Emine AYDEMİR
Köşe Yazarı
Emine AYDEMİR
 

HZ İBRAHİM BİN EDHEM

HZ İBRAHİM BİN EDHEM Hz İbrahim bin Edhem'e: – Ey İbrahim, musibetlerden bir türlü kurtulamıyoruz bu konuda dua ediyoruz ama kabul olmuyor. Oysa Allah (cc): "Bana dua edin size icabet edeyim." buyurmuştur diye sorulduğunda, İbrahim Bin Edhem hz: -Ölmüş kalplerin duası kabul olmaz, der. Halk sorar; – Ne türlü günahlarla kalbimiz ölmüş? Büyük Veli on tane günah sayar. Bunlar: 1- Allah’ı (cc) tanıdığınızı söylüyorsunuz, ama emirlerini tanımıyorsunuz. 2- Kur’an-ı Kerim’i okuyorsunuz, ama muhtevasıyla amel etmiyorsunuz. 3- Hz. Peygamberi (aleyhisselâm) sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama sünnetini tatbik ederek sevdiğinizi göstermiyorsunuz. 4- Şeytanın düşmanınız olduğunu söylüyorsunuz, ama onunla dostluktan asla geri kalmıyorsunuz. 5- Cenneti sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama ona lâyık bir amel işlemiyorsunuz. 6- Cehennemden korktuğunuzu iddia ediyorsunuz, ama ona götürecek fiillerden geri kalmıyorsunuz. 7- Ölüm haktır diyorsunuz, lâkin hak olan ölüme hiç hazırlık yapmıyorsunuz. 8- Din kardeşinizin ayıbı ile uğraşıyor, kendi ayıbınızı hiç görmüyorsunuz. 9- Allah’ın lütfettiği nimetleri bolca tüketiyor, ama hiç şükretmiyorsunuz. 10- Ölülerinizi, anne babalarınızı gömüyorsunuz, bir gün sizin de gömüleceğinizi düşünmüyorsunuz. – Ey Basra halkı! Kalbinizi öldüren bu on günahı terk etmedikten sonra dualarınızın kabul olacağını sanmayınız. Kalbinizin ihyasını (dirilmesini) istiyorsanız bu günahlardan kaçınmaya gayret edin. İstikametinizi düzeltin. Göreceksiniz ki dualarınız kabul olacak, başınızdan da bela ve musibetler uzaklaşıp gidecektir. Nesebi Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh) Efendimiz’e dayanan Hz Şeyh İbrahim B. Edhem (kaddesallahu sırrahul aziz), Süfyan Es Sevri, Fudayl B. İyaz, Evzai, İmamı Azam Ebu Hanife, Şakiki Belhi hz gibi bir çok alimin dostudur. Hz Cüneyd onun hakkında; “İbrahim, miftahul ulum, ilimlerin anahtarıdır” demiştir. Hucvirî’ye göre, o Hızır (as) tarafından yetiştirilmiştir. Kelabâzî de onun “murad” vasfına sahip bulunduğunu, yani Hakk’ın kudret cezbesiyle kendine çektiği kullardan olduğunu söyler. Hz Pir Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî de onu “Mânalar denizinin yüzücülerinden” sayar ve Mesnevisinde övgüyle anlatır. Abdullah b. Mubârek, onun “sır sahibi” zâhid kişilerden olduğunu ifade etmiştir. İbrahim B. Edhem hz, evliyalık sırrına ermeden önce Belh şehrinin padişahı idi. Bir gün bir köle satın aldı. Ona sordu: “İsmin nedir?” Köle; “Ne diye çağırırsanız odur” dedi. İbrahim bin Edhem; “Ne yersin?” diye sordu. Köle; “Ne yedirirseniz odur” diye cevap verdi. İbrahim bin Edhem; “Ne iş yaparsın?” buyurdu. Köle; “Ne emrederseniz onu” dedi. İbrahim bin Edhem; “Neyi arzu edersin?” diye sorduğunda, “Kölenin hiç arzusu olur mu? Onun arzu ile ne işi var?” müthiş cevâbı üzerine, İbrahim bin Edhem kendi kendine; “Ey miskin, acaba sen ömür boyu Hak Teâlâya böyle kul olabildin mi? Kulluğu bundan öğren” deyip, ağlayarak kendinden geçti. Tahtının üzerinde uyuyakaldığı bir gece tavanın sallandığını ve tavanda birinin yürüdüğünü hissetti. Orada kimin bulunduğunu sorunca, “Tanıdık biriyim, devemi kaybettim, onu arıyorum” cevabını aldı. İbrahim Edhem, damda deve aramanın şaşkınlık olduğunu söyleyince sesin sahibi ona, Allah’ı altın taht üzerinde ve atlas elbise içinde aramanın damda deve aramaktan daha büyük bir şaşkınlık olduğunu söyledi. Bunun üzerine İbrahim Edhem hz, sabaha kadar uyuyamadı. Kalbi, Allahü Teâlâ’nın aşkı ile yanmaya başladı. Bilip bilmediği bütün günahlarına, hatâ ve kusurlarına tövbe etti. Belh’i terk edip yolara düşen İbrahim Edhem hz, çobanlarından birine rastladı. Kendi üstündeki kıymetli elbiseleri çobana verdi. O da, çobanın keçe takkesini ve kepeneğini giydi. Koyunları da çobana bağışladı. Birçok şehir gezdi, şöhretten kaçtı. Bostan bekçiliği, odunculuk, değirmencilik gibi işler yaparak geçimini sağladı. İbrahim b. Edhem hz, çalışmayı telkin etmiş, elinin emeğini yemiş; fakat rızık için endişeyi asla tasvip etmemiştir. Tacını, tahtını, tüm dünya nimetlerini, ailesini, vatanını ve rahatlığı Allah için terk ettiğinden Tasavvuf da Terk-i İbrahim olarak müminlere örnek gösterilmiştir. Dünyâ sultânları unutulmuş, fakat o unutulmamıştır. Hayatı, mübarek sözleri ve kerametleri nesilden nesile hep anlatılmıştır. Bir gün Dicle kenarında hırkasını yamarken iğnesi suya düştü. Birisi görüp; “Ya İbrahim, padişahlığı bırakıp ne yaptın ki?” deyince İbrahim Edhem hz, suya işaret etti. “İğnemi çıkarın” dedi. Balıklar ağızlarında birer altın olduğu halde sudan başlarını çıkardılar. İbrahim B. Edhem hz, “Bu benim iğnem değildir” deyince zayıf bir balık ağzında iğneyi takdim etti. İbrahim Edhem hz buyurdu ki; “Evvelki padişahlık mı daha güzel, bu mu güzel?” O kişi söylediği söze pişman oldu, özür diledi. Abdullah b.el Ferec-Abid dedi ki; Şam da İbrahim B. Edhem’i bir bahçede gördüm, uyuyordu. Başucunda da bir yılan ağzında bir demet yasemin ile onu rahatsız eden sinekleri kovuyor ve onu serinletiyordu. Gecelerini tefekkürle, zikirle, ağlayarak yaptığı istiğfar ve dualarla geçirip çok az uyuduğu, gündüzleri ise sürekli oruç tuttuğu belirtilen Hz İbrahim B. Edhem, zühdü farz, nafile ve selamet olmak üzere üç kısma ayırır. Haramdan kaçınma şeklindeki zühd farz, helalinden olsa bile az ile yetinme şeklindeki zühd nafiledir. Selamet olan zühd ise şüpheli şeylerden uzak durmaktır. En mükemmel zahid, kalbi en temiz, en samimi olan ve en fazla cömertlik yapan kişidir. Nefsî mücâhede ve kalbini masivadan arındırmak için İbrahim b. Edhem hz, hiçbir zaman doyasıya yemek yememiştir. Leziz şeyleri gördüğü zaman kendisi yemeyip, dostlarına ikram etmiştir. Az yediği için bir abdestle on beş vakit namaz kıldığı rivayetler arasındadır. Daima abdestli olan İbrahim B. Edhem hz, on dört yılda Kabe-i Şerife ulaşmıştır. Yolda giderken her adımına iki rekat namaz kılarak ilerlemiştir. Zaman zaman inzivaya çekilse de halkla birlikte olmaya, onlara yardımcı olmaya, dertleşmeye ve nasihatte bulunmaya özen gösterdi. Öğütlerinde her zaman helal kazancın önemini vurgulamıştır. Helal kazançla çoluk çocuğunun nafakasını sağlamayı yiğitlerin işi olarak görür. Yapılan duaların kabul olmasının şartı olarak da helal lokma yemeyi ifade etmiştir. İbrahim b. Edhem hz bir gün abdest almak için kuyuya kovayı indirdiği zaman, birinci defada içi altın, ikinci defada gümüş, üçüncü defada da inci dolu bir kova çıktı. İbrahim b. Edhem dayanamadı ve Allah’a (cc) yalvararak: “Allah’ım! Biz fakirliği arıyoruz Sen zenginlik veriyorsun. Biliyorum ki hazinelerin sonsuzdur, istediğine verirsin, fakat ben bu gibi servetlerin cazibesinden korkarım. Beni Hak yolundan ayırma, abdestimi almak için bana yalnız su ver” dedi. Bu defa berrak ve temiz bir kova su çıktı, abdestini aldı, namazını kıldı ve sonra ellerini semaya kaldırarak kendisini muradına eriştirdiği için Allah’a hamd-ü senada bulundu. Hz İbrahim b. Edhem’in en önemli kerameti Hızır (as) ile tanışmasıdır. Kendisine İsmi Azam duası öğretilmiştir. İbrahim b. Edhem, tevazusuyla tanınmış bir mübarektir. Onunla ilgili nefsini hakir görme konusunda çok ilginç anekdotlar vardır. Kendisine “sen kendini nerde görürsün?” diye sorulduğunda “Ben toprağın altındaki böcekten daha aşağıdayım” diye cevap verir. İbrahim b. Edhem hz için en çekilmez hal gittiği yerlerde tanınmış olmasıdır. Bir gün İbrahim b. Edhem hz, bir şehre girerken yolda karşılaştığı kişiler ona, İbrahim b. Edhem’i görüp görmediğini sorarlar. O da “O sapık adamı ne yapacaksınız?” diye cevap verir. O kimseler de, böylesine mübarek bir zata hakaret ettiği için İbrahim b. Edhem’i fena halde döverler. İbrahim b. Edhem onlar gittikten sonra kan revan içerisinde: “Sen kibirlenip kendini şeyhlerin karşılamasını istiyordun. İşte buldun cezanı” diyerek nefsine kızar. İbrahim b. Edhem bir gece rüyasında Cebrail (a.s)’ı elinde kalem ve divit olduğu halde yeryüzüne inerken görmüştü. Elindekilerin ne işe yarayacağını sorduğunda Cebrail (a.s), yeryüzündeki evliyaları yazacağını söyledi. İbrahim b. Edhem “Beni de yaz” deyince, Cebrail (a.s): “Senin için emr-i ilahi yoktur” dedi. İbrahim b. Edhem’in ben evliya olmasam da onları severim demesi üzerine, bir müddet sükut edildi. Daha sonra Cebrail (a.s): “Ferman-ı ilahi geldi, ismini defterin başına yazacağım” buyurdu. Şakîk el-Belhînin de hac yaptığı bir sene Mekke’ye giden İbrahim b. Edhem, onunla tavaf esnasında bir araya gelir. İbrahim b. Edhem, Şakîk Belhî’ye “Düsturunuz nedir?” diye sorar. O da “Biz rızık bulduğumuzda yeriz, bulamadığımızda sabrederiz.” deyince İbrahim b.Edhem “Belh'in köpekleri de böyle yapıyor!” der. Kendilerinin ise rızık bulunca kardeşlerine verdiklerini, bulamayınca şükrettiklerini söyleyince Şakîk Belhî ayağa kalkar, İbrahim b. Edhem’in önüne oturur ve “Sensin bizim üstadımız!” diyerek duygularını belirtir. Hz İbrahim B. Edhem’in Allah’a karşı olan sevgisinin derecesini gösteren bir örnek, şu duasıdır: “Yâ Rab! İyi biliyorsun ki cennet benim gözümde bir sinek kanadı kadar bile değer taşımamaktadır. Beni zikrine yoldaş et, sevginle rızıklandır ve sana yalvarmayı bana nasip et de cennetini kime dilersen ona ver.” Allah Rasulu (s.a.v) Efendimize duyduğu muhabbet ve özlem nedeniyle Rasulullah s.a.v’in ismi geçince gözünden kan gelene kadar ağlardı. Sünnetler konusunda son derece titiz davranır ve şüpheli şeylerden daima uzak dururdu. Bir gün kendisine Hz Ömer i sordular. “Kelimelerle anlatamayacağımız sahabe efendilerimize layık yaşamak için elimizden geleni yapmalıyız” diye cevap verdi. İbrahim Edhem hz’nin duası ile sözlerimizi sırlayalım: Allah'ım! Asla uyumayan aynınla bizi koru. Yok olmayan desteğinle bizi himaye et. Üzerimizdeki kudretinle bize merhamet et. Sen bizim güvencemiz ve ümidimiz olduğun sürece helak olmayız. Aminnnn.. Allah şefaatlerine nail eylesin. Emine Aydemir Kaynaklar: Sıfatüs Saffe (İbnül Cevzi), Tezkiretül Evliya, Kalbin Sırları ve Faziletleri, İmam Gazali, İBRAHİM BİN EDHEM VE TASAVVUF TARİHİNDEKİ YERİ YÜKSEK LİSANS TEZİ/ Halime Gül
Ekleme Tarihi: 03 Temmuz 2023 - Pazartesi

HZ İBRAHİM BİN EDHEM

HZ İBRAHİM BİN EDHEM Hz İbrahim bin Edhem'e: – Ey İbrahim, musibetlerden bir türlü kurtulamıyoruz bu konuda dua ediyoruz ama kabul olmuyor. Oysa Allah (cc): "Bana dua edin size icabet edeyim." buyurmuştur diye sorulduğunda, İbrahim Bin Edhem hz: -Ölmüş kalplerin duası kabul olmaz, der. Halk sorar; – Ne türlü günahlarla kalbimiz ölmüş? Büyük Veli on tane günah sayar. Bunlar: 1- Allah’ı (cc) tanıdığınızı söylüyorsunuz, ama emirlerini tanımıyorsunuz. 2- Kur’an-ı Kerim’i okuyorsunuz, ama muhtevasıyla amel etmiyorsunuz. 3- Hz. Peygamberi (aleyhisselâm) sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama sünnetini tatbik ederek sevdiğinizi göstermiyorsunuz. 4- Şeytanın düşmanınız olduğunu söylüyorsunuz, ama onunla dostluktan asla geri kalmıyorsunuz. 5- Cenneti sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama ona lâyık bir amel işlemiyorsunuz. 6- Cehennemden korktuğunuzu iddia ediyorsunuz, ama ona götürecek fiillerden geri kalmıyorsunuz. 7- Ölüm haktır diyorsunuz, lâkin hak olan ölüme hiç hazırlık yapmıyorsunuz. 8- Din kardeşinizin ayıbı ile uğraşıyor, kendi ayıbınızı hiç görmüyorsunuz. 9- Allah’ın lütfettiği nimetleri bolca tüketiyor, ama hiç şükretmiyorsunuz. 10- Ölülerinizi, anne babalarınızı gömüyorsunuz, bir gün sizin de gömüleceğinizi düşünmüyorsunuz. – Ey Basra halkı! Kalbinizi öldüren bu on günahı terk etmedikten sonra dualarınızın kabul olacağını sanmayınız. Kalbinizin ihyasını (dirilmesini) istiyorsanız bu günahlardan kaçınmaya gayret edin. İstikametinizi düzeltin. Göreceksiniz ki dualarınız kabul olacak, başınızdan da bela ve musibetler uzaklaşıp gidecektir. Nesebi Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh) Efendimiz’e dayanan Hz Şeyh İbrahim B. Edhem (kaddesallahu sırrahul aziz), Süfyan Es Sevri, Fudayl B. İyaz, Evzai, İmamı Azam Ebu Hanife, Şakiki Belhi hz gibi bir çok alimin dostudur. Hz Cüneyd onun hakkında; “İbrahim, miftahul ulum, ilimlerin anahtarıdır” demiştir. Hucvirî’ye göre, o Hızır (as) tarafından yetiştirilmiştir. Kelabâzî de onun “murad” vasfına sahip bulunduğunu, yani Hakk’ın kudret cezbesiyle kendine çektiği kullardan olduğunu söyler. Hz Pir Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî de onu “Mânalar denizinin yüzücülerinden” sayar ve Mesnevisinde övgüyle anlatır. Abdullah b. Mubârek, onun “sır sahibi” zâhid kişilerden olduğunu ifade etmiştir. İbrahim B. Edhem hz, evliyalık sırrına ermeden önce Belh şehrinin padişahı idi. Bir gün bir köle satın aldı. Ona sordu: “İsmin nedir?” Köle; “Ne diye çağırırsanız odur” dedi. İbrahim bin Edhem; “Ne yersin?” diye sordu. Köle; “Ne yedirirseniz odur” diye cevap verdi. İbrahim bin Edhem; “Ne iş yaparsın?” buyurdu. Köle; “Ne emrederseniz onu” dedi. İbrahim bin Edhem; “Neyi arzu edersin?” diye sorduğunda, “Kölenin hiç arzusu olur mu? Onun arzu ile ne işi var?” müthiş cevâbı üzerine, İbrahim bin Edhem kendi kendine; “Ey miskin, acaba sen ömür boyu Hak Teâlâya böyle kul olabildin mi? Kulluğu bundan öğren” deyip, ağlayarak kendinden geçti. Tahtının üzerinde uyuyakaldığı bir gece tavanın sallandığını ve tavanda birinin yürüdüğünü hissetti. Orada kimin bulunduğunu sorunca, “Tanıdık biriyim, devemi kaybettim, onu arıyorum” cevabını aldı. İbrahim Edhem, damda deve aramanın şaşkınlık olduğunu söyleyince sesin sahibi ona, Allah’ı altın taht üzerinde ve atlas elbise içinde aramanın damda deve aramaktan daha büyük bir şaşkınlık olduğunu söyledi. Bunun üzerine İbrahim Edhem hz, sabaha kadar uyuyamadı. Kalbi, Allahü Teâlâ’nın aşkı ile yanmaya başladı. Bilip bilmediği bütün günahlarına, hatâ ve kusurlarına tövbe etti. Belh’i terk edip yolara düşen İbrahim Edhem hz, çobanlarından birine rastladı. Kendi üstündeki kıymetli elbiseleri çobana verdi. O da, çobanın keçe takkesini ve kepeneğini giydi. Koyunları da çobana bağışladı. Birçok şehir gezdi, şöhretten kaçtı. Bostan bekçiliği, odunculuk, değirmencilik gibi işler yaparak geçimini sağladı. İbrahim b. Edhem hz, çalışmayı telkin etmiş, elinin emeğini yemiş; fakat rızık için endişeyi asla tasvip etmemiştir. Tacını, tahtını, tüm dünya nimetlerini, ailesini, vatanını ve rahatlığı Allah için terk ettiğinden Tasavvuf da Terk-i İbrahim olarak müminlere örnek gösterilmiştir. Dünyâ sultânları unutulmuş, fakat o unutulmamıştır. Hayatı, mübarek sözleri ve kerametleri nesilden nesile hep anlatılmıştır. Bir gün Dicle kenarında hırkasını yamarken iğnesi suya düştü. Birisi görüp; “Ya İbrahim, padişahlığı bırakıp ne yaptın ki?” deyince İbrahim Edhem hz, suya işaret etti. “İğnemi çıkarın” dedi. Balıklar ağızlarında birer altın olduğu halde sudan başlarını çıkardılar. İbrahim B. Edhem hz, “Bu benim iğnem değildir” deyince zayıf bir balık ağzında iğneyi takdim etti. İbrahim Edhem hz buyurdu ki; “Evvelki padişahlık mı daha güzel, bu mu güzel?” O kişi söylediği söze pişman oldu, özür diledi. Abdullah b.el Ferec-Abid dedi ki; Şam da İbrahim B. Edhem’i bir bahçede gördüm, uyuyordu. Başucunda da bir yılan ağzında bir demet yasemin ile onu rahatsız eden sinekleri kovuyor ve onu serinletiyordu. Gecelerini tefekkürle, zikirle, ağlayarak yaptığı istiğfar ve dualarla geçirip çok az uyuduğu, gündüzleri ise sürekli oruç tuttuğu belirtilen Hz İbrahim B. Edhem, zühdü farz, nafile ve selamet olmak üzere üç kısma ayırır. Haramdan kaçınma şeklindeki zühd farz, helalinden olsa bile az ile yetinme şeklindeki zühd nafiledir. Selamet olan zühd ise şüpheli şeylerden uzak durmaktır. En mükemmel zahid, kalbi en temiz, en samimi olan ve en fazla cömertlik yapan kişidir. Nefsî mücâhede ve kalbini masivadan arındırmak için İbrahim b. Edhem hz, hiçbir zaman doyasıya yemek yememiştir. Leziz şeyleri gördüğü zaman kendisi yemeyip, dostlarına ikram etmiştir. Az yediği için bir abdestle on beş vakit namaz kıldığı rivayetler arasındadır. Daima abdestli olan İbrahim B. Edhem hz, on dört yılda Kabe-i Şerife ulaşmıştır. Yolda giderken her adımına iki rekat namaz kılarak ilerlemiştir. Zaman zaman inzivaya çekilse de halkla birlikte olmaya, onlara yardımcı olmaya, dertleşmeye ve nasihatte bulunmaya özen gösterdi. Öğütlerinde her zaman helal kazancın önemini vurgulamıştır. Helal kazançla çoluk çocuğunun nafakasını sağlamayı yiğitlerin işi olarak görür. Yapılan duaların kabul olmasının şartı olarak da helal lokma yemeyi ifade etmiştir. İbrahim b. Edhem hz bir gün abdest almak için kuyuya kovayı indirdiği zaman, birinci defada içi altın, ikinci defada gümüş, üçüncü defada da inci dolu bir kova çıktı. İbrahim b. Edhem dayanamadı ve Allah’a (cc) yalvararak: “Allah’ım! Biz fakirliği arıyoruz Sen zenginlik veriyorsun. Biliyorum ki hazinelerin sonsuzdur, istediğine verirsin, fakat ben bu gibi servetlerin cazibesinden korkarım. Beni Hak yolundan ayırma, abdestimi almak için bana yalnız su ver” dedi. Bu defa berrak ve temiz bir kova su çıktı, abdestini aldı, namazını kıldı ve sonra ellerini semaya kaldırarak kendisini muradına eriştirdiği için Allah’a hamd-ü senada bulundu. Hz İbrahim b. Edhem’in en önemli kerameti Hızır (as) ile tanışmasıdır. Kendisine İsmi Azam duası öğretilmiştir. İbrahim b. Edhem, tevazusuyla tanınmış bir mübarektir. Onunla ilgili nefsini hakir görme konusunda çok ilginç anekdotlar vardır. Kendisine “sen kendini nerde görürsün?” diye sorulduğunda “Ben toprağın altındaki böcekten daha aşağıdayım” diye cevap verir. İbrahim b. Edhem hz için en çekilmez hal gittiği yerlerde tanınmış olmasıdır. Bir gün İbrahim b. Edhem hz, bir şehre girerken yolda karşılaştığı kişiler ona, İbrahim b. Edhem’i görüp görmediğini sorarlar. O da “O sapık adamı ne yapacaksınız?” diye cevap verir. O kimseler de, böylesine mübarek bir zata hakaret ettiği için İbrahim b. Edhem’i fena halde döverler. İbrahim b. Edhem onlar gittikten sonra kan revan içerisinde: “Sen kibirlenip kendini şeyhlerin karşılamasını istiyordun. İşte buldun cezanı” diyerek nefsine kızar. İbrahim b. Edhem bir gece rüyasında Cebrail (a.s)’ı elinde kalem ve divit olduğu halde yeryüzüne inerken görmüştü. Elindekilerin ne işe yarayacağını sorduğunda Cebrail (a.s), yeryüzündeki evliyaları yazacağını söyledi. İbrahim b. Edhem “Beni de yaz” deyince, Cebrail (a.s): “Senin için emr-i ilahi yoktur” dedi. İbrahim b. Edhem’in ben evliya olmasam da onları severim demesi üzerine, bir müddet sükut edildi. Daha sonra Cebrail (a.s): “Ferman-ı ilahi geldi, ismini defterin başına yazacağım” buyurdu. Şakîk el-Belhînin de hac yaptığı bir sene Mekke’ye giden İbrahim b. Edhem, onunla tavaf esnasında bir araya gelir. İbrahim b. Edhem, Şakîk Belhî’ye “Düsturunuz nedir?” diye sorar. O da “Biz rızık bulduğumuzda yeriz, bulamadığımızda sabrederiz.” deyince İbrahim b.Edhem “Belh'in köpekleri de böyle yapıyor!” der. Kendilerinin ise rızık bulunca kardeşlerine verdiklerini, bulamayınca şükrettiklerini söyleyince Şakîk Belhî ayağa kalkar, İbrahim b. Edhem’in önüne oturur ve “Sensin bizim üstadımız!” diyerek duygularını belirtir. Hz İbrahim B. Edhem’in Allah’a karşı olan sevgisinin derecesini gösteren bir örnek, şu duasıdır: “Yâ Rab! İyi biliyorsun ki cennet benim gözümde bir sinek kanadı kadar bile değer taşımamaktadır. Beni zikrine yoldaş et, sevginle rızıklandır ve sana yalvarmayı bana nasip et de cennetini kime dilersen ona ver.” Allah Rasulu (s.a.v) Efendimize duyduğu muhabbet ve özlem nedeniyle Rasulullah s.a.v’in ismi geçince gözünden kan gelene kadar ağlardı. Sünnetler konusunda son derece titiz davranır ve şüpheli şeylerden daima uzak dururdu. Bir gün kendisine Hz Ömer i sordular. “Kelimelerle anlatamayacağımız sahabe efendilerimize layık yaşamak için elimizden geleni yapmalıyız” diye cevap verdi. İbrahim Edhem hz’nin duası ile sözlerimizi sırlayalım: Allah'ım! Asla uyumayan aynınla bizi koru. Yok olmayan desteğinle bizi himaye et. Üzerimizdeki kudretinle bize merhamet et. Sen bizim güvencemiz ve ümidimiz olduğun sürece helak olmayız. Aminnnn.. Allah şefaatlerine nail eylesin. Emine Aydemir Kaynaklar: Sıfatüs Saffe (İbnül Cevzi), Tezkiretül Evliya, Kalbin Sırları ve Faziletleri, İmam Gazali, İBRAHİM BİN EDHEM VE TASAVVUF TARİHİNDEKİ YERİ YÜKSEK LİSANS TEZİ/ Halime Gül
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.