Dr. Vehbi KARA
Köşe Yazarı
Dr. Vehbi KARA
 

Sınıfsız Toplum İlkelliğin Temelidir

<div> <p>Fransız devrimi ve sonrasında &ccedil;ıkan kom&uuml;nizm, eşitlik konusuna vurgu yaparak sınıfsız toplum hayali ile yery&uuml;z&uuml;n&uuml; kana bulamışlardır. Bu konuda İslami duyarlılıklara sahip bir&ccedil;ok insan da kulağa hoş gelen &ldquo;eşitlik&rdquo; kavramından etkilenmiş kom&uuml;nistlerin s&uuml;sl&uuml; s&ouml;zlerine aldanmışlardır.</p> <p>İnsanlar arasında eşitliği kutsayan s&ouml;zler sarf etmek hatta insanları tarağın dişleri gibi g&ouml;rmek &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir yanılgıdır. Eşitlik eğer kanun &ouml;n&uuml;nde olursa bir anlam ifade eder. Peygamber efendimiz (ASM) kendi kızı Fatıma dahi su&ccedil; işlese had cezasının verileceğini buyurmuştur.</p> <p>Bu hususu g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze tatbik edersek kırmızı ışıkta ge&ccedil;en her s&uuml;r&uuml;c&uuml; aynı cezaya &ccedil;arptırılacaktır. Buna &ldquo;kanun &ouml;n&uuml;nde eşitlik&rdquo; diyebiliriz. Fakat hukuk alanı dışında insanları eşit g&ouml;rmek insanlara yapılacak en b&uuml;y&uuml;k haksızlıklardan bir tanesidir.</p> <p>&Ouml;rneğin ben Allah&rsquo;a inanmayan birisi ile nasıl eşit olabilirim? Yaratılan her varlığı kendi kendine olmuş veya sebepler yapmış veya tabiat ana b&ouml;yle dilemiş diyen bir ahmak insan ile kendimi nasıl eşit g&ouml;rebilirim?</p> <p>Bir edebiyat&ccedil;ıyı ele alalım. Yery&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;zellikleri kendi diline g&ouml;re tasvir edip şiir şeklinde kağıda d&ouml;km&uuml;ş bir kişi ile hayatında hi&ccedil;bir kitabı okumamış edebiyattan haberdar olmayan bir insan nasıl eşit olur?</p> <p>Son bir &ouml;rnek de sanat alanından olsun. &Ccedil;ocukluğundan beri &ccedil;alışarak enfes ziyafetlere adını yazdıran usta bir aş&ccedil;ı ile soğanın c&uuml;c&uuml;ğ&uuml;nden başka lezzetli bir gıdayı tanımayan bir insanı eşit g&ouml;rmek gurmelik a&ccedil;ısından haksızlık değil midir?</p> <p>Fransız devrimi ve kom&uuml;nizm sınıfsal ayrımları reddederek boş hayalin peşinde koşmuşlar ve bu uğurda milyonlarca masum insanın kanını akıtmışlardır. Bu ama&ccedil;la hareket eden kom&uuml;nistler vahşet ve bedeviyet devrinin insanlarına &ouml;zenmektedir. Bu ise &ccedil;ağlar boyunca g&uuml;&ccedil;lenerek gelişen insanın terakkisinden nasibi olmamanın bir g&ouml;stergesidir.</p> <p>Marx, kapital isimli eserinde sınıfsız bir toplumun hayalini kurmaktadır. Medeniyetlerin hen&uuml;z kurulmadığı insanların avcılık ve toplayıcılıkla hayatını idame ettiği bir d&ouml;neme vurgu yapmaktadır. Kapitalizmden sonra geleceğini s&ouml;ylediği sosyalist-kom&uuml;nist d&ouml;nemin en &ouml;nemli &ouml;zelliklerini insanlığın ilk d&ouml;nemi olan &ldquo;ilkel kom&uuml;nal d&ouml;nem&rdquo; adını verdiği d&ouml;nemde aramaktadır.</p> <p>Vahşet ve bedeviyet devri veya Marx&rsquo;ın ifadesi ile &ldquo;İlkel Kom&uuml;nal Toplum&rdquo; denilen bu devir; insanlığın ilkel durumdaki ilk yaşama safhasını teşkil etmektedir. Her ferdin kendi başına yaşadığı, sosyal bir kontrol, kaynaşma ve kamu otoritesinin g&ouml;r&uuml;lmediği bir devirdir.</p> <p>Aile ve m&uuml;lkiyet kavramları bu d&ouml;nemde hen&uuml;z gelişmemiştir. Toplum dağınık ve basit bir yapı arz etmektedir. İnsanlığın bu iptidai d&ouml;nemine &ouml;zenmek ve bunun hayalini kurmak olsa olsa diyalektik materyalimin tuzağına d&uuml;şm&uuml;ş zavallılara &ouml;zg&uuml; bir durumdur. Bu durumu insanların ulvi ve y&uuml;ksek duyguları ile ilişkilendirmek akla ziyan bir tasnif olsa gerektir.</p> <p>İlkel kom&uuml;nal d&ouml;nem; iptidai ve ilkeldir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yerleşik bir hayat tarzı hen&uuml;z ortaya &ccedil;ıkmamıştır. Vahşi ve bedevi (g&ouml;&ccedil;ebe) bir hayat tarzı h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rmektedir. Birlikte yaşama bilinci ve toplumsallık duygusu yeterince gelişmemiştir. Keza isim verildiği &uuml;zere bu devir cebir ve şiddetin h&acirc;kim olduğu &ldquo;vahşet&rdquo; devridir.</p> <p>Bu devirde topluluklara; g&uuml;&ccedil;, otorite ve kuvvet sahipleri h&uuml;kmetmektedir. Aynen g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n Batı anlayışı gibi; kuvvet hakta değildir. Kim kuvvetli ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; ise işte o kişi haklı sayılıyordu.</p> <p>İnsanlığın bu primitif d&ouml;nemi, Peygamberler ve dinlerin insanlara değer veren ilkeleri sayesinde bir par&ccedil;a gelişmiş ve yarı medeniyet denilen bir d&ouml;neme ulaşılmıştır. İnsanlık bu sayede bir kamu otoritesine kavuşmuş vahşet ve bedevilikten bir par&ccedil;a kurtulmuştur.</p> <p>Bu toplumun ve sonrasında gelen k&ouml;le toplumunun da en &ouml;nemli &ouml;zelliklerinden bir tanesi toplumun emniyeti ve selameti i&ccedil;in fert ve şahıslar kolaylıkla feda edilebilmesidir. &Ouml;yle ki toplumun yani klan veya kabilenin menfaati i&ccedil;in şahısların hukuku nazara alınmaz.</p> <p>Bu devirde su&ccedil; işlemiş bir tek insan y&uuml;z&uuml;nden diğer kabile ve topluluğun tamamı &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;p yok edilebilmektedir. Bu d&ouml;neme &ldquo;Vahşet ve Bedeviyet Devri&rdquo; denilmesinin en &ouml;nemli nedenlerinden bir tanesi bu olsa gerektir. Fert hukukunun olmaması ve yok denecek kadar &ouml;nemsiz kabul edilmesi insanlığın i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; en berbat seviyelerden bir tanesidir.</p> <p>Marx&rsquo;a g&ouml;re bu d&ouml;nemde insanlar hayatlarını s&uuml;rd&uuml;rebilmek i&ccedil;in gerekli olan şeyleri taştan yapılmış aletler aracılığı ile sağlıyorlardı. Sosyal &uuml;retim ilişkileri de bu son derece ilkel &uuml;retim g&uuml;&ccedil;leri ile uyum halinde idi.</p> <p>Fakat bu d&ouml;nemde iş ara&ccedil;larının yeterliliği insana tek başına t&uuml;m ihtiya&ccedil;larını karşılama imk&acirc;nı vermiyordu. İlkel toplumun t&uuml;m &uuml;yelerinin g&uuml;&ccedil;lerini birleştirmeleri ile ancak gerekli olan ihtiya&ccedil;lar sağlanabiliyordu. İlkel topluluklarda &uuml;retim ilişkilerinin dayandığı temel dinamik, toplumsal m&uuml;lkiyetti.</p> <p>Kom&uuml;nizm d&uuml;ş&uuml;ncesinin &ouml;zel m&uuml;lkiyeti reddetmesi ve toplumsal m&uuml;lkiyeti esas alması insanlığın bu ilkel &ccedil;ağlarına &ouml;zentiden başka bir şey değildir. Ekim Devriminde Rusya&rsquo;da malı m&uuml;lk&uuml; olan her yer yağmalanmış namuslu insanların karısı, &ccedil;oluğu &ccedil;ocuğu; işsiz g&uuml;&ccedil;s&uuml;z serserilere peşkeş &ccedil;ekilmiştir. Stalin bu faciayı g&ouml;rerek bir takım iyileştirmelere yol a&ccedil;acak kanunlar &ccedil;ıkarmış ve Sovyetler Birliğinin sanayileşmesinde &ouml;nemli roller &uuml;stlenmiştir.</p> <p>Fakat Stalin&rsquo;in k&ouml;yl&uuml;leri iş&ccedil;i haline sokarken uyguladığı acımasız ve sert &ouml;nlemler tarihe acımasız katillerden birisi olarak ge&ccedil;mesini &ouml;nleyememiştir. &Ouml;yle ki Bolşevik devriminden bile daha k&ouml;t&uuml; şartları yaşayan Rus halkı, bu durumu edebi metinlerle dile getirerek insanoğlunun ne derece acımasız ve zalim olduğunu ortaya koymuşlardır.</p> <p>Kom&uuml;nistlerin hayalini kurduğu ilkel kom&uuml;nal toplumlarda devlet diye tanımlanabilecek kurumsal bir yapılanma s&ouml;z konusu değildir. &Ouml;zel m&uuml;lkiyet yerine ortak m&uuml;lkiyet anlayışı tercih edildiği bu toplumsal yapıda, &uuml;retim ara&ccedil;ları toplumun ortak malı olarak kabul edilmektedir. Miras hakkı yoktur. Yıllarca emek vererek &ccedil;ocuklarına g&uuml;zel bir gelecek kurmak isteyen insanların hayalleri tamamen yıkılmıştır.</p> <p>İnsanlık; devlet mekanizmasının kurulmasından &ouml;nce tabii durum olarak tasvir edilen bir ortamda yaşamaktaydı. İnsanların m&uuml;lkiyet paylaşımı ve kendi eylemlerinin tanziminde yalnızca tabii hukuka bağlı oldukları ve sadece ona uygun d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k durumudur. Tabii ki bu durum aynı zamanda t&uuml;m otorite ve yargılama hakkının karşılıklı olarak herkese ait olduğu ve kimsenin kimse &uuml;zerinde herhangi bir egemenlik hakkının bulunmadığı bir ilişki de s&ouml;z konusudur.</p> <p>Bu devirde ortak &ccedil;alışma ve &uuml;retim ara&ccedil;larının kolektif m&uuml;lkiyeti s&ouml;z konusu idi. Toplumun her &uuml;yesinin &uuml;retim ara&ccedil;ları ile ilişkisi aynıdır ve &ouml;zel m&uuml;lkiyet yoktur. Yani hi&ccedil; kimsenin &uuml;retim ara&ccedil;larını diğerlerinin aleyhine kendi m&uuml;lkiyetine ge&ccedil;irme imk&acirc;nı yoktur.</p> <p>İş verimliliği son derece d&uuml;ş&uuml;k olduğundan &uuml;retilen değerler insanların ancak yaşayabilmesi i&ccedil;in zorunlu olanı sağlayabiliyordu. İhtiya&ccedil;tan fazlası &uuml;retilmediği i&ccedil;in kimsenin bir artı değere el koyması s&ouml;z konusu değildi.</p> <p>Evet, İlkel Kom&uuml;nal d&ouml;nemde g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki gibi bir s&ouml;m&uuml;r&uuml; olayı yoktu ve bu sebeple de bir siyasi organizasyona ihtiya&ccedil; duyulmuyordu. Fakat insanların mutlu oldukları ve kendilerini g&uuml;vende hissetmeleri de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemezdi.</p> <p>İşte bu vahşi ve karanlık d&ouml;nemin sonu; peygamberler vasıtası ile inan&ccedil; sisteminin daha sağlam temellere oturması sayesinde sona ermiştir. Dinler insanlar arasında &ouml;rg&uuml;tlenmeyi, toplumsal bağların gelişmesini, kardeşlik duygusunu pekiştirmeyi, &uuml;retim g&uuml;&ccedil;lerinin gelişmesini sağlamış ve bu karanlık d&ouml;nemi sona erdirmiştir.</p> <p>Marx&rsquo;ın ni&ccedil;in din i&ccedil;in &ldquo;afyon&rdquo; tabirini kullandığını ve kom&uuml;nistlerin neden dine d&uuml;şman olduklarını umarım anlatabilmişimdir, vesselam&hellip;</p> <p>Dr. Vehbi KARA&nbsp;</p> </div> <p>&nbsp;</p>
Ekleme Tarihi: 24 Haziran 2020 - Çarşamba

Sınıfsız Toplum İlkelliğin Temelidir

<div> <p>Fransız devrimi ve sonrasında &ccedil;ıkan kom&uuml;nizm, eşitlik konusuna vurgu yaparak sınıfsız toplum hayali ile yery&uuml;z&uuml;n&uuml; kana bulamışlardır. Bu konuda İslami duyarlılıklara sahip bir&ccedil;ok insan da kulağa hoş gelen &ldquo;eşitlik&rdquo; kavramından etkilenmiş kom&uuml;nistlerin s&uuml;sl&uuml; s&ouml;zlerine aldanmışlardır.</p> <p>İnsanlar arasında eşitliği kutsayan s&ouml;zler sarf etmek hatta insanları tarağın dişleri gibi g&ouml;rmek &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir yanılgıdır. Eşitlik eğer kanun &ouml;n&uuml;nde olursa bir anlam ifade eder. Peygamber efendimiz (ASM) kendi kızı Fatıma dahi su&ccedil; işlese had cezasının verileceğini buyurmuştur.</p> <p>Bu hususu g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze tatbik edersek kırmızı ışıkta ge&ccedil;en her s&uuml;r&uuml;c&uuml; aynı cezaya &ccedil;arptırılacaktır. Buna &ldquo;kanun &ouml;n&uuml;nde eşitlik&rdquo; diyebiliriz. Fakat hukuk alanı dışında insanları eşit g&ouml;rmek insanlara yapılacak en b&uuml;y&uuml;k haksızlıklardan bir tanesidir.</p> <p>&Ouml;rneğin ben Allah&rsquo;a inanmayan birisi ile nasıl eşit olabilirim? Yaratılan her varlığı kendi kendine olmuş veya sebepler yapmış veya tabiat ana b&ouml;yle dilemiş diyen bir ahmak insan ile kendimi nasıl eşit g&ouml;rebilirim?</p> <p>Bir edebiyat&ccedil;ıyı ele alalım. Yery&uuml;z&uuml;ndeki g&uuml;zellikleri kendi diline g&ouml;re tasvir edip şiir şeklinde kağıda d&ouml;km&uuml;ş bir kişi ile hayatında hi&ccedil;bir kitabı okumamış edebiyattan haberdar olmayan bir insan nasıl eşit olur?</p> <p>Son bir &ouml;rnek de sanat alanından olsun. &Ccedil;ocukluğundan beri &ccedil;alışarak enfes ziyafetlere adını yazdıran usta bir aş&ccedil;ı ile soğanın c&uuml;c&uuml;ğ&uuml;nden başka lezzetli bir gıdayı tanımayan bir insanı eşit g&ouml;rmek gurmelik a&ccedil;ısından haksızlık değil midir?</p> <p>Fransız devrimi ve kom&uuml;nizm sınıfsal ayrımları reddederek boş hayalin peşinde koşmuşlar ve bu uğurda milyonlarca masum insanın kanını akıtmışlardır. Bu ama&ccedil;la hareket eden kom&uuml;nistler vahşet ve bedeviyet devrinin insanlarına &ouml;zenmektedir. Bu ise &ccedil;ağlar boyunca g&uuml;&ccedil;lenerek gelişen insanın terakkisinden nasibi olmamanın bir g&ouml;stergesidir.</p> <p>Marx, kapital isimli eserinde sınıfsız bir toplumun hayalini kurmaktadır. Medeniyetlerin hen&uuml;z kurulmadığı insanların avcılık ve toplayıcılıkla hayatını idame ettiği bir d&ouml;neme vurgu yapmaktadır. Kapitalizmden sonra geleceğini s&ouml;ylediği sosyalist-kom&uuml;nist d&ouml;nemin en &ouml;nemli &ouml;zelliklerini insanlığın ilk d&ouml;nemi olan &ldquo;ilkel kom&uuml;nal d&ouml;nem&rdquo; adını verdiği d&ouml;nemde aramaktadır.</p> <p>Vahşet ve bedeviyet devri veya Marx&rsquo;ın ifadesi ile &ldquo;İlkel Kom&uuml;nal Toplum&rdquo; denilen bu devir; insanlığın ilkel durumdaki ilk yaşama safhasını teşkil etmektedir. Her ferdin kendi başına yaşadığı, sosyal bir kontrol, kaynaşma ve kamu otoritesinin g&ouml;r&uuml;lmediği bir devirdir.</p> <p>Aile ve m&uuml;lkiyet kavramları bu d&ouml;nemde hen&uuml;z gelişmemiştir. Toplum dağınık ve basit bir yapı arz etmektedir. İnsanlığın bu iptidai d&ouml;nemine &ouml;zenmek ve bunun hayalini kurmak olsa olsa diyalektik materyalimin tuzağına d&uuml;şm&uuml;ş zavallılara &ouml;zg&uuml; bir durumdur. Bu durumu insanların ulvi ve y&uuml;ksek duyguları ile ilişkilendirmek akla ziyan bir tasnif olsa gerektir.</p> <p>İlkel kom&uuml;nal d&ouml;nem; iptidai ve ilkeldir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yerleşik bir hayat tarzı hen&uuml;z ortaya &ccedil;ıkmamıştır. Vahşi ve bedevi (g&ouml;&ccedil;ebe) bir hayat tarzı h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rmektedir. Birlikte yaşama bilinci ve toplumsallık duygusu yeterince gelişmemiştir. Keza isim verildiği &uuml;zere bu devir cebir ve şiddetin h&acirc;kim olduğu &ldquo;vahşet&rdquo; devridir.</p> <p>Bu devirde topluluklara; g&uuml;&ccedil;, otorite ve kuvvet sahipleri h&uuml;kmetmektedir. Aynen g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n Batı anlayışı gibi; kuvvet hakta değildir. Kim kuvvetli ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; ise işte o kişi haklı sayılıyordu.</p> <p>İnsanlığın bu primitif d&ouml;nemi, Peygamberler ve dinlerin insanlara değer veren ilkeleri sayesinde bir par&ccedil;a gelişmiş ve yarı medeniyet denilen bir d&ouml;neme ulaşılmıştır. İnsanlık bu sayede bir kamu otoritesine kavuşmuş vahşet ve bedevilikten bir par&ccedil;a kurtulmuştur.</p> <p>Bu toplumun ve sonrasında gelen k&ouml;le toplumunun da en &ouml;nemli &ouml;zelliklerinden bir tanesi toplumun emniyeti ve selameti i&ccedil;in fert ve şahıslar kolaylıkla feda edilebilmesidir. &Ouml;yle ki toplumun yani klan veya kabilenin menfaati i&ccedil;in şahısların hukuku nazara alınmaz.</p> <p>Bu devirde su&ccedil; işlemiş bir tek insan y&uuml;z&uuml;nden diğer kabile ve topluluğun tamamı &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;p yok edilebilmektedir. Bu d&ouml;neme &ldquo;Vahşet ve Bedeviyet Devri&rdquo; denilmesinin en &ouml;nemli nedenlerinden bir tanesi bu olsa gerektir. Fert hukukunun olmaması ve yok denecek kadar &ouml;nemsiz kabul edilmesi insanlığın i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; en berbat seviyelerden bir tanesidir.</p> <p>Marx&rsquo;a g&ouml;re bu d&ouml;nemde insanlar hayatlarını s&uuml;rd&uuml;rebilmek i&ccedil;in gerekli olan şeyleri taştan yapılmış aletler aracılığı ile sağlıyorlardı. Sosyal &uuml;retim ilişkileri de bu son derece ilkel &uuml;retim g&uuml;&ccedil;leri ile uyum halinde idi.</p> <p>Fakat bu d&ouml;nemde iş ara&ccedil;larının yeterliliği insana tek başına t&uuml;m ihtiya&ccedil;larını karşılama imk&acirc;nı vermiyordu. İlkel toplumun t&uuml;m &uuml;yelerinin g&uuml;&ccedil;lerini birleştirmeleri ile ancak gerekli olan ihtiya&ccedil;lar sağlanabiliyordu. İlkel topluluklarda &uuml;retim ilişkilerinin dayandığı temel dinamik, toplumsal m&uuml;lkiyetti.</p> <p>Kom&uuml;nizm d&uuml;ş&uuml;ncesinin &ouml;zel m&uuml;lkiyeti reddetmesi ve toplumsal m&uuml;lkiyeti esas alması insanlığın bu ilkel &ccedil;ağlarına &ouml;zentiden başka bir şey değildir. Ekim Devriminde Rusya&rsquo;da malı m&uuml;lk&uuml; olan her yer yağmalanmış namuslu insanların karısı, &ccedil;oluğu &ccedil;ocuğu; işsiz g&uuml;&ccedil;s&uuml;z serserilere peşkeş &ccedil;ekilmiştir. Stalin bu faciayı g&ouml;rerek bir takım iyileştirmelere yol a&ccedil;acak kanunlar &ccedil;ıkarmış ve Sovyetler Birliğinin sanayileşmesinde &ouml;nemli roller &uuml;stlenmiştir.</p> <p>Fakat Stalin&rsquo;in k&ouml;yl&uuml;leri iş&ccedil;i haline sokarken uyguladığı acımasız ve sert &ouml;nlemler tarihe acımasız katillerden birisi olarak ge&ccedil;mesini &ouml;nleyememiştir. &Ouml;yle ki Bolşevik devriminden bile daha k&ouml;t&uuml; şartları yaşayan Rus halkı, bu durumu edebi metinlerle dile getirerek insanoğlunun ne derece acımasız ve zalim olduğunu ortaya koymuşlardır.</p> <p>Kom&uuml;nistlerin hayalini kurduğu ilkel kom&uuml;nal toplumlarda devlet diye tanımlanabilecek kurumsal bir yapılanma s&ouml;z konusu değildir. &Ouml;zel m&uuml;lkiyet yerine ortak m&uuml;lkiyet anlayışı tercih edildiği bu toplumsal yapıda, &uuml;retim ara&ccedil;ları toplumun ortak malı olarak kabul edilmektedir. Miras hakkı yoktur. Yıllarca emek vererek &ccedil;ocuklarına g&uuml;zel bir gelecek kurmak isteyen insanların hayalleri tamamen yıkılmıştır.</p> <p>İnsanlık; devlet mekanizmasının kurulmasından &ouml;nce tabii durum olarak tasvir edilen bir ortamda yaşamaktaydı. İnsanların m&uuml;lkiyet paylaşımı ve kendi eylemlerinin tanziminde yalnızca tabii hukuka bağlı oldukları ve sadece ona uygun d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k durumudur. Tabii ki bu durum aynı zamanda t&uuml;m otorite ve yargılama hakkının karşılıklı olarak herkese ait olduğu ve kimsenin kimse &uuml;zerinde herhangi bir egemenlik hakkının bulunmadığı bir ilişki de s&ouml;z konusudur.</p> <p>Bu devirde ortak &ccedil;alışma ve &uuml;retim ara&ccedil;larının kolektif m&uuml;lkiyeti s&ouml;z konusu idi. Toplumun her &uuml;yesinin &uuml;retim ara&ccedil;ları ile ilişkisi aynıdır ve &ouml;zel m&uuml;lkiyet yoktur. Yani hi&ccedil; kimsenin &uuml;retim ara&ccedil;larını diğerlerinin aleyhine kendi m&uuml;lkiyetine ge&ccedil;irme imk&acirc;nı yoktur.</p> <p>İş verimliliği son derece d&uuml;ş&uuml;k olduğundan &uuml;retilen değerler insanların ancak yaşayabilmesi i&ccedil;in zorunlu olanı sağlayabiliyordu. İhtiya&ccedil;tan fazlası &uuml;retilmediği i&ccedil;in kimsenin bir artı değere el koyması s&ouml;z konusu değildi.</p> <p>Evet, İlkel Kom&uuml;nal d&ouml;nemde g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki gibi bir s&ouml;m&uuml;r&uuml; olayı yoktu ve bu sebeple de bir siyasi organizasyona ihtiya&ccedil; duyulmuyordu. Fakat insanların mutlu oldukları ve kendilerini g&uuml;vende hissetmeleri de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemezdi.</p> <p>İşte bu vahşi ve karanlık d&ouml;nemin sonu; peygamberler vasıtası ile inan&ccedil; sisteminin daha sağlam temellere oturması sayesinde sona ermiştir. Dinler insanlar arasında &ouml;rg&uuml;tlenmeyi, toplumsal bağların gelişmesini, kardeşlik duygusunu pekiştirmeyi, &uuml;retim g&uuml;&ccedil;lerinin gelişmesini sağlamış ve bu karanlık d&ouml;nemi sona erdirmiştir.</p> <p>Marx&rsquo;ın ni&ccedil;in din i&ccedil;in &ldquo;afyon&rdquo; tabirini kullandığını ve kom&uuml;nistlerin neden dine d&uuml;şman olduklarını umarım anlatabilmişimdir, vesselam&hellip;</p> <p>Dr. Vehbi KARA&nbsp;</p> </div> <p>&nbsp;</p>
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.