Eti Sizin, Kemiği Bizim
Eti Sizin, Kemiği Bizim
Geçen gün bir sokak röportajında muhabir, vatandaşın birine Türkiye’nin gündemini sordu. Adam poşetten bir kemik parçası çıkardı ve:
“İşte Türkiye’nin gündemi bu. Et çok pahalı olduğu için alamıyorum. Eti yiyen iktidar, yandaşları ve destekleyicileri oldu; bize ise kemiği kaldı.” diyerek isyanını dile getiriyordu.
“Protein ihtiyacımı kemik çorbası içerek karşılamaya çalışıyorum.” diyordu.
Bir zamanlar veliler, çocuklarını öğretmenlere teslim ederken:
“Hocam, çocuğum sana emanet; eti senin, kemiği benim.” derdi. Bu söz mecaz anlamda kullanılırdı. Öğretmenler ise çocukları hem bedenen hem de ruhen güçlü, donanımlı ve ahlaklı bireyler olarak yetiştirirdi.
O hâlde bugün oy kullanarak siyasetçilere şu mesajı mı vermiş olduk:
“Buyurun, mührü bastım; eti sizin, kemiği bizim…”
Vatandaşın et yiyemeyip kemik çorbasıyla geçinmek zorunda kaldığını söylemesi de bu düşünceyi güçlendiriyor.
Diğer taraftan bakıldığında ise bazı siyasetçilerin kürsülerden “Hâlinize şükredin.” şeklindeki açıklamaları dikkat çekiyor. Acaba burada verilmek istenen mesaj, “Kemik çorbasına bile şükredin; onu da elinizden alabiliriz.” anlamına mı geliyor?
En düşük emekli maaşının 20 bin TL olmasını onaylayan vekillerin, kendi maaşları olan 500 bin TL’nin bile yetmediğini söylemeleri vatandaşta nasıl bir algı oluşturuyor?
“20 bin TL ile idare edin ve şükredin; çünkü bize 500 bin TL bile yetmiyor.” mesajı mı veriliyor?
Bu millet artık yapılan her politikadan ve söylenen her cümleden farklı anlamlar çıkarmaya başladı. Çünkü doğal gaz bulunduğu günden bu yana doğal gaz fiyatları sürekli arttı. 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi; fakat aileye dair olumlu gelişmeler neredeyse yok denecek kadar az kaldı.
Kadın cinayetleri sürüyor, emniyet birimlerinde her gün aile içi vakalar yaşanıyor, adliyelerde boşanma dosyaları hız kesmiyor. Mevcut aileler ise gerek ekonomik şartlar gerekse aile temelini sarsan birçok sebepten dolayı ayakta kalmakta zorlanıyor. Artık mutlu aile tablolarına rastlamak neredeyse imkânsız hâle geldi diyebiliriz.
Vatandaşın kemik çorbası meselesine dönecek olursak; bayram ikramiyesinin 4 bin TL olması, sokak röportajında isyan eden vatandaşı haklı çıkarıyor olabilir mi?
Geçtiğimiz günlerde Fatih Erbakan yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“2015 yılında emekli, aldığı 1000 TL bayram ikramiyesiyle kurbanını alabiliyor, kalan 300 TL ile de bayramlık ve harçlık gibi ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu.”
Yıl 2026… Bayram ikramiyesi 4 bin TL, en düşük kurban fiyatı ise yaklaşık 20 bin TL. Matematik hesabı yapıldığında ve vatandaşın isyanına kulak verildiğinde, bu ikramiyeyle artık kemik bile alınamayacağı düşüncesi ortaya çıkıyor.
Peki çözüm ne?
Bu millet çözüm üretmeye çalıştığında, insanların aklına artık sadece Kemal Sunal filmlerindeki o sahneler geliyor: Lokantadan yükselen yemek buharına ekmek banıp karnını doyurmaya çalışan insanlar…
Selam ve dua ile…
Nuray Mermertaş
Ekleme
Tarihi: 12 Mayıs 2026 -Salı
Eti Sizin, Kemiği Bizim
Eti Sizin, Kemiği Bizim
Geçen gün bir sokak röportajında muhabir, vatandaşın birine Türkiye’nin gündemini sordu. Adam poşetten bir kemik parçası çıkardı ve:
“İşte Türkiye’nin gündemi bu. Et çok pahalı olduğu için alamıyorum. Eti yiyen iktidar, yandaşları ve destekleyicileri oldu; bize ise kemiği kaldı.” diyerek isyanını dile getiriyordu.
“Protein ihtiyacımı kemik çorbası içerek karşılamaya çalışıyorum.” diyordu.
Bir zamanlar veliler, çocuklarını öğretmenlere teslim ederken:
“Hocam, çocuğum sana emanet; eti senin, kemiği benim.” derdi. Bu söz mecaz anlamda kullanılırdı. Öğretmenler ise çocukları hem bedenen hem de ruhen güçlü, donanımlı ve ahlaklı bireyler olarak yetiştirirdi.
O hâlde bugün oy kullanarak siyasetçilere şu mesajı mı vermiş olduk:
“Buyurun, mührü bastım; eti sizin, kemiği bizim…”
Vatandaşın et yiyemeyip kemik çorbasıyla geçinmek zorunda kaldığını söylemesi de bu düşünceyi güçlendiriyor.
Diğer taraftan bakıldığında ise bazı siyasetçilerin kürsülerden “Hâlinize şükredin.” şeklindeki açıklamaları dikkat çekiyor. Acaba burada verilmek istenen mesaj, “Kemik çorbasına bile şükredin; onu da elinizden alabiliriz.” anlamına mı geliyor?
En düşük emekli maaşının 20 bin TL olmasını onaylayan vekillerin, kendi maaşları olan 500 bin TL’nin bile yetmediğini söylemeleri vatandaşta nasıl bir algı oluşturuyor?
“20 bin TL ile idare edin ve şükredin; çünkü bize 500 bin TL bile yetmiyor.” mesajı mı veriliyor?
Bu millet artık yapılan her politikadan ve söylenen her cümleden farklı anlamlar çıkarmaya başladı. Çünkü doğal gaz bulunduğu günden bu yana doğal gaz fiyatları sürekli arttı. 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi; fakat aileye dair olumlu gelişmeler neredeyse yok denecek kadar az kaldı.
Kadın cinayetleri sürüyor, emniyet birimlerinde her gün aile içi vakalar yaşanıyor, adliyelerde boşanma dosyaları hız kesmiyor. Mevcut aileler ise gerek ekonomik şartlar gerekse aile temelini sarsan birçok sebepten dolayı ayakta kalmakta zorlanıyor. Artık mutlu aile tablolarına rastlamak neredeyse imkânsız hâle geldi diyebiliriz.
Vatandaşın kemik çorbası meselesine dönecek olursak; bayram ikramiyesinin 4 bin TL olması, sokak röportajında isyan eden vatandaşı haklı çıkarıyor olabilir mi?
Geçtiğimiz günlerde Fatih Erbakan yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“2015 yılında emekli, aldığı 1000 TL bayram ikramiyesiyle kurbanını alabiliyor, kalan 300 TL ile de bayramlık ve harçlık gibi ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu.”
Yıl 2026… Bayram ikramiyesi 4 bin TL, en düşük kurban fiyatı ise yaklaşık 20 bin TL. Matematik hesabı yapıldığında ve vatandaşın isyanına kulak verildiğinde, bu ikramiyeyle artık kemik bile alınamayacağı düşüncesi ortaya çıkıyor.
Peki çözüm ne?
Bu millet çözüm üretmeye çalıştığında, insanların aklına artık sadece Kemal Sunal filmlerindeki o sahneler geliyor: Lokantadan yükselen yemek buharına ekmek banıp karnını doyurmaya çalışan insanlar…
Selam ve dua ile…
Nuray Mermertaş
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
