MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

Yalnızlık Değil, Kendine Dönüş.

Yalnızlık Değil, Kendine Dönüş. İnsan kendine biraz yaklaşınca, kalabalıktan biraz uzaklaşınca başlıyor aslında hikâye. Hep bize “yalnız kalma” diye öğretildi. Sanki yalnızlık başlı başına bir eksiklikmiş gibi. Oysa insan kendine değer vermeye başladığında anlıyor ki, yalnızlık çoğu zaman eksiklik değil; bir toparlanma, bir kendine gelme hâli. Gün içinde kaç kişiye yetişiyoruz… İş, çocuklar, aile, arkadaşlar… Herkese bir parça veriyoruz kendimizden. Ama dönüp bakıyoruz, bize kalan ne? İşte tam o noktada insanın kendisiyle baş başa kalabilmesi büyük bir nimet. Çünkü insan, en çok sessizlikte duyar kendi sesini. Erich Fromm der ki, insanın en büyük korkularından biri yalnızlıktır; ama aynı zamanda olgunlaşmanın yolu da buradan geçer. Yani kaçtığımız şey, aslında büyümenin kapısıdır. Kendinle oturup konuşabildiğin gün, başkalarıyla kurduğun ilişkiler de değişir. Daha az beklenti, daha çok anlayış… Daha az kırılganlık, daha çok sabır… Bir de Zygmunt Bauman’ın dediği gibi, modern hayat ilişkileri hızlandırdı ama derinliğini azalttı. Her şey hızlı, her şey yüzeysel… Böyle bir dünyada insanın kendine dönmesi, biraz yavaşlaması neredeyse bir direnç hâline geldi. O yüzden tek başına kalabilmek artık bir lüks değil, bir ihtiyaç. Kendine değer veren insan şunu fark ediyor: Her kapıyı çalmak zorunda değil. Her davete gitmek, her ortamda bulunmak zorunda değil. “Hayır” demek bir kabalık değil, kendini korumaktır. Ve insan kendini korudukça tükenmiyor; aksine çoğalıyor. İşin güzel tarafı şu: Kendisiyle barışan insan, başkalarına daha faydalı oluyor. Çünkü artık sevgiyi bir ihtiyaçtan değil, bir fazlalıktan veriyor. Mecburiyetten değil, gönüllülükten… Böyle olunca da ilişkiler daha sahici oluyor. Daha az kırgınlık, daha az hesap… Yalnız kalabilmek, kimseye ihtiyaç duymamak değildir. Tam tersine, doğru insanlara yer açabilmektir. Gürültü azaldıkça, kıymetli olanın sesi daha net duyulur. Belki de mesele şu: Kalabalıklar içinde kaybolmak mı, yoksa bazen kenara çekilip kendini bulmak mı? İnsan kendine değer verdiğinde cevabı zaten biliyor. Dr. Gülçin ITIRLI ASLAN Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM)
Ekleme Tarihi: 12 Nisan 2026 -Pazar

Yalnızlık Değil, Kendine Dönüş.

Yalnızlık Değil, Kendine Dönüş. İnsan kendine biraz yaklaşınca, kalabalıktan biraz uzaklaşınca başlıyor aslında hikâye. Hep bize “yalnız kalma” diye öğretildi. Sanki yalnızlık başlı başına bir eksiklikmiş gibi. Oysa insan kendine değer vermeye başladığında anlıyor ki, yalnızlık çoğu zaman eksiklik değil; bir toparlanma, bir kendine gelme hâli. Gün içinde kaç kişiye yetişiyoruz… İş, çocuklar, aile, arkadaşlar… Herkese bir parça veriyoruz kendimizden. Ama dönüp bakıyoruz, bize kalan ne? İşte tam o noktada insanın kendisiyle baş başa kalabilmesi büyük bir nimet. Çünkü insan, en çok sessizlikte duyar kendi sesini. Erich Fromm der ki, insanın en büyük korkularından biri yalnızlıktır; ama aynı zamanda olgunlaşmanın yolu da buradan geçer. Yani kaçtığımız şey, aslında büyümenin kapısıdır. Kendinle oturup konuşabildiğin gün, başkalarıyla kurduğun ilişkiler de değişir. Daha az beklenti, daha çok anlayış… Daha az kırılganlık, daha çok sabır… Bir de Zygmunt Bauman’ın dediği gibi, modern hayat ilişkileri hızlandırdı ama derinliğini azalttı. Her şey hızlı, her şey yüzeysel… Böyle bir dünyada insanın kendine dönmesi, biraz yavaşlaması neredeyse bir direnç hâline geldi. O yüzden tek başına kalabilmek artık bir lüks değil, bir ihtiyaç. Kendine değer veren insan şunu fark ediyor: Her kapıyı çalmak zorunda değil. Her davete gitmek, her ortamda bulunmak zorunda değil. “Hayır” demek bir kabalık değil, kendini korumaktır. Ve insan kendini korudukça tükenmiyor; aksine çoğalıyor. İşin güzel tarafı şu: Kendisiyle barışan insan, başkalarına daha faydalı oluyor. Çünkü artık sevgiyi bir ihtiyaçtan değil, bir fazlalıktan veriyor. Mecburiyetten değil, gönüllülükten… Böyle olunca da ilişkiler daha sahici oluyor. Daha az kırgınlık, daha az hesap… Yalnız kalabilmek, kimseye ihtiyaç duymamak değildir. Tam tersine, doğru insanlara yer açabilmektir. Gürültü azaldıkça, kıymetli olanın sesi daha net duyulur. Belki de mesele şu: Kalabalıklar içinde kaybolmak mı, yoksa bazen kenara çekilip kendini bulmak mı? İnsan kendine değer verdiğinde cevabı zaten biliyor. Dr. Gülçin ITIRLI ASLAN Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM)
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.