Eski Bayramlar
Eski Bayramlar
Bir zamanlar bayramlar, sadece takvimde yazan özel günler değildi…
Bayram demek; özlem demekti, kavuşmak demekti, birlik demekti. Şimdiki gibi telefon ekranlarından değil, sıcacık sarılmalarla kutlanırdı bayramlar. Günler öncesinden başlayan bir heyecan olurdu herkesin içinde.
Evlerde hummalı bir hazırlık başlardı. Anneler mutfakta tatlılar yapar, mis gibi baklava kokuları sokağa kadar yayılırdı. Çocuklar ise bayramlık kıyafetlerini yatağının başucuna koyup heyecandan uyuyamazdı. Yeni ayakkabıların sesi bile mutluluk sebebiydi o zamanlar.
Bayram sabahı erkenden kalkılır, büyüklerin elleri öpülürdü. O öpülen eller aslında sevginin, saygının ve aile olmanın değerini öğretirdi bize. Mahalle mahalle dolaşan çocukların neşesi sokakları şenlendirirdi. Kapılar hiç kapanmaz, gönüller hiç yorulmazdı.
Eski bayramlarda insanlar daha mı mutluydu bilinmez ama sevgiler daha gerçekti. Bir sofranın etrafında toplanmak bile büyük bir zenginlik sayılırdı. Kimsenin gösteriş derdi yoktu; önemli olan birlikte olabilmekti.
Şimdi ise teknoloji büyüdü, insanlar küçüldü sanki… Aynı evin içinde bile birbirine uzak kalan insanlar var. Bayram mesajları birkaç saniyede gönderiliyor ama o eski samimiyet bazen eksik kalıyor.
Oysa bayram; sadece tatil değil, kırgınlıkları unutma günüdür. Bir kapıyı çalmak, bir gönlü almak, bir yaşlıyı ziyaret etmek kadar kıymetli çok az şey vardır bu hayatta.
Belki eski bayramları geri getiremeyiz ama o eski ruhu yeniden yaşatabiliriz. Çünkü bayramı güzel yapan şey ne şekerdi ne de yeni kıyafetler… Bayramı güzel yapan, insanların birbirine verdiği değerdi.
Fatma Daştan
Ekleme
Tarihi: 25 Mayıs 2026 -Pazartesi
Eski Bayramlar
Eski Bayramlar
Bir zamanlar bayramlar, sadece takvimde yazan özel günler değildi…
Bayram demek; özlem demekti, kavuşmak demekti, birlik demekti. Şimdiki gibi telefon ekranlarından değil, sıcacık sarılmalarla kutlanırdı bayramlar. Günler öncesinden başlayan bir heyecan olurdu herkesin içinde.
Evlerde hummalı bir hazırlık başlardı. Anneler mutfakta tatlılar yapar, mis gibi baklava kokuları sokağa kadar yayılırdı. Çocuklar ise bayramlık kıyafetlerini yatağının başucuna koyup heyecandan uyuyamazdı. Yeni ayakkabıların sesi bile mutluluk sebebiydi o zamanlar.
Bayram sabahı erkenden kalkılır, büyüklerin elleri öpülürdü. O öpülen eller aslında sevginin, saygının ve aile olmanın değerini öğretirdi bize. Mahalle mahalle dolaşan çocukların neşesi sokakları şenlendirirdi. Kapılar hiç kapanmaz, gönüller hiç yorulmazdı.
Eski bayramlarda insanlar daha mı mutluydu bilinmez ama sevgiler daha gerçekti. Bir sofranın etrafında toplanmak bile büyük bir zenginlik sayılırdı. Kimsenin gösteriş derdi yoktu; önemli olan birlikte olabilmekti.
Şimdi ise teknoloji büyüdü, insanlar küçüldü sanki… Aynı evin içinde bile birbirine uzak kalan insanlar var. Bayram mesajları birkaç saniyede gönderiliyor ama o eski samimiyet bazen eksik kalıyor.
Oysa bayram; sadece tatil değil, kırgınlıkları unutma günüdür. Bir kapıyı çalmak, bir gönlü almak, bir yaşlıyı ziyaret etmek kadar kıymetli çok az şey vardır bu hayatta.
Belki eski bayramları geri getiremeyiz ama o eski ruhu yeniden yaşatabiliriz. Çünkü bayramı güzel yapan şey ne şekerdi ne de yeni kıyafetler… Bayramı güzel yapan, insanların birbirine verdiği değerdi.
Fatma Daştan
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
