KARŞIYIZ KARŞI
KARŞIYIZ KARŞI
Yobazlığın her türlüsünü reddediyoruz.
Bağnazlığın hiçbir çeşitini hoş görmüyoruz.
At gözlüğünün atlara takılmasına bile karşıyız o kadar yani.
Bırakalım
herkes aynı şiirden farklı anlamlar çıkarsın,
herkes aynı şarkıyı bambaşka duygularla dinlesin,
herkes aynı roman kahramanında kendi hikâyesini bulsun,
herkes kendi bildiği yolda kendi türküsünü tuttursun,
herkes kendi enstrümanıyla kendi ritmini çalsın, kendi ezgisini söylesin ve ortaya çıkanın kaotik bir gürültü değil sihirli bir melodi olduğunu cümle âlem görsün,
kimse kimseyi kendisi gibi olmaya zorlamasın,
kimse kimseyi bir kalıba sokmaya uğraşmasın,
kimse kimseye kötü davranmasın,
kabalık yeryüzünden silinsin,
hayatımızda dikta olmasın,
çeşitliliğin hayata renk katmasının, insanlığa baharı getirmesinin önü açılsın,
fikirlerin usulünce çatışmasından doğan rahmet hepimizi kuşatsın,
hoşgörünün meltemi ruhlarımızı ferahlatsın,
anlayışın huzuru zihnimizi dinlendirsin,
insana ve insanlığa zarar veren bütün davranışlar öylesine yok olsun ki onları karşılayan kelimeler bütün dillerdeki sözlüklerden çıkarılsın, unutulup gitsin.
Çok mu zor?
Pek mi ütopik?
Fazla mı romantik?
Aşırı mı hayalperestçe?
Olsun!
İstemekle ne kaybederiz?
O ilk gençlik yıllarımızda okuduğumuz, hepimizi derinden sarsan Eylül’ünde kendi kafa karışıklığı yüzünden “Mümkün olmayan şeyi istemek bile bile reddolunmaktır.” diyerek moralimizi bozan Mehmet Rauf’a inat istiyor; “Olmayacak duaya ‘amin’ denilmez diyen atalarımıza muhalefet etmeyi de göze alıyoruz.
Günümüz dünyasındaki kafalar için belki de imkansız olan değişimin, dönüşümün, evrimin, tekamülün, inkılabın, inkişafın dalga dalga başladığına ve bu meallerdeki bütün kelimelerin bir gün mutlaka sözlük anlamlarının hakkını vererek hayattaki karşılığını bulacağına, insanlığın hak ettiği zirvelere ulaşacağına olan inancımız sonsuz.
Sevgi Karaman
Ekleme
Tarihi: 02 Mayıs 2026 -Cumartesi
KARŞIYIZ KARŞI
KARŞIYIZ KARŞI
Yobazlığın her türlüsünü reddediyoruz.
Bağnazlığın hiçbir çeşitini hoş görmüyoruz.
At gözlüğünün atlara takılmasına bile karşıyız o kadar yani.
Bırakalım
herkes aynı şiirden farklı anlamlar çıkarsın,
herkes aynı şarkıyı bambaşka duygularla dinlesin,
herkes aynı roman kahramanında kendi hikâyesini bulsun,
herkes kendi bildiği yolda kendi türküsünü tuttursun,
herkes kendi enstrümanıyla kendi ritmini çalsın, kendi ezgisini söylesin ve ortaya çıkanın kaotik bir gürültü değil sihirli bir melodi olduğunu cümle âlem görsün,
kimse kimseyi kendisi gibi olmaya zorlamasın,
kimse kimseyi bir kalıba sokmaya uğraşmasın,
kimse kimseye kötü davranmasın,
kabalık yeryüzünden silinsin,
hayatımızda dikta olmasın,
çeşitliliğin hayata renk katmasının, insanlığa baharı getirmesinin önü açılsın,
fikirlerin usulünce çatışmasından doğan rahmet hepimizi kuşatsın,
hoşgörünün meltemi ruhlarımızı ferahlatsın,
anlayışın huzuru zihnimizi dinlendirsin,
insana ve insanlığa zarar veren bütün davranışlar öylesine yok olsun ki onları karşılayan kelimeler bütün dillerdeki sözlüklerden çıkarılsın, unutulup gitsin.
Çok mu zor?
Pek mi ütopik?
Fazla mı romantik?
Aşırı mı hayalperestçe?
Olsun!
İstemekle ne kaybederiz?
O ilk gençlik yıllarımızda okuduğumuz, hepimizi derinden sarsan Eylül’ünde kendi kafa karışıklığı yüzünden “Mümkün olmayan şeyi istemek bile bile reddolunmaktır.” diyerek moralimizi bozan Mehmet Rauf’a inat istiyor; “Olmayacak duaya ‘amin’ denilmez diyen atalarımıza muhalefet etmeyi de göze alıyoruz.
Günümüz dünyasındaki kafalar için belki de imkansız olan değişimin, dönüşümün, evrimin, tekamülün, inkılabın, inkişafın dalga dalga başladığına ve bu meallerdeki bütün kelimelerin bir gün mutlaka sözlük anlamlarının hakkını vererek hayattaki karşılığını bulacağına, insanlığın hak ettiği zirvelere ulaşacağına olan inancımız sonsuz.
Sevgi Karaman
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
