BİR BAYRAMA UYANMAK
BİR BAYRAMA UYANMAK
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Ömrümüzden bir Ramazan ayı geçerken yine kâfirin zulmüyle sabır düştü birçok sinelere. Az bir zaman sonra bayramı yaşayacağız ama insan bir türlü sevinemiyor. Sevincin tüm harfleri kursağımıza takılırken, önümüze bakarak ilerliyoruz. Başımızı kaldırmaya gücümüzün yetmeyeceğini biliyoruz...
Daha Gazze’nin çığlıkları dinmemişken, yeni acılara uyanan çocuklara bayram gelmeli. Savaş tüm soğuk yüzünü gösterirken, şehadetlerinin bir yansıması olarak Ramazan ikliminde binlerce ruhun uyanmasına vesile olmuşken, o mazlumlar inşallah bir bayram sevincini de yaşayacak ve bizler buna şahitlik edeceğiz.
Biraz daha uzağa bakalım: Yemen’e, Lübnan’a, Doğu Türkistan’a, İran’a ve zulmün olduğu her yere… Kopan çığlıklara kulaklarımızı kapatınca bayram daha mı iyi geçer mesela? Afrika’da açlığa terk edilen çocuklara bir çikolata veremeyecek olmak yüreğimizi acıtmıyorsa, tatlanmamalı ağzımız.
Bir direniş ki neredeyse tüm yetişkin erkeklerin hapishanelerde olduğu Filistin’e baktığımızda, kadınların yürekleri yangın yeri olsa da bir o kadar umutlular. “İnanmak ümitsiz olmamaktır” ne de olsa. İnanmak mutluluktur. Kâfirin müminlere en büyük hasedinin sebebi de bu mutluluktur: Bir türlü söndüremedikleri imanın mutluluğu… En vahşice zulümleri yaşatsalar da vazgeçmedikleri umutları… “Eğer inanıyorsanız üstün gelecek olan sizlersiniz.” müjdesini zerrelerinde hissetmek en güzel galibiyet olsa gerek.
Biraz daha yakından baksak mesela Endülüs’e… Şimdi orada Müslüman olmak zor mudur? Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar birbirlerine daha sıkı tutunmuşlar. Kardeş olmanın önemini yabancıların yanında daha iyi anlamış olacaklar ki birbirlerini seviyorlar; Müslümanlar olarak bayramı birlikte kutluyorlar. “Endülüs yeniden dirilecek.” diyorlar.
Ülkemdeyim. Bayramın tatil olmasını fırsat bilmek, onu yalnızca tatil gibi yaşamak bayram olur mu? Komşuyu görmezden gelmek, akrabalarla bağların kopması… Çocuklar olmasa bayramın heyecanı ve sevinci anlaşılmayacak sanki.
Bu yıl bir uyanışın sesini duyduk. Sancısını çok çektiğimiz bu uyanış, kâfirin ve kurdukları düzenin temellerini sarsmaya başladı. “Kâbe’de hacılar…” diyen yürekler aslında bir dirilişin sesini dillendirdiler. Her yerde söylediğimizi bize şahitlik ettiren Rabbimize hamdolsun. Sadece gençler değil, hak ile batılın sınırlarının yeniden çizildiği bu bayram bambaşka olacak gibi. En son İran’a yapılan saldırılar dahi bir hakikatin fitilini ateşledi. Göreceğiz ki tüm zulüm oyununu kuranlar, imanlı yüreklerin karşısında hezimete uğrayacak.
Bize gelince… Daha önceki yazılarımda da dillendirmiştim: Küllerinden yeniden şahlanan bir zümrüdüanka gibi bir uyanış ve dirilişimiz var. Bize miras bırakılan kutlu davanın mihmandarlığı, bu uyanışın içindeki çocuklarımızın ve gençlerimizin omuzlarında yükselecek.
Miras kutludur, bayram mübarektir. Biz de buna şahitler olalım inşallah…
Ravza Zeybek
Ekleme
Tarihi: 10 Mart 2026 -Salı
BİR BAYRAMA UYANMAK
BİR BAYRAMA UYANMAK
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Ömrümüzden bir Ramazan ayı geçerken yine kâfirin zulmüyle sabır düştü birçok sinelere. Az bir zaman sonra bayramı yaşayacağız ama insan bir türlü sevinemiyor. Sevincin tüm harfleri kursağımıza takılırken, önümüze bakarak ilerliyoruz. Başımızı kaldırmaya gücümüzün yetmeyeceğini biliyoruz...
Daha Gazze’nin çığlıkları dinmemişken, yeni acılara uyanan çocuklara bayram gelmeli. Savaş tüm soğuk yüzünü gösterirken, şehadetlerinin bir yansıması olarak Ramazan ikliminde binlerce ruhun uyanmasına vesile olmuşken, o mazlumlar inşallah bir bayram sevincini de yaşayacak ve bizler buna şahitlik edeceğiz.
Biraz daha uzağa bakalım: Yemen’e, Lübnan’a, Doğu Türkistan’a, İran’a ve zulmün olduğu her yere… Kopan çığlıklara kulaklarımızı kapatınca bayram daha mı iyi geçer mesela? Afrika’da açlığa terk edilen çocuklara bir çikolata veremeyecek olmak yüreğimizi acıtmıyorsa, tatlanmamalı ağzımız.
Bir direniş ki neredeyse tüm yetişkin erkeklerin hapishanelerde olduğu Filistin’e baktığımızda, kadınların yürekleri yangın yeri olsa da bir o kadar umutlular. “İnanmak ümitsiz olmamaktır” ne de olsa. İnanmak mutluluktur. Kâfirin müminlere en büyük hasedinin sebebi de bu mutluluktur: Bir türlü söndüremedikleri imanın mutluluğu… En vahşice zulümleri yaşatsalar da vazgeçmedikleri umutları… “Eğer inanıyorsanız üstün gelecek olan sizlersiniz.” müjdesini zerrelerinde hissetmek en güzel galibiyet olsa gerek.
Biraz daha yakından baksak mesela Endülüs’e… Şimdi orada Müslüman olmak zor mudur? Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar birbirlerine daha sıkı tutunmuşlar. Kardeş olmanın önemini yabancıların yanında daha iyi anlamış olacaklar ki birbirlerini seviyorlar; Müslümanlar olarak bayramı birlikte kutluyorlar. “Endülüs yeniden dirilecek.” diyorlar.
Ülkemdeyim. Bayramın tatil olmasını fırsat bilmek, onu yalnızca tatil gibi yaşamak bayram olur mu? Komşuyu görmezden gelmek, akrabalarla bağların kopması… Çocuklar olmasa bayramın heyecanı ve sevinci anlaşılmayacak sanki.
Bu yıl bir uyanışın sesini duyduk. Sancısını çok çektiğimiz bu uyanış, kâfirin ve kurdukları düzenin temellerini sarsmaya başladı. “Kâbe’de hacılar…” diyen yürekler aslında bir dirilişin sesini dillendirdiler. Her yerde söylediğimizi bize şahitlik ettiren Rabbimize hamdolsun. Sadece gençler değil, hak ile batılın sınırlarının yeniden çizildiği bu bayram bambaşka olacak gibi. En son İran’a yapılan saldırılar dahi bir hakikatin fitilini ateşledi. Göreceğiz ki tüm zulüm oyununu kuranlar, imanlı yüreklerin karşısında hezimete uğrayacak.
Bize gelince… Daha önceki yazılarımda da dillendirmiştim: Küllerinden yeniden şahlanan bir zümrüdüanka gibi bir uyanış ve dirilişimiz var. Bize miras bırakılan kutlu davanın mihmandarlığı, bu uyanışın içindeki çocuklarımızın ve gençlerimizin omuzlarında yükselecek.
Miras kutludur, bayram mübarektir. Biz de buna şahitler olalım inşallah…
Ravza Zeybek
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
