Dr. Vehbi KARA
Köşe Yazarı
Dr. Vehbi KARA
 

Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu

Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu Kocatepe Muhribi’mizin batmasını yalnızca teknik bir istihbarat ve koordinasyon hatası olarak değil, o dönem Deniz Kuvvetleri içindeki liyakat yetersizliği ve ideolojik yapılanmanın bir sonucu olarak değerlendirmek gerekiyor. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda yaşanan bu trajik “dost ateşi” olayına dair kaleme aldığım “Kocatepe Olayı” başlıklı yazılarımda temel yaklaşımlar şu şekildedir: Cunta Yapılanması, Liyakat Sorunu ve Sabetaycı Masonik Yapılanma Olayın arka planında, Deniz Kuvvetleri’nde sabetaycı cunta yapılanmasının getirdiği liyakat eksikliklerinin yattığı belirgin bir şekilde görülmektedir. Alkol Testi Askerlik mesleğinde uzun bir süre boyunca amirallik rütbesine yükselebilmek için adeta alkollü içki kullanma zorunluluğu öne çıkmıştır. Dünyada eşi ve benzeri olmayan bu uygulama uzun yıllar boyunca devam etmiş; alkol kullanmayan subaylar çeşitli şekillerde cezalandırılmıştır. Subayların rakı içme testlerine tabi tutulduğunun delili olarak, komuta kademesinin en üstünde bulunan Güven Erkaya’nın, Başbakan Erbakan’ın davetinde dışarıdan rakı getirtmesi olayı güzel bir örnektir. Dönemin batan TCG Kocatepe Komutanı olan ve ilerleyen yıllarda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapan Güven Erkaya’yı, benden başka eleştiren neredeyse hiçbir bahriyeli yazara rastlayamıyoruz. Bu durum, ideolojik olarak Deniz Kuvvetleri’nde masonik ve sabetaycı varlığın güçlü bir şekilde bulunduğunu açıkça göstermektedir. 28 Şubat 1997 darbesinin askerî mimarlarından olan Erkaya’nın, Kocatepe olayı sonrasında terfi ettirilip kuvvet komutanı olması, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın nasıl bir ideolojik yapılanma içinde olduğunu kanıtlar niteliktedir. Meslekî yetersizliği aşikâr olan sabetaycı ve FETÖ’cü subaylar önemli görevlere getirilmiş; Deniz Kuvvetleri’mizin komuta yapısı kasıtlı olarak zayıflatılmıştır. İşte Kocatepe olayı, bunun bir delili ve gizlenemeyecek ölçüde açık bir göstergesidir. Batı Çalışma Grubu Cunta Yapılanması ve Demokrasi Düşmanı Tek Partili Yönetimi Dayatma Eğitimi Askerî personelin, mason komitesi merkezli, millî değerlerden uzak ve yapay kriterlerle (içki içme, seküler yaşam tarzı vb.) seçilmesinin savaş meydanında basiretsizliğe yol açtığı apaçık bir gerçektir. Bunun detaylarını askerlikle ilgili kitap ve yazılarım sayesinde kolayca anlayabilirsiniz. Askerî ve Teknik Değerlendirme Koordinasyon Eksikliği Hava ve Deniz Kuvvetleri arasındaki radyo ve muhabere irtibatsızlığının olayın somut sebebi olduğunda şüphe yoktur. Fakat yukarıda sayılan ideolojik körlük ve liyakat yetersizliğini de unutmamak gereklidir. Bu hazin ve acı sonuçtan soğukkanlı bir değerlendirme yapılmalı ve gerekli dersler çıkarılmalıdır. Bu yapısal zincirleme hatalar yüzünden Türk savaş uçaklarının kendi gemisini beş saat boyunca bombaladığı ve 54 askerin şehit düştüğü gerçeğini unutmamak gerekiyor. İşin daha kötüsü, denizde uzun süre bekleyen Kocatepe gemisi askerlerinin bir İsrail gemisi tarafından kurtarılması affedilmeyecek bir suçtur. Bu trajedinin örtbas edilmeye çalışılması ve göstermelik dahi olsa sorumlu Deniz ve Hava Kuvvetleri general ve amirallerinden hiçbirisinin ceza almaması büyük bir skandaldır. Ne gariptir ki bu büyük suçlar örtbas edilirken, 28 Şubat döneminde eşi başörtülü binlerce subay ve astsubay, hiçbir hukukî gerekçe olmaksızın yargılanmadan emekli edilmiştir. 2007 yılına kadar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başında bulunduğu hükümetler döneminde de “irtica” bahanesi ile ordudan resen emeklilik uygulamaları devam etmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 28 Şubat döneminde henüz tam olarak iktidar olamadığı gerekçesiyle bu yargısız infaz uygulamaları nedeniyle halkımız tarafından cezalandırılmadığı, seçim zaferleri sebebiyle bir gerçek olarak karşımıza çıkmıştır. Fakat binlerce yargısız infaz uygulaması ile ordudan atılan askerlerin özlük haklarını alması konusunda sessiz kalınması affedilemez. Elbette bunun hesabı bir gün sorulacaktır. Bu dünyada olmasa dahi rûz-i mahşerde, haksızlık yapan, velev bir dirhem dahi olsa karşılığını görecektir. Vesselam… Dr. Vehbi Kara
Ekleme Tarihi: 17 Mayıs 2026 -Pazar

Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu

Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu Kocatepe Muhribi’mizin batmasını yalnızca teknik bir istihbarat ve koordinasyon hatası olarak değil, o dönem Deniz Kuvvetleri içindeki liyakat yetersizliği ve ideolojik yapılanmanın bir sonucu olarak değerlendirmek gerekiyor. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda yaşanan bu trajik “dost ateşi” olayına dair kaleme aldığım “Kocatepe Olayı” başlıklı yazılarımda temel yaklaşımlar şu şekildedir: Cunta Yapılanması, Liyakat Sorunu ve Sabetaycı Masonik Yapılanma Olayın arka planında, Deniz Kuvvetleri’nde sabetaycı cunta yapılanmasının getirdiği liyakat eksikliklerinin yattığı belirgin bir şekilde görülmektedir. Alkol Testi Askerlik mesleğinde uzun bir süre boyunca amirallik rütbesine yükselebilmek için adeta alkollü içki kullanma zorunluluğu öne çıkmıştır. Dünyada eşi ve benzeri olmayan bu uygulama uzun yıllar boyunca devam etmiş; alkol kullanmayan subaylar çeşitli şekillerde cezalandırılmıştır. Subayların rakı içme testlerine tabi tutulduğunun delili olarak, komuta kademesinin en üstünde bulunan Güven Erkaya’nın, Başbakan Erbakan’ın davetinde dışarıdan rakı getirtmesi olayı güzel bir örnektir. Dönemin batan TCG Kocatepe Komutanı olan ve ilerleyen yıllarda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapan Güven Erkaya’yı, benden başka eleştiren neredeyse hiçbir bahriyeli yazara rastlayamıyoruz. Bu durum, ideolojik olarak Deniz Kuvvetleri’nde masonik ve sabetaycı varlığın güçlü bir şekilde bulunduğunu açıkça göstermektedir. 28 Şubat 1997 darbesinin askerî mimarlarından olan Erkaya’nın, Kocatepe olayı sonrasında terfi ettirilip kuvvet komutanı olması, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın nasıl bir ideolojik yapılanma içinde olduğunu kanıtlar niteliktedir. Meslekî yetersizliği aşikâr olan sabetaycı ve FETÖ’cü subaylar önemli görevlere getirilmiş; Deniz Kuvvetleri’mizin komuta yapısı kasıtlı olarak zayıflatılmıştır. İşte Kocatepe olayı, bunun bir delili ve gizlenemeyecek ölçüde açık bir göstergesidir. Batı Çalışma Grubu Cunta Yapılanması ve Demokrasi Düşmanı Tek Partili Yönetimi Dayatma Eğitimi Askerî personelin, mason komitesi merkezli, millî değerlerden uzak ve yapay kriterlerle (içki içme, seküler yaşam tarzı vb.) seçilmesinin savaş meydanında basiretsizliğe yol açtığı apaçık bir gerçektir. Bunun detaylarını askerlikle ilgili kitap ve yazılarım sayesinde kolayca anlayabilirsiniz. Askerî ve Teknik Değerlendirme Koordinasyon Eksikliği Hava ve Deniz Kuvvetleri arasındaki radyo ve muhabere irtibatsızlığının olayın somut sebebi olduğunda şüphe yoktur. Fakat yukarıda sayılan ideolojik körlük ve liyakat yetersizliğini de unutmamak gereklidir. Bu hazin ve acı sonuçtan soğukkanlı bir değerlendirme yapılmalı ve gerekli dersler çıkarılmalıdır. Bu yapısal zincirleme hatalar yüzünden Türk savaş uçaklarının kendi gemisini beş saat boyunca bombaladığı ve 54 askerin şehit düştüğü gerçeğini unutmamak gerekiyor. İşin daha kötüsü, denizde uzun süre bekleyen Kocatepe gemisi askerlerinin bir İsrail gemisi tarafından kurtarılması affedilmeyecek bir suçtur. Bu trajedinin örtbas edilmeye çalışılması ve göstermelik dahi olsa sorumlu Deniz ve Hava Kuvvetleri general ve amirallerinden hiçbirisinin ceza almaması büyük bir skandaldır. Ne gariptir ki bu büyük suçlar örtbas edilirken, 28 Şubat döneminde eşi başörtülü binlerce subay ve astsubay, hiçbir hukukî gerekçe olmaksızın yargılanmadan emekli edilmiştir. 2007 yılına kadar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başında bulunduğu hükümetler döneminde de “irtica” bahanesi ile ordudan resen emeklilik uygulamaları devam etmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 28 Şubat döneminde henüz tam olarak iktidar olamadığı gerekçesiyle bu yargısız infaz uygulamaları nedeniyle halkımız tarafından cezalandırılmadığı, seçim zaferleri sebebiyle bir gerçek olarak karşımıza çıkmıştır. Fakat binlerce yargısız infaz uygulaması ile ordudan atılan askerlerin özlük haklarını alması konusunda sessiz kalınması affedilemez. Elbette bunun hesabı bir gün sorulacaktır. Bu dünyada olmasa dahi rûz-i mahşerde, haksızlık yapan, velev bir dirhem dahi olsa karşılığını görecektir. Vesselam… Dr. Vehbi Kara
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.