Halil MERT
Köşe Yazarı
Halil MERT
 

Devletsiz Düzen Olur mu?

Devletsiz Düzen Olur mu?    “Kendini ulusuna hizmet etmeye adayan siyasetçiye DEVLET ADAMI denir. Ulusun kendisine hizmet etmesi gerektiğini düşünen devlet adamına ise siyasetçi.” demiş George Pompidou   Türkiye neresi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti hangi şartlarda, ne zaman, nasıl kuruldu? Türk Milleti kimdir? Sosyal bir Millet midir, yoksa bir ırk mıdır? İstklâl Marşı’mızın Arnavut kökenli Şairi’nin “Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?” dediği ırk hangi ırk? 1921 yılında yazdığı “Ordunun Duâsı” şiirinde; “Türk eriyiz silsilemiz kahraman. Müslümanız Hakk'a tapan Müslüman!” Türk erlerinden murâdı nedir? Kimdir bu Müslüman Türk Erleri? O sımsıkı kenetlenilmiş, tanımlı, işâretli, ufuklu günlerden bu günün her şeyi bölen, yıkan, fitne saçan, hödük ve idrâksiz günlerine nasıl geldik? O günün fedâkar, “Ya Devlet başa, ya kuzgun leşe!” diyen “Ölürsek cennet bizim, kalırsak devlet bizim.” şuur ve terbiyesi ile cepheden cepheye atılan Mehmetçiklerinden bu günün ihânetle, menfaat ve ikbâl hırsı arasında bocalayan adamlarına nasıl dönüşüldü?   “Devlet malı, yetim malı.” diyen büyük ahlâktan bu gün “Haram helâl ver Allah’ım” diyen adamlarına nasıl dönüştü toplum?   Bir nesil öncesine kadar babalarımız, dedelerimiz bizim kadar ne dini çok biliyorlardı ne de dünyayı.. Ancak, bildikleri ile amel ediyor, utanıyor, hayâ ile davranıyordu. Devlete hürmeti vardı. Adaletin kestiği parmak acımazdı. Ordumuz, Peygamber Ocağı idi.   Bu gün mü? Solcularımız Marksizm de kaldı. Devlet düşmanı oldular.  Hani Lenin’in, Stalin’in acımasız devleti? İslâmî referanslarla hareket edenlerde de maâlesef devlet hassâsiyeti çoğunlukla yok. Oysa devlet denen o güçlü organizasyon olmadan hangi Millet, hangi varlığı ile değerleri ile yaşayabilir? Devlet diyen bir kısım Kemalist pozlardaki kişilerde Milletin değerler sistemi ile kavgalı. Bir başörtüsü, ezan vs. derken Milletimizin 100 yılı hebâ oldu. Ne diyor Şeyh Edebalî “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” İnsanı ile kavgalı devlet olur mu?   Devlet nedir? Devlet, Milletlerin, insanlık içinde varlığını temin eden en kapsamlı örgüt, organizasyon ve hayat vesîlesidir. Tarihimize bakınız. Türk Milleti’nin en büyük vasıflarından biri hızlı teşkilatlanıp, devlet kurabilmesidir. Ancak bu gün, toplum kesimlerimiz maalesef devlet hassâsiyetini kaybetmeye devam etmektedir.   “Bir devletin politikası coğrafyasında saklıdır.” diyor Napoleon Bonaparte. “Büyük güce sahip egemen devletler olduğu sürece savaş kaçınılmazdır.” diyor Albert Einstein ve “Büyük devletlerin dostları ve düşmanları olmaz. Onların sadece çıkar ilişkileri vardır.” diyor Winston Churchill… Buyrun siz devletten beklenenleri yeniden tanımlayın şimdi..   Yavuz Sultan Selim, “Devletleri yıkan tüm hatanın altında, nice gururun gafleti yatar.” diyor. Şu anda yaşanan GÜÇ ZEHİRLENMESİ kavramının ne kadar tehlikeli olduğunu ecdâdımız özetlemiş. Hatta bunun oluşturduğu bir körlük dahî söz konusu. Ya da halkı küçümseme. Ya da kendine aşırı güven. Adına ne derseniz deyin, hatalar bir süre sonra devlet ve millete zarar vermeye başladığında halk vazgeçemediği değerlerini dahî sorgular. Âdil bir solcu ya da ateist bakarsınız ülkenin başında.. Pekî, kim suçlu? Halk mı?   “Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor!” diyor Sultan II. Abdülhamid Han. Cumhurbaşkanımız da ifâde ettiler. İyi de aldığımız tedbir nedir? Hatanın tekerrürü mü? “Mevkiler (makam sahipleri) önce Allah’a sonra Devlet-i Aliyye’ye (özetle devlete) karşı sorumluluktur.” demiş Kanuni Sultan Süleyman. Son yıllarda kaç memur atadık, “Ben devlet denen büyük ve halka hizmet eden kurumun çalışanıyım. Hesap vereceğim bir gün hem Millete hem de Allah’a!” diyecek…   Bu gün yıllardır ülkemizi Millî zeminde yönetmeye çalışan kadrolardan en büyük beklentimiz, Millî devlet’in ihyâsı’dır. Bunun için önce adalet gerekir. Adalet de Liyâkat, ehliyet, sadâkat, hizmet, fedâkârlık duyguları ile devlette çalışacak insanların istihdâmı ile olur. KADEM!.. Müslüman Türk Kadını ile ne kadar ilişkili? Okçular, ETNO vs. Dernekleri.. TÜGVA, TÜRGEV.. Neden halka ulaşamaz? Kurucuları dâhil hiç nedenini düşünen var mı? Peki, buraların referansı ile atanan kişiler! KADEM’in gündeme geldiği bakan ataması!.. AKPARTİ, bilelim ki, Ülkücü destekli Akıncı (Milli Görüşçü) kişilerin hâreketidir. Referansı Milli Görüş’tür. Ya atananlar?...   Dışarıdan çember daralmaktadır. İçeride emperyalizm yeni oyunlar kurma derdindedir. Tüm bunlara karşı çok çalışılarak hâl tarzları düşünülmelidir.   Kutlu Atalarımıza kulak verelim. Dinimiz ile birlikte, dinimizin de EDİLLE-i ŞER‘İYYE ile tâlimatlandırdığı Tarih, Coğrafya, Örf gibi gerçeklerin de dikkate alınarak devletin inşâsı, siyâsî duruş ortaya konması gerekmez mi?   “Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.” diyen Yavuz Sultan Selim, “Yenileceğinden korkan, daima yenilir.” diyen Yıldırım Bayezid “Hak arayan varsa, hakkını verin. Baş kaldıran varsa, başını kesin.” diyen II. Abdülhamid Hân “Kılıç kınından çıkmadıkça it sürüsü dağılmaz.” diyen II. Mahmud’un söyledikleri boş mudur?   Unutmayalım ki, Milletler hâfızaları ile yaşar ve geleceklerini şekillendirirler. “Unutmayın ki, intikam gecikir, ama asla yaşlanmaz!” diyor Sultan IV. Murad. Boşuna mıdır? Yunanistan’ın Megola İdea’sı, Haçlı’nın 1500 yıllık Kudüs hedefi, İslâm’ı imhâ planı, Türk Milleti’ni Ortaasya’ya sürme fantezileri?   Milletin ve devletin bekâsı liderlik ile de doğrudan ilişkilidir. Unutmayalım ki, Millet ve Devletler, fedâkâr ve yürekli balalarının omuzlarında yücelir.  III. Mehmet, “Valide, biz Sultan oğlu sultanız, kullanmayacaksak Eyüp Sultan Camii'nde bu kılıcı niçin kuşandık? Kararımız karardır, sefere çıkacağız. Taht uğruna devleti feda etmeyiz.” demiştir.   Taht uğruna devleti fedâ etmemek… Aziz Milletim. İşte ölçü budur. Şahsî menfaat, hırs, devlete ve millete hizmetin önüne geçmemelidir. Devlet Görevlisi herkes için Devletin bekâsı, Milletin menfaati her şeyin üzerinde olmalıdır.   Ülkemin tüm aydınları, münevverleri, okumuşları bilsinler ki, Güçlü Devlet ile Millet daha güçlü olur. Millet gücünü devletten, devlet de milletten alır. Özünde Millî değerlere bağlı devlet ideali vardır. Devletsiz hangi ideal insan inşâsını yapabilirsiniz? Mücâdele topyekûn olur. Düşünün, mundar suda abdest, temizlik olur mu? Toplumun temizliği, devletin düzeni, adaletin tesisi içerdeki mücâdele için esastır. Dışarıya karşı da önce Millî Birlik şarttır. Dolayısı ile Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Gök Sultan’ın dediği gibi, “Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekûn ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfî, yenilgi kaderdir.” Ne kadar değerli bir öğüt.   Devletimizi zayıflatan babamız, gardaşımız dahî olsa karşılarına dikiliriz.   Millî Menfaatlerimiz, birlik ve beraberliğimizin devamlılığı için halkımıza, değerlerimize, şanlı ordumuz başta olmak üzere tüm kurumlarımıza sahip çıkmalıyız. Eğitim sistemimiz emperyalist baskı ve etkilerden kurtarılmalıdır. Kaymakamlarımız staja İngiltere yerine başarılı valilerin yanına gönderilmelidir.   Yapacak çok işimiz var. Bu vatanı bize emânet edenlere borcumuz, Rabb’imize sözümüz, gelecek nesillere vaadimiz var. Başaracağız. Başaracağız. Başaracağız.      Strateji ve Yönetim Uzmanı Emekli Yarbay Halil MERT
Ekleme Tarihi: 11 Haziran 2021 - Cuma

Devletsiz Düzen Olur mu?

Devletsiz Düzen Olur mu?    “Kendini ulusuna hizmet etmeye adayan siyasetçiye DEVLET ADAMI denir. Ulusun kendisine hizmet etmesi gerektiğini düşünen devlet adamına ise siyasetçi.” demiş George Pompidou   Türkiye neresi? Türkiye Cumhuriyeti Devleti hangi şartlarda, ne zaman, nasıl kuruldu? Türk Milleti kimdir? Sosyal bir Millet midir, yoksa bir ırk mıdır? İstklâl Marşı’mızın Arnavut kökenli Şairi’nin “Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?” dediği ırk hangi ırk? 1921 yılında yazdığı “Ordunun Duâsı” şiirinde; “Türk eriyiz silsilemiz kahraman. Müslümanız Hakk'a tapan Müslüman!” Türk erlerinden murâdı nedir? Kimdir bu Müslüman Türk Erleri? O sımsıkı kenetlenilmiş, tanımlı, işâretli, ufuklu günlerden bu günün her şeyi bölen, yıkan, fitne saçan, hödük ve idrâksiz günlerine nasıl geldik? O günün fedâkar, “Ya Devlet başa, ya kuzgun leşe!” diyen “Ölürsek cennet bizim, kalırsak devlet bizim.” şuur ve terbiyesi ile cepheden cepheye atılan Mehmetçiklerinden bu günün ihânetle, menfaat ve ikbâl hırsı arasında bocalayan adamlarına nasıl dönüşüldü?   “Devlet malı, yetim malı.” diyen büyük ahlâktan bu gün “Haram helâl ver Allah’ım” diyen adamlarına nasıl dönüştü toplum?   Bir nesil öncesine kadar babalarımız, dedelerimiz bizim kadar ne dini çok biliyorlardı ne de dünyayı.. Ancak, bildikleri ile amel ediyor, utanıyor, hayâ ile davranıyordu. Devlete hürmeti vardı. Adaletin kestiği parmak acımazdı. Ordumuz, Peygamber Ocağı idi.   Bu gün mü? Solcularımız Marksizm de kaldı. Devlet düşmanı oldular.  Hani Lenin’in, Stalin’in acımasız devleti? İslâmî referanslarla hareket edenlerde de maâlesef devlet hassâsiyeti çoğunlukla yok. Oysa devlet denen o güçlü organizasyon olmadan hangi Millet, hangi varlığı ile değerleri ile yaşayabilir? Devlet diyen bir kısım Kemalist pozlardaki kişilerde Milletin değerler sistemi ile kavgalı. Bir başörtüsü, ezan vs. derken Milletimizin 100 yılı hebâ oldu. Ne diyor Şeyh Edebalî “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” İnsanı ile kavgalı devlet olur mu?   Devlet nedir? Devlet, Milletlerin, insanlık içinde varlığını temin eden en kapsamlı örgüt, organizasyon ve hayat vesîlesidir. Tarihimize bakınız. Türk Milleti’nin en büyük vasıflarından biri hızlı teşkilatlanıp, devlet kurabilmesidir. Ancak bu gün, toplum kesimlerimiz maalesef devlet hassâsiyetini kaybetmeye devam etmektedir.   “Bir devletin politikası coğrafyasında saklıdır.” diyor Napoleon Bonaparte. “Büyük güce sahip egemen devletler olduğu sürece savaş kaçınılmazdır.” diyor Albert Einstein ve “Büyük devletlerin dostları ve düşmanları olmaz. Onların sadece çıkar ilişkileri vardır.” diyor Winston Churchill… Buyrun siz devletten beklenenleri yeniden tanımlayın şimdi..   Yavuz Sultan Selim, “Devletleri yıkan tüm hatanın altında, nice gururun gafleti yatar.” diyor. Şu anda yaşanan GÜÇ ZEHİRLENMESİ kavramının ne kadar tehlikeli olduğunu ecdâdımız özetlemiş. Hatta bunun oluşturduğu bir körlük dahî söz konusu. Ya da halkı küçümseme. Ya da kendine aşırı güven. Adına ne derseniz deyin, hatalar bir süre sonra devlet ve millete zarar vermeye başladığında halk vazgeçemediği değerlerini dahî sorgular. Âdil bir solcu ya da ateist bakarsınız ülkenin başında.. Pekî, kim suçlu? Halk mı?   “Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor!” diyor Sultan II. Abdülhamid Han. Cumhurbaşkanımız da ifâde ettiler. İyi de aldığımız tedbir nedir? Hatanın tekerrürü mü? “Mevkiler (makam sahipleri) önce Allah’a sonra Devlet-i Aliyye’ye (özetle devlete) karşı sorumluluktur.” demiş Kanuni Sultan Süleyman. Son yıllarda kaç memur atadık, “Ben devlet denen büyük ve halka hizmet eden kurumun çalışanıyım. Hesap vereceğim bir gün hem Millete hem de Allah’a!” diyecek…   Bu gün yıllardır ülkemizi Millî zeminde yönetmeye çalışan kadrolardan en büyük beklentimiz, Millî devlet’in ihyâsı’dır. Bunun için önce adalet gerekir. Adalet de Liyâkat, ehliyet, sadâkat, hizmet, fedâkârlık duyguları ile devlette çalışacak insanların istihdâmı ile olur. KADEM!.. Müslüman Türk Kadını ile ne kadar ilişkili? Okçular, ETNO vs. Dernekleri.. TÜGVA, TÜRGEV.. Neden halka ulaşamaz? Kurucuları dâhil hiç nedenini düşünen var mı? Peki, buraların referansı ile atanan kişiler! KADEM’in gündeme geldiği bakan ataması!.. AKPARTİ, bilelim ki, Ülkücü destekli Akıncı (Milli Görüşçü) kişilerin hâreketidir. Referansı Milli Görüş’tür. Ya atananlar?...   Dışarıdan çember daralmaktadır. İçeride emperyalizm yeni oyunlar kurma derdindedir. Tüm bunlara karşı çok çalışılarak hâl tarzları düşünülmelidir.   Kutlu Atalarımıza kulak verelim. Dinimiz ile birlikte, dinimizin de EDİLLE-i ŞER‘İYYE ile tâlimatlandırdığı Tarih, Coğrafya, Örf gibi gerçeklerin de dikkate alınarak devletin inşâsı, siyâsî duruş ortaya konması gerekmez mi?   “Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.” diyen Yavuz Sultan Selim, “Yenileceğinden korkan, daima yenilir.” diyen Yıldırım Bayezid “Hak arayan varsa, hakkını verin. Baş kaldıran varsa, başını kesin.” diyen II. Abdülhamid Hân “Kılıç kınından çıkmadıkça it sürüsü dağılmaz.” diyen II. Mahmud’un söyledikleri boş mudur?   Unutmayalım ki, Milletler hâfızaları ile yaşar ve geleceklerini şekillendirirler. “Unutmayın ki, intikam gecikir, ama asla yaşlanmaz!” diyor Sultan IV. Murad. Boşuna mıdır? Yunanistan’ın Megola İdea’sı, Haçlı’nın 1500 yıllık Kudüs hedefi, İslâm’ı imhâ planı, Türk Milleti’ni Ortaasya’ya sürme fantezileri?   Milletin ve devletin bekâsı liderlik ile de doğrudan ilişkilidir. Unutmayalım ki, Millet ve Devletler, fedâkâr ve yürekli balalarının omuzlarında yücelir.  III. Mehmet, “Valide, biz Sultan oğlu sultanız, kullanmayacaksak Eyüp Sultan Camii'nde bu kılıcı niçin kuşandık? Kararımız karardır, sefere çıkacağız. Taht uğruna devleti feda etmeyiz.” demiştir.   Taht uğruna devleti fedâ etmemek… Aziz Milletim. İşte ölçü budur. Şahsî menfaat, hırs, devlete ve millete hizmetin önüne geçmemelidir. Devlet Görevlisi herkes için Devletin bekâsı, Milletin menfaati her şeyin üzerinde olmalıdır.   Ülkemin tüm aydınları, münevverleri, okumuşları bilsinler ki, Güçlü Devlet ile Millet daha güçlü olur. Millet gücünü devletten, devlet de milletten alır. Özünde Millî değerlere bağlı devlet ideali vardır. Devletsiz hangi ideal insan inşâsını yapabilirsiniz? Mücâdele topyekûn olur. Düşünün, mundar suda abdest, temizlik olur mu? Toplumun temizliği, devletin düzeni, adaletin tesisi içerdeki mücâdele için esastır. Dışarıya karşı da önce Millî Birlik şarttır. Dolayısı ile Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Gök Sultan’ın dediği gibi, “Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekûn ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfî, yenilgi kaderdir.” Ne kadar değerli bir öğüt.   Devletimizi zayıflatan babamız, gardaşımız dahî olsa karşılarına dikiliriz.   Millî Menfaatlerimiz, birlik ve beraberliğimizin devamlılığı için halkımıza, değerlerimize, şanlı ordumuz başta olmak üzere tüm kurumlarımıza sahip çıkmalıyız. Eğitim sistemimiz emperyalist baskı ve etkilerden kurtarılmalıdır. Kaymakamlarımız staja İngiltere yerine başarılı valilerin yanına gönderilmelidir.   Yapacak çok işimiz var. Bu vatanı bize emânet edenlere borcumuz, Rabb’imize sözümüz, gelecek nesillere vaadimiz var. Başaracağız. Başaracağız. Başaracağız.      Strateji ve Yönetim Uzmanı Emekli Yarbay Halil MERT
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.