Bu Şehitlik Kimin? Bu Şehitler Kimin?”
Bu Şehitlik Kimin? Bu Şehitler Kimin?”
Şehitlik…
Bir mezar değildir.
Bir milletin namusudur.
Bir milletin vicdanıdır.
Bir milletin Allah’a verdiği sözün toprağa kazınmış hâlidir.
Bu topraklarda şehitlik, ölümle değil şerefle anılır.
Bu milletin anaları evlatlarını askere gönderirken sadece gözyaşı dökmez; aynı zamanda “vatan sağ olsun” diyebilecek kadar büyük bir iman taşır.
Çünkü bilirler ki…
Bir hilal uğruna nice güneşler batmıştır.
Bunu en güzel anlatanlardan biri de Mehmet Âkif Ersoy’dur. Onun dizeleri, bu milletin şehitlik anlayışını asırlar boyu anlatmaya yetecek güçtedir: Zira İstiklal Marşı'nın bir dizisinde,
“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı;
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.” der.
Evet…
Bu topraklarda kimisi kefenli, kimisi kefensiz binlerce yiğit toprağa düştü.
Ama hiçbiri unutulmak için ölmedi.
Ne var ki bugün insanın içini acıtan bazı manzaralarla karşılaşmak da mümkün.
Sözünü edeceğim yer Sancakkale Şehitliği.(Yenikale Şehitliği)
İçinde beş şehidimizin kabri bulunan küçük ama son derece kıymetli bir şehitlik…
Ancak insan oraya gidince şu soruları sormadan edemiyor:
Bu şehitliğin içinde gereken temizlik var mı?
Düzen var mı?
Bakım var mı?
Cevap kısa ve öz.
Ne yazık ki yok!
Peki uğruna can verilen Al bayrak, şehitliğin başında dalgalanıyor mu?
Çok şükür ki o nazlı nazlı dalgalanıyor. Elhamdülillah.
Bir ziyaretçi gelse…
Şehitlerin kabirlerine dua etmek istese…
Toprağa bir tas su dökmek istese…
Orada bir bakraç su var mı?
O da yok.
Kabirlerin üzerlerinde ne bir çiçek ne bir ot, yerlerde ne bir çimen bir peyzaj çalışması. Kendi halinde mahsun ve maznun.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Eğer burası başkasının mezarı olsaydı da böyle mi bırakılırdı?
Bir bakınız Çanakkale'de ki Anzak mezarlıklarına…
Düzenine...
Temizliğine..
Bakımına…
Sonra dönüp kendi şehitliğimize bakın.
İçiniz sızlıyor mu?
Bir millet için bundan daha ağır bir manzara olabilir mi?
Çünkü burada yatanlar başkasının değil…
Benim dedem,
Senin deden,
Bu milletin evlatlarıdır.
Onlar bir makam için değil, bir bayrak için öldüler.
Bir toprak parçası için değil, bir millet yaşasın diye can verdiler.
Şimdi soruyorum:
Bu şehitliğin bu hâlde olmasını içinize sindirebiliyor musunuz?
Biraz yüzünüz kızarıyor mu?
Biraz hicap duyuyor musunuz?
Biraz utanıyor musunuz?
Eğer hâlâ bu milletin vicdanı yaşıyorsa…
Bu şehitlik derhâl hak ettiği hâle getirilmelidir.
Çünkü şehitliğe gösterilen saygı, aslında milletin kendisine gösterdiği saygıdır.
Unutmayalım:
Bir millet şehitlerine sahip çıktığı kadar büyüktür.
Şehitlerini unuttuğu gün ise küçülmeye başlar.
Bu sebeple buradan açıkça söylüyoruz:
Sancakkale Şehitliği hak ettiği değeri bulana kadar bu meselenin takipçisi olacağız.
Bu bir eleştiri değil…
Bu bir vicdan çağrısıdır.
Ve bir not. Yüz yıldır bakıma muhtaç bir şekilde bekleyen şehitliğe bir el değmeyecek ise Sancaktepe Dayanışma Grubu olarak sorumluluğu derhal, hemen, şimdi almaya hazır ve nazırız. Yetkili veya yetkililerden gelecek haberi bekliyoruz.
Selâm ve dua ile.
Bülent Ertekin
Ekleme
Tarihi: 13 Mart 2026 -Cuma
Bu Şehitlik Kimin? Bu Şehitler Kimin?”
Bu Şehitlik Kimin? Bu Şehitler Kimin?”
Şehitlik…
Bir mezar değildir.
Bir milletin namusudur.
Bir milletin vicdanıdır.
Bir milletin Allah’a verdiği sözün toprağa kazınmış hâlidir.
Bu topraklarda şehitlik, ölümle değil şerefle anılır.
Bu milletin anaları evlatlarını askere gönderirken sadece gözyaşı dökmez; aynı zamanda “vatan sağ olsun” diyebilecek kadar büyük bir iman taşır.
Çünkü bilirler ki…
Bir hilal uğruna nice güneşler batmıştır.
Bunu en güzel anlatanlardan biri de Mehmet Âkif Ersoy’dur. Onun dizeleri, bu milletin şehitlik anlayışını asırlar boyu anlatmaya yetecek güçtedir: Zira İstiklal Marşı'nın bir dizisinde,
“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı;
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.” der.
Evet…
Bu topraklarda kimisi kefenli, kimisi kefensiz binlerce yiğit toprağa düştü.
Ama hiçbiri unutulmak için ölmedi.
Ne var ki bugün insanın içini acıtan bazı manzaralarla karşılaşmak da mümkün.
Sözünü edeceğim yer Sancakkale Şehitliği.(Yenikale Şehitliği)
İçinde beş şehidimizin kabri bulunan küçük ama son derece kıymetli bir şehitlik…
Ancak insan oraya gidince şu soruları sormadan edemiyor:
Bu şehitliğin içinde gereken temizlik var mı?
Düzen var mı?
Bakım var mı?
Cevap kısa ve öz.
Ne yazık ki yok!
Peki uğruna can verilen Al bayrak, şehitliğin başında dalgalanıyor mu?
Çok şükür ki o nazlı nazlı dalgalanıyor. Elhamdülillah.
Bir ziyaretçi gelse…
Şehitlerin kabirlerine dua etmek istese…
Toprağa bir tas su dökmek istese…
Orada bir bakraç su var mı?
O da yok.
Kabirlerin üzerlerinde ne bir çiçek ne bir ot, yerlerde ne bir çimen bir peyzaj çalışması. Kendi halinde mahsun ve maznun.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Eğer burası başkasının mezarı olsaydı da böyle mi bırakılırdı?
Bir bakınız Çanakkale'de ki Anzak mezarlıklarına…
Düzenine...
Temizliğine..
Bakımına…
Sonra dönüp kendi şehitliğimize bakın.
İçiniz sızlıyor mu?
Bir millet için bundan daha ağır bir manzara olabilir mi?
Çünkü burada yatanlar başkasının değil…
Benim dedem,
Senin deden,
Bu milletin evlatlarıdır.
Onlar bir makam için değil, bir bayrak için öldüler.
Bir toprak parçası için değil, bir millet yaşasın diye can verdiler.
Şimdi soruyorum:
Bu şehitliğin bu hâlde olmasını içinize sindirebiliyor musunuz?
Biraz yüzünüz kızarıyor mu?
Biraz hicap duyuyor musunuz?
Biraz utanıyor musunuz?
Eğer hâlâ bu milletin vicdanı yaşıyorsa…
Bu şehitlik derhâl hak ettiği hâle getirilmelidir.
Çünkü şehitliğe gösterilen saygı, aslında milletin kendisine gösterdiği saygıdır.
Unutmayalım:
Bir millet şehitlerine sahip çıktığı kadar büyüktür.
Şehitlerini unuttuğu gün ise küçülmeye başlar.
Bu sebeple buradan açıkça söylüyoruz:
Sancakkale Şehitliği hak ettiği değeri bulana kadar bu meselenin takipçisi olacağız.
Bu bir eleştiri değil…
Bu bir vicdan çağrısıdır.
Ve bir not. Yüz yıldır bakıma muhtaç bir şekilde bekleyen şehitliğe bir el değmeyecek ise Sancaktepe Dayanışma Grubu olarak sorumluluğu derhal, hemen, şimdi almaya hazır ve nazırız. Yetkili veya yetkililerden gelecek haberi bekliyoruz.
Selâm ve dua ile.
Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
