Gülhanım Can
Köşe Yazarı
Gülhanım Can
 

Gizlenemeyecek Kadar Büyüksen, Savaşacak Kadar Güçlü Olman Gerekiyor.

Gizlenemeyecek Kadar Büyüksen, Savaşacak Kadar Güçlü Olman Gerekiyor. Tam da kış mevsiminin ağır geçtiği şu günler de istedim ki içimizi ısıtacak sıcak konulara değinelim. Hava soğuk, ortam alabildiğine soğuk, piyasa yanıyor fakat içimiz buz kesiyor, pandemi! Hergün çoçuk istismarı haberleri, cinayetler kanımızı donduruyor. Kaygılar hat safhada, herkeste gelecek endişesi, hatta ve hatta ölüm korkusu! Bu kadar zor geçen bir dönemin içinde yaşıyoruz maalesef. Her köşede ekonominin konuşulduğu, eline telefonu alanın aa yine bir kadın öldürülmüş dediği ortamlara o kadar sık rastlıyoruz ki! Herkes gergin, herkes mutsuz ve herkes yaşadığı hayattan o kadar şikayetçi ki. Hani okuduysanız bir yazımda şikayet edenin çözüm hakkı elinden alınır demiştim. Şikayetlenmelerin, kaygılanmaların hayatımızı düzeltmeye yönelik hiçbir faydası olamayacağından, aksine bir kısır döngü gibi şikayetlenmelerin bizi günbegün o olayın içinden çıkamayacak duruma getireceğinden bahsetmiştim. Şu anda tam da ihtiyacımız olan şikayetlenmelerden çıkıp; neden sorularını bırakıp, nasıl sorularına yönelmemizdir. Burası dünya arkadaşlar! ilk insan HZ.ADEM(A.S)' in sürgün edildiği yer. Kim söyledi bize ki hayat hep sorunsuz geçecek, hiç sıkıntı olmayacak bizler hep bolluk ve bereket içinde yaşayacağız böyle bir garantiyle mi geldik dünyaya? Dünyaya gelişimiz zaten sancılı değil miydi, ağlayarak geldik hepimiz, geldik ve hayatın içerisinde var olduk. Bir şekilde büyüdük ve birer birey olduk. Geçenlerde bir söyleşide duyduğum bir araştırmayı paylaşmak istiyorum sizlerle;. Afrikada hayvanlar üzerine araştırma yapan bir araştırmacı; dişi hayvanlarda boynuz olmadığını bir tek bizonlarda boynuz olduğunu fark ediyor. Yaptığı araştırmalarda bizonların bedeninin büyük olduğu için kendisini saklayamadığını ve boynuzları ile savaşıp kendini koruduğu bilgisine erişiyor ve şöyle bir sonuca varıyor; gizlenemeyecek kadar büyüksen, savaşacak kadar güçlü olman gerekiyor. Evet dostlar bizler bu hayatta varız kendimizi yok etmek gibi bir gücümüz yok. Hayatımızı devam ettirmek istiyorsak şu zorlu şartlara dayanacak kadar sağlam bir psikolojiye sahip olmamız gerekiyor. Emin olun şikayet ederek çözüm bulamayız. Bizler bu ülkenin birer vatandaşıyız, farklı misyonlar için bu hayata gönderilmiş birer kuluz. Olan ortamın içinde şikayetlenmek yerine ben önce kendim için, sonra ailem, etrafım için, gözümün önünde eriyen gençlik için, kaygıya sürüklenen ebeveynler için, etrafımda bulunan insanlar için, çalıştığım kurum için, ülkem için, insanlık için şu zor dönemde neler yapabilirim sorularını sormalıyız kendimize. Belki bugün varız, sadece ama bugün bile birçok şey yapmak için yeter de artar bile. İçinizi titreten bu soğuk ortamda ısınmanın yolu yüreği hep taze ve sıcak tutmaktır. Şu dönemde alın kağıdı kalemi elinize zor zamanda ben nelere farkındalık oluşturabilirimleri sıralayın ve ben bu zamandan kendime ne gibi dersler çıkarırırm nerelerde yanlış yapmışımdır acaba değip son hızla yola devam edin derim. Kaygılı bir anne, kaygılı bir evlat demektir. Bu yükü yüklemeyelim lütfen çocuklara. ALLAH VAR GAM YOK Hiç bir şeyde yapamıyorsanız etrafınıza sıcak enerji dolu gülücükler saçın en azından tebessüm artar, çünkü karamsarlık gibi tebessüm de bulaşıcıdır. Huzurla kalın ruhunuza iyi bakın. Gülhanım CAN Yaşam KoçuEğitimci Yazar
Ekleme Tarihi: 18 Aralık 2021 - Cumartesi

Gizlenemeyecek Kadar Büyüksen, Savaşacak Kadar Güçlü Olman Gerekiyor.

Gizlenemeyecek Kadar Büyüksen, Savaşacak Kadar Güçlü Olman Gerekiyor. Tam da kış mevsiminin ağır geçtiği şu günler de istedim ki içimizi ısıtacak sıcak konulara değinelim. Hava soğuk, ortam alabildiğine soğuk, piyasa yanıyor fakat içimiz buz kesiyor, pandemi! Hergün çoçuk istismarı haberleri, cinayetler kanımızı donduruyor. Kaygılar hat safhada, herkeste gelecek endişesi, hatta ve hatta ölüm korkusu! Bu kadar zor geçen bir dönemin içinde yaşıyoruz maalesef. Her köşede ekonominin konuşulduğu, eline telefonu alanın aa yine bir kadın öldürülmüş dediği ortamlara o kadar sık rastlıyoruz ki! Herkes gergin, herkes mutsuz ve herkes yaşadığı hayattan o kadar şikayetçi ki. Hani okuduysanız bir yazımda şikayet edenin çözüm hakkı elinden alınır demiştim. Şikayetlenmelerin, kaygılanmaların hayatımızı düzeltmeye yönelik hiçbir faydası olamayacağından, aksine bir kısır döngü gibi şikayetlenmelerin bizi günbegün o olayın içinden çıkamayacak duruma getireceğinden bahsetmiştim. Şu anda tam da ihtiyacımız olan şikayetlenmelerden çıkıp; neden sorularını bırakıp, nasıl sorularına yönelmemizdir. Burası dünya arkadaşlar! ilk insan HZ.ADEM(A.S)' in sürgün edildiği yer. Kim söyledi bize ki hayat hep sorunsuz geçecek, hiç sıkıntı olmayacak bizler hep bolluk ve bereket içinde yaşayacağız böyle bir garantiyle mi geldik dünyaya? Dünyaya gelişimiz zaten sancılı değil miydi, ağlayarak geldik hepimiz, geldik ve hayatın içerisinde var olduk. Bir şekilde büyüdük ve birer birey olduk. Geçenlerde bir söyleşide duyduğum bir araştırmayı paylaşmak istiyorum sizlerle;. Afrikada hayvanlar üzerine araştırma yapan bir araştırmacı; dişi hayvanlarda boynuz olmadığını bir tek bizonlarda boynuz olduğunu fark ediyor. Yaptığı araştırmalarda bizonların bedeninin büyük olduğu için kendisini saklayamadığını ve boynuzları ile savaşıp kendini koruduğu bilgisine erişiyor ve şöyle bir sonuca varıyor; gizlenemeyecek kadar büyüksen, savaşacak kadar güçlü olman gerekiyor. Evet dostlar bizler bu hayatta varız kendimizi yok etmek gibi bir gücümüz yok. Hayatımızı devam ettirmek istiyorsak şu zorlu şartlara dayanacak kadar sağlam bir psikolojiye sahip olmamız gerekiyor. Emin olun şikayet ederek çözüm bulamayız. Bizler bu ülkenin birer vatandaşıyız, farklı misyonlar için bu hayata gönderilmiş birer kuluz. Olan ortamın içinde şikayetlenmek yerine ben önce kendim için, sonra ailem, etrafım için, gözümün önünde eriyen gençlik için, kaygıya sürüklenen ebeveynler için, etrafımda bulunan insanlar için, çalıştığım kurum için, ülkem için, insanlık için şu zor dönemde neler yapabilirim sorularını sormalıyız kendimize. Belki bugün varız, sadece ama bugün bile birçok şey yapmak için yeter de artar bile. İçinizi titreten bu soğuk ortamda ısınmanın yolu yüreği hep taze ve sıcak tutmaktır. Şu dönemde alın kağıdı kalemi elinize zor zamanda ben nelere farkındalık oluşturabilirimleri sıralayın ve ben bu zamandan kendime ne gibi dersler çıkarırırm nerelerde yanlış yapmışımdır acaba değip son hızla yola devam edin derim. Kaygılı bir anne, kaygılı bir evlat demektir. Bu yükü yüklemeyelim lütfen çocuklara. ALLAH VAR GAM YOK Hiç bir şeyde yapamıyorsanız etrafınıza sıcak enerji dolu gülücükler saçın en azından tebessüm artar, çünkü karamsarlık gibi tebessüm de bulaşıcıdır. Huzurla kalın ruhunuza iyi bakın. Gülhanım CAN Yaşam KoçuEğitimci Yazar
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.