bindirilmiş ve kampın yakınlarında topluca kurşuna dizilerek &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.<br /> Bu vesile ile Bosna savaşının kahramanlarından Naser Ori&ccedil;&rsquo;ten de kısaca bahsetmek gerekir. Srebrenitsa katliamının ardından bu şehre gelen Naser Ori&ccedil;, bu &ccedil;irkin katliama karışan Sırplarla &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir m&uuml;cadeleye girişmiş ve bu masum insanlarının kanlarının yerde kalmaması i&ccedil;in insan&uuml;st&uuml; bir gayret ve kahramanlık g&ouml;stermiştir.<br /> 2. D&uuml;nya Savaşından sonra ger&ccedil;ekleşen bu en b&uuml;y&uuml;k soykırımda on bin civarında Boşnak katledilmiş ve bunların cesetleri de bulunmasın diye farklı yerlere a&ccedil;ılan &ccedil;ukurlara g&ouml;m&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Yapılan b&uuml;t&uuml;n &ccedil;alışmalara ve aramalara rağmen, bug&uuml;ne kadar binlerce kişinin cenazesine hala ulaşılamamıştır. Bu b&uuml;y&uuml;k trajedinin en ilgin&ccedil; taraflarından birisi de, Hollandalı askerler memleketlerine d&ouml;nd&uuml;kleri zaman kahramanlar gibi karşılanmış ve h&uuml;k&uuml;metleri tarafından kendileri madalya ile &ouml;d&uuml;llendirilmişlerdir.<br /> Ratko Mladi&ccedil; komutasındaki Sırp Ordusu; Radovan Karadzi&ccedil;, Momcilo Perisi&ccedil;, Slobodan Milosevi&ccedil; ve Sırbistan İ&ccedil;işleri Bakanlığı&rsquo;nın desteklediği paramiliter grup olan &ldquo;Akrepler&rdquo;&nbsp; bu katliamın esas akt&ouml;rleri oldu. Yaşanan bu katliam BM ve Lahey&rsquo;deki Uluslararası Savaş Su&ccedil;ları Mahkemesi tarafından 2004 yılında &ldquo;Soykırım&rdquo; olarak kabul edildi.<br /> Katliama imza atan Sırplar, toplu mezarlar bulunmasın diye cesetleri &ccedil;ok uzaklara ve farklı yerlere g&ouml;md&uuml;ler ve b&ouml;lgenin bitki &ouml;rt&uuml;s&uuml;ne uygun bir şekilde &uuml;zerlerini &ouml;rtmeye &ccedil;alıştılar. Toplu mezarların bulunmasını engellemek i&ccedil;in, manyetik değişkenlik taramasının yapılmasına mani olmak amacıyla mezarların i&ccedil;ine metal par&ccedil;aları bıraktılar.<br /> Boşnak kadınlar ve anneler eşlerinden, kardeşlerinden, evlatlarından bir haber alamamanın acısı i&ccedil;inde &ccedil;ırpınmaya başladılar. Cenazelere bile ulaşmak m&uuml;mk&uuml;n olmadı. Yakınlarından tamamen umut kesen bu acılı insanlar, bir mezarı arar hale geldiler. Bazı yerlerde tespit edilen toplu mezarlara, bir yakınlarının kemiklerine ulaşabilme &uuml;midi ile koşmaya devam ettiler.<br /> &Ccedil;ok profesyonelce ve ince hesaplar yapılarak planlanmış bir soykırımda, Sırplar bir şeyi hesaba katamadılar. Toplu mezarların bulunduğu b&ouml;lgede cesetlerin toprağı beslemesi sonucunda Artemis adında &ccedil;i&ccedil;ekler yeşermeye başladı. &Ccedil;i&ccedil;eklerin &ccedil;oğalmasıyla birlikte sadece bu bitkiyle beslenen Mavi Kelebekler de bu b&ouml;lgelerde hızla &ccedil;oğaldı. B&ouml;lgede yapılan araştırmalar sonucunda bu durumun dikkat &ccedil;ekmesi ve konunun yerel basına yansımasıyla birlikte b&ouml;lge halkı da araştırmalara katıldı.<br /> Mavi Kelebekler takip edilerek &uuml;&ccedil; y&uuml;z kadar toplu mezar bulundu. Toplu Mezar Enstit&uuml;s&uuml; bu zamana kadar yaptığı &ccedil;alışmalarda &uuml;lke genelinde 20 bin kişinin cesedine ulaştı ancak bunlardan 18 bin kadarının kimliğini belirleyebildi. Cesetlerin par&ccedil;alanmış ve yakılmış olması kimlik belirleme &ccedil;alışmalarını g&uuml;&ccedil;leştiren en &ouml;nemli fakt&ouml;r olarak ifade ediliyor.<br /> Bu g&uuml;nlerde ilgin&ccedil; bir gelişme yaşandı. İsve&ccedil; Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından verilen ve d&uuml;nyanın en prestijli &ouml;d&uuml;ll&uuml; olarak kabul edilen Nobel 2019 yılı Edebiyat &Ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml;n, Avusturyalı yazar Peter Handke&rsquo;ye verildiği a&ccedil;ıklandı. Bu a&ccedil;ıklama b&uuml;y&uuml;k bir tartışma ile birlikte, Avrupa&rsquo;nın Bosna konusundaki samimiyetinin bir kez daha sorgulanmasına vesile oldu.<br /> Avusturyalı yazar Peter Handke, Yugoslavya i&ccedil; savaşının &ouml;nde gelen komutanlarından ve &lsquo;Sırp Kasabı&rsquo;&nbsp; olarak bilinen Slobodan Milosevi&ccedil; hayranı olarak biliniyor. Bu karar Edebiyat d&uuml;nyasından &ouml;nemli bazı itirazların y&uuml;kselmesine sebep oldu.<br /> Peter Handke savaş sonrası yazdığı yazılarda Srebrenitsa Soykırımı&rsquo;nı reddetmiş, Boşnakların kendi katliamlarını d&uuml;zenleyerek Sırpları su&ccedil;ladığını, medyanın da Sırpları k&ouml;t&uuml; g&ouml;stermeye &ccedil;alıştığı gibi sa&ccedil;ma sapan bazı g&ouml;r&uuml;şleri dillendirmişti. Handke, aynı zamanda 2006&rsquo;da Lahey&rsquo;deki h&uuml;cresinde &ouml;l&uuml; olarak bulunan Milosevi&ccedil;&rsquo;in cenaze t&ouml;renine katılarak, &ouml;vg&uuml; dolu bir konuşma yapmış ve &lsquo;Sırp milliyet&ccedil;iliğinin kabardığını&rsquo; dile getirmişti.<br /> Bu arada Handke&rsquo;ye Nobel Edebiyat &ouml;d&uuml;l&uuml; verilmesine en anlamlı tepki, Srebrenitsa katliamında hayatını kaybeden &ccedil;ocuklarının cesetlerini arayan kadınların kurduğu &lsquo;&rsquo;Srebrenitsa ve Zepa Anneleri Derneğinden&rsquo;&rsquo; geldi. Dernek, Nobel Edebiyat &Ouml;d&uuml;l&uuml;&rsquo;ne layık g&ouml;r&uuml;len Avusturyalı yazar Handke&rsquo;den &ldquo;Srebrenitsa&rsquo;daki soykırımı ink&acirc;r ettiği&rdquo; ve &ldquo;savaş su&ccedil;lularını desteklediği&rdquo; gerek&ccedil;esiyle &ouml;d&uuml;l&uuml;n geri alınmasını istedi.<br /> Barışa katkıda bulunan şahsiyetlere verilmesi gereken ve prestijli bir &ouml;d&uuml;l olarak kabul edilen Nobel &Ouml;d&uuml;llerinden birisinin, Sırpların yaptığı ve b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyanın kabul ettiği katliamı ink&acirc;r eden, BM&rsquo;in verdiği soykırım kararını kabul etmeyen, mazlum ve mağdur Boşnaklara d&uuml;şmanlığı ile bilinen bir yazara verilmiş olması da, bu &ouml;d&uuml;l&uuml; verenlerin ve gereken tepkiyi g&ouml;stermeyenlerin ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml;n&uuml; ortaya &ccedil;ıkaran bir turnusol vazifesi g&ouml;rd&uuml;.<br /> 10 Aralık 2019 tarihinde yapılan Nobel &Ouml;d&uuml;l T&ouml;renine, T&uuml;rkiye ile birlikte Kosova, Arnavutluk ve Hırvatistan gibi &uuml;lkeler katılmayarak bu &ccedil;irkin kararı protesto ettiler. Maalesef, b&ouml;yle &ccedil;irkin bir tercihe g&ouml;sterilen tepkiler, beklenilen d&uuml;zeyin &ccedil;ok &ccedil;ok altında ger&ccedil;ekleşti ve bir y&ouml;n&uuml; ile Avrupa&rsquo;nın da ikiy&uuml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; a&ccedil;ık bir şekilde ortaya serdi.<br /> Aslında Nobel Komitesi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k insani jest yaparak ve tarihe ge&ccedil;ecek sembolik bir karar alıp Nobel Barış &Ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml;, Mavi Kelebeklere vermeliydi. Belki bu &ccedil;irkin soykırımın ve vahşetin korkun&ccedil; boyutlarını ve barışa olan &ouml;zlemi, bu şekilde ifade etme yoluna gidebilirdi. Fakat ne yazık ki, Nobel &ouml;d&uuml;llerinden birisini soykırım inkarcılarından birisine vererek bu b&uuml;y&uuml;k insanlık su&ccedil;una ortak olmuş ve &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir prestij kaybına uğramıştır.<br /> Ne yazık ki Avrupa&rsquo;daki h&acirc;kim zihniyet, ruhuna işleyen zul&uuml;m ve katliam anaforundan bir t&uuml;rl&uuml; &ccedil;ıkamıyor.<br /> &nbsp;</div> <div style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Abd&uuml;lkadir MENEK&nbsp;</div>
Ekleme Tarihi: 31 Aralık 2019 - Salı

‘’MAVİ KELEBEKLER’’ VE PETER HANDKE

<div style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Bosna&rsquo;daki savaş M&uuml;sl&uuml;man Boşnaklara karşı bir &ouml;fke ve katliam savaşı olarak cereyan etti. Sırplar ve onları destekleyen g&uuml;&ccedil;lerin en b&uuml;y&uuml;k maksadı, ş&uuml;phesiz Avrupa&rsquo;nın ortalarında bir M&uuml;sl&uuml;man devlete izin vermemek ve burada yaşayan M&uuml;sl&uuml;manları tamamen saf dışı bırakmaya &ccedil;alışmak şeklinde bir seyir izledi.<br /> Sırplar ve bazen de Hırvatlar, bu amacı ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; ahlaksız yola, zulme ve kıyıma, hi&ccedil;bir insani kaygı taşımadan tevess&uuml;l ettiler. Srebrenitsa&rsquo;da uygulanan dehşetli soykırım, işte bu &ouml;fke ve d&uuml;şmanlığın ulaştığı korkun&ccedil; boyutların adeta bir g&ouml;stergesi olarak hafızalara kazındı.<br /> Savaşın başlarında organize olmayan ve bu saldırılara hazırlıklı olmayan bir&ccedil;ok Boşnak şehri, Sırplar tarafından kolaylıkla ele ge&ccedil;irildi. Bu sıralarda etrafı tepelerle &ccedil;evrili olan Srebrenitsa benzeri bazı yerleşim yerleri kendilerini uzun s&uuml;re savunmaya devam ettiler. Birleşmiş Milletler ise, bunca katliamın ardından, aralarında Srebreitsa&rsquo;nın da bulunduğu altı yerleşim birimini 1993 yılında &lsquo;&rsquo;G&uuml;venli B&ouml;lge&rsquo;&rsquo; olarak ilan etti ve buralara asker g&ouml;nderdi.<br /> 1995 yılının Mayıs ayında Sırplar Saraybosna&rsquo;daki saldırılarını arttırdı. Bu saldırıların artması &uuml;zerine NATO, Sırpların mevzilendikleri b&ouml;lgelere karşı hava saldırıları d&uuml;zenlendi. Sırplar da bu saldırılara karşı BM tarafından g&uuml;venli b&ouml;lge olarak ilan edilen yerleşim yerlerine saldırılar d&uuml;zenleyerek &uuml;&ccedil; y&uuml;z kadar BM askerini rehin aldı ve Srebrenitsa&rsquo;yı ele ge&ccedil;irmek &uuml;zere hareke ge&ccedil;ti.<br /> M&uuml;sl&uuml;man Boşnaklar, bu saldırılar &uuml;zerine BM&rsquo;e başvurarak korunmaları i&ccedil;in yardım talebinde bulundular. &lsquo;&rsquo;G&uuml;venli B&ouml;lge&rsquo;&rsquo; olarak ilan edildiği i&ccedil;in burada yaşayan Boşnakların silahları da ellerinden alınmış ve yardım talepleri de karşılıksız bırakılmıştı. Bu şekilde Srebrenitsa&rsquo;da yaşayan Boşnaklar silahsız ve savunmasız bir şekilde ve BM şemsiyesi altındaki Hollandalı askerler tarafından korunmayarak Sırplara hedef haline getirildi.<br /> 1995 yılının Temmuz ayında Sırp Komutan General Mladi&ccedil; komutasındaki birlikler, BM Bayrağı ile şehirde bulunan Hollandalı komutan ile anlaşarak ellerini kollarını sallayarak şehre girmiş, Hollandalı askerlerin destek ve yardımı ile b&uuml;y&uuml;k bir katliam ger&ccedil;ekleştirmişlerdir. Kadın ve &ccedil;ocuklar ayrıldıktan sonra askerlik &ccedil;ağına gelme yaşından başlayarak b&uuml;t&uuml;n erkekler otob&uuml;slere bindirilmiş ve kampın yakınlarında topluca kurşuna dizilerek &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.<br /> Bu vesile ile Bosna savaşının kahramanlarından Naser Ori&ccedil;&rsquo;ten de kısaca bahsetmek gerekir. Srebrenitsa katliamının ardından bu şehre gelen Naser Ori&ccedil;, bu &ccedil;irkin katliama karışan Sırplarla &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir m&uuml;cadeleye girişmiş ve bu masum insanlarının kanlarının yerde kalmaması i&ccedil;in insan&uuml;st&uuml; bir gayret ve kahramanlık g&ouml;stermiştir.<br /> 2. D&uuml;nya Savaşından sonra ger&ccedil;ekleşen bu en b&uuml;y&uuml;k soykırımda on bin civarında Boşnak katledilmiş ve bunların cesetleri de bulunmasın diye farklı yerlere a&ccedil;ılan &ccedil;ukurlara g&ouml;m&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Yapılan b&uuml;t&uuml;n &ccedil;alışmalara ve aramalara rağmen, bug&uuml;ne kadar binlerce kişinin cenazesine hala ulaşılamamıştır. Bu b&uuml;y&uuml;k trajedinin en ilgin&ccedil; taraflarından birisi de, Hollandalı askerler memleketlerine d&ouml;nd&uuml;kleri zaman kahramanlar gibi karşılanmış ve h&uuml;k&uuml;metleri tarafından kendileri madalya ile &ouml;d&uuml;llendirilmişlerdir.<br /> Ratko Mladi&ccedil; komutasındaki Sırp Ordusu; Radovan Karadzi&ccedil;, Momcilo Perisi&ccedil;, Slobodan Milosevi&ccedil; ve Sırbistan İ&ccedil;işleri Bakanlığı&rsquo;nın desteklediği paramiliter grup olan &ldquo;Akrepler&rdquo;&nbsp; bu katliamın esas akt&ouml;rleri oldu. Yaşanan bu katliam BM ve Lahey&rsquo;deki Uluslararası Savaş Su&ccedil;ları Mahkemesi tarafından 2004 yılında &ldquo;Soykırım&rdquo; olarak kabul edildi.<br /> Katliama imza atan Sırplar, toplu mezarlar bulunmasın diye cesetleri &ccedil;ok uzaklara ve farklı yerlere g&ouml;md&uuml;ler ve b&ouml;lgenin bitki &ouml;rt&uuml;s&uuml;ne uygun bir şekilde &uuml;zerlerini &ouml;rtmeye &ccedil;alıştılar. Toplu mezarların bulunmasını engellemek i&ccedil;in, manyetik değişkenlik taramasının yapılmasına mani olmak amacıyla mezarların i&ccedil;ine metal par&ccedil;aları bıraktılar.<br /> Boşnak kadınlar ve anneler eşlerinden, kardeşlerinden, evlatlarından bir haber alamamanın acısı i&ccedil;inde &ccedil;ırpınmaya başladılar. Cenazelere bile ulaşmak m&uuml;mk&uuml;n olmadı. Yakınlarından tamamen umut kesen bu acılı insanlar, bir mezarı arar hale geldiler. Bazı yerlerde tespit edilen toplu mezarlara, bir yakınlarının kemiklerine ulaşabilme &uuml;midi ile koşmaya devam ettiler.<br /> &Ccedil;ok profesyonelce ve ince hesaplar yapılarak planlanmış bir soykırımda, Sırplar bir şeyi hesaba katamadılar. Toplu mezarların bulunduğu b&ouml;lgede cesetlerin toprağı beslemesi sonucunda Artemis adında &ccedil;i&ccedil;ekler yeşermeye başladı. &Ccedil;i&ccedil;eklerin &ccedil;oğalmasıyla birlikte sadece bu bitkiyle beslenen Mavi Kelebekler de bu b&ouml;lgelerde hızla &ccedil;oğaldı. B&ouml;lgede yapılan araştırmalar sonucunda bu durumun dikkat &ccedil;ekmesi ve konunun yerel basına yansımasıyla birlikte b&ouml;lge halkı da araştırmalara katıldı.<br /> Mavi Kelebekler takip edilerek &uuml;&ccedil; y&uuml;z kadar toplu mezar bulundu. Toplu Mezar Enstit&uuml;s&uuml; bu zamana kadar yaptığı &ccedil;alışmalarda &uuml;lke genelinde 20 bin kişinin cesedine ulaştı ancak bunlardan 18 bin kadarının kimliğini belirleyebildi. Cesetlerin par&ccedil;alanmış ve yakılmış olması kimlik belirleme &ccedil;alışmalarını g&uuml;&ccedil;leştiren en &ouml;nemli fakt&ouml;r olarak ifade ediliyor.<br /> Bu g&uuml;nlerde ilgin&ccedil; bir gelişme yaşandı. İsve&ccedil; Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından verilen ve d&uuml;nyanın en prestijli &ouml;d&uuml;ll&uuml; olarak kabul edilen Nobel 2019 yılı Edebiyat &Ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml;n, Avusturyalı yazar Peter Handke&rsquo;ye verildiği a&ccedil;ıklandı. Bu a&ccedil;ıklama b&uuml;y&uuml;k bir tartışma ile birlikte, Avrupa&rsquo;nın Bosna konusundaki samimiyetinin bir kez daha sorgulanmasına vesile oldu.<br /> Avusturyalı yazar Peter Handke, Yugoslavya i&ccedil; savaşının &ouml;nde gelen komutanlarından ve &lsquo;Sırp Kasabı&rsquo;&nbsp; olarak bilinen Slobodan Milosevi&ccedil; hayranı olarak biliniyor. Bu karar Edebiyat d&uuml;nyasından &ouml;nemli bazı itirazların y&uuml;kselmesine sebep oldu.<br /> Peter Handke savaş sonrası yazdığı yazılarda Srebrenitsa Soykırımı&rsquo;nı reddetmiş, Boşnakların kendi katliamlarını d&uuml;zenleyerek Sırpları su&ccedil;ladığını, medyanın da Sırpları k&ouml;t&uuml; g&ouml;stermeye &ccedil;alıştığı gibi sa&ccedil;ma sapan bazı g&ouml;r&uuml;şleri dillendirmişti. Handke, aynı zamanda 2006&rsquo;da Lahey&rsquo;deki h&uuml;cresinde &ouml;l&uuml; olarak bulunan Milosevi&ccedil;&rsquo;in cenaze t&ouml;renine katılarak, &ouml;vg&uuml; dolu bir konuşma yapmış ve &lsquo;Sırp milliyet&ccedil;iliğinin kabardığını&rsquo; dile getirmişti.<br /> Bu arada Handke&rsquo;ye Nobel Edebiyat &ouml;d&uuml;l&uuml; verilmesine en anlamlı tepki, Srebrenitsa katliamında hayatını kaybeden &ccedil;ocuklarının cesetlerini arayan kadınların kurduğu &lsquo;&rsquo;Srebrenitsa ve Zepa Anneleri Derneğinden&rsquo;&rsquo; geldi. Dernek, Nobel Edebiyat &Ouml;d&uuml;l&uuml;&rsquo;ne layık g&ouml;r&uuml;len Avusturyalı yazar Handke&rsquo;den &ldquo;Srebrenitsa&rsquo;daki soykırımı ink&acirc;r ettiği&rdquo; ve &ldquo;savaş su&ccedil;lularını desteklediği&rdquo; gerek&ccedil;esiyle &ouml;d&uuml;l&uuml;n geri alınmasını istedi.<br /> Barışa katkıda bulunan şahsiyetlere verilmesi gereken ve prestijli bir &ouml;d&uuml;l olarak kabul edilen Nobel &Ouml;d&uuml;llerinden birisinin, Sırpların yaptığı ve b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyanın kabul ettiği katliamı ink&acirc;r eden, BM&rsquo;in verdiği soykırım kararını kabul etmeyen, mazlum ve mağdur Boşnaklara d&uuml;şmanlığı ile bilinen bir yazara verilmiş olması da, bu &ouml;d&uuml;l&uuml; verenlerin ve gereken tepkiyi g&ouml;stermeyenlerin ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml;n&uuml; ortaya &ccedil;ıkaran bir turnusol vazifesi g&ouml;rd&uuml;.<br /> 10 Aralık 2019 tarihinde yapılan Nobel &Ouml;d&uuml;l T&ouml;renine, T&uuml;rkiye ile birlikte Kosova, Arnavutluk ve Hırvatistan gibi &uuml;lkeler katılmayarak bu &ccedil;irkin kararı protesto ettiler. Maalesef, b&ouml;yle &ccedil;irkin bir tercihe g&ouml;sterilen tepkiler, beklenilen d&uuml;zeyin &ccedil;ok &ccedil;ok altında ger&ccedil;ekleşti ve bir y&ouml;n&uuml; ile Avrupa&rsquo;nın da ikiy&uuml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; a&ccedil;ık bir şekilde ortaya serdi.<br /> Aslında Nobel Komitesi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k insani jest yaparak ve tarihe ge&ccedil;ecek sembolik bir karar alıp Nobel Barış &Ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml;, Mavi Kelebeklere vermeliydi. Belki bu &ccedil;irkin soykırımın ve vahşetin korkun&ccedil; boyutlarını ve barışa olan &ouml;zlemi, bu şekilde ifade etme yoluna gidebilirdi. Fakat ne yazık ki, Nobel &ouml;d&uuml;llerinden birisini soykırım inkarcılarından birisine vererek bu b&uuml;y&uuml;k insanlık su&ccedil;una ortak olmuş ve &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir prestij kaybına uğramıştır.<br /> Ne yazık ki Avrupa&rsquo;daki h&acirc;kim zihniyet, ruhuna işleyen zul&uuml;m ve katliam anaforundan bir t&uuml;rl&uuml; &ccedil;ıkamıyor.<br /> &nbsp;</div> <div style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">Abd&uuml;lkadir MENEK&nbsp;</div>
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.