Doç. Dr. Ömer MENEKŞE
Köşe Yazarı
Doç. Dr. Ömer MENEKŞE
 

AYLAR BİZE HEP MUHARREM OLDU

<p><strong>Muharrem: H&uuml;rmete L&acirc;yık </strong></p> <p>Muharrem, Kurban Bayramı ve hac ibadetinin kendisinde ger&ccedil;ekleştiği Zilhicce&rsquo;den sonra gelen, Hz. Muhammed&rsquo;in &ldquo;Şehrullah: Yani, Allah&rsquo;ın Ayı&rdquo; diye nitelendirdiği kutlu ay...</p> <p>Yine geldi savaşın yasaklandığı, barışın yeşerdiği barış ayı...</p> <p>Bu ay; &lsquo;eşhur-u hurum&rsquo; &ldquo;Haram aylardan biri.&rdquo;</p> <p>Muharrem, haram kılınmış, h&uuml;rmete l&acirc;yık&hellip; H&uuml;rmetle başlayan bir pilot-zaman&hellip;</p> <p>Bize b&ouml;yle belletti il&acirc;hi &ouml;ğreti... Barış olmalıydı... Savaşa son verilmeliydi... Kan d&ouml;k&uuml;lmemeliydi&hellip; İnsanlar kucaklaşmalı, her halde kardeş olduklarını hatırlamalıydılar. Aynen M&uuml;minlerin em&icirc;ri Hz. Ali (r.a)&rsquo;nin buyurduğu gibi... &ldquo;Ya dinde kardeş... Ya yaratılışta...&rdquo;</p> <p>G&ouml;nl&uuml;m&uuml;z sevin&ccedil; dolu, y&uuml;reklerdeki pusula barışı g&ouml;steriyor&hellip; Savaşlar bitecek ve barış olacak&hellip;</p> <p><strong>Muharrem: Hicr&icirc; Yılbaşı </strong></p> <p>Muharrem, kamer&icirc; ayların ilki&hellip; Yepyeni bir yıl... Hicr&icirc; yıld&ouml;n&uuml;m&uuml;...</p> <p>Hicret; Kardeşliğe a&ccedil;ılan yolculuğun &ouml;yk&uuml;s&uuml;&hellip; G&ouml;n&uuml;llerde başlayıp g&ouml;n&uuml;llerde biten bir duygu iklimi&hellip; Hicret bir mil&acirc;d...</p> <p>Hz. Muhammed&rsquo;in 622 yılında Mekke&rsquo;den Medine&rsquo;ye kutlu yolculuğu, hicretten 17 yıl sonra Hz. &Ouml;mer&rsquo;in halifeliği d&ouml;neminde Hz. Ali&rsquo;nin teklifiyle hicr&icirc; takvimin başlangıcı olarak kabul ediliyor, Muharrem de bu takvimin ilk ayı oluyordu&hellip;</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>10 Muharrem: Aşure G&uuml;n&uuml; </strong></p> <p>Aşure&hellip; Muharrem ayının onuncu g&uuml;n&uuml;...</p> <p>Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:</p> <p>&ldquo;Ramazan orucundan sonra en faziletli oru&ccedil;, Allah&rsquo;ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur&hellip;&rdquo; (M&uuml;slim, &ldquo;Sıy&acirc;m&rdquo;, 202)</p> <p>Aşure g&uuml;n&uuml; tarihte bazı olayların meydana geldiği rivayet edilir:</p> <p>Nuh (a.s.)&rsquo;un gemisinin tufandan kurtulup Cudi Dağı&#39;nın tepesine oturması ve ink&acirc;rcıların da b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle yok olup gitmesi, Hz. Adem (a.s.)&rsquo;in tevbesi, Hz. İbrahim (a.s.)&rsquo;in ateşten kurtulması ve Hz. Yakub (a.s.)&rsquo;un oğlu Hz. Yusuf&rsquo;a kavuşması, Hz. Musa ve İsrailoğullarının Firavun&rsquo;un zulm&uuml;nden kurtulması vs. (Umdet&uuml;&rsquo;l-K&acirc;ri Şerhi, Sahih-i Buh&acirc;r&icirc;, 9, 191; Yavuz, Yusuf Şevki, &ldquo;Aşure&rdquo;, DİA, IV, 24-26)</p> <p><strong>Ortak Tat: Aşure </strong></p> <p>Muharrem ayına ait g&uuml;zelliklerden birisi de, uzun yıllardır yaşattığımız aşure tatlısı geleneğidir. Milletimiz komşularına, dost ve akrabalarına yılda iki defa g&uuml;zellik dağıtır: Birisi kurbanda et, ikincisi de aşurede tatlı&hellip;</p> <p>Aşure paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesi&hellip;</p> <p>Aşurenin bu mecaz&icirc; anlamı bizim i&ccedil;in bug&uuml;n her zamankinden daha fazla &ouml;nem taşımakta&hellip; Bilindiği &uuml;zere Hz. Nuh&rsquo;un gemisinde her canlıdan bir &ccedil;ift vardır. Bunların her biri &ouml;tekinden farklılığını ortaya koyarak asgari m&uuml;şterekte birlikteliğe ve b&uuml;t&uuml;ne katkı sağlayarak tufandan kurtulur; tıpkı aşure aşında bir araya gelen farklı bakliyat, meyve, tatlı ve tuzluların farklılıklarının aynı vasata-ortak tada katkı sağlamaları gibi&hellip;</p> <p>Farklılıklarıyla &ldquo;ortak ideal ve istikbal lezzeti&rdquo;ne katkı sağlayıp bir &ccedil;eşni kattığımızda ve farklılıkları bir k&uuml;lt&uuml;rel zenginlik olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde; bakliyatın &ldquo;heterojen&rdquo;liğinden aşure aşının &ldquo;homojen&rdquo;liğine bin yıldır katkı sağlayan, insanlığın farklı tecr&uuml;belerini, geleneklerini, değer ve anlayışlarını bağrında barındıran, farklı inan&ccedil; ve k&uuml;lt&uuml;rlerle bir arada yaşayan milletimizin bu k&uuml;lt&uuml;rel zenginliğini hi&ccedil;bir oyun bozamayacaktır.</p> <p>Ancak eğer, nasıl ki fasulye aşuredeyken diriliğini korumaya devam etmek i&ccedil;in direnir de, pişmemekte inat ederse aşure i&ccedil;inde sırıtır, lezzet &ccedil;atışmasına sebep olursa, farklılıkların birbirini itmesi de barış i&ccedil;inde birlikte yaşamaya engel olacaktır.</p> <p>Milletimiz, bug&uuml;n de; &ldquo;farklılıkların ahenk i&ccedil;indeki ortak tada katkı sağlamaları&rdquo;, &ldquo;birlik&rdquo; gibi k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n &ouml;z&uuml;nde hep var olan g&uuml;zellikleri devam ettirme bilinci ile &ldquo;Buğday, pirin&ccedil;, su, şeker, fasulye, nohut, badem, ceviz, fındık, &uuml;z&uuml;m, kayısı, incir, karanfil, zencefil&rdquo; gibi birbirinden farklı tatları aynı kazanda kaynatıp, Muhammed&icirc; muhabbetten birka&ccedil; damla g&uuml;lsuyu katarak aşure aşı yapmaya, birlikte yaşamanın sembol&uuml;n&uuml; tadarken muhabbeti paylaşmaya devam etmektedir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Muharrem: H&uuml;seyn-i Kerbel&acirc;&rsquo;yı Elvan Eden G&uuml;n </strong></p> <p>Yıllardan 680, aylardan Muharrem...</p> <p>&ldquo;Yıllar ge&ccedil;iyor ki ya Muhammed, Aylar bize hep muharrem oldu!</p> <p>Akşam ne g&uuml;neşli bir geceydi, Eyvah o da leyl-i m&acirc;tem oldu.&rdquo;</p> <p>Mehmet Akif doksan sene &ouml;nce yazdığı, &ldquo;Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi&rdquo; isimli şiirine bu beyitler ile başlar.</p> <p>Alvarlı Efe Hazretleri de:</p> <p>&ldquo;Bu g&uuml;n m&acirc;h-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar.</p> <p>Bu g&uuml;n eyyam-ı matemdir, bu g&uuml;n &acirc;b-ı revan ağlar.</p> <p>H&uuml;seyn-i Kerbel&acirc;&rsquo;yı elvan eden g&uuml;nd&uuml;r.</p> <p>Bu g&uuml;n Arş-ı muazzamda olan &acirc;li divan ağlar..&rdquo; diyerek h&uuml;zn&uuml;n&uuml; ifade eder.</p> <p>Muharrem... h&uuml;z&uuml;n gecesi&hellip; Kerbel&acirc;&hellip; Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in şeh&acirc;deti&hellip; Onun siyas&icirc; ihtiraslar uğruna acımasızca şehit edilmesi, peygamberimizi ve onun Ehl-i Beyt&#39;ini seven m&uuml;minleri derinden yaralamış, m&uuml;min kalpler yanmış, asırlar ge&ccedil;se de bu yangın ve g&ouml;zyaşları dinmemiştir&hellip;</p> <p>Fırat&rsquo;ın yanı başında... Suyun akış sesini duyup dururken... Kuşatılmışlık i&ccedil;inde susuzluk &ccedil;eken mazlum bir kafile...</p> <p>Hz. H&uuml;seyin&hellip; Hz. Ali ile Hz. Fatıma&rsquo;nın k&uuml;&ccedil;&uuml;k oğlu; Rasul&uuml;llah (s.a.s.) Efendimiz&rsquo;in sevgili torunu... Peygamberimiz&rsquo;in, ağabeyi Hz. Hasan&rsquo;la beraber d&uuml;nyanın iki &ccedil;i&ccedil;eği, ahirette de, &ldquo;cennet &ccedil;ocuklarının efendileri&rdquo; diye &ouml;vd&uuml;ğ&uuml; (Buh&acirc;r&icirc;, &ldquo;Menakıb&rdquo;, 22) ve &ldquo;Allah&rsquo;ım, ben onları seviyorum, Sen de sev!&rdquo; diye haklarında dua ettiği, (Tirmiz&icirc;, &ldquo;Menakıb&rdquo;, 31) adını bizzat kendisinin koyduğu ciğerparesi&hellip;</p> <p>Ve yakınları... Kadınlar, &ccedil;ocuklar... Bir şiddet g&uuml;n&uuml; ki, asırlardır y&uuml;rek kanatır. Aylar ve yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e daha &ccedil;ok yaktı bağırları Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in aşkı&hellip; &Ccedil;ocuklara, ona olan sevgiyle H&uuml;seyin adı verildi. Hattatlar onu yazdı, kalem ağladı, m&uuml;rekkep ağladı. Nakkaşlar yazılanları renklerle ta&ccedil;landırdılar. Fır&ccedil;a ağladı, renk ağladı. Ve onun kan damlalarıyla sulanan topraklarda insanlar mek&acirc;n tutmaya başladılar. &Ccedil;&ouml;ller hayat buldu, H&uuml;seyin aşkıyla yeşillendi, imar oldu. &Ccedil;&ouml;l ile birlikte g&ouml;n&uuml;llerdeki sevgi de &ccedil;oğaldı ve Kerbel&acirc; &ouml;nce bir kasaba, sonra H&uuml;seyin sevgisiyle ruh ve k&uuml;lt&uuml;r oldu. O aşk ki, Kerbel&acirc;&rsquo;nın taşına, tuğlasına şekil verdi, kubbesine, yapısına estetik oldu. Meşhed&uuml;&rsquo;l-H&uuml;seyn&rsquo;e Mimar Sinan&rsquo;ın usta &ccedil;izgileri ve Matrak&ccedil;ı Nasuh&rsquo;un bakışı yansıdı... Camisini, Sultan III. Murat&rsquo;ın Valisi Ali Paşa yaptırdı, t&uuml;rbesini Necip Paşa eliyle Sultan Abd&uuml;lmecid onarttı. &ldquo;Hadikat&uuml;&rsquo;s-Suad&acirc;&rdquo; adıyla kitabını Fuzul&icirc; yazdı, ağıtını K&acirc;zım Paşa&hellip;</p> <p>&nbsp;</p> <p>&ldquo;D&uuml;şt&uuml; H&uuml;seyn atından sahr&acirc;&ndash;yı Kerbel&acirc;&rsquo;ya</p> <p>Cibr&icirc;l var haber ver sult&acirc;n&ndash;ı enbiy&acirc;ya&rdquo;</p> <p>Hz. H&uuml;seyin şehit oldu&hellip; Onun şehadetini anlatan, bu h&uuml;zn&uuml; dile getiren, Ehl-i Beyt sevgisi ile dolu g&ouml;n&uuml;llerden s&uuml;z&uuml;l&uuml;p gelen duyguların k&acirc;ğıda d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş manzumeleri olan, &ldquo;Maktel&uuml;&rsquo;l-H&uuml;seyin&rdquo; adında nice mersiyeler yazıldı. (Bkz. İlyas &Uuml;z&uuml;m, &ldquo;Hz.H&uuml;seyin&rdquo;, DİA., XVIII, 522-524; Mustafa Uzun, &ldquo;Kerbel&acirc; &ldquo;,DİA, XXV, 274,275; Şeyma G&uuml;ng&ouml;r, &ldquo;Maktel&uuml;&rsquo;l-H&uuml;seyin&rdquo;,DİA., XXVII, 456-457)</p> <p>G&ouml;zyaşını kullar d&ouml;kt&uuml; ve kumlar kuruttu...</p> <p>Yaşanmış ve geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olamayan bu yanlış ve &uuml;z&uuml;c&uuml; hadiseyi yeniden d&uuml;ş&uuml;nmek gerek&hellip; Muharremi yeniden anlamak ve anlamlandırmak gerek&hellip;</p> <p>Ortak tadımızı bozacak, pişmiş aşımıza su katacaklara tek y&uuml;rek olarak direnmek gerek...</p> <p>Bu duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerle, başta Seyyid-i Ş&uuml;hed&acirc; İmam Hz. H&uuml;seyin ve Kerbel&acirc; şehitleri olmak &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n şehitlerimizi rahmetle anıyor, onların İmam Zeynelabidin ile s&uuml;ren aziz hatırasını yad ediyor, Ehl-i Beyt-i Mustafa&rsquo;yı saygıyla selamlıyor; asırlardan beri Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi etrafında kenetlenen milletimizin barış, huzur, g&uuml;ven, karşılıklı sevgi ve saygı i&ccedil;erisinde yaşamasını Allah&rsquo;tan niyaz ediyorum.</p> <p>&nbsp;</p>
Ekleme Tarihi: 31 Ağustos 2019 - Cumartesi

AYLAR BİZE HEP MUHARREM OLDU

<p><strong>Muharrem: H&uuml;rmete L&acirc;yık </strong></p> <p>Muharrem, Kurban Bayramı ve hac ibadetinin kendisinde ger&ccedil;ekleştiği Zilhicce&rsquo;den sonra gelen, Hz. Muhammed&rsquo;in &ldquo;Şehrullah: Yani, Allah&rsquo;ın Ayı&rdquo; diye nitelendirdiği kutlu ay...</p> <p>Yine geldi savaşın yasaklandığı, barışın yeşerdiği barış ayı...</p> <p>Bu ay; &lsquo;eşhur-u hurum&rsquo; &ldquo;Haram aylardan biri.&rdquo;</p> <p>Muharrem, haram kılınmış, h&uuml;rmete l&acirc;yık&hellip; H&uuml;rmetle başlayan bir pilot-zaman&hellip;</p> <p>Bize b&ouml;yle belletti il&acirc;hi &ouml;ğreti... Barış olmalıydı... Savaşa son verilmeliydi... Kan d&ouml;k&uuml;lmemeliydi&hellip; İnsanlar kucaklaşmalı, her halde kardeş olduklarını hatırlamalıydılar. Aynen M&uuml;minlerin em&icirc;ri Hz. Ali (r.a)&rsquo;nin buyurduğu gibi... &ldquo;Ya dinde kardeş... Ya yaratılışta...&rdquo;</p> <p>G&ouml;nl&uuml;m&uuml;z sevin&ccedil; dolu, y&uuml;reklerdeki pusula barışı g&ouml;steriyor&hellip; Savaşlar bitecek ve barış olacak&hellip;</p> <p><strong>Muharrem: Hicr&icirc; Yılbaşı </strong></p> <p>Muharrem, kamer&icirc; ayların ilki&hellip; Yepyeni bir yıl... Hicr&icirc; yıld&ouml;n&uuml;m&uuml;...</p> <p>Hicret; Kardeşliğe a&ccedil;ılan yolculuğun &ouml;yk&uuml;s&uuml;&hellip; G&ouml;n&uuml;llerde başlayıp g&ouml;n&uuml;llerde biten bir duygu iklimi&hellip; Hicret bir mil&acirc;d...</p> <p>Hz. Muhammed&rsquo;in 622 yılında Mekke&rsquo;den Medine&rsquo;ye kutlu yolculuğu, hicretten 17 yıl sonra Hz. &Ouml;mer&rsquo;in halifeliği d&ouml;neminde Hz. Ali&rsquo;nin teklifiyle hicr&icirc; takvimin başlangıcı olarak kabul ediliyor, Muharrem de bu takvimin ilk ayı oluyordu&hellip;</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>10 Muharrem: Aşure G&uuml;n&uuml; </strong></p> <p>Aşure&hellip; Muharrem ayının onuncu g&uuml;n&uuml;...</p> <p>Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:</p> <p>&ldquo;Ramazan orucundan sonra en faziletli oru&ccedil;, Allah&rsquo;ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur&hellip;&rdquo; (M&uuml;slim, &ldquo;Sıy&acirc;m&rdquo;, 202)</p> <p>Aşure g&uuml;n&uuml; tarihte bazı olayların meydana geldiği rivayet edilir:</p> <p>Nuh (a.s.)&rsquo;un gemisinin tufandan kurtulup Cudi Dağı&#39;nın tepesine oturması ve ink&acirc;rcıların da b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle yok olup gitmesi, Hz. Adem (a.s.)&rsquo;in tevbesi, Hz. İbrahim (a.s.)&rsquo;in ateşten kurtulması ve Hz. Yakub (a.s.)&rsquo;un oğlu Hz. Yusuf&rsquo;a kavuşması, Hz. Musa ve İsrailoğullarının Firavun&rsquo;un zulm&uuml;nden kurtulması vs. (Umdet&uuml;&rsquo;l-K&acirc;ri Şerhi, Sahih-i Buh&acirc;r&icirc;, 9, 191; Yavuz, Yusuf Şevki, &ldquo;Aşure&rdquo;, DİA, IV, 24-26)</p> <p><strong>Ortak Tat: Aşure </strong></p> <p>Muharrem ayına ait g&uuml;zelliklerden birisi de, uzun yıllardır yaşattığımız aşure tatlısı geleneğidir. Milletimiz komşularına, dost ve akrabalarına yılda iki defa g&uuml;zellik dağıtır: Birisi kurbanda et, ikincisi de aşurede tatlı&hellip;</p> <p>Aşure paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesi&hellip;</p> <p>Aşurenin bu mecaz&icirc; anlamı bizim i&ccedil;in bug&uuml;n her zamankinden daha fazla &ouml;nem taşımakta&hellip; Bilindiği &uuml;zere Hz. Nuh&rsquo;un gemisinde her canlıdan bir &ccedil;ift vardır. Bunların her biri &ouml;tekinden farklılığını ortaya koyarak asgari m&uuml;şterekte birlikteliğe ve b&uuml;t&uuml;ne katkı sağlayarak tufandan kurtulur; tıpkı aşure aşında bir araya gelen farklı bakliyat, meyve, tatlı ve tuzluların farklılıklarının aynı vasata-ortak tada katkı sağlamaları gibi&hellip;</p> <p>Farklılıklarıyla &ldquo;ortak ideal ve istikbal lezzeti&rdquo;ne katkı sağlayıp bir &ccedil;eşni kattığımızda ve farklılıkları bir k&uuml;lt&uuml;rel zenginlik olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde; bakliyatın &ldquo;heterojen&rdquo;liğinden aşure aşının &ldquo;homojen&rdquo;liğine bin yıldır katkı sağlayan, insanlığın farklı tecr&uuml;belerini, geleneklerini, değer ve anlayışlarını bağrında barındıran, farklı inan&ccedil; ve k&uuml;lt&uuml;rlerle bir arada yaşayan milletimizin bu k&uuml;lt&uuml;rel zenginliğini hi&ccedil;bir oyun bozamayacaktır.</p> <p>Ancak eğer, nasıl ki fasulye aşuredeyken diriliğini korumaya devam etmek i&ccedil;in direnir de, pişmemekte inat ederse aşure i&ccedil;inde sırıtır, lezzet &ccedil;atışmasına sebep olursa, farklılıkların birbirini itmesi de barış i&ccedil;inde birlikte yaşamaya engel olacaktır.</p> <p>Milletimiz, bug&uuml;n de; &ldquo;farklılıkların ahenk i&ccedil;indeki ortak tada katkı sağlamaları&rdquo;, &ldquo;birlik&rdquo; gibi k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n &ouml;z&uuml;nde hep var olan g&uuml;zellikleri devam ettirme bilinci ile &ldquo;Buğday, pirin&ccedil;, su, şeker, fasulye, nohut, badem, ceviz, fındık, &uuml;z&uuml;m, kayısı, incir, karanfil, zencefil&rdquo; gibi birbirinden farklı tatları aynı kazanda kaynatıp, Muhammed&icirc; muhabbetten birka&ccedil; damla g&uuml;lsuyu katarak aşure aşı yapmaya, birlikte yaşamanın sembol&uuml;n&uuml; tadarken muhabbeti paylaşmaya devam etmektedir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Muharrem: H&uuml;seyn-i Kerbel&acirc;&rsquo;yı Elvan Eden G&uuml;n </strong></p> <p>Yıllardan 680, aylardan Muharrem...</p> <p>&ldquo;Yıllar ge&ccedil;iyor ki ya Muhammed, Aylar bize hep muharrem oldu!</p> <p>Akşam ne g&uuml;neşli bir geceydi, Eyvah o da leyl-i m&acirc;tem oldu.&rdquo;</p> <p>Mehmet Akif doksan sene &ouml;nce yazdığı, &ldquo;Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi&rdquo; isimli şiirine bu beyitler ile başlar.</p> <p>Alvarlı Efe Hazretleri de:</p> <p>&ldquo;Bu g&uuml;n m&acirc;h-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar.</p> <p>Bu g&uuml;n eyyam-ı matemdir, bu g&uuml;n &acirc;b-ı revan ağlar.</p> <p>H&uuml;seyn-i Kerbel&acirc;&rsquo;yı elvan eden g&uuml;nd&uuml;r.</p> <p>Bu g&uuml;n Arş-ı muazzamda olan &acirc;li divan ağlar..&rdquo; diyerek h&uuml;zn&uuml;n&uuml; ifade eder.</p> <p>Muharrem... h&uuml;z&uuml;n gecesi&hellip; Kerbel&acirc;&hellip; Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in şeh&acirc;deti&hellip; Onun siyas&icirc; ihtiraslar uğruna acımasızca şehit edilmesi, peygamberimizi ve onun Ehl-i Beyt&#39;ini seven m&uuml;minleri derinden yaralamış, m&uuml;min kalpler yanmış, asırlar ge&ccedil;se de bu yangın ve g&ouml;zyaşları dinmemiştir&hellip;</p> <p>Fırat&rsquo;ın yanı başında... Suyun akış sesini duyup dururken... Kuşatılmışlık i&ccedil;inde susuzluk &ccedil;eken mazlum bir kafile...</p> <p>Hz. H&uuml;seyin&hellip; Hz. Ali ile Hz. Fatıma&rsquo;nın k&uuml;&ccedil;&uuml;k oğlu; Rasul&uuml;llah (s.a.s.) Efendimiz&rsquo;in sevgili torunu... Peygamberimiz&rsquo;in, ağabeyi Hz. Hasan&rsquo;la beraber d&uuml;nyanın iki &ccedil;i&ccedil;eği, ahirette de, &ldquo;cennet &ccedil;ocuklarının efendileri&rdquo; diye &ouml;vd&uuml;ğ&uuml; (Buh&acirc;r&icirc;, &ldquo;Menakıb&rdquo;, 22) ve &ldquo;Allah&rsquo;ım, ben onları seviyorum, Sen de sev!&rdquo; diye haklarında dua ettiği, (Tirmiz&icirc;, &ldquo;Menakıb&rdquo;, 31) adını bizzat kendisinin koyduğu ciğerparesi&hellip;</p> <p>Ve yakınları... Kadınlar, &ccedil;ocuklar... Bir şiddet g&uuml;n&uuml; ki, asırlardır y&uuml;rek kanatır. Aylar ve yıllar ge&ccedil;tik&ccedil;e daha &ccedil;ok yaktı bağırları Hz. H&uuml;seyin&rsquo;in aşkı&hellip; &Ccedil;ocuklara, ona olan sevgiyle H&uuml;seyin adı verildi. Hattatlar onu yazdı, kalem ağladı, m&uuml;rekkep ağladı. Nakkaşlar yazılanları renklerle ta&ccedil;landırdılar. Fır&ccedil;a ağladı, renk ağladı. Ve onun kan damlalarıyla sulanan topraklarda insanlar mek&acirc;n tutmaya başladılar. &Ccedil;&ouml;ller hayat buldu, H&uuml;seyin aşkıyla yeşillendi, imar oldu. &Ccedil;&ouml;l ile birlikte g&ouml;n&uuml;llerdeki sevgi de &ccedil;oğaldı ve Kerbel&acirc; &ouml;nce bir kasaba, sonra H&uuml;seyin sevgisiyle ruh ve k&uuml;lt&uuml;r oldu. O aşk ki, Kerbel&acirc;&rsquo;nın taşına, tuğlasına şekil verdi, kubbesine, yapısına estetik oldu. Meşhed&uuml;&rsquo;l-H&uuml;seyn&rsquo;e Mimar Sinan&rsquo;ın usta &ccedil;izgileri ve Matrak&ccedil;ı Nasuh&rsquo;un bakışı yansıdı... Camisini, Sultan III. Murat&rsquo;ın Valisi Ali Paşa yaptırdı, t&uuml;rbesini Necip Paşa eliyle Sultan Abd&uuml;lmecid onarttı. &ldquo;Hadikat&uuml;&rsquo;s-Suad&acirc;&rdquo; adıyla kitabını Fuzul&icirc; yazdı, ağıtını K&acirc;zım Paşa&hellip;</p> <p>&nbsp;</p> <p>&ldquo;D&uuml;şt&uuml; H&uuml;seyn atından sahr&acirc;&ndash;yı Kerbel&acirc;&rsquo;ya</p> <p>Cibr&icirc;l var haber ver sult&acirc;n&ndash;ı enbiy&acirc;ya&rdquo;</p> <p>Hz. H&uuml;seyin şehit oldu&hellip; Onun şehadetini anlatan, bu h&uuml;zn&uuml; dile getiren, Ehl-i Beyt sevgisi ile dolu g&ouml;n&uuml;llerden s&uuml;z&uuml;l&uuml;p gelen duyguların k&acirc;ğıda d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş manzumeleri olan, &ldquo;Maktel&uuml;&rsquo;l-H&uuml;seyin&rdquo; adında nice mersiyeler yazıldı. (Bkz. İlyas &Uuml;z&uuml;m, &ldquo;Hz.H&uuml;seyin&rdquo;, DİA., XVIII, 522-524; Mustafa Uzun, &ldquo;Kerbel&acirc; &ldquo;,DİA, XXV, 274,275; Şeyma G&uuml;ng&ouml;r, &ldquo;Maktel&uuml;&rsquo;l-H&uuml;seyin&rdquo;,DİA., XXVII, 456-457)</p> <p>G&ouml;zyaşını kullar d&ouml;kt&uuml; ve kumlar kuruttu...</p> <p>Yaşanmış ve geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml; olamayan bu yanlış ve &uuml;z&uuml;c&uuml; hadiseyi yeniden d&uuml;ş&uuml;nmek gerek&hellip; Muharremi yeniden anlamak ve anlamlandırmak gerek&hellip;</p> <p>Ortak tadımızı bozacak, pişmiş aşımıza su katacaklara tek y&uuml;rek olarak direnmek gerek...</p> <p>Bu duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerle, başta Seyyid-i Ş&uuml;hed&acirc; İmam Hz. H&uuml;seyin ve Kerbel&acirc; şehitleri olmak &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n şehitlerimizi rahmetle anıyor, onların İmam Zeynelabidin ile s&uuml;ren aziz hatırasını yad ediyor, Ehl-i Beyt-i Mustafa&rsquo;yı saygıyla selamlıyor; asırlardan beri Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi etrafında kenetlenen milletimizin barış, huzur, g&uuml;ven, karşılıklı sevgi ve saygı i&ccedil;erisinde yaşamasını Allah&rsquo;tan niyaz ediyorum.</p> <p>&nbsp;</p>
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.