Mehmet MEMDOĞLU
Köşe Yazarı
Mehmet MEMDOĞLU
 

Ontolojik Irkçılık

<p>İnsanlık i&ccedil;in en tehlikeli ve temelde şeytanın vasıflarından biri olan &ldquo;ırk-kavmiyet&rdquo; taassup&ccedil;uluğunun ihdas edildiği g&uuml;nden bug&uuml;ne kadar zarardan başka hi&ccedil;bir faydası g&ouml;r&uuml;lmemiştir. Cahiliye d&ouml;neminden kalma bu şeytani illet, d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyasının zehirli afyonudur. Kavmiyet&ccedil;ilik hastalığının bağımlısı olanlar, kendilerinden başkalarını d&uuml;ş&uuml;nemezler. Irk&ccedil;ılık, başkasını yutmakla beslenir.</p> <p>Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerim&rsquo;de <em>&ldquo;Ey insanlar! Muhakkak ki biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve sizi millet millet, kabile kabile yaptık ki, tanışıp kaynaşasınız. Allah katında en şerefliniz Ondan en &ccedil;ok korkanınızdır.&rdquo;</em>&nbsp; (Hucurat suresi, 13) buyuruyor.</p> <p>Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise&nbsp; &quot;Hi&ccedil;bir milletin diğerine &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yoktur, &uuml;st&uuml;nl&uuml;k ancak takva iledir.&rdquo; Yine bir başka Hadis&rsquo;inde de &ldquo;İsl&acirc;m, C&acirc;hiliyetten kalma ırk&ccedil;ılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır.&quot; buyurmuşlardır.</p> <p>Osmanlı&rsquo;dan Cumhuriyet T&uuml;rkiyesi&rsquo;ne miras kalan ve yıllarca &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen &ldquo;K&uuml;rt Sorunu&rdquo;nun &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; i&ccedil;in başlatılan s&uuml;re&ccedil;, kimilerince &ldquo;ontolojik ırk&ccedil;ılık&rdquo; olarak tanımlanmaya başlandı.</p> <p>Ontolojik Irk&ccedil;ılık: <em>&ldquo;Farklılığın kutsandığı ve bireyin &ouml;zerkliğini kaybederek kendini hapsettiği grupla &ouml;zdeşleştiği d&uuml;nyasını, daha genel, b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l, esnek toplumsal bir b&uuml;t&uuml;nden ayırarak birbiriyle etkileşim ve ilişkiyi yok ettiği, ontolojik adacıkların inşa edildiği, &ouml;tekinin varlığının kendi varlığıyla keskin bir &lsquo;ayrı&rsquo;nın yaratıldığı bir d&uuml;nyadır.&rdquo;</em> (İkbal Vurucu, Sona Doğru K&uuml;rt A&ccedil;ılımı, Sarka&ccedil; Yayınları, s. 14) devamında ise <em>&ldquo;Yukarıda genel hatlarıyla yorumladığımız K&uuml;rt A&ccedil;ılımı ile T&uuml;rkiye&rsquo;nin T&uuml;rk karakteri, &uuml;niter yapısı, milli kimliği d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lme s&uuml;recine sokulmuştur&rdquo;</em> (s.26)</p> <p>Sayın Vurucu&rsquo;nun tezi &uuml;zerinden hareket edecek olursak, Ziya G&ouml;kalp&rsquo;in kendisi de &ldquo;T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n Esasları&rdquo;nı yazmadan &ouml;nce ontolojik ırk&ccedil;ılık yapmıştır.</p> <p>Ziya G&ouml;kalp &ldquo;T&uuml;rkleşmek İslamlaşmak Muassırlaşlak&rdquo; adlı <em>kitabında &ldquo;&hellip;T&uuml;rklerin de vicdanları tahlil olunursa g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ki bir T&uuml;rk, kızını bir Araba, bir Arnavuda, bir K&uuml;rde, bir &Ccedil;erkese tezvi&ccedil; edebilir, </em>(evlendirilebilir)<em> fakat katiyen bir Fillandiyalıya, bir Hıristiyan Macara tezvi&ccedil; edemez (s.9) &ldquo;Evet, cehalet devri birka&ccedil; asır daha devam etmiş olsaydı, T&uuml;rkler de lisan ve kavmiyet &lsquo;itibariyle bir&ccedil;ok milletlere ayrılacaktı&hellip; <strong>Nasıl ki İslavlar, Latinler ve K&uuml;rdler kadim zamanlardan beri m&uuml;teaddid kavimlere ayrılmışlardı. (Bug&uuml;n K&uuml;rdler, biribirinin lisanını anlamayan beş kavimden m&uuml;teşekkildir.) Fakat T&uuml;rkler, g&ouml;&ccedil;ebe hayatı yaşadıkları i&ccedil;in mazide b&ouml;yle bir iftiraka </strong></em><strong>(par&ccedil;alanma)<em> uğramadılar&rdquo;</em></strong> (Alıntılar kitabın orijinal 1918 baskısından alınmıştır, s.45)</p> <p>Aynı bakış a&ccedil;ısıyla hareket edildiğinde, d&ouml;nemin gazetelerinden Tasvir-i Efk&acirc;r&rsquo;ın da &ldquo;ontolojik ırk&ccedil;ılık&rdquo; yaptığı sonucuna varabiliriz. K&uuml;lt&uuml;r Bakanlığı tarafından yayınlanan Necdet Hayta &ldquo;Tarih Araştırmalarına Kaynak Olarak Tasvir-i Efk&acirc;r Gazetesi;&rdquo; s.44&rsquo;de&nbsp; <em>&ldquo;Rodos Kaymakamlığı&rsquo;na eski Kastamonu Mutasarrıfı Hasan Paşa; Selanik Ey&acirc;leti Muhasebeciği&rsquo;ne, eski İzmir Muhasebecisi Nazif Efendi, K&uuml;rdistan Ey&acirc;leti Muhasebecilği&rsquo;ne eski Konya Mahesebecilerinden Ahmed R&uuml;şd&uuml; atanmışlardır&rdquo;. </em></p> <p>Yine, Mustafa Kemal&rsquo;in de <em>&ldquo;Şimdi Efendiler, Kurtuluş Savaşı tarihimizde &ouml;nemli bir olay olan Ali Galip sorunu hakkında izin verirseniz biraz geniş bilgi vereyim: Efendiler, daha Temmuz başlarında, Erzurum&rsquo;da bulunduğum zaman Cel&acirc;det ve K&acirc;muran Ali isminde iki kişinin yabancılar tarafından, y&uuml;kl&uuml; para ile İstanbul&rsquo;dan K&uuml;rdistana g&ouml;nderileceği, bunların yalan dolanla ve bize karşı kışkırtmalar yapmakla g&ouml;revli oldukları ve bir iki g&uuml;n i&ccedil;inde yola &ccedil;ıkmış oldukları ya da &ccedil;ıkacakları haber alındı. Bu haber &uuml;zerine, bunların, sessizce g&ouml;zetlenmesi ve tutuklanmaları gereğini 3 Temmuz tarihinde Diyarbakır&rsquo;da 13&uuml;nc&uuml; Kolordu Komutanına ve ayrıca Kurmay Başkan olan Halit Beye ve Samsun mutasarrıfına bildirdim.&rdquo;</em> (Milli Eğitim Basımevi-İstanbul, 1970; s.117) ifadeleriyle &ldquo;ontolojik ırk&ccedil;ılık&rdquo; yaptığı iddia edilebilir.</p> <p>K&uuml;rt a&ccedil;ılımı (sonraları &lsquo;Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi&rsquo; olarak adlandırıldı) devletin kendisi tarafından başlatılmış olmasına rağmen Sayın Vurucu, <em>&rdquo;Eleştirmenin ve muhalif olmanın etkisizleştirilmesi i&ccedil;in geliştirilen strateji ise K&uuml;rt A&ccedil;ılımı&rsquo;nın bir &lsquo;devlet projesi&rsquo; olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesidir. &lsquo;Devlet projesi&rsquo; gerek&ccedil;esi tenkit, tartışma, reddetme gibi demokratik tavırların bertaraf edilmesinde etkili bir s&ouml;ylemdir&rdquo;</em> diyerek reddediyor.</p> <p>Oysa Resmi Gazete&#39;nin 04.03.2010 tarihli n&uuml;shasında yayımlanarak y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe giren 5952 sayılı Kamu D&uuml;zeni ve G&uuml;venliği M&uuml;steşarlığı&rsquo;nın Teşkilat ve G&ouml;revleri Hakkında Kanun ile kurulan Kamu D&uuml;zeni ve G&uuml;venliği M&uuml;steşarlığı, 2013 yılının son aylarında 2000-2012 yıllarını kapsayan reformları &nbsp;&ldquo;Sessiz Devrim&rdquo; (Şoreşa B&ecirc; Deng)&nbsp; &nbsp;adıyla kitaplaştırarak kamuoyu ile paylaşmıştır. &Uuml;stelik bu &ccedil;alışma T&uuml;rk&ccedil;e ve K&uuml;rt&ccedil;enin yanı sıra İngilizce ve Arap&ccedil;a olarak da basılmıştır.</p> <p>Kitabın farklı dillere &ccedil;evirisi kamuoyunca memnuniyetle karşılanırken, K&uuml;rt&ccedil;e &ccedil;evirisine gelen kimi tepkiler, T&uuml;rkiye&rsquo;nin d&uuml;ş&uuml;nsel manada kat ettiği mesafeyi anlatmak i&ccedil;in yeterli olmuştur.</p> <p>&nbsp;Devlet, &ldquo;K&uuml;rt Sorunu&rdquo;nu &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışırken, hi&ccedil; ş&uuml;phesiz T&uuml;rkiye&#39;yi başka sorunlar ile y&uuml;z y&uuml;ze getirmemelidir. Cumhuriyet&rsquo;in ilanından sonra &quot;K&uuml;rtlerin asimile edilmediklerini&quot;, &nbsp;bu t&uuml;r iddiaların; aksine &quot;T&uuml;rk kimliği&quot;ni hedeflediğini iddia edenler! Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;? 80 yıl boyunca, ana dili K&uuml;rt&ccedil;e olan bu insanların kendi dillerini konuşmaları neden yasaklandı?</p> <p>Abidin &Ouml;zmen&rsquo;in raporlarından okuyalım:</p> <p><em>&ldquo;T&uuml;rk camiası i&ccedil;inde kaynaştırmak istediğimiz kimseleri K&uuml;rt&ccedil;e yerine T&uuml;rk&ccedil;e ile konuşur hale getirmek icap eder. Bu s&ouml;z g&ouml;t&uuml;rmez bir ger&ccedil;ektir.</em></p> <p><em>Bunun i&ccedil;in, yemesi, k&ouml;y&uuml;nde k&ouml;yl&uuml;s&uuml;n&uuml;n, anasının, babasının yediğinden ayrılmak, yatağını basit tahta kerevetini kendilerine temin ettirmek suretiyle devşirme ile k&ouml;y &ccedil;ocuklarını alıp yatılı mektepler kurmak icap eder. Bu mekteplerin binası geniş, hastanesi, eczanesi yerinde m&uuml;stakil veya tez tez uğrayan bir doktorun kontrol&uuml;nde, T&uuml;rkl&uuml;k aşılamak kabiliyetiyle yetişmiş azimli, &ccedil;alışkan &ouml;ğretmenlerin idaresinde olmalıdır. Bu yapıyı ve teşkilatı h&uuml;k&uuml;met kurmalıdır.&rdquo;</em> (S. &Ouml;zt&uuml;rk, Kasadaki Dosyalar; s. 104-105)</p> <p>&Ccedil;&ouml;z&uuml;m s&uuml;recinin T&uuml;rkiye&#39;yi b&ouml;leceği iddiaları, yıllarca dile getirilen &quot;b&ouml;l&uuml;nd&uuml;k-b&ouml;l&uuml;n&uuml;yoruz&quot; paranoyalarının mutasyona uğramış yeni halidir. S&uuml;recin, T&uuml;rkiye&#39;de başka sorunlara neden olacağını iddia etmek ise yeni bir toplumsal m&uuml;hendislik &ccedil;alışmasıdır. &nbsp;</p> <p>T&uuml;rkler K&uuml;rtler i&ccedil;in, K&uuml;rtler de T&uuml;rkler i&ccedil;in; S&uuml;nniler Aleviler i&ccedil;in, Aleviler de S&uuml;nniler i&ccedil;in bir paratoner vazifesi g&ouml;rmektedirler. &Uuml;lke fertleri olarak birbirimize sahip &ccedil;ıkmalı, T&uuml;rkiye d&uuml;şmanlarını sevindirmemeliyiz.</p> <p>Hz. Peygamber, <em>&quot;Bir kimseyi ameli geri bırakmışsa, nesebi, soyu onu kurtaramaz, y&uuml;kseltemez, ilerletemez&quot;</em> (İbn M&acirc;ce, Mukaddime 17, hadis no: 225) buyurmaktadır.</p> <p>Vesselam&hellip;</p>
Ekleme Tarihi: 06 Nisan 2015 - Pazartesi

Ontolojik Irkçılık

<p>İnsanlık i&ccedil;in en tehlikeli ve temelde şeytanın vasıflarından biri olan &ldquo;ırk-kavmiyet&rdquo; taassup&ccedil;uluğunun ihdas edildiği g&uuml;nden bug&uuml;ne kadar zarardan başka hi&ccedil;bir faydası g&ouml;r&uuml;lmemiştir. Cahiliye d&ouml;neminden kalma bu şeytani illet, d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyasının zehirli afyonudur. Kavmiyet&ccedil;ilik hastalığının bağımlısı olanlar, kendilerinden başkalarını d&uuml;ş&uuml;nemezler. Irk&ccedil;ılık, başkasını yutmakla beslenir.</p> <p>Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerim&rsquo;de <em>&ldquo;Ey insanlar! Muhakkak ki biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve sizi millet millet, kabile kabile yaptık ki, tanışıp kaynaşasınız. Allah katında en şerefliniz Ondan en &ccedil;ok korkanınızdır.&rdquo;</em>&nbsp; (Hucurat suresi, 13) buyuruyor.</p> <p>Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise&nbsp; &quot;Hi&ccedil;bir milletin diğerine &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yoktur, &uuml;st&uuml;nl&uuml;k ancak takva iledir.&rdquo; Yine bir başka Hadis&rsquo;inde de &ldquo;İsl&acirc;m, C&acirc;hiliyetten kalma ırk&ccedil;ılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır.&quot; buyurmuşlardır.</p> <p>Osmanlı&rsquo;dan Cumhuriyet T&uuml;rkiyesi&rsquo;ne miras kalan ve yıllarca &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen &ldquo;K&uuml;rt Sorunu&rdquo;nun &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; i&ccedil;in başlatılan s&uuml;re&ccedil;, kimilerince &ldquo;ontolojik ırk&ccedil;ılık&rdquo; olarak tanımlanmaya başlandı.</p> <p>Ontolojik Irk&ccedil;ılık: <em>&ldquo;Farklılığın kutsandığı ve bireyin &ouml;zerkliğini kaybederek kendini hapsettiği grupla &ouml;zdeşleştiği d&uuml;nyasını, daha genel, b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l, esnek toplumsal bir b&uuml;t&uuml;nden ayırarak birbiriyle etkileşim ve ilişkiyi yok ettiği, ontolojik adacıkların inşa edildiği, &ouml;tekinin varlığının kendi varlığıyla keskin bir &lsquo;ayrı&rsquo;nın yaratıldığı bir d&uuml;nyadır.&rdquo;</em> (İkbal Vurucu, Sona Doğru K&uuml;rt A&ccedil;ılımı, Sarka&ccedil; Yayınları, s. 14) devamında ise <em>&ldquo;Yukarıda genel hatlarıyla yorumladığımız K&uuml;rt A&ccedil;ılımı ile T&uuml;rkiye&rsquo;nin T&uuml;rk karakteri, &uuml;niter yapısı, milli kimliği d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lme s&uuml;recine sokulmuştur&rdquo;</em> (s.26)</p> <p>Sayın Vurucu&rsquo;nun tezi &uuml;zerinden hareket edecek olursak, Ziya G&ouml;kalp&rsquo;in kendisi de &ldquo;T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n Esasları&rdquo;nı yazmadan &ouml;nce ontolojik ırk&ccedil;ılık yapmıştır.</p> <p>Ziya G&ouml;kalp &ldquo;T&uuml;rkleşmek İslamlaşmak Muassırlaşlak&rdquo; adlı <em>kitabında &ldquo;&hellip;T&uuml;rklerin de vicdanları tahlil olunursa g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ki bir T&uuml;rk, kızını bir Araba, bir Arnavuda, bir K&uuml;rde, bir &Ccedil;erkese tezvi&ccedil; edebilir, </em>(evlendirilebilir)<em> fakat katiyen bir Fillandiyalıya, bir Hıristiyan Macara tezvi&ccedil; edemez (s.9) &ldquo;Evet, cehalet devri birka&ccedil; asır daha devam etmiş olsaydı, T&uuml;rkler de lisan ve kavmiyet &lsquo;itibariyle bir&ccedil;ok milletlere ayrılacaktı&hellip; <strong>Nasıl ki İslavlar, Latinler ve K&uuml;rdler kadim zamanlardan beri m&uuml;teaddid kavimlere ayrılmışlardı. (Bug&uuml;n K&uuml;rdler, biribirinin lisanını anlamayan beş kavimden m&uuml;teşekkildir.) Fakat T&uuml;rkler, g&ouml;&ccedil;ebe hayatı yaşadıkları i&ccedil;in mazide b&ouml;yle bir iftiraka </strong></em><strong>(par&ccedil;alanma)<em> uğramadılar&rdquo;</em></strong> (Alıntılar kitabın orijinal 1918 baskısından alınmıştır, s.45)</p> <p>Aynı bakış a&ccedil;ısıyla hareket edildiğinde, d&ouml;nemin gazetelerinden Tasvir-i Efk&acirc;r&rsquo;ın da &ldquo;ontolojik ırk&ccedil;ılık&rdquo; yaptığı sonucuna varabiliriz. K&uuml;lt&uuml;r Bakanlığı tarafından yayınlanan Necdet Hayta &ldquo;Tarih Araştırmalarına Kaynak Olarak Tasvir-i Efk&acirc;r Gazetesi;&rdquo; s.44&rsquo;de&nbsp; <em>&ldquo;Rodos Kaymakamlığı&rsquo;na eski Kastamonu Mutasarrıfı Hasan Paşa; Selanik Ey&acirc;leti Muhasebeciği&rsquo;ne, eski İzmir Muhasebecisi Nazif Efendi, K&uuml;rdistan Ey&acirc;leti Muhasebecilği&rsquo;ne eski Konya Mahesebecilerinden Ahmed R&uuml;şd&uuml; atanmışlardır&rdquo;. </em></p> <p>Yine, Mustafa Kemal&rsquo;in de <em>&ldquo;Şimdi Efendiler, Kurtuluş Savaşı tarihimizde &ouml;nemli bir olay olan Ali Galip sorunu hakkında izin verirseniz biraz geniş bilgi vereyim: Efendiler, daha Temmuz başlarında, Erzurum&rsquo;da bulunduğum zaman Cel&acirc;det ve K&acirc;muran Ali isminde iki kişinin yabancılar tarafından, y&uuml;kl&uuml; para ile İstanbul&rsquo;dan K&uuml;rdistana g&ouml;nderileceği, bunların yalan dolanla ve bize karşı kışkırtmalar yapmakla g&ouml;revli oldukları ve bir iki g&uuml;n i&ccedil;inde yola &ccedil;ıkmış oldukları ya da &ccedil;ıkacakları haber alındı. Bu haber &uuml;zerine, bunların, sessizce g&ouml;zetlenmesi ve tutuklanmaları gereğini 3 Temmuz tarihinde Diyarbakır&rsquo;da 13&uuml;nc&uuml; Kolordu Komutanına ve ayrıca Kurmay Başkan olan Halit Beye ve Samsun mutasarrıfına bildirdim.&rdquo;</em> (Milli Eğitim Basımevi-İstanbul, 1970; s.117) ifadeleriyle &ldquo;ontolojik ırk&ccedil;ılık&rdquo; yaptığı iddia edilebilir.</p> <p>K&uuml;rt a&ccedil;ılımı (sonraları &lsquo;Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi&rsquo; olarak adlandırıldı) devletin kendisi tarafından başlatılmış olmasına rağmen Sayın Vurucu, <em>&rdquo;Eleştirmenin ve muhalif olmanın etkisizleştirilmesi i&ccedil;in geliştirilen strateji ise K&uuml;rt A&ccedil;ılımı&rsquo;nın bir &lsquo;devlet projesi&rsquo; olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesidir. &lsquo;Devlet projesi&rsquo; gerek&ccedil;esi tenkit, tartışma, reddetme gibi demokratik tavırların bertaraf edilmesinde etkili bir s&ouml;ylemdir&rdquo;</em> diyerek reddediyor.</p> <p>Oysa Resmi Gazete&#39;nin 04.03.2010 tarihli n&uuml;shasında yayımlanarak y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe giren 5952 sayılı Kamu D&uuml;zeni ve G&uuml;venliği M&uuml;steşarlığı&rsquo;nın Teşkilat ve G&ouml;revleri Hakkında Kanun ile kurulan Kamu D&uuml;zeni ve G&uuml;venliği M&uuml;steşarlığı, 2013 yılının son aylarında 2000-2012 yıllarını kapsayan reformları &nbsp;&ldquo;Sessiz Devrim&rdquo; (Şoreşa B&ecirc; Deng)&nbsp; &nbsp;adıyla kitaplaştırarak kamuoyu ile paylaşmıştır. &Uuml;stelik bu &ccedil;alışma T&uuml;rk&ccedil;e ve K&uuml;rt&ccedil;enin yanı sıra İngilizce ve Arap&ccedil;a olarak da basılmıştır.</p> <p>Kitabın farklı dillere &ccedil;evirisi kamuoyunca memnuniyetle karşılanırken, K&uuml;rt&ccedil;e &ccedil;evirisine gelen kimi tepkiler, T&uuml;rkiye&rsquo;nin d&uuml;ş&uuml;nsel manada kat ettiği mesafeyi anlatmak i&ccedil;in yeterli olmuştur.</p> <p>&nbsp;Devlet, &ldquo;K&uuml;rt Sorunu&rdquo;nu &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışırken, hi&ccedil; ş&uuml;phesiz T&uuml;rkiye&#39;yi başka sorunlar ile y&uuml;z y&uuml;ze getirmemelidir. Cumhuriyet&rsquo;in ilanından sonra &quot;K&uuml;rtlerin asimile edilmediklerini&quot;, &nbsp;bu t&uuml;r iddiaların; aksine &quot;T&uuml;rk kimliği&quot;ni hedeflediğini iddia edenler! Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;? 80 yıl boyunca, ana dili K&uuml;rt&ccedil;e olan bu insanların kendi dillerini konuşmaları neden yasaklandı?</p> <p>Abidin &Ouml;zmen&rsquo;in raporlarından okuyalım:</p> <p><em>&ldquo;T&uuml;rk camiası i&ccedil;inde kaynaştırmak istediğimiz kimseleri K&uuml;rt&ccedil;e yerine T&uuml;rk&ccedil;e ile konuşur hale getirmek icap eder. Bu s&ouml;z g&ouml;t&uuml;rmez bir ger&ccedil;ektir.</em></p> <p><em>Bunun i&ccedil;in, yemesi, k&ouml;y&uuml;nde k&ouml;yl&uuml;s&uuml;n&uuml;n, anasının, babasının yediğinden ayrılmak, yatağını basit tahta kerevetini kendilerine temin ettirmek suretiyle devşirme ile k&ouml;y &ccedil;ocuklarını alıp yatılı mektepler kurmak icap eder. Bu mekteplerin binası geniş, hastanesi, eczanesi yerinde m&uuml;stakil veya tez tez uğrayan bir doktorun kontrol&uuml;nde, T&uuml;rkl&uuml;k aşılamak kabiliyetiyle yetişmiş azimli, &ccedil;alışkan &ouml;ğretmenlerin idaresinde olmalıdır. Bu yapıyı ve teşkilatı h&uuml;k&uuml;met kurmalıdır.&rdquo;</em> (S. &Ouml;zt&uuml;rk, Kasadaki Dosyalar; s. 104-105)</p> <p>&Ccedil;&ouml;z&uuml;m s&uuml;recinin T&uuml;rkiye&#39;yi b&ouml;leceği iddiaları, yıllarca dile getirilen &quot;b&ouml;l&uuml;nd&uuml;k-b&ouml;l&uuml;n&uuml;yoruz&quot; paranoyalarının mutasyona uğramış yeni halidir. S&uuml;recin, T&uuml;rkiye&#39;de başka sorunlara neden olacağını iddia etmek ise yeni bir toplumsal m&uuml;hendislik &ccedil;alışmasıdır. &nbsp;</p> <p>T&uuml;rkler K&uuml;rtler i&ccedil;in, K&uuml;rtler de T&uuml;rkler i&ccedil;in; S&uuml;nniler Aleviler i&ccedil;in, Aleviler de S&uuml;nniler i&ccedil;in bir paratoner vazifesi g&ouml;rmektedirler. &Uuml;lke fertleri olarak birbirimize sahip &ccedil;ıkmalı, T&uuml;rkiye d&uuml;şmanlarını sevindirmemeliyiz.</p> <p>Hz. Peygamber, <em>&quot;Bir kimseyi ameli geri bırakmışsa, nesebi, soyu onu kurtaramaz, y&uuml;kseltemez, ilerletemez&quot;</em> (İbn M&acirc;ce, Mukaddime 17, hadis no: 225) buyurmaktadır.</p> <p>Vesselam&hellip;</p>
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.