BAMBAŞKA BİR EKİM
BAMBAŞKA BİR EKİM
7 Ekim 2023…
Tam 3 yıl geçmiş… Hayata, İslam’a ve insanlığa bakışımın can evimden vurulduğu kocaman 3 yıl…
Tufan, tam anlamıyla yok olmak değil miydi? Peki bunun anlamını değiştirenler kimlerdi?
İslam; din ile dünyayı ayrı kefelerde yaşamak değil de aynı kefede özümsemek miydi?
Doğrusu yılın 9 ayı dünyalık bir hayatın meşgalesi ile uğraşıp 3 aylık ahiret endişesi ile yetiştirilmedik mi?
Ramazan’dan Ramazan’a Kur’an’a dokunan Müslümanlar biz değil miydik? Öyle ya da böyle aç ve susuz kalmayı oruç kabul edip; cennet hayali kuranlar yine biz değil miydik?
Dünyada taş üstüne taş koymayı vazife bilip, beden üstünde baş bırakmamak için ant içmiş zalimleri görmezden gelen biz değil miydik?
Ne tuhaf bir çelişki; Aynı inanç, bambaşka bir yaşam biçimi… Lâkin dünyanın neresine gidersek gidelim aynı papazı, aynı hahamı gören fakat her kutba atanmış farklı imamlar gören de biz değil miydik?
Ne çok sorumuz ve ne de çok sorunumuz var öyle değil mi?
Bazı zihniyetlerce empoze edilen İslâm sefalet ve cehalet miydi acaba?
Asla böyle olmadığını bilenler; bizlere böyle göstermek için dev bir sermaye harcadılar. İslam’ı bilmenin ve gölgesinde yaşamanın onların yaşamına son vereceklerini biliyorlardı. Gerçekten cihadı bitirirlerse namazını kılan uysal koyunlar olacağımızı pek ince hesapladılar.
Ama hesap görücü Rabbim ince ince planlanmış bu düzeni, yerin altında tünellerde yapılan toplantılar ile bozdu. Toprağın üstü mü sadece yaşam alanı? Hayır, asıl hayat toprağın altındadır. Asıl öz tam olarak oradadır.
İslâm’ın bazılarının empoze ettiği gibi pasivize bir din olmadığını; mertçe vatanını savunan bir avuç Filistinli kanlarıyla gösterdi dünyaya.
7 Ekim Aksa Tufanı bir yıkım değil en büyük inşa oldu. Kalplerimiz yeniden inşa oldu. İslâm anlayışımız ve cihat algımız yeniden inşa oldu. Yıkımın arasında dünya hayatını imar etmenin nasıl olacağını gösteren cesur insanları tanıdı dünya.
Yokluğa, acıya ve dayatmalara rağmen pes etmeyen ve kanlarıyla vatan toprağını sulayan; mücahitler kokan diyardı Filistin…
Bugün; “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” gibi bize ait olmayan atasözlerini okurken bir kez daha düşünelim. Nihayetinde bize ait olmayan her şeyi elimizin tersiyle itelim.
Bu atasözüne karşılık ne buyuruyor Efendimiz(s.a.v.):” “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzerler.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66) [1, 2]
Varoluş özümüzü yakalamak için yok edilmeye çalışılan insanlara bakalım. Göreceğiz ki yokluk sadece vicdan ölünce başlar. Ve gerçek yokluk vicdan yokluğudur.
Vesselam…
Denizay Büyükdağ Konuk
Ekleme
Tarihi: 02 Kasım 2026 -Pazartesi
BAMBAŞKA BİR EKİM
BAMBAŞKA BİR EKİM
7 Ekim 2023…
Tam 3 yıl geçmiş… Hayata, İslam’a ve insanlığa bakışımın can evimden vurulduğu kocaman 3 yıl…
Tufan, tam anlamıyla yok olmak değil miydi? Peki bunun anlamını değiştirenler kimlerdi?
İslam; din ile dünyayı ayrı kefelerde yaşamak değil de aynı kefede özümsemek miydi?
Doğrusu yılın 9 ayı dünyalık bir hayatın meşgalesi ile uğraşıp 3 aylık ahiret endişesi ile yetiştirilmedik mi?
Ramazan’dan Ramazan’a Kur’an’a dokunan Müslümanlar biz değil miydik? Öyle ya da böyle aç ve susuz kalmayı oruç kabul edip; cennet hayali kuranlar yine biz değil miydik?
Dünyada taş üstüne taş koymayı vazife bilip, beden üstünde baş bırakmamak için ant içmiş zalimleri görmezden gelen biz değil miydik?
Ne tuhaf bir çelişki; Aynı inanç, bambaşka bir yaşam biçimi… Lâkin dünyanın neresine gidersek gidelim aynı papazı, aynı hahamı gören fakat her kutba atanmış farklı imamlar gören de biz değil miydik?
Ne çok sorumuz ve ne de çok sorunumuz var öyle değil mi?
Bazı zihniyetlerce empoze edilen İslâm sefalet ve cehalet miydi acaba?
Asla böyle olmadığını bilenler; bizlere böyle göstermek için dev bir sermaye harcadılar. İslam’ı bilmenin ve gölgesinde yaşamanın onların yaşamına son vereceklerini biliyorlardı. Gerçekten cihadı bitirirlerse namazını kılan uysal koyunlar olacağımızı pek ince hesapladılar.
Ama hesap görücü Rabbim ince ince planlanmış bu düzeni, yerin altında tünellerde yapılan toplantılar ile bozdu. Toprağın üstü mü sadece yaşam alanı? Hayır, asıl hayat toprağın altındadır. Asıl öz tam olarak oradadır.
İslâm’ın bazılarının empoze ettiği gibi pasivize bir din olmadığını; mertçe vatanını savunan bir avuç Filistinli kanlarıyla gösterdi dünyaya.
7 Ekim Aksa Tufanı bir yıkım değil en büyük inşa oldu. Kalplerimiz yeniden inşa oldu. İslâm anlayışımız ve cihat algımız yeniden inşa oldu. Yıkımın arasında dünya hayatını imar etmenin nasıl olacağını gösteren cesur insanları tanıdı dünya.
Yokluğa, acıya ve dayatmalara rağmen pes etmeyen ve kanlarıyla vatan toprağını sulayan; mücahitler kokan diyardı Filistin…
Bugün; “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” gibi bize ait olmayan atasözlerini okurken bir kez daha düşünelim. Nihayetinde bize ait olmayan her şeyi elimizin tersiyle itelim.
Bu atasözüne karşılık ne buyuruyor Efendimiz(s.a.v.):” “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzerler.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66) [1, 2]
Varoluş özümüzü yakalamak için yok edilmeye çalışılan insanlara bakalım. Göreceğiz ki yokluk sadece vicdan ölünce başlar. Ve gerçek yokluk vicdan yokluğudur.
Vesselam…
Denizay Büyükdağ Konuk
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
