Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER
 

Eğitimli Ama Yönsüz Toplumlar

Eğitimli Ama Yönsüz Toplumlar Modern toplumların en büyük yanılgısı şudur: Eğitim arttıkça insanlık da artar sanılır. Oysa bugün, diplomaların çoğaldığı; ama empati, vicdan ve toplumsal sorumluluğun gerilediği bir çağda yaşıyoruz. Okullar bilgi üretir. Ama insan, yalnızca bilgiyle inşa edilmez. Bu noktada Émile Durkheim’ın uyarısı hâlâ güncelliğini korur. Durkheim, eğitimi yalnızca bireysel gelişim değil, toplumsal ahlakın aktarımı olarak tanımlar. Ona göre eğitim, toplumun ortak değerlerini yeni kuşaklara aktaramadığı anda; bireyler yalnızlaşır, toplum ise çözülmeye başlar. Bugün yaşadığımız şey tam olarak budur: Bilgili ama ortak değerlerden kopmuş bireyler. Bilgi Var, Anlam Yok Max Weber, modern dünyanın en büyük tehlikesini “anlam kaybı” olarak tanımlar. Rasyonelleşen toplumlarda her şey ölçülür, hesaplanır ve verimliliğe indirgenir; fakat insanın neden yaşadığı sorusu cevapsız kalır. Weber’in “demir kafes” metaforu, bugünün eğitim sistemini neredeyse birebir anlatır: Sınavlar, performans ölçümleri, mesleki yeterlilikler… Ama insanın ahlaki pusulası bu sistemin dışında bırakılır. Sonuç? Mesleğinde başarılı ama toplumsal sorumluluğu zayıf bireyler. Eğitim, Eşitsizliği de Üretebilir Pierre Bourdieu, eğitimin masum bir alan olmadığını söyler. Ona göre eğitim sistemi yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz; sınıfsal eşitsizlikleri de yeniden üretir. Eğer eğitim yalnızca teknik becerilere indirgenirse, insan; eleştiren değil, uyum sağlayan bir varlığa dönüşür. Bu nedenle Bourdieu için asıl mesele şudur: Eğitim bireyi özgürleştiriyor mu, yoksa sistemin sessiz bir parçası mı hâline getiriyor? Bugün birçok eğitim sistemi, bireyin insanlaşma sürecini değil; sistemin ihtiyaçlarını öncelemektedir. İnsanlaşma Eğitimi Neden Gerekli? Burada Kuçuradi’nin işaret ettiği nokta, bireysel bir felsefi talep değil; derin bir toplumsal zorunluluktur. Felsefe, sosyoloji ve etik eğitimi; bireye yalnızca “ne yapacağını” değil, “neden yapacağını” da öğretir. Zygmunt Bauman, modern insanı “akışkan” olarak tanımlar: Değerleri sabit değildir, ilişkileri geçicidir, sorumluluğu ertelenebilir. Böyle bir toplumda felsefe ve etik eğitimi yoksa; birey, yaptığı şeylerin toplumsal sonuçlarını düşünmez. Ve işte tam bu noktada eğitim, bilgi vermekten öteye geçemez. Sonuç: Bilgili Olmak Yetmez Toplumlar yalnızca mühendis, doktor, yönetici yetiştirerek iyileşmez. İnsan yetiştirmeyen bir eğitim sistemi; uzun vadede toplumsal yaralar üretir. Bugün yaşadığımız şiddet, duyarsızlık, etik çöküş ve güven kaybı; cehaletin değil, insanlaşma eğitiminden yoksunluğun sonuçlarıdır. Eğitim, yalnızca meslek kazandırdığında değil; insana insan olmayı öğrettiğinde anlamlıdır. Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER
Ekleme Tarihi: 17 Ocak 2026 -Cumartesi

Eğitimli Ama Yönsüz Toplumlar

Eğitimli Ama Yönsüz Toplumlar Modern toplumların en büyük yanılgısı şudur: Eğitim arttıkça insanlık da artar sanılır. Oysa bugün, diplomaların çoğaldığı; ama empati, vicdan ve toplumsal sorumluluğun gerilediği bir çağda yaşıyoruz. Okullar bilgi üretir. Ama insan, yalnızca bilgiyle inşa edilmez. Bu noktada Émile Durkheim’ın uyarısı hâlâ güncelliğini korur. Durkheim, eğitimi yalnızca bireysel gelişim değil, toplumsal ahlakın aktarımı olarak tanımlar. Ona göre eğitim, toplumun ortak değerlerini yeni kuşaklara aktaramadığı anda; bireyler yalnızlaşır, toplum ise çözülmeye başlar. Bugün yaşadığımız şey tam olarak budur: Bilgili ama ortak değerlerden kopmuş bireyler. Bilgi Var, Anlam Yok Max Weber, modern dünyanın en büyük tehlikesini “anlam kaybı” olarak tanımlar. Rasyonelleşen toplumlarda her şey ölçülür, hesaplanır ve verimliliğe indirgenir; fakat insanın neden yaşadığı sorusu cevapsız kalır. Weber’in “demir kafes” metaforu, bugünün eğitim sistemini neredeyse birebir anlatır: Sınavlar, performans ölçümleri, mesleki yeterlilikler… Ama insanın ahlaki pusulası bu sistemin dışında bırakılır. Sonuç? Mesleğinde başarılı ama toplumsal sorumluluğu zayıf bireyler. Eğitim, Eşitsizliği de Üretebilir Pierre Bourdieu, eğitimin masum bir alan olmadığını söyler. Ona göre eğitim sistemi yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz; sınıfsal eşitsizlikleri de yeniden üretir. Eğer eğitim yalnızca teknik becerilere indirgenirse, insan; eleştiren değil, uyum sağlayan bir varlığa dönüşür. Bu nedenle Bourdieu için asıl mesele şudur: Eğitim bireyi özgürleştiriyor mu, yoksa sistemin sessiz bir parçası mı hâline getiriyor? Bugün birçok eğitim sistemi, bireyin insanlaşma sürecini değil; sistemin ihtiyaçlarını öncelemektedir. İnsanlaşma Eğitimi Neden Gerekli? Burada Kuçuradi’nin işaret ettiği nokta, bireysel bir felsefi talep değil; derin bir toplumsal zorunluluktur. Felsefe, sosyoloji ve etik eğitimi; bireye yalnızca “ne yapacağını” değil, “neden yapacağını” da öğretir. Zygmunt Bauman, modern insanı “akışkan” olarak tanımlar: Değerleri sabit değildir, ilişkileri geçicidir, sorumluluğu ertelenebilir. Böyle bir toplumda felsefe ve etik eğitimi yoksa; birey, yaptığı şeylerin toplumsal sonuçlarını düşünmez. Ve işte tam bu noktada eğitim, bilgi vermekten öteye geçemez. Sonuç: Bilgili Olmak Yetmez Toplumlar yalnızca mühendis, doktor, yönetici yetiştirerek iyileşmez. İnsan yetiştirmeyen bir eğitim sistemi; uzun vadede toplumsal yaralar üretir. Bugün yaşadığımız şiddet, duyarsızlık, etik çöküş ve güven kaybı; cehaletin değil, insanlaşma eğitiminden yoksunluğun sonuçlarıdır. Eğitim, yalnızca meslek kazandırdığında değil; insana insan olmayı öğrettiğinde anlamlıdır. Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.