CHP'DE YENİ SÜREÇ:
CHP'DE YENİ SÜREÇ:
İHÂNETİ DEŞİFRE, DEVLETİ TAKİP VE KONTROL, MİLLÎ DEĞERLERE SAYGI İLE YENİDEN YAPILANMA VE SOSYAL ADALET…
Türkiye'de demokrasinin sağlıklı işlemesinin en temel şartlarından biri, güçlü bir iktidarın yanında güçlü ve sorumluluk sahibi bir muhalefetin de var olmasıdır. Muhalefetin görevi yalnızca iktidarı eleştirmek değildir; aynı zamanda toplumun farklı kesimlerini temsil etmek, alternatif politikalar üretmek ve devletin geleceğine ilişkin vizyon ortaya koymaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin son yıllarda yaşadığı dönüşüm ve sonrasında ortaya çıkan gelişmeler, yalnızca CHP açısından değil, Türk siyasetinin geleceği açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken bir süreçtir.
Son genel seçimlerde ulaşılan %48’i aşkın oy oranı, CHP tarihinin en kritik kitlesel başarılarından biridir. Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü ve tecrübeli bir siyasi aktör karşısında çok farklı düşünce gruplarını aynı masada toplamak, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinin önemli bir birleştirici başarısıydı. Ancak seçim sonrası elde edilen bu başarının üzerine çökme gayretleri ve parti içi dinamiklerin istismarı, kurumsal yapıda ciddi bir sınav doğurmuştur.
Seçim Sonuçları Hafife Alınmamalıdır…
Son genel seçimlerde CHP'nin ulaştığı yüksek oy oranı, parti tarihinin en dikkat çekici başarılarından biridir. Seçim kazanılamamış olsa da %49 toplumsal desteğin oluşması fevkâlade bir sonuçtur.
Bu sonucun arkasında farklı siyasi eğilimleri aynı masa etrafında buluşturma çabası önemli rol oynamıştır. Bu yönüyle Kemal Kılıçdaroğlu'nun kapsayıcı siyaset anlayışı, Türk siyasetinde üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir tecrübe olarak değerlendirilmelidir.
Liderlik Sadece Seçim Kazanmak Değildir…
Siyasette liderlik yalnızca seçim kazanmakla ölçülmez. Bazen çok farklı dünya görüşlerine sahip insanları ortak hedeflerde buluşturabilmek de önemli bir liderlik göstergesidir.
Türkiye gibi kutuplaşmanın yüksek olduğu bir ülkede bu kolay başarılabilecek bir iş değildir.
Bununla birlikte CHP içerisinde yaşanan liderlik değişimi ve parti içi ayrışmalar, muhalefetin enerjisinin önemli ölçüde iç mücadelelere yönelmesine neden olmuştur.
İç Sızmalar ve Temizlenme Süreci…
CHP bünyesine zamanla nüfuz eden, parti geleneklerine yabancı ve kişisel ikbal odaklı yapıların yarattığı tahribat, son ayrışmalarla birlikte tamamen netleşmiştir.
Parti içindeki ahlâki ve kadrosal arınma, aslında CHP'nin geleceği için büyük bir temizlik fırsatıdır. CHP’ne darbe yapmaya çalışanların Yeni Parti Süreci tıpkı 15 Temmuz gibi arınma ve yeniden yapılanma fırsatıdır. CHP’den ayrılan kadroların veya İYİ Parti gibi alternatiflerin MHP gölgesinden çıkamayarak toplumsal karşılık bulamaması, CHP'nin hâlâ ana muhalefet merkezi olduğunu göstermektedir. Bu aşamada partiyi kaosa sürükleyecek aceleci bir erken kongre yerine, sükûnetle kurumsal bütünlüğü korumak esastır. Ayrıca toplumun kabul edeceği bir liderde hazırlanmalıdır.
CHP'nin Önündeki En Büyük Fırsat…
Her siyasi kriz aynı zamanda yeni bir başlangıcın kapısını açabilir. Bugün CHP'nin önünde önemli bir fırsat bulunmaktadır. Bu fırsat; polemik üreten değil, çözüm üreten... Kimlik siyaseti yapan değil, ortak gelecek inşa eden... Devlet kurumlarını yıpratan değil, daha iyi çalışmasını isteyen... Milli meselelerde ortak tavır geliştirebilen bir muhalefet anlayışını inşa edebilmektir.
Türkiye'nin ihtiyacı tam da budur.
Milli Muhalefet Anlayışı…
Muhalefetin millî olması, iktidarla aynı düşünmesi anlamına gelmez. Tam tersine;
• Devletin bekasını siyaset üstü görmek,
• Terörle mücadelede ortak tavır almak,
• Savunma sanayiinin gelişmesini desteklemek,
• Dış politikada Türkiye'nin çıkarlarını öncelemek,
• Ekonomi, eğitim ve hukuk alanlarında daha iyi alternatifler üretmek, milli muhalefetin temel özellikleri arasında sayılabilir.
Bu anlayış toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulabilecek bir siyaset zemini oluşturabilir.
Milli Muhalefet Ekseninde Yeni Strateji… CHP’nin toplum nezdinde sarsılmaz bir güven inşa edebilmesi için iki temel alanda somut irade göstermesi gerekmektedir:
• Toplumsal Kucaklaşma ve Helalleşme: 28 Şubat döneminin katı ve ötekileştirici laiklik anlayışı kesin bir dille reddedilmeli; milletin inancı, töresi ve manevi değerleriyle barışık "HELALLEŞME" çizgisi kararlılıkla sürdürülmelidir.
• Milli Projelere Sahip Çıkma: Savunma Sanayisindeki stratejik projeler (örneğin HÜRJET gibi milli havacılık adımları) yakından takip edilmeli, projelerdeki aksamalara karşı yapıcı ve denetleyici bir tutum sergilenerek milli duruş tahkim edilmelidir.
Savunma Sanayii Muhalefetin de Gündemi Olmalıdır
Türkiye'nin son yirmi yılda en önemli başarı alanlarından biri savunma sanayiidir.
Muhalefetin görevi bu projelere kategorik biçimde karşı çıkmak değildir. Tam tersine; Projelerin gecikmesini, Kaynak kullanımını, Şeffaflığı, Verimliliği, Uluslararası rekabet gücünü yakından takip ederek kamuoyu adına denetim yapmasıdır.
Böyle bir yaklaşım hem devlete hem millete katkı sağlar.
Toplumla Güven İlişkisi Yeniden Kurulmalıdır…
CHP'nin geçmişte farklı toplumsal kesimlerle kurduğu mesafe uzun yıllar tartışılmıştır.
Son dönemde dile getirilen "HELALLEŞME" yaklaşımı ise bu açıdan önemli bir siyasal açılım olarak değerlendirilmiştir. Toplumun inançlarına, Geleneklerine, Kültürel değerlerine, Yaşam biçimlerine saygılı bir siyaset dili, CHP'nin toplumla kuracağı güven ilişkisini güçlendirebilir.
Yeni Dönemde Nasıl Bir Lider?
Bugün CHP'nin yalnızca yeni bir genel başkana değil, yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacı bulunmaktadır. Türkiye'yi iyi okuyan, Cumhuriyet'in kurucu değerlerini bilen, Atatürk'ün devlet anlayışını doğru yorumlayan, Toplumun inanç dünyasını anlayabilen, Gençlerle iletişim kurabilen, sosyal ve üreten devletle ilgili somut çözüm önerileri olan, Devlet yönetimi konusunda güven veren, Kutuplaşmayı azaltabilecek bir lider profili, partinin geleceği açısından belirleyici olacaktır.
Geleceğin Liderliği ve Temiz Kadrolar
Yıkıcı polemiklerden uzak duran, akılcı ve kucaklayıcı bir milli muhalefete her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Yaşanan bu sarsıntılı süreç, özür dileyebilen ve samimi kadrolarıyla kenetlenen CHP için yeniden yükselişin anahtarı olacaktır.
Sonuç
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'nin en köklü siyasi kurumlarından biridir. Bu nedenle parti içinde yaşanan her gelişme yalnızca CHP'yi değil, Türk siyasetinin tamamını etkiler.
Önümüzdeki dönemde CHP'nin enerjisini iç tartışmalardan çok Türkiye'nin gerçek meselelerine yöneltmesi; ekonomi, eğitim, hukuk, teknoloji, savunma sanayii ve sosyal politikalar konusunda güçlü alternatifler üretmesi hem parti hem de Türk demokrasisi açısından önemli kazanımlar sağlayabilir.
Güçlü iktidarlar kadar, güçlü ve sorumluluk sahibi muhalefetler de demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Türkiye'nin geleceğinde rekabetin kişiler üzerinden değil; proje, vizyon ve devlet ciddiyeti üzerinden yürütülmesi hem siyasal sistemin kalitesini artıracak hem de toplumsal uzlaşının güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
Lisân-ı münasiple;
CHP son genel seçimlerde %49 gibi çok yüksek bir oy aldı. Bana göre CHP tarihinin en başarılı seçimlerinden birini geçirdi. Baktığınızda Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir siyasi olarak en büyük şanssızlığı karşısında Recep Tayyip Erdoğan gibi büyük bir siyasi aktörün ve figürün olmasıdır. İlker Başbuğ Paşa'nın da ifade ettiği gibi çok iyi örgütlenen FETÖ, Fetullahçı Terör Örgütü'nün karşısına da Recep Tayyip Erdoğan'la çıkarak 15 Temmuz darbesi akamete uğratılmıştır. Yani Recep Tayyip Erdoğan gibi her anlamda liderlik vasfı yüksek bir adama muhalif olmak ve %49 oy almak fevkalade büyük bir başarıdır.
Bunu yaparken de çok farklı düşünce gruplarını bir masa etrafında toplamayı başarabilmiş bir siyasi lider Kemal Kılıçdaroğlu.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun en büyük problemi Ekrem İmamoğlu gibi mazisi karanlık hatta Cumhuriyet Halk Partisi geleneğinden gelmeyen bir adamı siyaset sahnesinde etkinleştirmesidir ki bu da onun tamamen kendinden kaynaklanmadığını değerlendiriyorum.
%49 seçim başarısının üzerine Ekrem İmamoğlu çökmek istemiştir. 15 Temmuz Darbesi Türkiye için ne ise Cumhuriyet Halk Partisi için de Yeni Parti Darbesi hemen hemen aynıdır. Hatta yeni partidekilerin de süreçleri aynen FETÖ'nün ülkedeki süreci nasılsa Yeni Parti’lilerin de Cumhuriyet Halk Partisi içindeki süreçleri benzerdir.
Önce sinsice nüfuz ettiler, çoğaldılar, kadroları ele geçirdiler ve genel kurulla Kemal Kılıçdaroğlu'nu kendilerince devirdiler. Bu yetmedi özellikle yerel yönetimlerde ahlaksızlıkları da ayyuka çıkınca bu defa tıpkı 15 Temmuz gibi canhıraş bir saldırıyla Yeni Parti’yi kurdular.
Tabii şu anda Yeni Parti kurucularının bütün oyunları ve tezgâhları bir bir ortaya çıkıyor. Burada esas olan Cumhuriyet Halk Partisi çok aktif olarak FETÖ-Yeni Parti ilişkisini deşifre etmesidir. Tarık Toros vb., FETÖ'cü silahşorlar şu anda Yeni Parti'ye methiyeler düzmekte ve açıktan desteklemektedirler. Çünkü FETÖ'nün yeni mücadele şekli Türkiye'de siyasette etkinleşmedir.
Bunu da gördüğüm kadarıyla Yeni Parti ile yapmaya çalışıyorlar. Bu resmi Cumhuriyet Halk Partisi topluma göstermelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılıp da kısmen başarılı olan bir tane siyasi var, o da Bülent Ecevit. Şu anda partisinin geldiği durum ortadadır. Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılan hiçbir siyasi hareket başarılı olamamıştır. Bu ayan beyan ortadadır. Şu anda da anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi hala ikinci parti durumundadır. Bu da yine topluma mesaj olarak sürekli verilmelidir.
Ülkede gerçek anlamda milli bir muhalefete ihtiyaç vardır. Ülkedeki polemik ve ötekileştirmeden uzak, akılcı ve kucaklayıcı milli bir muhalefet hareketi.
Cumhuriyet Halk Partisi bu mihvere oturmalıdır.
İYİ Parti bunu denemiştir fakat görünen o ki toplumda karşılık bulamıyor. Milliyetçi Hareket Partisi'nden ayrılan siyasi kadroların bu büyük gölgenin dışına çıkması, gölgenin dışına çıkması zor görünüyor. Dolayısıyla milli muhalefet anlamında ümit Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Bu görünmektedir.
Bazı örnekler vermek istiyorum. Mesela Savunma Sanayiinde HÜRJET'in direktörü görevden alındı, projeler yavaşlatılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi sadece savunma sanayiindeki projeleri takip etse, inanın ve bu ciddi takibini hissettirse toplumda CHP algısı tamamen değişir.
Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi 28 Şubat'ın laikliğini ve o dönemde yapılanları kesinlikle reddetmeli ve bu anlamda daha önceden Kemal Kılıçdaroğlu'nun toplumla HELALLEŞME ile ilgili çok güzel söylemleri vardı, bu söylem üzere devam etmelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine sinsilikle çöreklenenlerle ilgili de kendi seçmenlerinden ve teşkilatlarından ÖZÜR dilemişti. Bu özrünü yine artırarak ve örneklendirmelerle devam ettirmelidir. Dolayısıyla esasında Yeni Parti'nin kuruluş süreci, Cumhuriyet Halk Partisi'nin içindekilerin daha net, daha doğru siyaset yapmasını kolaylaştırmak için çok büyük bir temizlik olmuştur. Bu temizlikte Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde kalan samimi insanların herhangi bir suçu, vebali yoktur. Tıpkı FETÖ'cüler gibi Yeni Partililer de azmış, her türlü şımarıklıkları, ahlaksızlıkları, hırsızlıkları ayyuka çıkmıştır. Bütün bunları toplumun gözünün önüne sermek iktidarın ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin karşısındaki siyasi hareketlerin değil, bizzat Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi görevi olmalıdır.
Kemal KILIÇDAROĞLU bu yönüyle kucaklayıcılığına, kavrayıcılığına devam etmelidir. Şu anda yine CHP'ye yaptırılacak en büyük yanlış erken kongredir.
Yeni süreç Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve büyük Türk Milleti’ne hayırlı olsun.
E. Yb. Halil MERT
Strateji ve P/H. Uzmanı
Ekleme
Tarihi: 08 Ağustos 2026 -Cumartesi
CHP'DE YENİ SÜREÇ:
CHP'DE YENİ SÜREÇ:
İHÂNETİ DEŞİFRE, DEVLETİ TAKİP VE KONTROL, MİLLÎ DEĞERLERE SAYGI İLE YENİDEN YAPILANMA VE SOSYAL ADALET…
Türkiye'de demokrasinin sağlıklı işlemesinin en temel şartlarından biri, güçlü bir iktidarın yanında güçlü ve sorumluluk sahibi bir muhalefetin de var olmasıdır. Muhalefetin görevi yalnızca iktidarı eleştirmek değildir; aynı zamanda toplumun farklı kesimlerini temsil etmek, alternatif politikalar üretmek ve devletin geleceğine ilişkin vizyon ortaya koymaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin son yıllarda yaşadığı dönüşüm ve sonrasında ortaya çıkan gelişmeler, yalnızca CHP açısından değil, Türk siyasetinin geleceği açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken bir süreçtir.
Son genel seçimlerde ulaşılan %48’i aşkın oy oranı, CHP tarihinin en kritik kitlesel başarılarından biridir. Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü ve tecrübeli bir siyasi aktör karşısında çok farklı düşünce gruplarını aynı masada toplamak, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinin önemli bir birleştirici başarısıydı. Ancak seçim sonrası elde edilen bu başarının üzerine çökme gayretleri ve parti içi dinamiklerin istismarı, kurumsal yapıda ciddi bir sınav doğurmuştur.
Seçim Sonuçları Hafife Alınmamalıdır…
Son genel seçimlerde CHP'nin ulaştığı yüksek oy oranı, parti tarihinin en dikkat çekici başarılarından biridir. Seçim kazanılamamış olsa da %49 toplumsal desteğin oluşması fevkâlade bir sonuçtur.
Bu sonucun arkasında farklı siyasi eğilimleri aynı masa etrafında buluşturma çabası önemli rol oynamıştır. Bu yönüyle Kemal Kılıçdaroğlu'nun kapsayıcı siyaset anlayışı, Türk siyasetinde üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir tecrübe olarak değerlendirilmelidir.
Liderlik Sadece Seçim Kazanmak Değildir…
Siyasette liderlik yalnızca seçim kazanmakla ölçülmez. Bazen çok farklı dünya görüşlerine sahip insanları ortak hedeflerde buluşturabilmek de önemli bir liderlik göstergesidir.
Türkiye gibi kutuplaşmanın yüksek olduğu bir ülkede bu kolay başarılabilecek bir iş değildir.
Bununla birlikte CHP içerisinde yaşanan liderlik değişimi ve parti içi ayrışmalar, muhalefetin enerjisinin önemli ölçüde iç mücadelelere yönelmesine neden olmuştur.
İç Sızmalar ve Temizlenme Süreci…
CHP bünyesine zamanla nüfuz eden, parti geleneklerine yabancı ve kişisel ikbal odaklı yapıların yarattığı tahribat, son ayrışmalarla birlikte tamamen netleşmiştir.
Parti içindeki ahlâki ve kadrosal arınma, aslında CHP'nin geleceği için büyük bir temizlik fırsatıdır. CHP’ne darbe yapmaya çalışanların Yeni Parti Süreci tıpkı 15 Temmuz gibi arınma ve yeniden yapılanma fırsatıdır. CHP’den ayrılan kadroların veya İYİ Parti gibi alternatiflerin MHP gölgesinden çıkamayarak toplumsal karşılık bulamaması, CHP'nin hâlâ ana muhalefet merkezi olduğunu göstermektedir. Bu aşamada partiyi kaosa sürükleyecek aceleci bir erken kongre yerine, sükûnetle kurumsal bütünlüğü korumak esastır. Ayrıca toplumun kabul edeceği bir liderde hazırlanmalıdır.
CHP'nin Önündeki En Büyük Fırsat…
Her siyasi kriz aynı zamanda yeni bir başlangıcın kapısını açabilir. Bugün CHP'nin önünde önemli bir fırsat bulunmaktadır. Bu fırsat; polemik üreten değil, çözüm üreten... Kimlik siyaseti yapan değil, ortak gelecek inşa eden... Devlet kurumlarını yıpratan değil, daha iyi çalışmasını isteyen... Milli meselelerde ortak tavır geliştirebilen bir muhalefet anlayışını inşa edebilmektir.
Türkiye'nin ihtiyacı tam da budur.
Milli Muhalefet Anlayışı…
Muhalefetin millî olması, iktidarla aynı düşünmesi anlamına gelmez. Tam tersine;
• Devletin bekasını siyaset üstü görmek,
• Terörle mücadelede ortak tavır almak,
• Savunma sanayiinin gelişmesini desteklemek,
• Dış politikada Türkiye'nin çıkarlarını öncelemek,
• Ekonomi, eğitim ve hukuk alanlarında daha iyi alternatifler üretmek, milli muhalefetin temel özellikleri arasında sayılabilir.
Bu anlayış toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulabilecek bir siyaset zemini oluşturabilir.
Milli Muhalefet Ekseninde Yeni Strateji… CHP’nin toplum nezdinde sarsılmaz bir güven inşa edebilmesi için iki temel alanda somut irade göstermesi gerekmektedir:
• Toplumsal Kucaklaşma ve Helalleşme: 28 Şubat döneminin katı ve ötekileştirici laiklik anlayışı kesin bir dille reddedilmeli; milletin inancı, töresi ve manevi değerleriyle barışık "HELALLEŞME" çizgisi kararlılıkla sürdürülmelidir.
• Milli Projelere Sahip Çıkma: Savunma Sanayisindeki stratejik projeler (örneğin HÜRJET gibi milli havacılık adımları) yakından takip edilmeli, projelerdeki aksamalara karşı yapıcı ve denetleyici bir tutum sergilenerek milli duruş tahkim edilmelidir.
Savunma Sanayii Muhalefetin de Gündemi Olmalıdır
Türkiye'nin son yirmi yılda en önemli başarı alanlarından biri savunma sanayiidir.
Muhalefetin görevi bu projelere kategorik biçimde karşı çıkmak değildir. Tam tersine; Projelerin gecikmesini, Kaynak kullanımını, Şeffaflığı, Verimliliği, Uluslararası rekabet gücünü yakından takip ederek kamuoyu adına denetim yapmasıdır.
Böyle bir yaklaşım hem devlete hem millete katkı sağlar.
Toplumla Güven İlişkisi Yeniden Kurulmalıdır…
CHP'nin geçmişte farklı toplumsal kesimlerle kurduğu mesafe uzun yıllar tartışılmıştır.
Son dönemde dile getirilen "HELALLEŞME" yaklaşımı ise bu açıdan önemli bir siyasal açılım olarak değerlendirilmiştir. Toplumun inançlarına, Geleneklerine, Kültürel değerlerine, Yaşam biçimlerine saygılı bir siyaset dili, CHP'nin toplumla kuracağı güven ilişkisini güçlendirebilir.
Yeni Dönemde Nasıl Bir Lider?
Bugün CHP'nin yalnızca yeni bir genel başkana değil, yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacı bulunmaktadır. Türkiye'yi iyi okuyan, Cumhuriyet'in kurucu değerlerini bilen, Atatürk'ün devlet anlayışını doğru yorumlayan, Toplumun inanç dünyasını anlayabilen, Gençlerle iletişim kurabilen, sosyal ve üreten devletle ilgili somut çözüm önerileri olan, Devlet yönetimi konusunda güven veren, Kutuplaşmayı azaltabilecek bir lider profili, partinin geleceği açısından belirleyici olacaktır.
Geleceğin Liderliği ve Temiz Kadrolar
Yıkıcı polemiklerden uzak duran, akılcı ve kucaklayıcı bir milli muhalefete her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Yaşanan bu sarsıntılı süreç, özür dileyebilen ve samimi kadrolarıyla kenetlenen CHP için yeniden yükselişin anahtarı olacaktır.
Sonuç
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'nin en köklü siyasi kurumlarından biridir. Bu nedenle parti içinde yaşanan her gelişme yalnızca CHP'yi değil, Türk siyasetinin tamamını etkiler.
Önümüzdeki dönemde CHP'nin enerjisini iç tartışmalardan çok Türkiye'nin gerçek meselelerine yöneltmesi; ekonomi, eğitim, hukuk, teknoloji, savunma sanayii ve sosyal politikalar konusunda güçlü alternatifler üretmesi hem parti hem de Türk demokrasisi açısından önemli kazanımlar sağlayabilir.
Güçlü iktidarlar kadar, güçlü ve sorumluluk sahibi muhalefetler de demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Türkiye'nin geleceğinde rekabetin kişiler üzerinden değil; proje, vizyon ve devlet ciddiyeti üzerinden yürütülmesi hem siyasal sistemin kalitesini artıracak hem de toplumsal uzlaşının güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
Lisân-ı münasiple;
CHP son genel seçimlerde %49 gibi çok yüksek bir oy aldı. Bana göre CHP tarihinin en başarılı seçimlerinden birini geçirdi. Baktığınızda Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir siyasi olarak en büyük şanssızlığı karşısında Recep Tayyip Erdoğan gibi büyük bir siyasi aktörün ve figürün olmasıdır. İlker Başbuğ Paşa'nın da ifade ettiği gibi çok iyi örgütlenen FETÖ, Fetullahçı Terör Örgütü'nün karşısına da Recep Tayyip Erdoğan'la çıkarak 15 Temmuz darbesi akamete uğratılmıştır. Yani Recep Tayyip Erdoğan gibi her anlamda liderlik vasfı yüksek bir adama muhalif olmak ve %49 oy almak fevkalade büyük bir başarıdır.
Bunu yaparken de çok farklı düşünce gruplarını bir masa etrafında toplamayı başarabilmiş bir siyasi lider Kemal Kılıçdaroğlu.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun en büyük problemi Ekrem İmamoğlu gibi mazisi karanlık hatta Cumhuriyet Halk Partisi geleneğinden gelmeyen bir adamı siyaset sahnesinde etkinleştirmesidir ki bu da onun tamamen kendinden kaynaklanmadığını değerlendiriyorum.
%49 seçim başarısının üzerine Ekrem İmamoğlu çökmek istemiştir. 15 Temmuz Darbesi Türkiye için ne ise Cumhuriyet Halk Partisi için de Yeni Parti Darbesi hemen hemen aynıdır. Hatta yeni partidekilerin de süreçleri aynen FETÖ'nün ülkedeki süreci nasılsa Yeni Parti’lilerin de Cumhuriyet Halk Partisi içindeki süreçleri benzerdir.
Önce sinsice nüfuz ettiler, çoğaldılar, kadroları ele geçirdiler ve genel kurulla Kemal Kılıçdaroğlu'nu kendilerince devirdiler. Bu yetmedi özellikle yerel yönetimlerde ahlaksızlıkları da ayyuka çıkınca bu defa tıpkı 15 Temmuz gibi canhıraş bir saldırıyla Yeni Parti’yi kurdular.
Tabii şu anda Yeni Parti kurucularının bütün oyunları ve tezgâhları bir bir ortaya çıkıyor. Burada esas olan Cumhuriyet Halk Partisi çok aktif olarak FETÖ-Yeni Parti ilişkisini deşifre etmesidir. Tarık Toros vb., FETÖ'cü silahşorlar şu anda Yeni Parti'ye methiyeler düzmekte ve açıktan desteklemektedirler. Çünkü FETÖ'nün yeni mücadele şekli Türkiye'de siyasette etkinleşmedir.
Bunu da gördüğüm kadarıyla Yeni Parti ile yapmaya çalışıyorlar. Bu resmi Cumhuriyet Halk Partisi topluma göstermelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılıp da kısmen başarılı olan bir tane siyasi var, o da Bülent Ecevit. Şu anda partisinin geldiği durum ortadadır. Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılan hiçbir siyasi hareket başarılı olamamıştır. Bu ayan beyan ortadadır. Şu anda da anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi hala ikinci parti durumundadır. Bu da yine topluma mesaj olarak sürekli verilmelidir.
Ülkede gerçek anlamda milli bir muhalefete ihtiyaç vardır. Ülkedeki polemik ve ötekileştirmeden uzak, akılcı ve kucaklayıcı milli bir muhalefet hareketi.
Cumhuriyet Halk Partisi bu mihvere oturmalıdır.
İYİ Parti bunu denemiştir fakat görünen o ki toplumda karşılık bulamıyor. Milliyetçi Hareket Partisi'nden ayrılan siyasi kadroların bu büyük gölgenin dışına çıkması, gölgenin dışına çıkması zor görünüyor. Dolayısıyla milli muhalefet anlamında ümit Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Bu görünmektedir.
Bazı örnekler vermek istiyorum. Mesela Savunma Sanayiinde HÜRJET'in direktörü görevden alındı, projeler yavaşlatılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi sadece savunma sanayiindeki projeleri takip etse, inanın ve bu ciddi takibini hissettirse toplumda CHP algısı tamamen değişir.
Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi 28 Şubat'ın laikliğini ve o dönemde yapılanları kesinlikle reddetmeli ve bu anlamda daha önceden Kemal Kılıçdaroğlu'nun toplumla HELALLEŞME ile ilgili çok güzel söylemleri vardı, bu söylem üzere devam etmelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine sinsilikle çöreklenenlerle ilgili de kendi seçmenlerinden ve teşkilatlarından ÖZÜR dilemişti. Bu özrünü yine artırarak ve örneklendirmelerle devam ettirmelidir. Dolayısıyla esasında Yeni Parti'nin kuruluş süreci, Cumhuriyet Halk Partisi'nin içindekilerin daha net, daha doğru siyaset yapmasını kolaylaştırmak için çok büyük bir temizlik olmuştur. Bu temizlikte Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde kalan samimi insanların herhangi bir suçu, vebali yoktur. Tıpkı FETÖ'cüler gibi Yeni Partililer de azmış, her türlü şımarıklıkları, ahlaksızlıkları, hırsızlıkları ayyuka çıkmıştır. Bütün bunları toplumun gözünün önüne sermek iktidarın ya da Cumhuriyet Halk Partisi'nin karşısındaki siyasi hareketlerin değil, bizzat Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi görevi olmalıdır.
Kemal KILIÇDAROĞLU bu yönüyle kucaklayıcılığına, kavrayıcılığına devam etmelidir. Şu anda yine CHP'ye yaptırılacak en büyük yanlış erken kongredir.
Yeni süreç Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve büyük Türk Milleti’ne hayırlı olsun.
E. Yb. Halil MERT
Strateji ve P/H. Uzmanı
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
