8 Mart Dünya Kadınlar Günü
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Evet, bugün Dünya Kadınlar Günü. Peki neden Dünya Erkekler Günü yok? Çünkü kalan 364 gün erkekler günü olabilir mi?
Açıkçası hiçbir güne pek itibarım olmadığı gibi, bugüne de çok fazla itibarım yok. Çünkü kalan 364 günde kadınlar neredeyse köle gibi kullanılıyor; şiddete maruz kalıyor, cinayete kurban gidiyor, sosyal hayatta rencide ediliyor. Siyasette ikinci planda yer alıyor. Doğu bölgelerinde mirastan ve neredeyse tüm yasal haklarından mahrum bırakılıyor.
Batı’da ise “Kadını ev hanımı yapar, prensesler gibi yaşatırım” diyen çok nadir insanlara rastlayabilirsiniz. Zira kadınların birçoğu sabahın erken saatlerinde erkekler gibi iş hayatında olmak zorunda. Hayat şartları zor ve bu zorluğun önemli bir kısmı kadınların omuzlarına yüklenmiş durumda.
Peki, bugün Dünya Kadınlar Günüymüş… Ne olacak? Kadın yıllardır mahrum kaldığı mirastan istifade edebilecek mi? Şiddete maruz kalıp kırılan kemikleri onarılacak mı? Cinayete kurban giden kadınlar dirilecek mi?
Maalesef bunların hiçbiri olmayacağı için, bugünün de çok büyük bir anlam ifade etmediğini düşünüyorum.
Sonuç itibarıyla bir kadının yaşam kalitesi çoğu zaman erkeğin elinde. Bu erkek; babası olur, abisi olur, kocası olur ya da oğlu olur… Fark etmez. Kadının yaşam standardı çoğu zaman bir veya birden fazla erkeğin elinde şekillenir.
Erkek isterse kadın anne olur, isterse “kötü kadın” ilan edilir.
Sosyal araştırmalar yaptığımızda maalesef kan donduracak, kadını daha da değersizleştiren olaylarla karşı karşıya geliyoruz. Bunlardan biri de şu: Uyuşturucu bağımlısı olan bazı erkekler, karısını, kızını hatta annesini başka erkeklere pazarlayacak duruma geliyor. Kadının iffetinden para kazanıp düştüğü o illeti temin ediyor.
Bu yüzden soruyorum:
Bir kadın olarak, bir araştırmacı olarak soruyorum… Kadın bu dünyanın neresinde yer alıyor?
Ayrıca kadınlar için kötü bir haber daha var. Muhtemelen kadın düşmanı bir anlayışın ürünü olan bir rivayet, Peygamber Efendimize atfediliyor: Güya cehennemin dörtte üçü kadınlarla dolacakmış. Rivayete göre Efendimiz cennet ve cehennemi gördüğünde, çeşitli günahlar sebebiyle cehennemde çoğunluğun kadınlar olduğunu görmüş.
Vah ki ne vah!
Bu dünyayı kadınlara cehennem etmeleri yetmiyormuş gibi, henüz görmedikleri cenneti bile kadınlardan çalmaya çalışıyorlar.
Oysa Efendimiz, “Cennet anaların ayakları altındadır” hadisiyle kadının ne kadar kıymetli bir varlık olduğunu vurgulamıştır.
Yine de sanırım aza kanaat etmek gerekiyor. Bugünün tadını çıkarıp, tüm kadınların kendilerini özel hissetmesi; bir kadın olarak, toplumun değerli varlıklarından biri olduğunun hissiyle kendini motive etmesi belki de bugünün tek kazanımıdır.
Çünkü yarın sistem yine aynı şekilde işleyecek.
Onun için bugün, bugünün tadını çıkarmak gerekiyor.
Selam ve dua ile…
Nuray Mermertaş
Ekleme
Tarihi: 08 Mart 2026 -Pazar
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Evet, bugün Dünya Kadınlar Günü. Peki neden Dünya Erkekler Günü yok? Çünkü kalan 364 gün erkekler günü olabilir mi?
Açıkçası hiçbir güne pek itibarım olmadığı gibi, bugüne de çok fazla itibarım yok. Çünkü kalan 364 günde kadınlar neredeyse köle gibi kullanılıyor; şiddete maruz kalıyor, cinayete kurban gidiyor, sosyal hayatta rencide ediliyor. Siyasette ikinci planda yer alıyor. Doğu bölgelerinde mirastan ve neredeyse tüm yasal haklarından mahrum bırakılıyor.
Batı’da ise “Kadını ev hanımı yapar, prensesler gibi yaşatırım” diyen çok nadir insanlara rastlayabilirsiniz. Zira kadınların birçoğu sabahın erken saatlerinde erkekler gibi iş hayatında olmak zorunda. Hayat şartları zor ve bu zorluğun önemli bir kısmı kadınların omuzlarına yüklenmiş durumda.
Peki, bugün Dünya Kadınlar Günüymüş… Ne olacak? Kadın yıllardır mahrum kaldığı mirastan istifade edebilecek mi? Şiddete maruz kalıp kırılan kemikleri onarılacak mı? Cinayete kurban giden kadınlar dirilecek mi?
Maalesef bunların hiçbiri olmayacağı için, bugünün de çok büyük bir anlam ifade etmediğini düşünüyorum.
Sonuç itibarıyla bir kadının yaşam kalitesi çoğu zaman erkeğin elinde. Bu erkek; babası olur, abisi olur, kocası olur ya da oğlu olur… Fark etmez. Kadının yaşam standardı çoğu zaman bir veya birden fazla erkeğin elinde şekillenir.
Erkek isterse kadın anne olur, isterse “kötü kadın” ilan edilir.
Sosyal araştırmalar yaptığımızda maalesef kan donduracak, kadını daha da değersizleştiren olaylarla karşı karşıya geliyoruz. Bunlardan biri de şu: Uyuşturucu bağımlısı olan bazı erkekler, karısını, kızını hatta annesini başka erkeklere pazarlayacak duruma geliyor. Kadının iffetinden para kazanıp düştüğü o illeti temin ediyor.
Bu yüzden soruyorum:
Bir kadın olarak, bir araştırmacı olarak soruyorum… Kadın bu dünyanın neresinde yer alıyor?
Ayrıca kadınlar için kötü bir haber daha var. Muhtemelen kadın düşmanı bir anlayışın ürünü olan bir rivayet, Peygamber Efendimize atfediliyor: Güya cehennemin dörtte üçü kadınlarla dolacakmış. Rivayete göre Efendimiz cennet ve cehennemi gördüğünde, çeşitli günahlar sebebiyle cehennemde çoğunluğun kadınlar olduğunu görmüş.
Vah ki ne vah!
Bu dünyayı kadınlara cehennem etmeleri yetmiyormuş gibi, henüz görmedikleri cenneti bile kadınlardan çalmaya çalışıyorlar.
Oysa Efendimiz, “Cennet anaların ayakları altındadır” hadisiyle kadının ne kadar kıymetli bir varlık olduğunu vurgulamıştır.
Yine de sanırım aza kanaat etmek gerekiyor. Bugünün tadını çıkarıp, tüm kadınların kendilerini özel hissetmesi; bir kadın olarak, toplumun değerli varlıklarından biri olduğunun hissiyle kendini motive etmesi belki de bugünün tek kazanımıdır.
Çünkü yarın sistem yine aynı şekilde işleyecek.
Onun için bugün, bugünün tadını çıkarmak gerekiyor.
Selam ve dua ile…
Nuray Mermertaş
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
