İbrahim Erdem Karabulut
Köşe Yazarı
İbrahim Erdem Karabulut
 

TÜRK MİLLETİNE BİR ÖMER LAZIM!

TÜRK MİLLETİNE BİR ÖMER LAZIM! Türk milletine sevdalı, Bu Milletin öz evladı olan bir Ömer. Fırat'ın kenarında kuzuyu yiyen Kurt' tan haberdar olacak bir Ömer. Talana, yağmaya, aldatmaya, çalmaya dur diyecek, yokluğu, yoksulluğu kader olmaktan çıkaracak, Türk milletinin makus talihini çözecek bir Ömer lazım. Milletin beklentilerine cevap verecek bir tek liderin olmaması bu milletin kaderi olamaz. İktidarda güç sarhoşu olmuş bir yönetim var. Ana muhalefet ve diğer muhalefette ise ne yaptıkları muamma olan bir garip ortaklık. Söylemleri farklı, eylemleri ayrı, düşünceleri tutarsız, istikametleri belirsiz, projeleri yetersiz, gayeleri ise iktidarı ele geçirip kendi saltanatlarını sürdürmek olan bir garip muhalefet... Milletin problemlerine çözüm reçeteleri yok. Milletin taleplerini duyan yok. Milletin çaresizliğini gören yok. Milletle dertleşip düşüncesini soran yok. Milletin isteklerini anlayan yok. Kendilerininde ifade ettikleri gibi "sahaya indik" söylemiyle il ve ilçeleri turistik gezi gibi gezerek gördükleri en ufak kalabalıkta durup biz geldik eyyy millet diyorlar."Sıra bizde şimdi bizi seçin, bize oy verin, biz sizin için varız, biz sizi 20 yıllık bu iktidardan kurtaracağız" nutukları dışında hiçbir ifade yok. Ülkede âdeta turistik il gezileri bitti. Şimdi "Turist Ömer" gibi ülke gezileri başladı. ABD ve İngiltere ve devamında Avrupa gezileri yapılacakmış... Ne diyelim galiba millet olarak bahtımız bu. Böyle millete böyle hükümet, böyle muhalefet demekten başka çaremiz yok. Millet siyasetin yolsuzluğundan, hırsızlığından, adaletsizliğinden bıkmış ve usanmış durumda gören çok durduran yok. . Millet ekonomik sıkıntıdan kıvranır evine ekmek götüremeyecek, domates, biber, patlıcanı artık adet olarak alacak duruma gelmiş, suyu ise musluktan içecek durumu yaşıyor, sadece günü kurtarmanın derdindeyken anlayan yok, çözüm üreten yok. B Millet ağır vergiler ve ödeyemediği krediler yüzünden bir değil birkaç yerden icra bataklığında duyuran çok duyan yok. Adliyelerde dosyalar birikmiş sadece buzdağının görünen yüzü ortaya çıkmış gösteren çok gören yok. Millet ticarette batmış, kira ve elektrik su doğalgaz ödemelerinde bitmiş, araçlarına yakıt alamamaktan usanmış bir Türkiye yaşamakta. Siyasete ve siyasetçilere güven sıfıra inmiş, gelecekten umut kesilmiş, huzuru kalmamış, sağlığını yitirmiş kalan akıl sağlığını ise yitirmeye ramak kalmış bir durumdayken üst üste gelen adalette, ticarette, özellikle siyasette yaşanan yolsuzluklar, olumsuzluklar artık insanların midesini bulandırmakta. Eğitimde yaşanan problemler başta olmak üzere ekonomik baskılar, ahlâkî çöküntü ve sonuçta artan aile içi şiddet ve işlenen kadın cinayetleri gösteriyor ki millet akıl sağlığınıda yitirmek üzere... Bir adam wnnesinin kafasını hiç kesip balkondan aşağı atarmı? Atar tabiki... Bir adam günlük sigarasını alacak para kazanamıyorsa, içki fiyatlarının pahalılığından sadece vitrinde izliyorsa, evine filesini dolduramıyor ve evine sağlıklı bir ruh hali ile gidemiyorsa bugün annesinin kafasını keser yarın babasının. Bu ruh hali ile karısına da şiddet uygular çocuğuna da. Bir baba çocuğuna harçlık vermiyor, eşinin isteğini aylarca yerine getiremiyorsa eğer o evde saygı- sevgi huzur kalmaz, aile birliği yok olur. Kim? Hangi kurum? Bu olayları yapanları neden, niçin yaptığını analiz ediyor? Bir daha olmaması için önlem alıyor? Suç işledin git cezanı çek demek, büyük devletlerde doğru bir yaklaşım olamaz. Neden, nasıl bu sonuca geldiği araştırılmaz çözüm üretilmez ise her apartman balkonundan şimdilerde duyulmayan sessiz çığlıklar ve bu görüntüler çok kısa süre sonra duyulup görülmesi kaçınılmazdır. Yokluk ve yoksulluk hırsızlığın, soygunun, çeteleşmenin, yağmanın, yağmacılığın, cinayetlerin, sokak kavgalarının geleceğinin en önemli habercisidir. Ülkeye doldurulan dünyanın uyuşturucu deposu Afganistan kaçak sığınmacıların ülkemizde başıboş ve Taliban'dan kaçtıkları palavrası ile hoş görülmesi gerektiğini savunanlar etraflarına bir bakmalıdır, yaşanan gerçeği görmelidirler. Ucuz ve şimdiye kadar ülkemizde görülmeyen bu son dönemlerde kullanılan uyuşturucuyu kim, kimler satıyor? Ülkemizde kimler, hangi yaş grubu gençlerimiz bu bataklığa düşmüştür, düşürülmüştür? Büyüklüğü ile övünüp durduğumuz devletimiz, devletimizin istihbarat birimleri bunu göremeyecek durumda değildir. Bu okul önlerinde uyuşturucu satan torbacıların ayaklarını kırın, kırın, kırın demekle çözülecek bir problem değildir. Bataklık kurutulmalıdır. Uyuşturucu baronları yakalanmalı onların ayakları değil kafaları kırılmalıdır. Çözüm sokak satıcılarının ayaklarının kırılması değildir. Devlet aklı bu olamaz.  Ülkenin en güzel yerlerinde AVM lerin ellerine geçtiği hatta bazı AVM'lerin yönetiminin dahi Afganlılara geçtiğini devletimiz bilerek mi görmüyor? Suriyeliler konuşulurken Afganlıların ülkeye âdeta çöreklendiği nasıl görülmez? Taliban'dan kaçtıkları söylenen Afganlılar ülkemizde bu kadar lüks ve şatafatlı AVM satın alıp yönetimlerini dahi ele alacak kadar daire satın alırken bunlara Taliban'dan kaçan garip sığınmacılar ifadesiyle Türk milletinin kandırılması doğrumu-dur? Saraylarda oturulup, muhteşem köşklerde, yalılarda yaşanarak ülkenin neredeyse %70. den fazlasının günü kurtarmak adına kıvranarak yaşadığını duymaz ve göremezsiniz. Ahhh Türkiye'm, Türkiye'm güzel vatanım. Bedelini canımız ve kanımız pahasına yurt yaptığımız ülkemiz Türkiye'miz. Askerlik yaparak namus borcunu ödediğimiz, vergilerle yaşasın devletimiz dediğimiz son yurdumuz Türkiye'm. Vatan, Bayrak, Namus dediğimiz Türkiye'm... Her Türk asker doğar dediğimiz, taşına toprağına ölürüm dediğimiz Türkiye'm seni millet olarak ne hale getirdik.   Cadde ve Sokaklarda yürüdüğümüzde Türk kim diye artık ayırt edemediğimiz Suriyeli, Afganlı, Afrikalı, Rus, Ukraynalı ile doldurduğumuz ve ensar, muhacir, sığınmacı, ümmet diyerek ve bununla övündüğümüz Türkiye'm. Biz yoklukla, yoksullukla kıvranırken, onlara Türk milleti olarak ağzımızın suyunu akıtarak imrenecek duruma düştüğümüz Türkiyem. . Vatanımız Vatan'da, üstünde âdeta cirit atanlara baktığımızda Vatan elden gitmiş diyecek duruma geldiğimiz bu noktada Millet olarak umut bağladığımız 6'lı masa 7'li masalardan çözüm bekleyen duruma düşürülmüş olmamız nasıl bir kader olabilir-ki? Bu asil millet seçtiği iktidardan adalet, liyakat, istikrar ve yoklukla yoksullukla mücadele bekliyor. Millet problemlere, sıkıntılara çözüm bekliyor. Millet artık yapacağım, edeceğim, çözeceğim, olacak, gelecek, bitecek gibi vaad ve sözleri duymak istemiyor. Ya artık bu problemleri çözün.  Ya-da  çözün. . Artık bu sistem yürümüyorsa bırakın ve yöntemi değiştirin. Siyasetin ve siyasetçininişi hükümet olarak devlet ile milleti korumasıdır. Devlet öz vatandaşını düşman görmekten kaçınmalıdır. Devlet bu milletin seçtiği TBMM'nin dokunulmazdır dediği milletvekilini devlet adına yerlerde sürüklenirken görmek istemiyor. Milletin vekilini yerde sürüyen devlet Milleti ayağa kaldırır. Millet olmadan Devlet olmaz. Milletini yaşatmayan devlet yaşamaz. Unutulmamalıdır "milleti yaşat ki devlet yaşasın" sözü boşuna söylenmemiştir. Siyasi iktidarlar milletin seçtiği muhalif milletvekillerini haksızlığa engel olmaya çalıştığında devletin polisi ile yerlerde sürükleyerek yaptığı eyleme engel olmaz. Devlet milletine zulmetmez. Bunu gören ve haksız yapılan bir işleme dur diyen halkın seçtiği milletvekilini durdurmak için dokunulmazlığını hiçe sayacak emir ve talimatlar vermez. Ülkenin iktidara talip uhalefeti peki siz ne yapıyorsunuz? Hani çözümünüz? Projeniz? Yol haritanız nedir sizin? Hiç olmazsa mevcut iktidara ülkenin geldiği bu durumu hatırlatın.  Muhalefetin tek görevi iktidara hazırlanmak değildir? Ülkenin denetimini sağlamak muhalefetin birinci görevidir. Siz ne yaptınız? Sadece üç-dört yıldır ağladınız, sızladınız. Daha seçimlere iki yıl süre varken erken seçim naraları attınız. İşte seçim takvimi geldi çattı ne yapacaksınız? Nasıl çözeceksiniz? %1 oyu olmayan BTP liderinin çıkışları dikkatinizi çektiği kadar bu milletin yokluğu, yoksulluğu hiç dikkatinizi çekti-mi? İktidara gelseniz dahi bu milletin sizden çözüm üreteceğinizden umudu yoktur bunu biliyormusunuz? Siz asla gelinen bu durumu düzeltemezsiniz. Mazeret uydurup "batmış, bitmiş bir ülke teslim aldık" diye yakınırsınız. Muhalefette iken bu millet sizin ne ayrı ayrı çabanızı gördü, nede bir araya gelip masa oluşturduğunuzda duruşunuzu anladı. Türk milleti Allah'a emanet yaşıyor. Ama bilinmelidir-ki Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk Demişti-ki " Gün geldiğinde muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" Söylendiği gibi genetiğimiz ile oynanmış olsa-da bu millet yeri ve zamanı geldiğinde kendi göbeğini kendi kesecek kadar asildir.   Kalın sağlıcakla. İbrahim Erdem Karabulut
Ekleme Tarihi: 02 Kasım 2022 - Çarşamba

TÜRK MİLLETİNE BİR ÖMER LAZIM!

TÜRK MİLLETİNE BİR ÖMER LAZIM! Türk milletine sevdalı, Bu Milletin öz evladı olan bir Ömer. Fırat'ın kenarında kuzuyu yiyen Kurt' tan haberdar olacak bir Ömer. Talana, yağmaya, aldatmaya, çalmaya dur diyecek, yokluğu, yoksulluğu kader olmaktan çıkaracak, Türk milletinin makus talihini çözecek bir Ömer lazım. Milletin beklentilerine cevap verecek bir tek liderin olmaması bu milletin kaderi olamaz. İktidarda güç sarhoşu olmuş bir yönetim var. Ana muhalefet ve diğer muhalefette ise ne yaptıkları muamma olan bir garip ortaklık. Söylemleri farklı, eylemleri ayrı, düşünceleri tutarsız, istikametleri belirsiz, projeleri yetersiz, gayeleri ise iktidarı ele geçirip kendi saltanatlarını sürdürmek olan bir garip muhalefet... Milletin problemlerine çözüm reçeteleri yok. Milletin taleplerini duyan yok. Milletin çaresizliğini gören yok. Milletle dertleşip düşüncesini soran yok. Milletin isteklerini anlayan yok. Kendilerininde ifade ettikleri gibi "sahaya indik" söylemiyle il ve ilçeleri turistik gezi gibi gezerek gördükleri en ufak kalabalıkta durup biz geldik eyyy millet diyorlar."Sıra bizde şimdi bizi seçin, bize oy verin, biz sizin için varız, biz sizi 20 yıllık bu iktidardan kurtaracağız" nutukları dışında hiçbir ifade yok. Ülkede âdeta turistik il gezileri bitti. Şimdi "Turist Ömer" gibi ülke gezileri başladı. ABD ve İngiltere ve devamında Avrupa gezileri yapılacakmış... Ne diyelim galiba millet olarak bahtımız bu. Böyle millete böyle hükümet, böyle muhalefet demekten başka çaremiz yok. Millet siyasetin yolsuzluğundan, hırsızlığından, adaletsizliğinden bıkmış ve usanmış durumda gören çok durduran yok. . Millet ekonomik sıkıntıdan kıvranır evine ekmek götüremeyecek, domates, biber, patlıcanı artık adet olarak alacak duruma gelmiş, suyu ise musluktan içecek durumu yaşıyor, sadece günü kurtarmanın derdindeyken anlayan yok, çözüm üreten yok. B Millet ağır vergiler ve ödeyemediği krediler yüzünden bir değil birkaç yerden icra bataklığında duyuran çok duyan yok. Adliyelerde dosyalar birikmiş sadece buzdağının görünen yüzü ortaya çıkmış gösteren çok gören yok. Millet ticarette batmış, kira ve elektrik su doğalgaz ödemelerinde bitmiş, araçlarına yakıt alamamaktan usanmış bir Türkiye yaşamakta. Siyasete ve siyasetçilere güven sıfıra inmiş, gelecekten umut kesilmiş, huzuru kalmamış, sağlığını yitirmiş kalan akıl sağlığını ise yitirmeye ramak kalmış bir durumdayken üst üste gelen adalette, ticarette, özellikle siyasette yaşanan yolsuzluklar, olumsuzluklar artık insanların midesini bulandırmakta. Eğitimde yaşanan problemler başta olmak üzere ekonomik baskılar, ahlâkî çöküntü ve sonuçta artan aile içi şiddet ve işlenen kadın cinayetleri gösteriyor ki millet akıl sağlığınıda yitirmek üzere... Bir adam wnnesinin kafasını hiç kesip balkondan aşağı atarmı? Atar tabiki... Bir adam günlük sigarasını alacak para kazanamıyorsa, içki fiyatlarının pahalılığından sadece vitrinde izliyorsa, evine filesini dolduramıyor ve evine sağlıklı bir ruh hali ile gidemiyorsa bugün annesinin kafasını keser yarın babasının. Bu ruh hali ile karısına da şiddet uygular çocuğuna da. Bir baba çocuğuna harçlık vermiyor, eşinin isteğini aylarca yerine getiremiyorsa eğer o evde saygı- sevgi huzur kalmaz, aile birliği yok olur. Kim? Hangi kurum? Bu olayları yapanları neden, niçin yaptığını analiz ediyor? Bir daha olmaması için önlem alıyor? Suç işledin git cezanı çek demek, büyük devletlerde doğru bir yaklaşım olamaz. Neden, nasıl bu sonuca geldiği araştırılmaz çözüm üretilmez ise her apartman balkonundan şimdilerde duyulmayan sessiz çığlıklar ve bu görüntüler çok kısa süre sonra duyulup görülmesi kaçınılmazdır. Yokluk ve yoksulluk hırsızlığın, soygunun, çeteleşmenin, yağmanın, yağmacılığın, cinayetlerin, sokak kavgalarının geleceğinin en önemli habercisidir. Ülkeye doldurulan dünyanın uyuşturucu deposu Afganistan kaçak sığınmacıların ülkemizde başıboş ve Taliban'dan kaçtıkları palavrası ile hoş görülmesi gerektiğini savunanlar etraflarına bir bakmalıdır, yaşanan gerçeği görmelidirler. Ucuz ve şimdiye kadar ülkemizde görülmeyen bu son dönemlerde kullanılan uyuşturucuyu kim, kimler satıyor? Ülkemizde kimler, hangi yaş grubu gençlerimiz bu bataklığa düşmüştür, düşürülmüştür? Büyüklüğü ile övünüp durduğumuz devletimiz, devletimizin istihbarat birimleri bunu göremeyecek durumda değildir. Bu okul önlerinde uyuşturucu satan torbacıların ayaklarını kırın, kırın, kırın demekle çözülecek bir problem değildir. Bataklık kurutulmalıdır. Uyuşturucu baronları yakalanmalı onların ayakları değil kafaları kırılmalıdır. Çözüm sokak satıcılarının ayaklarının kırılması değildir. Devlet aklı bu olamaz.  Ülkenin en güzel yerlerinde AVM lerin ellerine geçtiği hatta bazı AVM'lerin yönetiminin dahi Afganlılara geçtiğini devletimiz bilerek mi görmüyor? Suriyeliler konuşulurken Afganlıların ülkeye âdeta çöreklendiği nasıl görülmez? Taliban'dan kaçtıkları söylenen Afganlılar ülkemizde bu kadar lüks ve şatafatlı AVM satın alıp yönetimlerini dahi ele alacak kadar daire satın alırken bunlara Taliban'dan kaçan garip sığınmacılar ifadesiyle Türk milletinin kandırılması doğrumu-dur? Saraylarda oturulup, muhteşem köşklerde, yalılarda yaşanarak ülkenin neredeyse %70. den fazlasının günü kurtarmak adına kıvranarak yaşadığını duymaz ve göremezsiniz. Ahhh Türkiye'm, Türkiye'm güzel vatanım. Bedelini canımız ve kanımız pahasına yurt yaptığımız ülkemiz Türkiye'miz. Askerlik yaparak namus borcunu ödediğimiz, vergilerle yaşasın devletimiz dediğimiz son yurdumuz Türkiye'm. Vatan, Bayrak, Namus dediğimiz Türkiye'm... Her Türk asker doğar dediğimiz, taşına toprağına ölürüm dediğimiz Türkiye'm seni millet olarak ne hale getirdik.   Cadde ve Sokaklarda yürüdüğümüzde Türk kim diye artık ayırt edemediğimiz Suriyeli, Afganlı, Afrikalı, Rus, Ukraynalı ile doldurduğumuz ve ensar, muhacir, sığınmacı, ümmet diyerek ve bununla övündüğümüz Türkiye'm. Biz yoklukla, yoksullukla kıvranırken, onlara Türk milleti olarak ağzımızın suyunu akıtarak imrenecek duruma düştüğümüz Türkiyem. . Vatanımız Vatan'da, üstünde âdeta cirit atanlara baktığımızda Vatan elden gitmiş diyecek duruma geldiğimiz bu noktada Millet olarak umut bağladığımız 6'lı masa 7'li masalardan çözüm bekleyen duruma düşürülmüş olmamız nasıl bir kader olabilir-ki? Bu asil millet seçtiği iktidardan adalet, liyakat, istikrar ve yoklukla yoksullukla mücadele bekliyor. Millet problemlere, sıkıntılara çözüm bekliyor. Millet artık yapacağım, edeceğim, çözeceğim, olacak, gelecek, bitecek gibi vaad ve sözleri duymak istemiyor. Ya artık bu problemleri çözün.  Ya-da  çözün. . Artık bu sistem yürümüyorsa bırakın ve yöntemi değiştirin. Siyasetin ve siyasetçininişi hükümet olarak devlet ile milleti korumasıdır. Devlet öz vatandaşını düşman görmekten kaçınmalıdır. Devlet bu milletin seçtiği TBMM'nin dokunulmazdır dediği milletvekilini devlet adına yerlerde sürüklenirken görmek istemiyor. Milletin vekilini yerde sürüyen devlet Milleti ayağa kaldırır. Millet olmadan Devlet olmaz. Milletini yaşatmayan devlet yaşamaz. Unutulmamalıdır "milleti yaşat ki devlet yaşasın" sözü boşuna söylenmemiştir. Siyasi iktidarlar milletin seçtiği muhalif milletvekillerini haksızlığa engel olmaya çalıştığında devletin polisi ile yerlerde sürükleyerek yaptığı eyleme engel olmaz. Devlet milletine zulmetmez. Bunu gören ve haksız yapılan bir işleme dur diyen halkın seçtiği milletvekilini durdurmak için dokunulmazlığını hiçe sayacak emir ve talimatlar vermez. Ülkenin iktidara talip uhalefeti peki siz ne yapıyorsunuz? Hani çözümünüz? Projeniz? Yol haritanız nedir sizin? Hiç olmazsa mevcut iktidara ülkenin geldiği bu durumu hatırlatın.  Muhalefetin tek görevi iktidara hazırlanmak değildir? Ülkenin denetimini sağlamak muhalefetin birinci görevidir. Siz ne yaptınız? Sadece üç-dört yıldır ağladınız, sızladınız. Daha seçimlere iki yıl süre varken erken seçim naraları attınız. İşte seçim takvimi geldi çattı ne yapacaksınız? Nasıl çözeceksiniz? %1 oyu olmayan BTP liderinin çıkışları dikkatinizi çektiği kadar bu milletin yokluğu, yoksulluğu hiç dikkatinizi çekti-mi? İktidara gelseniz dahi bu milletin sizden çözüm üreteceğinizden umudu yoktur bunu biliyormusunuz? Siz asla gelinen bu durumu düzeltemezsiniz. Mazeret uydurup "batmış, bitmiş bir ülke teslim aldık" diye yakınırsınız. Muhalefette iken bu millet sizin ne ayrı ayrı çabanızı gördü, nede bir araya gelip masa oluşturduğunuzda duruşunuzu anladı. Türk milleti Allah'a emanet yaşıyor. Ama bilinmelidir-ki Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk Demişti-ki " Gün geldiğinde muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" Söylendiği gibi genetiğimiz ile oynanmış olsa-da bu millet yeri ve zamanı geldiğinde kendi göbeğini kendi kesecek kadar asildir.   Kalın sağlıcakla. İbrahim Erdem Karabulut
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.