HER SAKALLIYI DEDE SANMA!
HER SAKALLIYI DEDE SANMA!
Derler ya, meşhur bir söz vardır: "Her gördüğün sakallıyı deden sanma." Ne kadar da isabetli bir sözdür... Çünkü her sakallı dede olmadığı gibi, dede görünümünde olan herkes de güvenilir değildir.
Son günlerin en çok konuşulan konusu, Ahbap Derneği ve dernek başkanı Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar oldu. Deprem bölgesi için toplanan yardımların usulsüz kullanıldığı yönündeki soruşturma kamuoyunun gündeminde. Hukuk süreci devam ediyor. Gerçekleri mahkemeler ortaya çıkaracaktır. Eğer iddialar doğruysa, bugüne kadar oluşturulan "dokunulmaz iyilik kahramanı" imajının nasıl çöktüğünü hep birlikte göreceğiz.
Asıl üzerinde durulması gereken ise başka bir meseledir.
Daha düne kadar ekran ekran dolaşıp, "Canım dedem, aslan dedem, karizmatik dedem, medyatik dedem..." diye methiyeler dizenler bugün neredeler? Dün yere göğe sığdıramadıkları isimler hakkında bugün tek kelime edemeyenlerin sessizliği de en az iddialar kadar düşündürücüdür.
Bir insanı alkışlamakta yarışanlar, hesap verme zamanı geldiğinde ortadan kayboluyorsa, burada samimiyetten değil, menfaatten söz edilir.
Tam da burada aklıma kanadı kırık kuş ile dervişin ibretlik hikâyesi geliyor.
Birçoğunuz bilirsiniz...
Kanadı kırılan bir kuş, Hz. Süleyman'ın huzuruna çıkarak bir dervişten şikâyetçi olur.
Hz. Süleyman sorar:
— Neden kuşun kanadını kırdın?
Derviş cevap verir:
— Ava çıkmıştım. Kuş bana kaçmadı. Bana güvendiğini düşündüm. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalışınca kanadı kırıldı.
Bu defa Hz. Süleyman kuşa döner:
— Sen neden kaçmadın?
Kuşun cevabı ibretliktir:
— Üzerinde derviş hırkası vardı. Bana zarar vermez sandım.
Hz. Süleyman dervişin kolunun kırılmasına hükmedince kuş itiraz eder:
— Kolunu kırmayın; hırkasını çıkarın. Çünkü insanları o hırkayla aldatıyor.
İşte mesele tam da budur.
Bazen kırılması gereken kol değil, düşürülmesi gereken maskedir. Çünkü insanları aldatan, onları sömüren ve güvenlerini istismar eden şey çoğu zaman üzerindeki kisvedir.
Bugün de toplumun karşısına iyilik meleği, yardımsever, kurtarıcı ve kahraman kılığında çıkan nice insanlar vardır. Fakirin, yetimin, dulun ve çaresizin umudu gibi gösterilirler. Fakat dışarıdan görünen görüntü ile hakikat her zaman aynı olmayabilir.
İnsanlar; sakala, hırkaya, reklama, alkışa, sosyal medyadaki parlatılmış imaja veya oluşturulan kahramanlık hikâyelerine bakarak hüküm vermemelidir. Güven; görünüşe değil, karaktere, şeffaflığa ve hesap verebilirliğe dayanmalıdır.
Unutmayın...
Her sakallıyı dede sanmayın. Her "ahbap" diyene dost gözüyle bakmayın. Her kahraman ilan edilene de sorgusuz sualsiz teslim olmayın.
Çünkü aldatanların en büyük silahı, insanların iyi niyetidir.
Demedi demeyin...
Selâm ve dua ile...
Bülent Ertekin
Ekleme
Tarihi: 18 Temmuz 2026 -Cumartesi
HER SAKALLIYI DEDE SANMA!
HER SAKALLIYI DEDE SANMA!
Derler ya, meşhur bir söz vardır: "Her gördüğün sakallıyı deden sanma." Ne kadar da isabetli bir sözdür... Çünkü her sakallı dede olmadığı gibi, dede görünümünde olan herkes de güvenilir değildir.
Son günlerin en çok konuşulan konusu, Ahbap Derneği ve dernek başkanı Haluk Levent hakkında ortaya atılan iddialar oldu. Deprem bölgesi için toplanan yardımların usulsüz kullanıldığı yönündeki soruşturma kamuoyunun gündeminde. Hukuk süreci devam ediyor. Gerçekleri mahkemeler ortaya çıkaracaktır. Eğer iddialar doğruysa, bugüne kadar oluşturulan "dokunulmaz iyilik kahramanı" imajının nasıl çöktüğünü hep birlikte göreceğiz.
Asıl üzerinde durulması gereken ise başka bir meseledir.
Daha düne kadar ekran ekran dolaşıp, "Canım dedem, aslan dedem, karizmatik dedem, medyatik dedem..." diye methiyeler dizenler bugün neredeler? Dün yere göğe sığdıramadıkları isimler hakkında bugün tek kelime edemeyenlerin sessizliği de en az iddialar kadar düşündürücüdür.
Bir insanı alkışlamakta yarışanlar, hesap verme zamanı geldiğinde ortadan kayboluyorsa, burada samimiyetten değil, menfaatten söz edilir.
Tam da burada aklıma kanadı kırık kuş ile dervişin ibretlik hikâyesi geliyor.
Birçoğunuz bilirsiniz...
Kanadı kırılan bir kuş, Hz. Süleyman'ın huzuruna çıkarak bir dervişten şikâyetçi olur.
Hz. Süleyman sorar:
— Neden kuşun kanadını kırdın?
Derviş cevap verir:
— Ava çıkmıştım. Kuş bana kaçmadı. Bana güvendiğini düşündüm. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalışınca kanadı kırıldı.
Bu defa Hz. Süleyman kuşa döner:
— Sen neden kaçmadın?
Kuşun cevabı ibretliktir:
— Üzerinde derviş hırkası vardı. Bana zarar vermez sandım.
Hz. Süleyman dervişin kolunun kırılmasına hükmedince kuş itiraz eder:
— Kolunu kırmayın; hırkasını çıkarın. Çünkü insanları o hırkayla aldatıyor.
İşte mesele tam da budur.
Bazen kırılması gereken kol değil, düşürülmesi gereken maskedir. Çünkü insanları aldatan, onları sömüren ve güvenlerini istismar eden şey çoğu zaman üzerindeki kisvedir.
Bugün de toplumun karşısına iyilik meleği, yardımsever, kurtarıcı ve kahraman kılığında çıkan nice insanlar vardır. Fakirin, yetimin, dulun ve çaresizin umudu gibi gösterilirler. Fakat dışarıdan görünen görüntü ile hakikat her zaman aynı olmayabilir.
İnsanlar; sakala, hırkaya, reklama, alkışa, sosyal medyadaki parlatılmış imaja veya oluşturulan kahramanlık hikâyelerine bakarak hüküm vermemelidir. Güven; görünüşe değil, karaktere, şeffaflığa ve hesap verebilirliğe dayanmalıdır.
Unutmayın...
Her sakallıyı dede sanmayın. Her "ahbap" diyene dost gözüyle bakmayın. Her kahraman ilan edilene de sorgusuz sualsiz teslim olmayın.
Çünkü aldatanların en büyük silahı, insanların iyi niyetidir.
Demedi demeyin...
Selâm ve dua ile...
Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
