Halil MERT
Köşe Yazarı
Halil MERT
 

Kimlikler donmuş taş bloklar değildir.

Kimlikler donmuş taş bloklar değildir. Bugün yalnızca ordular değil; anlatılar, hafızalar, semboller, soy kütükleri ve tarih yorumları da çatışmaktadır. Bu nedenle Türk Dünyası’nın karşı karşıya olduğu mesele, sadece sınır güvenliği veya ekonomik rekabet değildir. Aynı zamanda bir kimlik ve zihin mücadelesidir. Stratejik Çekirdek: • Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve vatandaşları • Türk milleti • Millî birlik ve beraberlik Bu çekirdek, kimliğin varlık şartıdır. 1 MAYIS Emek, özgürlük, yardımlaşma, kul hakkından sakınma ve alın teri kurumadan hakkın verilme günü olmalıdır. Kutlu olsun. GÜÇLÜ VE BÜYÜK TÜRKİYE: KİMLİK TARTIŞMALARI, TEMAS SAHASI VE İNİSİYATİF MÜCADELESİ Tarihin Dinamik İnşası Milletlerin inşası ve tarihsel kimliklerin dönüşümü, sadece geçmişte olup bitmiş hadiseler değil; bugünün siyasi, dinî ve stratejik tercihleriyle şekillenen canlı süreçlerdir. Tarih, statik bir kayıtlar yığını değil; inisiyatif alan devletlerin elinde şekillenen bir oyun alanıdır. Türkiye, küresel bir aktör olma yolunda ilerlerken tarihsel gerçeklikleri sadece savunma odaklı değil, proaktif bir “merkez güç” stratejisiyle yeniden okumalıdır. Dünyada kimlikler yeniden şekilleniyor. Milliyet, etnisite, mezhep, din, tarih ve jeopolitik artık birbirinden ayrı başlıklar değildir. Bunların tamamı modern çağın psikolojik harp sahasında kullanılan araçlara dönüşmüştür. Bugün yalnızca ordular değil; anlatılar, hafızalar, semboller, soy kütükleri ve tarih yorumları da çatışmaktadır. Bu nedenle Türk Dünyası’nın karşı karşıya olduğu mesele sadece sınır güvenliği veya ekonomik rekabet değildir; aynı zamanda bir kimlik ve zihin mücadelesidir. Türk Dünyası içinde zaman zaman ortaya çıkan tartışmaların önemli bir kısmı da bu zeminde değerlendirilmelidir. “Kim Türk’tür?”, “Kim hangi soydandır?”, “Kim hangi milletten gelir?” gibi sorular akademik çerçevede tartışılabilir. Ancak bu tartışmalar stratejik sonuçlar doğuruyorsa mesele artık yalnızca tarih biliminin değil; devlet aklının, millî menfaatlerin ve gelecek tasavvurumuzun da konusudur. Hazar Meselesi ve Siyonizm Tartışmaları Aşkenaz Yahudilerinin bir bölümünün Hazar Türkleriyle bağlantılı olduğu yönündeki tezler, hem Müslüman Türkler hem de Musevî Türkler tarafından zaman zaman tartışılmaktadır. Bu konu tarihçiler arasında uzun süredir gündemdedir. Ancak burada asıl dikkat edilmesi gereken husus, bu tezin nasıl ve hangi amaçla kullanıldığıdır. Bir tarihsel iddia, akademik zeminde ele alındığında başka; jeopolitik propaganda malzemesine dönüştürüldüğünde bambaşka sonuçlar doğurur. Eğer bir tez, Türk milletini başka projelere eklemlemeye veya kimliğini zayıflatmaya hizmet ediyorsa dikkatli olunmalıdır. Öte yandan, her bağlantıyı toptan reddetmek de doğru değildir. Tarih boyunca kavimler iç içe geçmiş, göçler yaşanmış, din değiştirmeler olmuş ve kültürel etkileşimler meydana gelmiştir. Stratejik bakış açısı, duygusal tepkilerden ziyade kontrollü analiz gerektirir. Asıl sorular şunlardır: • Bu tartışmalardan kim güç kazanıyor? • Kim temas üstünlüğü elde ediyor? • Kim etki alanını genişletiyor? Devlet aklı, meselelere bu sorularla yaklaşmalıdır. Kimlik Kaymaları ve Tarihsel Süreçler Bugün bazı etnik kimliklerin arkasında tarihsel süreçte yaşanan dinî ve kültürel dönüşümler bulunmaktadır. Tarih boyunca Türkçe konuşan veya bozkır kökenli toplulukların farklı kimliklere evrildiği bilinmektedir. Buradan çıkarılması gereken sonuç şudur: Kimlikler donmuş değildir. Kimlikler güç ilişkileri içinde şekillenir. Bu nedenle Türk Dünyası, geçmiş kayıplara odaklanmak yerine gelecekteki kazanımları planlamalıdır. Modern Ulus İnşası Günümüzde ulus inşası hâlâ devam eden bir süreçtir. Farklı toplulukların ortak hedefler etrafında bir araya getirilmesi, modern dünyanın önemli stratejik araçlarından biridir. Şu gerçek unutulmamalıdır: • Milletler sadece geçmişten gelmez. • Milletler aynı zamanda geleceğe doğru inşa edilir. Bu inşa sürecinde eğitim, ekonomi, güvenlik ve ortak ideal belirleyici unsurlardır. Güç ve Strateji Uluslararası ilişkilerde zayıf olanın tarihi konuşulur, güçlü olanın geleceği yazılır. Türkiye; ekonomik, askerî ve teknolojik gücünü artırdığı ölçüde geniş bir coğrafyada doğal çekim merkezi hâline gelir. Bu nedenle öncelik: • Millî birlik ve beraberlik • Üretim ekonomisi • Savunma sanayii • Teknolojik gelişim • Eğitim kalitesi • Kurumsal yapı olmalıdır. Sonuç Güçlü ve büyük Türkiye, teması sağlayan ve inisiyatifi elinde tutan bir aktör olmalıdır. Unutulmamalıdır ki: Teması sağlayan yön verir, yön veren güç olur. Türkiye; tarihî birikimini, kültürel etkisini ve stratejik aklını doğru kullanarak küresel bir merkez hâline gelebilir. E. Yb. Halil Mert Strateji ve Yönetim Uzmanı Elektrik-Elektronik Mühendisi
Ekleme Tarihi: 01 Mayıs 2026 -Cuma

Kimlikler donmuş taş bloklar değildir.

Kimlikler donmuş taş bloklar değildir. Bugün yalnızca ordular değil; anlatılar, hafızalar, semboller, soy kütükleri ve tarih yorumları da çatışmaktadır. Bu nedenle Türk Dünyası’nın karşı karşıya olduğu mesele, sadece sınır güvenliği veya ekonomik rekabet değildir. Aynı zamanda bir kimlik ve zihin mücadelesidir. Stratejik Çekirdek: • Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve vatandaşları • Türk milleti • Millî birlik ve beraberlik Bu çekirdek, kimliğin varlık şartıdır. 1 MAYIS Emek, özgürlük, yardımlaşma, kul hakkından sakınma ve alın teri kurumadan hakkın verilme günü olmalıdır. Kutlu olsun. GÜÇLÜ VE BÜYÜK TÜRKİYE: KİMLİK TARTIŞMALARI, TEMAS SAHASI VE İNİSİYATİF MÜCADELESİ Tarihin Dinamik İnşası Milletlerin inşası ve tarihsel kimliklerin dönüşümü, sadece geçmişte olup bitmiş hadiseler değil; bugünün siyasi, dinî ve stratejik tercihleriyle şekillenen canlı süreçlerdir. Tarih, statik bir kayıtlar yığını değil; inisiyatif alan devletlerin elinde şekillenen bir oyun alanıdır. Türkiye, küresel bir aktör olma yolunda ilerlerken tarihsel gerçeklikleri sadece savunma odaklı değil, proaktif bir “merkez güç” stratejisiyle yeniden okumalıdır. Dünyada kimlikler yeniden şekilleniyor. Milliyet, etnisite, mezhep, din, tarih ve jeopolitik artık birbirinden ayrı başlıklar değildir. Bunların tamamı modern çağın psikolojik harp sahasında kullanılan araçlara dönüşmüştür. Bugün yalnızca ordular değil; anlatılar, hafızalar, semboller, soy kütükleri ve tarih yorumları da çatışmaktadır. Bu nedenle Türk Dünyası’nın karşı karşıya olduğu mesele sadece sınır güvenliği veya ekonomik rekabet değildir; aynı zamanda bir kimlik ve zihin mücadelesidir. Türk Dünyası içinde zaman zaman ortaya çıkan tartışmaların önemli bir kısmı da bu zeminde değerlendirilmelidir. “Kim Türk’tür?”, “Kim hangi soydandır?”, “Kim hangi milletten gelir?” gibi sorular akademik çerçevede tartışılabilir. Ancak bu tartışmalar stratejik sonuçlar doğuruyorsa mesele artık yalnızca tarih biliminin değil; devlet aklının, millî menfaatlerin ve gelecek tasavvurumuzun da konusudur. Hazar Meselesi ve Siyonizm Tartışmaları Aşkenaz Yahudilerinin bir bölümünün Hazar Türkleriyle bağlantılı olduğu yönündeki tezler, hem Müslüman Türkler hem de Musevî Türkler tarafından zaman zaman tartışılmaktadır. Bu konu tarihçiler arasında uzun süredir gündemdedir. Ancak burada asıl dikkat edilmesi gereken husus, bu tezin nasıl ve hangi amaçla kullanıldığıdır. Bir tarihsel iddia, akademik zeminde ele alındığında başka; jeopolitik propaganda malzemesine dönüştürüldüğünde bambaşka sonuçlar doğurur. Eğer bir tez, Türk milletini başka projelere eklemlemeye veya kimliğini zayıflatmaya hizmet ediyorsa dikkatli olunmalıdır. Öte yandan, her bağlantıyı toptan reddetmek de doğru değildir. Tarih boyunca kavimler iç içe geçmiş, göçler yaşanmış, din değiştirmeler olmuş ve kültürel etkileşimler meydana gelmiştir. Stratejik bakış açısı, duygusal tepkilerden ziyade kontrollü analiz gerektirir. Asıl sorular şunlardır: • Bu tartışmalardan kim güç kazanıyor? • Kim temas üstünlüğü elde ediyor? • Kim etki alanını genişletiyor? Devlet aklı, meselelere bu sorularla yaklaşmalıdır. Kimlik Kaymaları ve Tarihsel Süreçler Bugün bazı etnik kimliklerin arkasında tarihsel süreçte yaşanan dinî ve kültürel dönüşümler bulunmaktadır. Tarih boyunca Türkçe konuşan veya bozkır kökenli toplulukların farklı kimliklere evrildiği bilinmektedir. Buradan çıkarılması gereken sonuç şudur: Kimlikler donmuş değildir. Kimlikler güç ilişkileri içinde şekillenir. Bu nedenle Türk Dünyası, geçmiş kayıplara odaklanmak yerine gelecekteki kazanımları planlamalıdır. Modern Ulus İnşası Günümüzde ulus inşası hâlâ devam eden bir süreçtir. Farklı toplulukların ortak hedefler etrafında bir araya getirilmesi, modern dünyanın önemli stratejik araçlarından biridir. Şu gerçek unutulmamalıdır: • Milletler sadece geçmişten gelmez. • Milletler aynı zamanda geleceğe doğru inşa edilir. Bu inşa sürecinde eğitim, ekonomi, güvenlik ve ortak ideal belirleyici unsurlardır. Güç ve Strateji Uluslararası ilişkilerde zayıf olanın tarihi konuşulur, güçlü olanın geleceği yazılır. Türkiye; ekonomik, askerî ve teknolojik gücünü artırdığı ölçüde geniş bir coğrafyada doğal çekim merkezi hâline gelir. Bu nedenle öncelik: • Millî birlik ve beraberlik • Üretim ekonomisi • Savunma sanayii • Teknolojik gelişim • Eğitim kalitesi • Kurumsal yapı olmalıdır. Sonuç Güçlü ve büyük Türkiye, teması sağlayan ve inisiyatifi elinde tutan bir aktör olmalıdır. Unutulmamalıdır ki: Teması sağlayan yön verir, yön veren güç olur. Türkiye; tarihî birikimini, kültürel etkisini ve stratejik aklını doğru kullanarak küresel bir merkez hâline gelebilir. E. Yb. Halil Mert Strateji ve Yönetim Uzmanı Elektrik-Elektronik Mühendisi
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.