Emine AYDEMİR
Köşe Yazarı
Emine AYDEMİR
 

BEYİN YORULUR MU?

BEYİN YORULUR MU? “Her insanın beyninde, kendisine hizmet etmeyi bekleyen bir dev vardır. O devden en iyi şekilde yararlananlar, o devden neyi nasıl isteyeceğini bilen kişilerdir.” Mümin Sekman Beynin en önemli özelliklerinden birisi, ihtiyacı olan bilgileri sonradan kullanabilmek için depolayabilmesidir. Muhteşem bir güce sahip olan, dünyadaki tüm bilgisayarlardan daha da gelişmiş olan beynimizi etkili bir şekilde nasıl kullanacağımızı biliyor muyuz? Bu yazı dizisinde beynimizi etkili kullanmak ve zihnimizde kurduğumuz müthiş kütüphanede aradığımız bilgilere hemen ulaşmayı kolaylaştıracak bilgi ve tekniklere birlikte göz atalım. Merak edilen sorulardan biri; çok okuyunca ya da çok ders çalışınca beyin yorulur mu? Buna verilecek tek cevap vardır; “Hayır” Beynimiz hareketli kaslardan oluşmadığı için çalışması da yorgunluk oluşturmaz. Bizler için en güzel örnek olan kıymetli ecdadımız ilme her zaman önem vermiştir. Fatih Sultan Mehmet, şehzâdelik döneminde akademik bir çalışmaya girerek değerli hocalardan dinî ilimlerin dışında felsefe ve riyaziye okumuş, Arapça ve Farsça'yı öğrenmişti. Bu dönemde tarih, coğrafya ve askerlik bilgisinin yanında Lâtince, Yunanca ve Sırpça öğrenmişti. Dersin biri bitince derhal diğerine geçer ve asla beyninin yorulduğunu söylemezdi. İtalyan Langusto, Fatih'i anlatırken "Şiddetli bir öğrenme ihtirasına sahip ve âlicenaptır" der. Beyin tembelliğinden kaynaklı algılanan yorgunluk hissini gidermek için; • Düzenli olarak beyni geliştirici egzersizler yapın; bulmaca çözmek gibi, satranç gibi zeka oyunları, ezber yapın. • Bol bol kitap okuyup yorumlayın. Pasif değil, aktif okuyucu olun. • Beyni en çok tembelleştiren televizyon ve telefondan mümkün olduğunca uzak durun. “İki saat televizyon izlemekle beyinde oluşan tembelliği gidermek için bir hafta boyunca zihin egzersizleri yapılmalıdır.” Prof. Bern Fıcsher • Fazla uyumayın. • Düzenli spor yapın. Yürüyüş, koşu, yüzme vs. düzenli olarak açık havaya çıkıp bol bol oksijen alın. • Vücudun 70 i su iken, beynin 85 i sudur. Su içmeye önem verin. • Beynin yakıtı olan glikozu almaya özen gösterin. Bunu şeker, çikolata ile değil doğal meyveler ile alın. Belirli periyotlar ile gün içinde meyve yiyin. • Zihinsel performansın en düşük olduğu anlardan birisi yemek sonrasıdır. Bu nedenle yemekten sonra kitap okumayın ve ders çalışmayın. Mümkünse kısa bir yürüyüş yapın ve biraz dinlenin. Üzerinde “merak ve ilgi” etiketi taşımayan bilginin beyne girmek için gerekli vizeyi alması mümkün değildir. Bu yüzden de “Merak ilmin hocasıdır” denilmiştir. Çeşitli öğrenme kanallarından bize ulaşan bilgiler, verdiğimiz önem derecesine göre kaydolmaktadır. Merak ve ilgi duymadığımız, önemsemediğimiz, kısacası duyguların hareketlenmediği olaylarda gelen bilgiler, düşük frekanslı elektrik sinyalleri şeklindedir. Sonuçta zayıf sinaptik bağlantılar oluşur ve beynin “hard diskine” (korteks) kayıt işlemi gerçekleşmez. Terzilerin kullandığı dikiş makinelerinin ucundaki iğnenin nasıl bulunduğunu biliyor musunuz? Elias Howe, bir mühendisti. Uzun çalışmalar, uykusuz geceler sonunda dikiş makinesini yapmayı başarmıştı. Howe’ın ilk yaptığı iğnelerde delik iğnenin ortasındaydı. Bu da dikiş dikebilmeyi mümkün kılmıyordu. Yine iğneyi düşündüğü bir akşam uykuya dalmıştı. Onun hedefi makineye uygun bir iğne bulmaktı. Bu hedefe öyle kilitlenmişti ki, o akşam icadını tamamlamasını sağlayacak bir rüya gördü. Rüyasında vahşi bir kabileye esir düşmüştü. Kabile reisinin emriyle askerler mızraklarını Howe’ a doğru kaldırdılar, bu sırada Howe, mızrakların ucunda bulunan göz şeklindeki delikleri farketti, işte bu bir türlü bulamadığı dikiş iğnesinin ta kendisiydi. Elias Howe beynini dikiş iğnesi bulabilme yolundaki hedefe kilitlemişti. Sizlerde beyninizi hedefe-hedeflere kilitlemelisiniz çünkü beyin böyle çalışır. Peki hedef nedir? Hedef; açık ve net olarak ifade edilen, ulaşılmak istenilen ve uğrunda fedakarlık yapılarak çalışılan, ara hedef ve ana hedef olarak ikiye ayrılan, yazılı olarak evin her yerine asılan, kişiye hayatı anlamlı hale getiren, motivasyon sağlayan, gerçekleşmesi mümkün olan hayallerdir. Duygusal bir film izlerken hüzünlenir, bazen korku dolu sahnelerde yerimizden sıçrarız. İzlediğimiz filmin gerçek olmadığını bildiğimiz halde verdiğimiz bu tepkiler, beynin gerçek ile hayali ayırt edememesinden kaynaklanıyor. Beynimizin bu özelliği aslında kullanabileceğimiz en büyük güçtür. Eğer siz, zihninizde sizi başarıya götürecek hayaller kurarsanız, birde onlara ses, görüntü, duygu eklerseniz, beyniniz sizi hayal ettiğiniz o başarıya adım adım yaklaştıracaktır. Beyin olumlu ve olumsuz düşünceye otomatik olarak yanıt verir ve bu düşünceyi gerçekleştirmeye yönelik çalışır. Bunu bende hayatımda birçok kez tecrübe ettim. Üniversite 3. Sınıfta final dönemi hastalandım ertesi gün çok zor bir sınavım vardı ancak ateşler içinde yatıyordum. Ev arkadaşım günlerdir çalıştığı halde gece hiç uyumayıp yine ders çalıştı. Sabah sınava gidebilecek biraz enerjim olduğunu farkettim ve okula gittim. Ev arkadaşım o kadar çok ders çalıştığı halde sınavda başarısız olacağını, dersten kalacağını söyleyip duruyordu, hatta benim sınava gitmemi de çok anlamsız bulduğunu söylemişti. Bende; “Allah büyük inş. geçeriz” dedim ve sınıfa girdim. Sınavdan önce tüm dikkatimle sınıf arkadaşlarımın son tekrarlarını dinledim ve sınav başladı. Karşımdaki sorular az önce arkadaşlarımdan dinlediklerimin aynısıydı çok mutlu oldum ve iyi bir puanla dersi geçtim. Ev arkadaşımsa dersten kaldı… Ümitle, güzel düşünün, güzel hayaller kurun ve başaracağınıza inanın.. Muhabbetle.. Emine AYDEMİR Kaynak: Güçlü Hafıza (Ahmet Yıldız)
Ekleme Tarihi: 05 Ekim 2021 - Salı

BEYİN YORULUR MU?

BEYİN YORULUR MU? “Her insanın beyninde, kendisine hizmet etmeyi bekleyen bir dev vardır. O devden en iyi şekilde yararlananlar, o devden neyi nasıl isteyeceğini bilen kişilerdir.” Mümin Sekman Beynin en önemli özelliklerinden birisi, ihtiyacı olan bilgileri sonradan kullanabilmek için depolayabilmesidir. Muhteşem bir güce sahip olan, dünyadaki tüm bilgisayarlardan daha da gelişmiş olan beynimizi etkili bir şekilde nasıl kullanacağımızı biliyor muyuz? Bu yazı dizisinde beynimizi etkili kullanmak ve zihnimizde kurduğumuz müthiş kütüphanede aradığımız bilgilere hemen ulaşmayı kolaylaştıracak bilgi ve tekniklere birlikte göz atalım. Merak edilen sorulardan biri; çok okuyunca ya da çok ders çalışınca beyin yorulur mu? Buna verilecek tek cevap vardır; “Hayır” Beynimiz hareketli kaslardan oluşmadığı için çalışması da yorgunluk oluşturmaz. Bizler için en güzel örnek olan kıymetli ecdadımız ilme her zaman önem vermiştir. Fatih Sultan Mehmet, şehzâdelik döneminde akademik bir çalışmaya girerek değerli hocalardan dinî ilimlerin dışında felsefe ve riyaziye okumuş, Arapça ve Farsça'yı öğrenmişti. Bu dönemde tarih, coğrafya ve askerlik bilgisinin yanında Lâtince, Yunanca ve Sırpça öğrenmişti. Dersin biri bitince derhal diğerine geçer ve asla beyninin yorulduğunu söylemezdi. İtalyan Langusto, Fatih'i anlatırken "Şiddetli bir öğrenme ihtirasına sahip ve âlicenaptır" der. Beyin tembelliğinden kaynaklı algılanan yorgunluk hissini gidermek için; • Düzenli olarak beyni geliştirici egzersizler yapın; bulmaca çözmek gibi, satranç gibi zeka oyunları, ezber yapın. • Bol bol kitap okuyup yorumlayın. Pasif değil, aktif okuyucu olun. • Beyni en çok tembelleştiren televizyon ve telefondan mümkün olduğunca uzak durun. “İki saat televizyon izlemekle beyinde oluşan tembelliği gidermek için bir hafta boyunca zihin egzersizleri yapılmalıdır.” Prof. Bern Fıcsher • Fazla uyumayın. • Düzenli spor yapın. Yürüyüş, koşu, yüzme vs. düzenli olarak açık havaya çıkıp bol bol oksijen alın. • Vücudun 70 i su iken, beynin 85 i sudur. Su içmeye önem verin. • Beynin yakıtı olan glikozu almaya özen gösterin. Bunu şeker, çikolata ile değil doğal meyveler ile alın. Belirli periyotlar ile gün içinde meyve yiyin. • Zihinsel performansın en düşük olduğu anlardan birisi yemek sonrasıdır. Bu nedenle yemekten sonra kitap okumayın ve ders çalışmayın. Mümkünse kısa bir yürüyüş yapın ve biraz dinlenin. Üzerinde “merak ve ilgi” etiketi taşımayan bilginin beyne girmek için gerekli vizeyi alması mümkün değildir. Bu yüzden de “Merak ilmin hocasıdır” denilmiştir. Çeşitli öğrenme kanallarından bize ulaşan bilgiler, verdiğimiz önem derecesine göre kaydolmaktadır. Merak ve ilgi duymadığımız, önemsemediğimiz, kısacası duyguların hareketlenmediği olaylarda gelen bilgiler, düşük frekanslı elektrik sinyalleri şeklindedir. Sonuçta zayıf sinaptik bağlantılar oluşur ve beynin “hard diskine” (korteks) kayıt işlemi gerçekleşmez. Terzilerin kullandığı dikiş makinelerinin ucundaki iğnenin nasıl bulunduğunu biliyor musunuz? Elias Howe, bir mühendisti. Uzun çalışmalar, uykusuz geceler sonunda dikiş makinesini yapmayı başarmıştı. Howe’ın ilk yaptığı iğnelerde delik iğnenin ortasındaydı. Bu da dikiş dikebilmeyi mümkün kılmıyordu. Yine iğneyi düşündüğü bir akşam uykuya dalmıştı. Onun hedefi makineye uygun bir iğne bulmaktı. Bu hedefe öyle kilitlenmişti ki, o akşam icadını tamamlamasını sağlayacak bir rüya gördü. Rüyasında vahşi bir kabileye esir düşmüştü. Kabile reisinin emriyle askerler mızraklarını Howe’ a doğru kaldırdılar, bu sırada Howe, mızrakların ucunda bulunan göz şeklindeki delikleri farketti, işte bu bir türlü bulamadığı dikiş iğnesinin ta kendisiydi. Elias Howe beynini dikiş iğnesi bulabilme yolundaki hedefe kilitlemişti. Sizlerde beyninizi hedefe-hedeflere kilitlemelisiniz çünkü beyin böyle çalışır. Peki hedef nedir? Hedef; açık ve net olarak ifade edilen, ulaşılmak istenilen ve uğrunda fedakarlık yapılarak çalışılan, ara hedef ve ana hedef olarak ikiye ayrılan, yazılı olarak evin her yerine asılan, kişiye hayatı anlamlı hale getiren, motivasyon sağlayan, gerçekleşmesi mümkün olan hayallerdir. Duygusal bir film izlerken hüzünlenir, bazen korku dolu sahnelerde yerimizden sıçrarız. İzlediğimiz filmin gerçek olmadığını bildiğimiz halde verdiğimiz bu tepkiler, beynin gerçek ile hayali ayırt edememesinden kaynaklanıyor. Beynimizin bu özelliği aslında kullanabileceğimiz en büyük güçtür. Eğer siz, zihninizde sizi başarıya götürecek hayaller kurarsanız, birde onlara ses, görüntü, duygu eklerseniz, beyniniz sizi hayal ettiğiniz o başarıya adım adım yaklaştıracaktır. Beyin olumlu ve olumsuz düşünceye otomatik olarak yanıt verir ve bu düşünceyi gerçekleştirmeye yönelik çalışır. Bunu bende hayatımda birçok kez tecrübe ettim. Üniversite 3. Sınıfta final dönemi hastalandım ertesi gün çok zor bir sınavım vardı ancak ateşler içinde yatıyordum. Ev arkadaşım günlerdir çalıştığı halde gece hiç uyumayıp yine ders çalıştı. Sabah sınava gidebilecek biraz enerjim olduğunu farkettim ve okula gittim. Ev arkadaşım o kadar çok ders çalıştığı halde sınavda başarısız olacağını, dersten kalacağını söyleyip duruyordu, hatta benim sınava gitmemi de çok anlamsız bulduğunu söylemişti. Bende; “Allah büyük inş. geçeriz” dedim ve sınıfa girdim. Sınavdan önce tüm dikkatimle sınıf arkadaşlarımın son tekrarlarını dinledim ve sınav başladı. Karşımdaki sorular az önce arkadaşlarımdan dinlediklerimin aynısıydı çok mutlu oldum ve iyi bir puanla dersi geçtim. Ev arkadaşımsa dersten kaldı… Ümitle, güzel düşünün, güzel hayaller kurun ve başaracağınıza inanın.. Muhabbetle.. Emine AYDEMİR Kaynak: Güçlü Hafıza (Ahmet Yıldız)
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.