HAZAR TÜRK DEVLETİ
HAZAR TÜRK DEVLETİ
Aziz ve Büyük Türk Milleti,
Biz Türkler, tarih boyunca Japon Denizi’nden Adriyatik Denizi’ne kadar devletler, imparatorluklar, hanlıklar ve beylikler kurmuş bir milletiz. Tarihin hangi sayfasına ve hangi milletin geçmişine bakarsak bakalım, mutlaka Türklerden söz edildiğini görürüz.
Bugün hakkında çeşitli tartışmalar bulunan Hazar Türk Devleti hakkında bilgi vermek isterim.
Bazı Rus ve Yahudi tarihçileri, Hazar Türk Devleti’ni Yahudilere veya başka milletlere bağlamak istemişlerdir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, tarihin köklü gerçeklerini silememişlerdir ve silemeyeceklerdir. Bu konuda Türkologlarımızın ve Türk tarihçilerimizin yaptığı araştırmalar sayesinde Türk tarihinin önemli bölümleri korunmuş ve günümüze ulaşmıştır.
Hazar Türk Devleti, Milattan Sonra 7. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar Aral Gölü’nden Kafkaslara, Van Gölü’nden Karadeniz havzasına, İdil Nehri’nden Dinyeper Nehri’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada hüküm sürmüştür. Bugünkü Rusya, Ukrayna, Derbent ve Doğu Avrupa’daki Macaristan topraklarına kadar yayılan yaklaşık 3 milyon kilometrekarelik büyük bir devlet olmuştur. 7. yüzyılda nüfusunun yaklaşık 1 milyon 400 bin olduğu belirtilmektedir.
Hazarların tarih sahnesine çıkışı, 6. ve 7. yüzyıllarda Göktürk İmparatorluğu’nun zayıflaması ve Batı Göktürk Devleti’nin yıkılmasından sonra gerçekleşmiştir. Göktürk Devleti, iç anlaşmazlıklar sonucunda Doğu Göktürk ve Batı Göktürk olarak ikiye ayrılmıştır.
Hazarların merkezleri Semender ve İdil olmuş; en büyük şehirleri ise Sarkel ve Tmutarakan olarak bilinmiştir. Günümüzdeki Astrahan şehrinin adının da Türk komutanı As Tarkan Yabgu’dan geldiği ifade edilmektedir.
Hazar Devleti’nin başında, Asena soyundan gelen bir hükümdar ailesi bulunmuştur. Hazarların ana kitlesini ise Göktürklerden ayrılan Oğur Türkleri oluşturmuştur.
Macar Krallığı’nı kuran Arpad boyunun da Hazarların bir kolu olduğu ifade edilmektedir. Arpadlar, Hazarların Kabar kolundan gelmiş; daha sonra Avrupa’ya göç ederek Hun ve Avar kalıntıları üzerinde Macar Krallığı’nı kurmuşlardır. Kabar Türklerinin, Çuvaş Türkçesini Macarlara öğrettikleri de belirtilmektedir.
Bugün Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın, “Biz Macarlar Hun Atilla’nın torunlarıyız.” sözünü sıkça dile getirmesi de bu tarihî bağlara örnek gösterilmektedir.
618-628 yılları arasında Hazar Devleti’nin hakanı Tong Yabgu olmuştur.
yüzyıla kadar hüküm süren hakanlardan bazıları şunlardır: Bulan, Obadiyah, Zekeriyya, Manasya, Benyamin, Hizkiya, Obaca, Menaşa, İshak, Sabülon, Nişi, Harun ve Hanuka.
yüzyılda ise Aaron, Yusuf ve David isimli hakanların adı geçmektedir.
Devletin resmî dili Türkçe olmuştur.
Hazar Devleti, yaklaşık 500 yıllık ömrüyle Türk tarihinin en uzun süre ayakta kalan devletlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Devlette putperestlik, Musevilik, İslam ve Hristiyanlık gibi farklı inançlar bir arada yaşamıştır. Hazar ülkesinde ticaret serbest olduğu için farklı milletlerden ve dinlerden topluluklar burada yaşamıştır.
Doğu Roma Bizans İmparatorluğu’nda Yahudilere yapılan baskılar nedeniyle birçok Musevi, Hazar Hakanlığı’na sığınmıştır. Bu durum, Museviliğin Hazarlar arasında daha fazla yayılmasına neden olmuştur.
Gazneli Sultan Mahmud’a ithaf edilen Hudûd el-Âlem adlı eserde, Hazar hükümdarlarının Asena soyundan geldiği ve kökenlerinin Orta Asya’ya dayandığı belirtilmektedir.
Bazı kaynaklara göre Hazarlar, Büyük Hun İmparatorluğu’na bağlı Türk boylarından biridir. 586 yılında Bizans kaynaklarında Hazarlardan doğrudan “Türkler” diye söz edilmiştir.
Türklerin İslamiyet öncesinde Tengricilik inancına sahip olmalarına rağmen, 740’lı yıllarda Hazarların önemli bir kısmı Museviliği kabul etmiştir. Bunun yanında pagan inançlar da Hazar ülkesinde yaygın şekilde varlığını sürdürmüştür.
Hazar Hakanlığı; güneyde Arap İslam Halifeliği, doğuda ve batıda ise Bizans İmparatorluğu arasında kaldığı için sürekli savaşlarla karşı karşıya olmuştur. Zaman zaman bir tarafla ittifak kurmuş, diğer tarafla savaşmış; bazen de her iki güçle aynı anda mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Hazarlar, devlet dini konusunda karar verirken İslamiyet’i kabul etmeleri hâlinde Bizans’la, Hristiyanlığı kabul etmeleri durumunda ise İslam Halifeliği ile karşı karşıya geleceklerini düşünmüşlerdir. Bu nedenle Museviliği devlet dini olarak benimsemişlerdir.
Zamanla hakan isimlerinin de Musevi isimleri hâline geldiği görülmektedir.
Hazar Hakanlığı’nın dağılma döneminde Hazarların bir kısmı Doğu Avrupa’ya göç etmiş, bu topluluklara daha sonra “Eşkenazlar” adı verilmiştir. Bir kısmı ise İran ve Kafkasya’da kalarak yerel halklarla kaynaşmıştır.
Azerbaycan’da yaşayan Dağ Yahudileri ile İran’a göç eden bazı toplulukların Hazarlarla bağlantılı olduğu yönünde çeşitli görüşler bulunmaktadır. İran’a göç eden bazı Türk topluluklarının zamanla İslamiyet’i kabul ederek Fars kültürü içinde eridikleri ve “Tat” adıyla anıldıkları ifade edilmektedir.
Tarih boyunca Yahudiler Avrupa’da ve Rusya’da çeşitli baskılarla karşılaşmış; ancak Türk devletlerinde çoğu zaman daha güvenli bir yaşam sürmüşlerdir. Osmanlı Devleti’nin ve Türk topluluklarının farklı milletlere karşı gösterdiği hoşgörü, tarih boyunca dikkat çekmiştir.
Bazı görüşlere göre İngiltere’deki Rothschild Hanedanı’nın da Eşkenaz kökenli olduğu ileri sürülmektedir. Hatta bazı çevreler tarafından bu toplulukların “İsrailoğulları’nın kayıp kabileleri” ile bağlantılı olduğu da iddia edilmektedir.
Evet efendiler, tarihimizi öğrendikçe ve araştırdıkça görüyoruz ki Türk milleti; savaşçı, devlet kurucu ve aynı zamanda insanlık değerlerine önem veren büyük bir millettir.
Aziz ve Büyük Türk Milleti, Biz Türkler geçmişte vardık, bugün varız ve gelecekte de var olacağız.
Varlığımız daim olsun.
Saygılarımla
Bahruz Reis Difai
Ekleme
Tarihi: 16 Mayıs 2026 -Cumartesi
HAZAR TÜRK DEVLETİ
HAZAR TÜRK DEVLETİ
Aziz ve Büyük Türk Milleti,
Biz Türkler, tarih boyunca Japon Denizi’nden Adriyatik Denizi’ne kadar devletler, imparatorluklar, hanlıklar ve beylikler kurmuş bir milletiz. Tarihin hangi sayfasına ve hangi milletin geçmişine bakarsak bakalım, mutlaka Türklerden söz edildiğini görürüz.
Bugün hakkında çeşitli tartışmalar bulunan Hazar Türk Devleti hakkında bilgi vermek isterim.
Bazı Rus ve Yahudi tarihçileri, Hazar Türk Devleti’ni Yahudilere veya başka milletlere bağlamak istemişlerdir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, tarihin köklü gerçeklerini silememişlerdir ve silemeyeceklerdir. Bu konuda Türkologlarımızın ve Türk tarihçilerimizin yaptığı araştırmalar sayesinde Türk tarihinin önemli bölümleri korunmuş ve günümüze ulaşmıştır.
Hazar Türk Devleti, Milattan Sonra 7. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar Aral Gölü’nden Kafkaslara, Van Gölü’nden Karadeniz havzasına, İdil Nehri’nden Dinyeper Nehri’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada hüküm sürmüştür. Bugünkü Rusya, Ukrayna, Derbent ve Doğu Avrupa’daki Macaristan topraklarına kadar yayılan yaklaşık 3 milyon kilometrekarelik büyük bir devlet olmuştur. 7. yüzyılda nüfusunun yaklaşık 1 milyon 400 bin olduğu belirtilmektedir.
Hazarların tarih sahnesine çıkışı, 6. ve 7. yüzyıllarda Göktürk İmparatorluğu’nun zayıflaması ve Batı Göktürk Devleti’nin yıkılmasından sonra gerçekleşmiştir. Göktürk Devleti, iç anlaşmazlıklar sonucunda Doğu Göktürk ve Batı Göktürk olarak ikiye ayrılmıştır.
Hazarların merkezleri Semender ve İdil olmuş; en büyük şehirleri ise Sarkel ve Tmutarakan olarak bilinmiştir. Günümüzdeki Astrahan şehrinin adının da Türk komutanı As Tarkan Yabgu’dan geldiği ifade edilmektedir.
Hazar Devleti’nin başında, Asena soyundan gelen bir hükümdar ailesi bulunmuştur. Hazarların ana kitlesini ise Göktürklerden ayrılan Oğur Türkleri oluşturmuştur.
Macar Krallığı’nı kuran Arpad boyunun da Hazarların bir kolu olduğu ifade edilmektedir. Arpadlar, Hazarların Kabar kolundan gelmiş; daha sonra Avrupa’ya göç ederek Hun ve Avar kalıntıları üzerinde Macar Krallığı’nı kurmuşlardır. Kabar Türklerinin, Çuvaş Türkçesini Macarlara öğrettikleri de belirtilmektedir.
Bugün Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın, “Biz Macarlar Hun Atilla’nın torunlarıyız.” sözünü sıkça dile getirmesi de bu tarihî bağlara örnek gösterilmektedir.
618-628 yılları arasında Hazar Devleti’nin hakanı Tong Yabgu olmuştur.
yüzyıla kadar hüküm süren hakanlardan bazıları şunlardır: Bulan, Obadiyah, Zekeriyya, Manasya, Benyamin, Hizkiya, Obaca, Menaşa, İshak, Sabülon, Nişi, Harun ve Hanuka.
yüzyılda ise Aaron, Yusuf ve David isimli hakanların adı geçmektedir.
Devletin resmî dili Türkçe olmuştur.
Hazar Devleti, yaklaşık 500 yıllık ömrüyle Türk tarihinin en uzun süre ayakta kalan devletlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Devlette putperestlik, Musevilik, İslam ve Hristiyanlık gibi farklı inançlar bir arada yaşamıştır. Hazar ülkesinde ticaret serbest olduğu için farklı milletlerden ve dinlerden topluluklar burada yaşamıştır.
Doğu Roma Bizans İmparatorluğu’nda Yahudilere yapılan baskılar nedeniyle birçok Musevi, Hazar Hakanlığı’na sığınmıştır. Bu durum, Museviliğin Hazarlar arasında daha fazla yayılmasına neden olmuştur.
Gazneli Sultan Mahmud’a ithaf edilen Hudûd el-Âlem adlı eserde, Hazar hükümdarlarının Asena soyundan geldiği ve kökenlerinin Orta Asya’ya dayandığı belirtilmektedir.
Bazı kaynaklara göre Hazarlar, Büyük Hun İmparatorluğu’na bağlı Türk boylarından biridir. 586 yılında Bizans kaynaklarında Hazarlardan doğrudan “Türkler” diye söz edilmiştir.
Türklerin İslamiyet öncesinde Tengricilik inancına sahip olmalarına rağmen, 740’lı yıllarda Hazarların önemli bir kısmı Museviliği kabul etmiştir. Bunun yanında pagan inançlar da Hazar ülkesinde yaygın şekilde varlığını sürdürmüştür.
Hazar Hakanlığı; güneyde Arap İslam Halifeliği, doğuda ve batıda ise Bizans İmparatorluğu arasında kaldığı için sürekli savaşlarla karşı karşıya olmuştur. Zaman zaman bir tarafla ittifak kurmuş, diğer tarafla savaşmış; bazen de her iki güçle aynı anda mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Hazarlar, devlet dini konusunda karar verirken İslamiyet’i kabul etmeleri hâlinde Bizans’la, Hristiyanlığı kabul etmeleri durumunda ise İslam Halifeliği ile karşı karşıya geleceklerini düşünmüşlerdir. Bu nedenle Museviliği devlet dini olarak benimsemişlerdir.
Zamanla hakan isimlerinin de Musevi isimleri hâline geldiği görülmektedir.
Hazar Hakanlığı’nın dağılma döneminde Hazarların bir kısmı Doğu Avrupa’ya göç etmiş, bu topluluklara daha sonra “Eşkenazlar” adı verilmiştir. Bir kısmı ise İran ve Kafkasya’da kalarak yerel halklarla kaynaşmıştır.
Azerbaycan’da yaşayan Dağ Yahudileri ile İran’a göç eden bazı toplulukların Hazarlarla bağlantılı olduğu yönünde çeşitli görüşler bulunmaktadır. İran’a göç eden bazı Türk topluluklarının zamanla İslamiyet’i kabul ederek Fars kültürü içinde eridikleri ve “Tat” adıyla anıldıkları ifade edilmektedir.
Tarih boyunca Yahudiler Avrupa’da ve Rusya’da çeşitli baskılarla karşılaşmış; ancak Türk devletlerinde çoğu zaman daha güvenli bir yaşam sürmüşlerdir. Osmanlı Devleti’nin ve Türk topluluklarının farklı milletlere karşı gösterdiği hoşgörü, tarih boyunca dikkat çekmiştir.
Bazı görüşlere göre İngiltere’deki Rothschild Hanedanı’nın da Eşkenaz kökenli olduğu ileri sürülmektedir. Hatta bazı çevreler tarafından bu toplulukların “İsrailoğulları’nın kayıp kabileleri” ile bağlantılı olduğu da iddia edilmektedir.
Evet efendiler, tarihimizi öğrendikçe ve araştırdıkça görüyoruz ki Türk milleti; savaşçı, devlet kurucu ve aynı zamanda insanlık değerlerine önem veren büyük bir millettir.
Aziz ve Büyük Türk Milleti, Biz Türkler geçmişte vardık, bugün varız ve gelecekte de var olacağız.
Varlığımız daim olsun.
Saygılarımla
Bahruz Reis Difai
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
