Çok Gerginiz Çok!
Çok Gerginiz Çok!
Ankara’da insanların yoğun olduğu yerlerde bazen durup etrafı izliyorum…
Koskoca şehirde gülen insan sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Herkesin yüzü asık, herkes gergin, herkes öfkeli. İnsanlar yanlışlıkla birbirine dokunsa tartışma çıkmaya hazır bir ruh haliyle dolaşıyor. Trafikte korna sesleri, toplu taşımada sert bakışlar, sokakta tahammülsüzlük. Toplum adeta sinir uçları açık şekilde yaşıyor.
Peki neden?
Bunun elbette psikolojik, ekonomik ve sosyolojik birçok bilimsel açıklaması vardır. Ama vatandaşın gözünden bakınca görünen tablo çok net; İnsanlar artık yaşamıyor, sadece ayakta kalmaya çalışıyor.
Ekonomik alım gücünün düşmesi insanları tüketti. İnsan çalışıyor ama geçinemiyor. Gençler gelecek kaygısı taşıyor, orta yaşlı insanlar geçim derdinde, emekliler ise “Acaba ikinci bir iş bulabilir miyim?” düşüncesiyle yaşıyor. İnsanların omzundaki yük her geçen gün ağırlaşıyor.
Eskiden insan ilişkilerinde samimiyet, vefa, dostluk vardı. Şimdi ise ilişkilerin çoğu çıkar ve menfaat üzerine kurulmuş durumda. İnsanlar birbirine güvenmiyor. Kimse kimsenin derdiyle gerçekten ilgilenmiyor. Bu durum toplumdaki yalnızlığı büyütüyor.
Dijital dünya ise bu yalnızlığı daha da derinleştiriyor. İnsanlar gerçek dostluk yerine sanal arkadaşlık arıyor. TikTok ve benzeri platformlarda sırf izlenmek, hediye almak ve birkaç tıklanma uğruna insan onuruna yakışmayacak paylaşımlar yapılabiliyor. Toplumun değer algısı değişiyor. Emek yerine dikkat çekmek, üretmek yerine görünmek ön plana çıkıyor.
Aile yapısı da ciddi şekilde yara almış durumda. Büyükşehirlerde beş yıl süren evlilikler neredeyse madalya ile ödüllendirilecek hale geldi. Boşanma davaları yıllarca sürüyor. Bir günlük evlilikten sonra bile süresiz nafaka tartışmaları insanların evlilik kurumuna olan güvenini sarsıyor. İnsanlar artık yuva kurmaktan korkuyor. Bu korku da yalnızlığı artırıyor.
Toplumdaki ahlaki çözülme ise ayrı bir tehlike. Sabah kuşağı programlarında aile içinde gizli kalması gereken meseleler reyting uğruna milyonların önüne seriliyor. İnsanların özel hayatları adeta bir eğlence malzemesine dönüştürülüyor. Kimin kiminle ne yaptığı üzerinden reyting hesapları yapılıyor. Bu yayınlar toplumsal çürümeyi normalleştiriyor.
Çocuklar ve gençler de bu gerginliğin tam ortasında büyüyor. Gelecek kaygısı, aile içi huzursuzluk, ekonomik baskılar ve şiddet içerikli dijital oyunlar genç ruhları olumsuz etkiliyor. Bunun sonucu olarak akran zorbalığı artıyor, öfke patlamaları çoğalıyor.
Bugün eğlence mekanlarına bakıyorsunuz, insanlar orada bile mutlu değil. Gülüyor gibi yapıyorlar ama yüzlerde gerçek huzur yok. Çünkü mesele para meselesinden çok daha büyük hale geldi. Toplum ruhsal bir yorgunluk yaşıyor.
İnsanların yeniden birbirine güvenmeye, samimiyete, vicdana ve huzura ihtiyacı var. Çünkü bir toplum sadece ekonomiyle değil; ahlakla, adaletle, aile yapısıyla ve umutla ayakta kalır.
Aksi halde kalabalıklar içinde yaşayan ama giderek yalnızlaşan bir topluma dönüşürüz. Allah’a ısmarladık…
Aydın Benli
Siyaset Bilimci Yazar
Ekleme
Tarihi: 19 Mayıs 2026 -Salı
Çok Gerginiz Çok!
Çok Gerginiz Çok!
Ankara’da insanların yoğun olduğu yerlerde bazen durup etrafı izliyorum…
Koskoca şehirde gülen insan sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Herkesin yüzü asık, herkes gergin, herkes öfkeli. İnsanlar yanlışlıkla birbirine dokunsa tartışma çıkmaya hazır bir ruh haliyle dolaşıyor. Trafikte korna sesleri, toplu taşımada sert bakışlar, sokakta tahammülsüzlük. Toplum adeta sinir uçları açık şekilde yaşıyor.
Peki neden?
Bunun elbette psikolojik, ekonomik ve sosyolojik birçok bilimsel açıklaması vardır. Ama vatandaşın gözünden bakınca görünen tablo çok net; İnsanlar artık yaşamıyor, sadece ayakta kalmaya çalışıyor.
Ekonomik alım gücünün düşmesi insanları tüketti. İnsan çalışıyor ama geçinemiyor. Gençler gelecek kaygısı taşıyor, orta yaşlı insanlar geçim derdinde, emekliler ise “Acaba ikinci bir iş bulabilir miyim?” düşüncesiyle yaşıyor. İnsanların omzundaki yük her geçen gün ağırlaşıyor.
Eskiden insan ilişkilerinde samimiyet, vefa, dostluk vardı. Şimdi ise ilişkilerin çoğu çıkar ve menfaat üzerine kurulmuş durumda. İnsanlar birbirine güvenmiyor. Kimse kimsenin derdiyle gerçekten ilgilenmiyor. Bu durum toplumdaki yalnızlığı büyütüyor.
Dijital dünya ise bu yalnızlığı daha da derinleştiriyor. İnsanlar gerçek dostluk yerine sanal arkadaşlık arıyor. TikTok ve benzeri platformlarda sırf izlenmek, hediye almak ve birkaç tıklanma uğruna insan onuruna yakışmayacak paylaşımlar yapılabiliyor. Toplumun değer algısı değişiyor. Emek yerine dikkat çekmek, üretmek yerine görünmek ön plana çıkıyor.
Aile yapısı da ciddi şekilde yara almış durumda. Büyükşehirlerde beş yıl süren evlilikler neredeyse madalya ile ödüllendirilecek hale geldi. Boşanma davaları yıllarca sürüyor. Bir günlük evlilikten sonra bile süresiz nafaka tartışmaları insanların evlilik kurumuna olan güvenini sarsıyor. İnsanlar artık yuva kurmaktan korkuyor. Bu korku da yalnızlığı artırıyor.
Toplumdaki ahlaki çözülme ise ayrı bir tehlike. Sabah kuşağı programlarında aile içinde gizli kalması gereken meseleler reyting uğruna milyonların önüne seriliyor. İnsanların özel hayatları adeta bir eğlence malzemesine dönüştürülüyor. Kimin kiminle ne yaptığı üzerinden reyting hesapları yapılıyor. Bu yayınlar toplumsal çürümeyi normalleştiriyor.
Çocuklar ve gençler de bu gerginliğin tam ortasında büyüyor. Gelecek kaygısı, aile içi huzursuzluk, ekonomik baskılar ve şiddet içerikli dijital oyunlar genç ruhları olumsuz etkiliyor. Bunun sonucu olarak akran zorbalığı artıyor, öfke patlamaları çoğalıyor.
Bugün eğlence mekanlarına bakıyorsunuz, insanlar orada bile mutlu değil. Gülüyor gibi yapıyorlar ama yüzlerde gerçek huzur yok. Çünkü mesele para meselesinden çok daha büyük hale geldi. Toplum ruhsal bir yorgunluk yaşıyor.
İnsanların yeniden birbirine güvenmeye, samimiyete, vicdana ve huzura ihtiyacı var. Çünkü bir toplum sadece ekonomiyle değil; ahlakla, adaletle, aile yapısıyla ve umutla ayakta kalır.
Aksi halde kalabalıklar içinde yaşayan ama giderek yalnızlaşan bir topluma dönüşürüz. Allah’a ısmarladık…
Aydın Benli
Siyaset Bilimci Yazar
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
