ANAHTAR KELİMEMİZ: MEMLEKET
ANAHTAR KELİMEMİZ: MEMLEKET
Çok seviyoruz çok!
Memleket denildi mi akan sular durur bizde.
Ne biz memleketsiz oluruz ne bizsiz memleket…
Onunla varız, o da bizimle…
“Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin” diyor ya Cahit Külebi. İşte tam da öyle seviyoruz. Ekmek gibi su gibi mukaddes bu memleket bizim için.
Bu vatanın öz evladıyız.
Abdurrahim Karakoç ozanımızın
“Seni çok sevenler(!) çok örseledi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..
Açların çalıştı, tokların yedi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..” diye işaret buyurduğu eyyamcılardan, memleketi seviyor görünüp kuyusunu kazanlardan berîyiz.
Nazım’ın mısralarındaki gibi seviyoruz memleketi.
“Sen şimdi yalnız saçımın akında,
Enfarktında yüreğimin,
Alnımın çizgilerindesin memleketim,
Memleketim,
Memleketim…” derken ayağımızı toprağına basıyor olsak da adını sayıklıyor, hasretini çekiyoruz.
Cahit Sıtkı’nın mısralarıyla seviyoruz memleketi:
“Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.”diyoruz.
Amma…
Ölümün
Trafik magandalığından,
maden göçüğünden,
iş kazasından,
denetlenmemiş binaların çökmesinden,
selden,
yangından,
akran zorbalığından,
madde kullanımından olanını değil,
pisi pisine gelenini değil,
ak saçlı ninelerin şefkati gibi ak sakallı dedelerin asaleti gibi Mehmetçiğin şehadeti gibi onurlu olanını istiyoruz. “Ölüm bir kez gelecek, o da neden şerefli olmasın?” diyen Cevher Dudayev gibi o şerefli ölümü -ki aslında diriliştir- hak etmeye uğraşıyoruz.
Biz bu uğurda,
Biz memleket uğruna deli gömleği giymeye hazırız efendim.
Gönüllüyüz.
Gözü karayız.
Fedaiyiz.
Serdengeçtiyiz.
Ve dahi
Deli olmaya talibiz.
Neydi hep ezberimizde olan o söz? Hani şu Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’nda geçen:
“Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı, aptallığın şerefli bir tarihi bile yok.”
O vakit
Bırakalım aptallığına doymayan doymasın,
Biz bu vatanın delileriyiz ve yeni değil ta ezelden bu yolda türküler tutturmuşuz bir kere. Yazılmamış nice destanlar yazmaya hazır ve nazırız.
Fuzulî’nin mısralarıyla bitirelim:
“Döğülmeye söğülmeye koğulmaya billâh
Hep râzıyım ammâ ki efendim senin olsam”
Sevgi Karaman
Ekleme
Tarihi: 21 Ekim 2026 -Çarşamba
ANAHTAR KELİMEMİZ: MEMLEKET
ANAHTAR KELİMEMİZ: MEMLEKET
Çok seviyoruz çok!
Memleket denildi mi akan sular durur bizde.
Ne biz memleketsiz oluruz ne bizsiz memleket…
Onunla varız, o da bizimle…
“Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin” diyor ya Cahit Külebi. İşte tam da öyle seviyoruz. Ekmek gibi su gibi mukaddes bu memleket bizim için.
Bu vatanın öz evladıyız.
Abdurrahim Karakoç ozanımızın
“Seni çok sevenler(!) çok örseledi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..
Açların çalıştı, tokların yedi
Oy güzel vatanım, oy Anadolu..” diye işaret buyurduğu eyyamcılardan, memleketi seviyor görünüp kuyusunu kazanlardan berîyiz.
Nazım’ın mısralarındaki gibi seviyoruz memleketi.
“Sen şimdi yalnız saçımın akında,
Enfarktında yüreğimin,
Alnımın çizgilerindesin memleketim,
Memleketim,
Memleketim…” derken ayağımızı toprağına basıyor olsak da adını sayıklıyor, hasretini çekiyoruz.
Cahit Sıtkı’nın mısralarıyla seviyoruz memleketi:
“Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.”diyoruz.
Amma…
Ölümün
Trafik magandalığından,
maden göçüğünden,
iş kazasından,
denetlenmemiş binaların çökmesinden,
selden,
yangından,
akran zorbalığından,
madde kullanımından olanını değil,
pisi pisine gelenini değil,
ak saçlı ninelerin şefkati gibi ak sakallı dedelerin asaleti gibi Mehmetçiğin şehadeti gibi onurlu olanını istiyoruz. “Ölüm bir kez gelecek, o da neden şerefli olmasın?” diyen Cevher Dudayev gibi o şerefli ölümü -ki aslında diriliştir- hak etmeye uğraşıyoruz.
Biz bu uğurda,
Biz memleket uğruna deli gömleği giymeye hazırız efendim.
Gönüllüyüz.
Gözü karayız.
Fedaiyiz.
Serdengeçtiyiz.
Ve dahi
Deli olmaya talibiz.
Neydi hep ezberimizde olan o söz? Hani şu Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’nda geçen:
“Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı, aptallığın şerefli bir tarihi bile yok.”
O vakit
Bırakalım aptallığına doymayan doymasın,
Biz bu vatanın delileriyiz ve yeni değil ta ezelden bu yolda türküler tutturmuşuz bir kere. Yazılmamış nice destanlar yazmaya hazır ve nazırız.
Fuzulî’nin mısralarıyla bitirelim:
“Döğülmeye söğülmeye koğulmaya billâh
Hep râzıyım ammâ ki efendim senin olsam”
Sevgi Karaman
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
