Aydın BENLİ
Köşe Yazarı
Aydın BENLİ
 

İNSANLIK HAKİKATEN ÖLMÜŞ MÜ?

İNSANLIK HAKİKATEN ÖLMÜŞ MÜ? Son günlerde gündeme düşen bir olay, toplum olarak nerede durduğumuzu yeniden sorgulamamıza neden oldu. Mersin’de belediyeye bağlı bir aşevinde ihtiyaç sahiplerine dağıtılan kavurmanın içinden çıkan bir çip, akıllara durgunluk veren bir gerçeği ortaya çıkardı. İddiaya göre kavurmadaki etin, bir dönem yarışlarda şampiyonluklar kazanmış olan Smart Latch adlı yarış atına ait olduğu anlaşıldı. Olayın hikâyesi daha da düşündürücü. Yarış sırasında sprint yaparken ayağındaki acı fark edilen atın, ayağında kırık olduğu tespit ediliyor. Sonrasında sahibi tarafından bir çiftliğe veriliyor. Ancak bu hikâye burada bitmiyor. O çiftlikten çıkan etin kavurma haline getirilerek aşevine kadar ulaştığı iddia ediliyor. Bir vatandaşın yemeğinden çıkan çip sayesinde durum fark ediliyor ve incelemeler sonucunda etin bir yarış atına ait olduğu öne sürülüyor. Bu olayın doğruluğu veya ayrıntıları elbette ilgili kurumların incelemeleriyle netleşecektir. Ancak ortada çok daha büyük bir soru var! Eğer bir şampiyon yarış atının eti bir şekilde insanların sofrasına kadar gelebiliyorsa, acaba bilmediğimiz daha kaç gıda skandalı sofralarımıza ulaşmıştır? İnsan bu noktada neye üzüleceğini şaşırıyor. Bir zamanlar yarış pistlerinde alkışlanan bir şampiyonun akıbetine mi? Yoksa insanların farkında olmadan ne yediğini bilmeden sofraya oturmasına mı? Gıda güvenliği, herhangi bir ticari mesele değil, doğrudan doğruya halk sağlığı meselesidir. Bu nedenle gıda üretimi ve denetimi konusunda çok daha güçlü, caydırıcı ve kararlı adımlar atılması şarttır. Sadece para cezalarıyla geçiştirilen yaptırımların ne kadar etkili olduğu ortada. Halkın sağlığıyla oynayanlara karşı çok daha ağır ve caydırıcı cezaların gündeme gelmesi gerektiği açıktır. Bu tartışma bana başka bir olayı da hatırlattı. Sosyal medyada dolaşan bir videoda, Kazakistanlı bir vatandaş İstanbul’da bir restoranda et yediğini ve tadından bunun at eti olduğunu anladığını söylüyordu. Restoran sahibine “Geçen seferki attan istiyorum” dediğinde aldığı cevap ise daha da düşündürücüydü: “Sen nereden biliyorsun?” Ardından “Tamam, sus… sana getireyim.” denildiği iddia ediliyordu. Elbette bu tür iddiaların doğruluğu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak toplumda böyle bir güvensizlik oluşmuşsa, bu bile başlı başına ciddi bir sorundur. İnsan sağlığıyla bu kadar kolay oynanabilir mi? Gıda güvenliği konusunda daha ne kadar olay yaşanması gerekiyor ki kalıcı ve güçlü bir yasal düzenleme yapılsın? Bugün mesele sadece bir atın hikâyesi değildir. Mesele, soframıza gelen lokmanın güvenilir olup olmadığıdır. Çünkü güven kaybolduğunda, sadece gıda değil, toplumun vicdanı da zarar görür. Bu haftaki köşe yazımda sizlerle bu buruk duygularımı paylaşmak istedim. İnsanlığın, vicdanın ve ahlakın para hırsına yenilmediği bir dünya dileğiyle… Hoşça kalın, sağlıcakla kalın. Aydın Benli Siyaset Bilimci Yazar
Ekleme Tarihi: 14 Mart 2026 -Cumartesi

İNSANLIK HAKİKATEN ÖLMÜŞ MÜ?

İNSANLIK HAKİKATEN ÖLMÜŞ MÜ? Son günlerde gündeme düşen bir olay, toplum olarak nerede durduğumuzu yeniden sorgulamamıza neden oldu. Mersin’de belediyeye bağlı bir aşevinde ihtiyaç sahiplerine dağıtılan kavurmanın içinden çıkan bir çip, akıllara durgunluk veren bir gerçeği ortaya çıkardı. İddiaya göre kavurmadaki etin, bir dönem yarışlarda şampiyonluklar kazanmış olan Smart Latch adlı yarış atına ait olduğu anlaşıldı. Olayın hikâyesi daha da düşündürücü. Yarış sırasında sprint yaparken ayağındaki acı fark edilen atın, ayağında kırık olduğu tespit ediliyor. Sonrasında sahibi tarafından bir çiftliğe veriliyor. Ancak bu hikâye burada bitmiyor. O çiftlikten çıkan etin kavurma haline getirilerek aşevine kadar ulaştığı iddia ediliyor. Bir vatandaşın yemeğinden çıkan çip sayesinde durum fark ediliyor ve incelemeler sonucunda etin bir yarış atına ait olduğu öne sürülüyor. Bu olayın doğruluğu veya ayrıntıları elbette ilgili kurumların incelemeleriyle netleşecektir. Ancak ortada çok daha büyük bir soru var! Eğer bir şampiyon yarış atının eti bir şekilde insanların sofrasına kadar gelebiliyorsa, acaba bilmediğimiz daha kaç gıda skandalı sofralarımıza ulaşmıştır? İnsan bu noktada neye üzüleceğini şaşırıyor. Bir zamanlar yarış pistlerinde alkışlanan bir şampiyonun akıbetine mi? Yoksa insanların farkında olmadan ne yediğini bilmeden sofraya oturmasına mı? Gıda güvenliği, herhangi bir ticari mesele değil, doğrudan doğruya halk sağlığı meselesidir. Bu nedenle gıda üretimi ve denetimi konusunda çok daha güçlü, caydırıcı ve kararlı adımlar atılması şarttır. Sadece para cezalarıyla geçiştirilen yaptırımların ne kadar etkili olduğu ortada. Halkın sağlığıyla oynayanlara karşı çok daha ağır ve caydırıcı cezaların gündeme gelmesi gerektiği açıktır. Bu tartışma bana başka bir olayı da hatırlattı. Sosyal medyada dolaşan bir videoda, Kazakistanlı bir vatandaş İstanbul’da bir restoranda et yediğini ve tadından bunun at eti olduğunu anladığını söylüyordu. Restoran sahibine “Geçen seferki attan istiyorum” dediğinde aldığı cevap ise daha da düşündürücüydü: “Sen nereden biliyorsun?” Ardından “Tamam, sus… sana getireyim.” denildiği iddia ediliyordu. Elbette bu tür iddiaların doğruluğu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak toplumda böyle bir güvensizlik oluşmuşsa, bu bile başlı başına ciddi bir sorundur. İnsan sağlığıyla bu kadar kolay oynanabilir mi? Gıda güvenliği konusunda daha ne kadar olay yaşanması gerekiyor ki kalıcı ve güçlü bir yasal düzenleme yapılsın? Bugün mesele sadece bir atın hikâyesi değildir. Mesele, soframıza gelen lokmanın güvenilir olup olmadığıdır. Çünkü güven kaybolduğunda, sadece gıda değil, toplumun vicdanı da zarar görür. Bu haftaki köşe yazımda sizlerle bu buruk duygularımı paylaşmak istedim. İnsanlığın, vicdanın ve ahlakın para hırsına yenilmediği bir dünya dileğiyle… Hoşça kalın, sağlıcakla kalın. Aydın Benli Siyaset Bilimci Yazar
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.