Dr. Vehbi KARA
Köşe Yazarı
Dr. Vehbi KARA
 

Besleme Medya ve Tunus Darbesi

Besleme Medya ve Tunus Darbesi Besleme medya kuruluşları ve gazeteciler sayesinde halkın seçtiği yöneticilerin alaşağı edilip yerine ABD ve Batılılara uşaklık eden asker ve sivillerin getirilmesi, Müslüman ülkelerde bir gelenek haline gelmiştir. Maalesef Tunus’ta da 28 Şubat dönemine benzeyen bir darbe oldu. Darbeci birçok askerin yapılan kanunsuz ve yolsuz işler için “askeri teamül” ifadesini kullanması boşuna değildir. Batılı ülkelerde “seçilmiş siyasetçilere itaat” kuralını işletmemek için icat edilen bu söz; darbecilerin demokrasi ilkelerine ne derece düşman olduklarını çok açık bir şekilde göstermektedir. Bununla birlikte 15 Temmuz 2016 darbesinin halkımızın imanlı göğsü ile bastırılması sayesinde Türkiye’de askeri darbelerin sona erdiği yeni bir dönem başlamaktadır. Bu konudaki en önemli gelişme Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 28 Şubat davasında darbeye teşebbüs suçundan 14 sanığa verilen müebbet hapis cezasını 9 Temmuz 2021 tarihinde onaylamasıdır. Yargıtay'ın kararı, bayram sonrasında davaya bakan Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne ulaşmıştır. Şimdi Yargıtay ilamını inceleyecek olan mahkeme, binin üzerinde klasörden ulaşan dosyada herhangi bir eksiklik olup olmadığına bakacaktır. Herhangi bir eksiklik tespit edilmemesi halinde Yargıtay kararı, 14 sanığın rütbelerinin sökülmesine ve cezasının infazı için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu'na gönderecektir. Daha sonrasında ise İnfaz Savcılığı, 14 kişi hakkında yakalama kararı çıkartarak, bu kişilerin cezaevine teslimi için işlemleri başlatacaktır. Bu durum Türkiye siyasi hayatında bir kırılma noktası ve kilometre taşı olacaktır. İlk defa darbeci askerler işlemiş oldukları suçlardan dolayı hapse atılacaktır. Daha öncesinde ise uzun yargılama süreçleri sonunda mahkemelerin görevlerini yapmaması sayesinde darbeciler hüküm giyse bile cezalar infaz edilememişti. İnşallah bu süreç kanunların öngördüğü şekilde tamamlanır ve adalet yerini bulur. Aksi takdirde Tunus’ta gördüğümüz üzere ülkemizde de askeri darbelerin sonu gelmeyecektir. Nitekim Tunus’ta Cumhurbaşkanı, aynı bizdeki 28 Şubat sürecinde etkili olarak görev yapmış besleme medya sayesinde darbe yapmıştır. 28 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Demirel ne yaptı ise şimdi Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said, benzer bir şekilde hareket etmektedir. Meclisin feshedilmesini, yasama, yargı ve yürütme organlarının tek bir çatı altında toplanmasını isteyen Kays, seçimle gelen başbakanı görevden almaya çalışmaktadır. Mevcut durumu meşruiyet, devrim ve Anayasa'ya karşı "darbe" olarak nitelendiren Meclis Başkanı Gannuşi, ilk andan itibaren "darbeye karşı çıkma" konusunda net bir tavır göstermiş ve alınan tüm bu kararların diktatörlük rejiminin özelliklerini yansıttığını ileri sürmüştür. Elbette bu durumdan ülkemiz adına çıkarılacak çok dersler vardır. Türkiye’de yapılan bütün askeri darbeler Batılılar tarafından beslenen medya tarafından desteklenmiştir. Tunus’ta da aynı durum açık bir şekilde görülmüş Batılı ülkelerin kirli oyunlarının bir parçası olmuş BAE tarafından fonlanan medya kuruluşları darbenin kışkırtıcıları olmuştur. Henüz ortaya çıkmış olan ve ABD merkezli özel Chrest Vakfının (Chrest Foundation), Türkiye'de "bağımsız" olduğunu savunan birçok kuruluşa, yüz binlerce dolar bağışta bulunması, Batılı ülkelerin nasıl darbe yaptığını ortaya çıkarmıştır. Meseleyi çok yönlü araştırmakta yarar vardır. Nitekim hala FETÖ örgütü tarafından desteklenen bir çok basın kuruluşu da hiç rahatsızlık duymadan darbe kışkırtıcılığına devam etmektedir. Bu meseleye ülkemizin selameti açısından önemli olması nedeniyle devam edeceğiz, vesselam… Dr. Vehbi Kara
Ekleme Tarihi: 29 Temmuz 2021 - Perşembe

Besleme Medya ve Tunus Darbesi

Besleme Medya ve Tunus Darbesi Besleme medya kuruluşları ve gazeteciler sayesinde halkın seçtiği yöneticilerin alaşağı edilip yerine ABD ve Batılılara uşaklık eden asker ve sivillerin getirilmesi, Müslüman ülkelerde bir gelenek haline gelmiştir. Maalesef Tunus’ta da 28 Şubat dönemine benzeyen bir darbe oldu. Darbeci birçok askerin yapılan kanunsuz ve yolsuz işler için “askeri teamül” ifadesini kullanması boşuna değildir. Batılı ülkelerde “seçilmiş siyasetçilere itaat” kuralını işletmemek için icat edilen bu söz; darbecilerin demokrasi ilkelerine ne derece düşman olduklarını çok açık bir şekilde göstermektedir. Bununla birlikte 15 Temmuz 2016 darbesinin halkımızın imanlı göğsü ile bastırılması sayesinde Türkiye’de askeri darbelerin sona erdiği yeni bir dönem başlamaktadır. Bu konudaki en önemli gelişme Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 28 Şubat davasında darbeye teşebbüs suçundan 14 sanığa verilen müebbet hapis cezasını 9 Temmuz 2021 tarihinde onaylamasıdır. Yargıtay'ın kararı, bayram sonrasında davaya bakan Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne ulaşmıştır. Şimdi Yargıtay ilamını inceleyecek olan mahkeme, binin üzerinde klasörden ulaşan dosyada herhangi bir eksiklik olup olmadığına bakacaktır. Herhangi bir eksiklik tespit edilmemesi halinde Yargıtay kararı, 14 sanığın rütbelerinin sökülmesine ve cezasının infazı için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu'na gönderecektir. Daha sonrasında ise İnfaz Savcılığı, 14 kişi hakkında yakalama kararı çıkartarak, bu kişilerin cezaevine teslimi için işlemleri başlatacaktır. Bu durum Türkiye siyasi hayatında bir kırılma noktası ve kilometre taşı olacaktır. İlk defa darbeci askerler işlemiş oldukları suçlardan dolayı hapse atılacaktır. Daha öncesinde ise uzun yargılama süreçleri sonunda mahkemelerin görevlerini yapmaması sayesinde darbeciler hüküm giyse bile cezalar infaz edilememişti. İnşallah bu süreç kanunların öngördüğü şekilde tamamlanır ve adalet yerini bulur. Aksi takdirde Tunus’ta gördüğümüz üzere ülkemizde de askeri darbelerin sonu gelmeyecektir. Nitekim Tunus’ta Cumhurbaşkanı, aynı bizdeki 28 Şubat sürecinde etkili olarak görev yapmış besleme medya sayesinde darbe yapmıştır. 28 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Demirel ne yaptı ise şimdi Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said, benzer bir şekilde hareket etmektedir. Meclisin feshedilmesini, yasama, yargı ve yürütme organlarının tek bir çatı altında toplanmasını isteyen Kays, seçimle gelen başbakanı görevden almaya çalışmaktadır. Mevcut durumu meşruiyet, devrim ve Anayasa'ya karşı "darbe" olarak nitelendiren Meclis Başkanı Gannuşi, ilk andan itibaren "darbeye karşı çıkma" konusunda net bir tavır göstermiş ve alınan tüm bu kararların diktatörlük rejiminin özelliklerini yansıttığını ileri sürmüştür. Elbette bu durumdan ülkemiz adına çıkarılacak çok dersler vardır. Türkiye’de yapılan bütün askeri darbeler Batılılar tarafından beslenen medya tarafından desteklenmiştir. Tunus’ta da aynı durum açık bir şekilde görülmüş Batılı ülkelerin kirli oyunlarının bir parçası olmuş BAE tarafından fonlanan medya kuruluşları darbenin kışkırtıcıları olmuştur. Henüz ortaya çıkmış olan ve ABD merkezli özel Chrest Vakfının (Chrest Foundation), Türkiye'de "bağımsız" olduğunu savunan birçok kuruluşa, yüz binlerce dolar bağışta bulunması, Batılı ülkelerin nasıl darbe yaptığını ortaya çıkarmıştır. Meseleyi çok yönlü araştırmakta yarar vardır. Nitekim hala FETÖ örgütü tarafından desteklenen bir çok basın kuruluşu da hiç rahatsızlık duymadan darbe kışkırtıcılığına devam etmektedir. Bu meseleye ülkemizin selameti açısından önemli olması nedeniyle devam edeceğiz, vesselam… Dr. Vehbi Kara
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.