Fahri URHAN
Köşe Yazarı
Fahri URHAN
 

Kanayan İki Yaramız

Kanayan İki Yaramız Koruyan, kollayan ve bağışlayıcılığı bol olan Allah’ın ismi ile başlarım. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi af ve mağfireti tüm kardeşlerimin üzerine olsun. Kıymetli dostlarım! Ülkemizin bitmeyen ve her gün katlanarak artan iki yarası var. Biri (çoğu istisna olmak üzere) memurlar, diğeri de kıtlık çekilen sularımız. Kıymetli dostlarım! Memur olmak için, çoğunluğu istisna olmak üzere bazıları, el etek öpmekte, elinden gelen, gelmeyen her şeyi yapmaktadır. Halk ağzıyla, kapağı devlete attın mı, işin de için de rahat. Memur olmak için cebinin dolu olması(rüşvet), tanıdığının tanıdıklarının olması (referans=torpil) şart. Bu durum sadece memuriyete girmek için değil, özel sektöre girmek için de aynı şekil yaşanır oldu. Lakin özel sektörde, kurallara uyulmadığı, ortama uyum sağlanamadığı, uyuşukluk, uyumsuzluk görüldüğü anda gözünün yaşına bakılmaz. Bavulunu kapının önünde bulursun. Fakat memurlukta öyle değil. Eskiden “hamili kart yakınımdır” (yani bu kartı getiren yakınımdır, gereği yapılsın anlamında) bir durum vardı. Şimdi onun adı referans olmuş. Referansın, ne kadar geniş ve kapsamlı olursa olsun, referanslarının arasında üst tabakadan birinin adı yoksa işin zor demektir. Üst tabakadan birinin ismi, selamı, telefonu varsa işini yaptın, gemini yürüttün ve işi kaptın demektir. Birçok memur kardeşimiz var onlar üstüne alınmasınlar. Onları tenzih ediyorum ama devlete kapağı atan öyleleri var ki, ne oldum delisi olmuş şeklinde bir deyim vardır halk arasında tam da onu ayan ve beyan ediyor. Devletin makamının maaş alma yeri olduğunu, çalışsa da yatsa da maaşını alacağı yer olduğunu, eşine de işine de ihanet etme hakkının bulunduğunu, suratını ekşiterek iş yaptığında işinde daha verimli olduğunu, arkasını dönerek konuştuğunda daha anlaşılır olduğunu düşünen öyleleri var ki ülkemizde, onları hepimiz görüyoruz. Torpilin isminin referans olduğu günümüzde referansla işe girmiş, bir halttan anlamayan memurlar da var ki sormayın. Bildiğin bir konuda, hatta ihtisas yapmış derecesinde, yapılması gerekenlerin ezberinizde olduğu bir durumu, hem yapmayı bilmeyen, yapmayı beceremeyen, tarif edilince yüzüne bön bön bakan, hatta “çok biliyorsan gel kendin yap” deyimiyle kendini savunmaya alan bir dünya memur var. Bunlara en kısa zamanda ayar verilmesi gerekiyor. Bir diğer konu ise; Ülkemiz, yabancıların deyimiyle “su akar Türk bakar” şeklinde bir durumla karşı karşıyayken, artık su kıtlığı çekilen bir ülke durumuna geldi. Millete, en yaşamsal kaynağı olan içme suyunu temin etmekle yükümlü olanlar, içme suyunu sadece içme amaçlı getirseler pek problem olmayacak. Maalesef içme suyunu sulama için de izin veriyorlar ve ona ayrıca saat takıyorlar. Sonra da suyu dikkatli kullanalım diye de ihtar edip duruyorlar. Burada su temin etme görevindeki kurumlar atık su tesisi yapsalar, atık suları değerlendirip yeniden kullanıma sunsalar iyi olmaz mı? Hem vatandaşın su sorunu çözülmüş olur hem en değerli yaşam kaynağımız suyu değerlendirmiş oluruz. Erzincan ilindeyken orada atık su arıtma tesisine gitmiştim. Atık suların temiz suya dönüşme aşamalarını görevliler bir bir anlatmışlar, mikroskopla bile bakmamı sağlamışlardı. O zamanda, o kadar teknolojik yapılmıştı ki hayran kalmıştım. Ülkemizde o gibi tesisler hızla artıyor buna şahit oluyoruz ancak yeterli değil. Suyumuz sularımız boşa akıp gidiyor. Bu yazım nedeniyle rahatsızlık duyanlar olabilir, ancak onların önce, ne yaptıklarına ve ne yapmadıklarına bakmalarını şiddetle tavsiye ederim. Kıymetli dostlar! Bu yazımda kanayan iki yaraya parmak basmak istedim. Bu yaraları iyileştirmek için önce toplumumuzun eğitilmesi lazım. Bu konuda en güzel örnek dinimiz İslamdır. İslama göre yaşarsak hiçbir sorun kalmayacak, ülkeye de topluma da huzur gelecektir. Dinimiz İslam dört dörtlük bir yaşam biçimidir. Yaşamımızı en güzeliyle dizayn eder. Bizi Yaratan Yüce Allah bizim için en güzelini bizlere takdim etmiştir. İslam harici yaşamlar, insanın yaratılış fıtratına aykırıdır. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. Fahri URHAN
Ekleme Tarihi: 11 Ağustos 2023 - Cuma

Kanayan İki Yaramız

Kanayan İki Yaramız Koruyan, kollayan ve bağışlayıcılığı bol olan Allah’ın ismi ile başlarım. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi af ve mağfireti tüm kardeşlerimin üzerine olsun. Kıymetli dostlarım! Ülkemizin bitmeyen ve her gün katlanarak artan iki yarası var. Biri (çoğu istisna olmak üzere) memurlar, diğeri de kıtlık çekilen sularımız. Kıymetli dostlarım! Memur olmak için, çoğunluğu istisna olmak üzere bazıları, el etek öpmekte, elinden gelen, gelmeyen her şeyi yapmaktadır. Halk ağzıyla, kapağı devlete attın mı, işin de için de rahat. Memur olmak için cebinin dolu olması(rüşvet), tanıdığının tanıdıklarının olması (referans=torpil) şart. Bu durum sadece memuriyete girmek için değil, özel sektöre girmek için de aynı şekil yaşanır oldu. Lakin özel sektörde, kurallara uyulmadığı, ortama uyum sağlanamadığı, uyuşukluk, uyumsuzluk görüldüğü anda gözünün yaşına bakılmaz. Bavulunu kapının önünde bulursun. Fakat memurlukta öyle değil. Eskiden “hamili kart yakınımdır” (yani bu kartı getiren yakınımdır, gereği yapılsın anlamında) bir durum vardı. Şimdi onun adı referans olmuş. Referansın, ne kadar geniş ve kapsamlı olursa olsun, referanslarının arasında üst tabakadan birinin adı yoksa işin zor demektir. Üst tabakadan birinin ismi, selamı, telefonu varsa işini yaptın, gemini yürüttün ve işi kaptın demektir. Birçok memur kardeşimiz var onlar üstüne alınmasınlar. Onları tenzih ediyorum ama devlete kapağı atan öyleleri var ki, ne oldum delisi olmuş şeklinde bir deyim vardır halk arasında tam da onu ayan ve beyan ediyor. Devletin makamının maaş alma yeri olduğunu, çalışsa da yatsa da maaşını alacağı yer olduğunu, eşine de işine de ihanet etme hakkının bulunduğunu, suratını ekşiterek iş yaptığında işinde daha verimli olduğunu, arkasını dönerek konuştuğunda daha anlaşılır olduğunu düşünen öyleleri var ki ülkemizde, onları hepimiz görüyoruz. Torpilin isminin referans olduğu günümüzde referansla işe girmiş, bir halttan anlamayan memurlar da var ki sormayın. Bildiğin bir konuda, hatta ihtisas yapmış derecesinde, yapılması gerekenlerin ezberinizde olduğu bir durumu, hem yapmayı bilmeyen, yapmayı beceremeyen, tarif edilince yüzüne bön bön bakan, hatta “çok biliyorsan gel kendin yap” deyimiyle kendini savunmaya alan bir dünya memur var. Bunlara en kısa zamanda ayar verilmesi gerekiyor. Bir diğer konu ise; Ülkemiz, yabancıların deyimiyle “su akar Türk bakar” şeklinde bir durumla karşı karşıyayken, artık su kıtlığı çekilen bir ülke durumuna geldi. Millete, en yaşamsal kaynağı olan içme suyunu temin etmekle yükümlü olanlar, içme suyunu sadece içme amaçlı getirseler pek problem olmayacak. Maalesef içme suyunu sulama için de izin veriyorlar ve ona ayrıca saat takıyorlar. Sonra da suyu dikkatli kullanalım diye de ihtar edip duruyorlar. Burada su temin etme görevindeki kurumlar atık su tesisi yapsalar, atık suları değerlendirip yeniden kullanıma sunsalar iyi olmaz mı? Hem vatandaşın su sorunu çözülmüş olur hem en değerli yaşam kaynağımız suyu değerlendirmiş oluruz. Erzincan ilindeyken orada atık su arıtma tesisine gitmiştim. Atık suların temiz suya dönüşme aşamalarını görevliler bir bir anlatmışlar, mikroskopla bile bakmamı sağlamışlardı. O zamanda, o kadar teknolojik yapılmıştı ki hayran kalmıştım. Ülkemizde o gibi tesisler hızla artıyor buna şahit oluyoruz ancak yeterli değil. Suyumuz sularımız boşa akıp gidiyor. Bu yazım nedeniyle rahatsızlık duyanlar olabilir, ancak onların önce, ne yaptıklarına ve ne yapmadıklarına bakmalarını şiddetle tavsiye ederim. Kıymetli dostlar! Bu yazımda kanayan iki yaraya parmak basmak istedim. Bu yaraları iyileştirmek için önce toplumumuzun eğitilmesi lazım. Bu konuda en güzel örnek dinimiz İslamdır. İslama göre yaşarsak hiçbir sorun kalmayacak, ülkeye de topluma da huzur gelecektir. Dinimiz İslam dört dörtlük bir yaşam biçimidir. Yaşamımızı en güzeliyle dizayn eder. Bizi Yaratan Yüce Allah bizim için en güzelini bizlere takdim etmiştir. İslam harici yaşamlar, insanın yaratılış fıtratına aykırıdır. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla. Fahri URHAN
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.